Günler birbirini kovalamaya başlamıştı.Yeni evimize alışmamız sandığımdan daha kısa sürmüştü.
Sabahları kahvaltıyı sırayla hazırlıyor, akşamları salonda oturup film izliyor, kitap okuyor ve hafta sonları mahallede dolaşıyorduk.
Hayat ilk kez bu kadar sakindi yada ben öyle hissediyordum. Belki de bu yüzden yaklaşan fırtınayı hiç fark etmemiştim.
O sabah telefonumun alarmıyla uyandım.
Saat 08.30
Mutfaktan tabak sesleri geliyordu. Benden önce kalkıp kahvaltıyı hazırlamaya başlamış olmalıydılar
Üzerime hırkamı geçirip salona çıktım.
Emre mutfakta yumurta kırmaya çalışıyordu.
Dikkatle...Oldukça dikkatle...
Yumurtayı tavaya değil, tezgâha kırdı. Hâlâ nasıl üniversitede gastronomi bölümünü seçtiğini anlamadım
Ben kahkahamı tutamadım.
Emre arkasını döndü.
"Günaydın."
"Günaydın da yumurta oraya mı kırılıyor?"
"Yanlışlıkla oldu."
Tam o sırada lavabodan Işık çıktı.
Saçları topluydu ama ayrılamamış gibiydi.
Gözlerini ovuşturarak mutfağa baktı.
"Yine mi?"
"Bana destek ol Ampul."
"Bana ampul demekten vazgeç."
"Eee, adın Işık."
"Ama bu ampul demeni gerektirmiyor "
Bir anda mutfakta küçük bir savaşı başladı.
Elif teyze bizi görse kesin,
"Siz hiç büyümeyeceksiniz."derdi ama bu halimizede mutlulukla bakardı
Kahvaltıdan sonra görev dağılımı yaptık her zaman ki gibi
Ben bulaşıkları yıkayacaktım ne kadar sevmem de
Işık çamaşırları asacaktı ve biliyordum ki Emre'nin çamaşırları yamuk asılacaktı
Emre ise markete gidecekti aslında dönüşümlü gideriz demiştik ama Emre kendini evin "reisi" olarak gördüğü için bu görevi kendi istedi
Tam çıkacakken bize döndü.
"Sarelle Ampul"
Işık cevapsız bıraksada
"Efendim Emoş?" diyen bendim
"Bir isteğiniz var mı?"
" Bı düşüneyim... Dondurma ve soğuk kahve Işık da çikolata ister"
"Sabah sabah ve ayrıca Işık Hanım niye kendi söylemiyor bana?"
"Evet sabah sabah. Bence senle konuşmamak da haklı kız o kadar bana Ampul deme demişti sana ama sen inatla Ampul demeye devam ettin"
"Bunu diyeceğimi hiç düşünmezdim ama galiba haklısın daha az Ampul derim."
Işık araya girdi.
"Bak hâlâ Ampul diyor istemiyor çikolata senden gider kendim alırım."
"Tamam kızma gelirim hattım neyse başka istediğiniz bişey var mı?"
Işık' la aynı anda "Kitap."dedik
"Hani birkaç gün önce beraber girdiğimiz sahaf vardı ya orda çok beğendimiz kitap vardı onu istiyoruz " dedim.
Emre derin bir nefes aldı. "Ben markete gidiyorum.Siz beni soyuyorsunuz bu evin reisliği yoruyormuş insanı."
Ben gülerek kapıyı kapattım. Işık da "Sanki git dükkanı al dedik" diye terslendi
Öğleye yakın kapı çaldı. Emre'nin geldiğini düşünüyorduk
"Ben açarım." diye kapıya koştum
Kapıyı açtığımda ellili yaşlarında bir adam vardı.Elinde kalınca kahverengi bir zarf tutuyordu.
"Burada Sare Alkan mı oturuyor?" diye sordu
Şaşkınlıkla sadece başımı sallamakla yetindim
"Evet. Sare Alkan benim" diyebildim
"Bunu size bırakmam emredildi."
"Kim gönderdi?"
"Bilmiyorum."
Adam bunu söyleyip arkasını döndü. Ona bu zarfı bırakması emredildiyse nasıl kimin gönderdiğini bilmiyor sormak istiyordum
Elimdeki zarfa baktım.Üzerinde sadece adım yazıyordu.
Sare Alkan.
Başka hiçbir şey yoktu.Kapıyı kapatıp salona geçtim. Hemen ardından tekrardan kapı çaldı yaşlı adamın geldiğini düşünmüştüm ama gelen Emre'ydi
Işık hemen yanıma geldi.
"Ne oldu kimdi o adam?"
"Bilmiyorum " diyebildim
Emre de market poşetlerini bırakıp yanımıza oturdu.
Zarfı masanın üzerine koydum. Üçümüz de ona bakıyorduk.
"Acaba ne var içinde?" dedi Emre.
Işık omzunu silkti.
"Açsana."
Elim nedense titriyordu.
İçimde tarif edemediğim garip bir his vardı.
Zarfı yavaşça açtım.İçinden eski bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta yeni doğmuş bir bebek vardı.
Küçücük...Beyaz bir battaniyeye sarılmıştı.
Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu.
"Bazı gerçekler, zamanı gelince ortaya çıkar."
Boğazım düğümlendi."Bu da ne"
Emre fotoğrafı eline aldı."Bebek..."
Işık kaşlarını çattı."Tanıyor musun?"
Başımı iki yana salladım.
"Hayır ilk defa görüyorum"
Emre o an demek istemese bile "O bebek sen olabilir misin Sare "
Sessiz kaldım şuan ne tepki vereceğimi bilmiyordum
Ama nedenini bilmediğim bir şekilde...O fotoğrafa bakarken kalbim sıkışıyordu.
Sanki yıllardır aradığım bir şey gözlerimin önündeydi.
Ve ben bunun nedenini bilmiyordum.
O gece uzun süre uyuyamadım.
Fotoğrafı defalarca elime aldım. Emre'nin dediğini düşündüm
Arkasındaki cümleyi tekrar tekrar okudum.
"Bazı gerçekler, zamanı gelince ortaya çıkar."
Kim göndermişti?
Neden şimdi?
Ve en önemlisi...
Bu bebeğin benimle ne ilgisi vardı? Gerçektende ben olabilir miydim
Pencereden dışarı baktım.
Sokak lambasının ışığı odama vuruyordu.
İçimde garip bir huzursuzluk vardı.
Sanki hayatımın kapısı yavaşça aralanıyordu.
Ve ben...
O kapının ardında beni neyin beklediğini bilmiyordum.
