İçeriğe geç

İzlerden Kalan

Bölüm 5 · 3 dk okuma

İzlerden Kalan

Bölüm 5

Bölüm 5: Hele Bi Gel

Sabah gözlerimi, pencerenin arasından süzülen güneş ışığıyla açtım.

Bir an nerede olduğumu anlayamadım.

Sonra tavana baktım.Beyaza boyadığımız tavan...

Duvarın köşesinde hâlâ Emre'nin yanlışlıkla sıçrattığı boya izi duruyordu.

İstemsizce gülümsedim.Artık yetimhanede değildik.Artık kendi evimizdeydik.

Yan taraftan hafif bir horlama sesi geliyordu.

Başımı çevirince Işık'ın battaniyenin içine tamamen gömüldüğünü gördüm.

Sadece saçları görünüyordu.

Sessizce yatağımdan kalkıp yanına yaklaştım.

"Işık..."

Cevap yok.

"Ampul..."

Yine cevap yok.

Gülmemek için dudaklarımı ısırdım.

Tam kulağına eğildim.

"Ev yanıyor!" Diye bağırdım anca böyle uyandırdı

Işık bir anda doğrulup panikle etrafına bakmaya başladı. Gerçekten yanan bir yer arıyor olmalıydı bu haline güldüm.

"Nerede? Nerede?"diye ayaklandı

Ben daha çok kahkahaya boğuldum bu hâlinin fotoğraf makinemde yer edinmesini isterdim

"Buldumm." diyerek ampulu gösterdim

"Sare!"

Yastığını kaptığı gibi bana fırlattı.Tam o sırada kapı açıldı.Emre elinde tava ile içeri girdi.

"Ne oluyor burada?"

Ben hâlâ gülüyordum.

"Işığı kandırdım."

Emre ciddi görünmeye çalıştı.

"Ampul yine patlamış demek."diyerek günlük şakasını yapmış bulundu

"Bana ampul demeyi bırak kaç kere adımın ışık olduğunu söyliyeceğim "

Cıkladı ve "Olmaz."diyerek ekledi

"Neden?"

"Çünkü çok sinir oluyorsun ve bu hâlin hoşuma gidiyor."

Işık bu kez yastığı Emre'ye fırlattı.Yastık doğruca tavaya çarptı.

Tavadaki yumurtalar yere düştü.

Üç saniye boyunca birbirimize baktık.

Sonra Emre dizlerinin üzerine çöktü.

"Kahvaltım... bu bana ve kahvaltıma yapılmış bir hakaret olarak algıladım"

Öyle dramatik söylemişti ki ben ve Işık yine gülmeye başladık.

"Siz gülün burda benim emeğim söz konusu."

"Ben açlıktan ölüyorum." diyerek konuyu dağıtmaya çalıştım

"Sadece üç yumurtaydı onlar benim geleceğimdi. Sağolsun Işık bunu mahvetti"

Bu hâline bakmak dışında elimizden bişey gelmedi bh sefer mutfağa biz Işıkla girdik.

Kahvaltıyı ikinci denemede yakmadan yapmayı başardık.

Masaya oturduğumuzda Emre sofraya bakarak göz gezdirdi beğenmiş olacak ki çayları o doldurdu

"Şu evde ilk resmi kahvaltımız. Ve ilk kahvaltıyı sizin elinizden yiyorum umarım zehirlenmem"

Gülerek bardağımı kaldırdım.

"Yeni evimize."

Işık da gülümsedi.

"Ailemize."

Üç bardak aynı anda tokuştu.

O an içimden sadece şunu geçirdim.

İyi ki onlar vardı. Onlar bilmesede içimden onların varlığına şükrederek çayımdan bir yudum aldım

Kahvaltıdan sonra evde iş bölümü yaptık.

Mutfak...Bulaşık...Çamaşır...Temizlik...

Emre hemen itiraz etti.

"Ben yemek yaparım. Hem okuduğum bölümün hakkını vermem lazım"

Ben ve Işık aynı anda ona baktık.

"Sen mi?"

"Ne var? bu işte olmasak üniversitesi için gastronomi bölümünü seçmezdim"

"Dün yumurtayı yere düşürdün."

"O küçük bir kazaydı ayrıca yumurta Işık yüzünden düştü"

Işık başını iki yana salladı.

"Hayır."

"Evet."

Işık kabullenmeyince. Emre söylenerek eline süpürgeyi aldı.

"Bu evde kıymetim bilinmiyor."

"Doğru hak ettiğin değeri alamıyorsun." diyerek omzuna dokundum.

"Çünkü çok konuşuyorsun."diye benim aksime Işık girdi araya bu da onların kavgalarının başlangıcı oldu

Öğleden sonra mahalleyi gezmeye çıktık.Sokağın köşesinde küçük bir bakkal vardı.

Hemen karşısında park...Biraz ileride ise eski bir kitapçı. Eskilere dair herşeyi seviyordum

Ben kitapçının önünde durunca Işık güldü.

"Daha dün kitapları dizdin."

"Eee? ne var ki bunda"

"Şimdiden yenilerini mi alacaksın?"

"Kitabın fazlası olmaz. Hem ikimiz de okuyoruz."

Emre araya girdi.

"Ampul, bırak kızı istediği kadar alsın."

"Bana ampul deme."

"Demeye devam edeceğim ."

"Bir gün seni..."

"Döveceksin değil mi doğru tahmin ettim."

"Evet." ne kadar sinrini bozsada inkar edemezdi

"Biliyorum çünkü seni iyi tanıyorum."

Akşam eve döndüğümüzde hepimiz yorgunduk.Salondaki halının üzerine oturduk.

Kutulardan çıkan son eşyaları da yerleştiriyorduk.

Tam o sırada eski bir fotoğraf albümü bulduk.

Yetimhanede çekilmiş fotoğraflar...

İlk bayramımız...

İlk okul günümüz...

Elif teyzenin yaptığı doğum günü pastaları...

Emre fotoğraflardan birini eline aldı.

"Şuna bak."

Hepimiz küçücük çocuklardık.

Benim saçlarım iki örgüydü.

Işık somurtuyordu.

Emre ise kameraya komik surat yapmıştı.

"Hiç değişmemişsin." dedim.

"Yakışıklılık doğuştan."

"Yok." dedi hemen Işık

"Var."

Işık fotoğrafı elinden aldı."Bak, burada da ampul gibi bakıyorsun."

"Sen de başladın birgün kabulleneceğini biliyordum"

Işık buna bi cevap vermdi sadece başını salladı ama bunu Emre görmedi bense tebessüm ettim

Gülüşmelerimiz bütün evi doldurdu.O gece ilk kez yeni evimizde uyuyacaktık.

Belki önümüzde nasıl bir hayat olduğunu bilmiyorduk.

Belki yarın ne olacağını da...

Ama bildiğim tek bir şey vardı.Artık aynı çatı altındaydık mutluyduk.

Ve bu, bana dünyadaki en güvenli yer gibi geliyordu bu güvenli yerden ayrılmak istemiyordum.

Bölüm sonu

2 yorum