Elif teyzenin odasının kapısını hafifçe tıklattım.
"Gel kızım."
İçeri girdiğimde Emre ile Işık çoktan gelmişti. İkisi de bana bakıp yer açtı.
"Ne oldu Elif teyze?" diye sordum.
Elif teyze derin bir nefes aldı.
"Aslında bunu söylemek benim için de kolay değil."
Üçümüz merakla birbirimize baktık.
"Siz artık büyüdünüz."
Emre kaşlarını çattı.
"Evet?"
"Emre yirmi, Işık on dokuz, Sare ise bugün on sekiz yaşına girdi."
Başımı salladım.
"Doğru."
"Artık üçünüz de reşitsiniz."
O an içime kötü bir his çöktü.
"Devlet kuralları gereği artık burada kalamazsınız."
Oda bir anda sessizleşti.
Ne diyeceğimi bilemedim.
Burası benim evimdi.
Çocukluğum...
Anılarım...
Her şeyim bu duvarların arasındaydı.
"Yani..." dedim kısık bir sesle.
"Gitmemiz mi gerekiyor?"
Elif teyze üzgünce başını salladı.
"Evet kızım."
Emre başını eğdi.
"Ama bizim gidecek hiçbir yerimiz yok."
"İşte tam da bu yüzden birkaç aydır sizin için uğraşıyorum."
Masasının çekmecesini açtı.
İçinden üç anahtar çıkardı.
Anahtarları avucunun içinde bize uzattı.
"Size küçük ama çok sıcak bir ev buldum."
Üçümüz aynı anda şaşkınlıkla birbirimize baktık.
"Ev mi?"
"Mahalle içinde, iki odalı. Kirası da uygun. İlk birkaç ay konusunda da size yardımcı olacağım."
Gözlerim dolmuştu.
"Elif teyze..."
"Artık kendi yuvanızı kurma zamanı."
Hiç düşünmeden ona sarıldım.
Arkamızdan Işık ve Emre de bize katıldı.
"İyi ki varsın." dedi Emre.
Elif teyze gözyaşlarını gizlemek için gülümsedi.
"Hadi bakalım."
"Yeni evinizi görmeye gidiyoruz."
Yarım saat sonra eski ama sevimli bir apartmanın önündeydik.
Elif teyze anahtarı kapıya taktı.
"Buyurun."
Kapı açılır açılmaz burnumuza eski ev kokusu geldi.
Duvarların boyası dökülmüştü.
Yerler toz içindeydi.
Mutfakta birkaç dolap vardı.
Salon küçüktü ama güneş alıyordu.
Ben pencereye yürüdüm.
Mahalleden çocuk sesleri geliyordu.
İçimde garip bir huzur oluştu.
"Bence çok güzel."
Emre şaşkınlıkla bana baktı.
"Nesi güzel?"
"Evin kendisi değil."
"Peki?"
"İlk kez gerçekten bizim olacak."
İkisi de sustu.
Haklıydım.
Burası sadece bir ev değildi.
Yeni başlangıcımızdı.
Ertesi sabah erkenden işe koyulduk.
Elif teyze boya kovalarını getirmişti.
Ben gazeteleri yerlere sererken Emre boya rulosunu kaptı.
"Bırakın ustanız çalışsın."
Işık kaşını kaldırdı.
"Hayatında duvar boyadın mı?"
"Hayır."
"Ee?"
"İlklerin heyecanı."
Beş dakika sonra...
"EMREE!"
Duvarın yarısı boyanmış, diğer yarısı ise tavana kadar sıçramıştı.
Emre masum masum bize baktı.
"Ne var?"
"Duvarı mı boyuyorsun, evi mi?"
Işık elindeki fırçayla ona doğru yürüdü.
"Gel buraya."
"Dur Ampul!"
"Bana ampul deme!"
"E adın Işık."
"Seni boyaya batırırım."
Ben kahkahama engel olamadım.
"İkiniz çocuk gibisiniz."
Bir saat sonra Emre'nin yüzünde beyaz boya vardı.
Işık'ın saçına mavi boya bulaşmıştı.
Benim de yanağım boya olmuştu.
Elif teyze bizi görünce gülmekten konuşamadı.
"Siz... evi mi boyadınız, birbirinizi mi?"
Öğleden sonra temizlik kısmına geçtik.
Camları ben sildim.
Mutfağı Işık temizledi.
Emre ise süpürgeyi eline alıp bütün evi dolaştı.
"Ben en zor işi yapıyorum."
"Yok canım." dedim.
"Sen sadece süpürgeyi gezdiriyorsun."
"Emek küçümsenmez Sarelle."
Işık gülerek ekledi.
"Emoş'un tek başarısı konuşmak."
"Çok kırıldım."
"Kırılma."
"Niye?"
"İş yap."
Akşama doğru ev sonunda yaşanacak hâle gelmişti.
Şimdi geriye tek bir mesele kalmıştı.
Odalar.
Evde iki oda vardı.
Bir odada iki tek kişilik yatak ve duvara yaslanmış büyük bir kitaplık vardı.
Diğer odada ise tek kişilik bir yatak bulunuyordu.
Emre hemen büyük odaya yöneldi.
"Tamamdır."
"Burası benim."
Ben ve Işık aynı anda kapının önüne geçtik.
"Hayır."
Emre şaşkınlıkla bize baktı.
"Neden?"
Işık gülümseyerek iki yatağı gösterdi.
"Çünkü burada iki yatak var."
Ben de kitaplığı gösterdim.
"Bir de kitaplık."
Işık'ın gözleri parladı.
"Kitaplarımızı buraya dizeriz."
"En üst raf benim."
"Olmaz." dedim.
"Neden?"
"Romantik kitaplarım orada duracak."
Işık kollarını bağladı.
"Fantastiklerim daha fazla."
Emre başını iki yana salladı.
"Daha eve taşınmadan kitaplık kavgası başladı."
"Sen karışma Emoş."
"Tamam Sarelle."
"Sen de Ampul'ü sinir etme."
Emre sırıtıp Işık'a döndü.
"Ne diyorsun Ampul?"
"Bana ampul deme!"
"Eee? Adın Işık."
"Seni odana kilitlerim."
"Benim zaten kendi odam var."
Üçümüz birden kahkahaya boğulduk.
Sonunda karar belliydi.
Ben ve Işık iki yataklı odada kalacaktık.
Emre ise tek kişilik odanın sahibi olacaktı.
Eşyaları yerleştirirken bir ara durup etrafıma baktım.
Artık burası gerçekten bizim evimizdi.
Belki yetimhaneden ayrılmıştık.
Ama ailem hâlâ yanımdaydı.
Ve bazen...
İnsanın evi, duvarlardan değil; içinde huzur bulduğu insanlardan oluşurdu