İçeriğe geç

İZLER KARADENİZ

Bölüm 4 · 7 dk okuma

İZLER KARADENİZ

Bölüm 4

4.BÖLÜM:SESSİZLİK OPERASYONU

Bazı operasyonlar silah istemezdi.

Sadece zeka ve sabır gerekirdi.

Hedef bellidir,strateji bellidir ve sadece saldırıya geçersin.

Ama kurşun sesli olan değil zekanın sesi olan.

...............................................................................................

Yapılan toplantıdan yaklaşık yarım saat geçmişti.

Ve bu yarım saat içinde operasyon hakkında konuşmuştuk.

Yüzbaşı Demirdağ en sonunda bize döndü.

"Bugün saat gece 11 de herkes hazır olsun."

"Emredersiniz komutanım."

Tuna

"O zamana kadar serbestsiniz,istediğinizi yapın ama 11 de herkesi burda istiyorum."

Yüzbaşı Demirdağ toplantı odasından çıkınca yüzbaşı Alpkan da çıkmıştı.

Mert

"Oh be sonunda operasyon."

Derin bir nefes aldı.

Bora sırtını sandalyeye yasladı.

"Yanlız çatışma olmayacak."

Fırat ayağa kalkarak.

"Olsun operasyonun her türü makbuldür."

Defne

"Çatışmalı olmamasına üzüldüm doğrusu."

Damla büyük bir tebessümle.

"Eee artık beni anlamaya başlamışsınızdır."

Sanırım Damla masa başında çalışıyordu.

Çınar

"Gerçekten siz nasıl dayanıyorsunuz Damla komutanım ya."

Damla

"Aslında masa başını sevdiğim için seçmiştim ama sizinle sahaya da inip orda sırt sırta savaşmayı da çok isterdim."

Bora Damla'ya dönerek.

"Şimdi ki operasyon da varsın...sevinmelisin."

Damla da Bora'ya dönerek.

"Haklısınız Bora Üsteğmenim ama çatışmalı olmayacak...maalesef."

"İlk defa daha işini seven bir masa başı kişisini görüyorum."

Damla

"E biz Komarız diğerlerine pek benzemeyiz."

Farklı oldukları zaten kesindi.

Bir örnek görerek söylemiyordum bunları.

İlk baktığımda farklı hissetmiştim.

Sanki Komar ilk timimmiş gibi hissetmiştim.

09/02/2026~Saat:22.55

Saatin daha 11 olmasına 5 dakika vardı ama bütün tim burdaydı.

Son kez operasyonun üzerinden geçmiş ve yerlerimizi iyice belirlemiştik.

Tuna

"Tim çıkıyoruz."

Komardan çıktıktan sonra bahçede park halinde duran arabanın yanına gittik.

Albay Ali arabanın önünde durmuş bizim gelmemizi bekliyordu.

Hepimiz tek tek sıraya girdikten sonra yüzbaşı Demirdağ konuştu.

"Komar timi operasyona hazırdır komutanım."

Albay Ali

"Rahat Demirdağ."

Hepimize göz gezdirdi.

"Bu sefer ki ooerasyonunuz diğerleri gibi silahlı değil zekalı her şeyden önce bunu bilmelisiniz çocuklar."

Arabanın önünden çekildi ve bizim karşımıza geçti.

"Getirin o bilgisayarı buraya."

"Emredersiniz komutanım."

Tuna

"Tim arabaya bin."

Hepimiz arabaya bindikten sonra araba çalıştı.

Büyük demir kapı açıldı ve dışarıya çıktık.

Yollar gecenin karanlığında akıp gidiyordu.

Arabanın içine baktım.

Herkes pür dikkat yola odaklanmıştı.

Yalan söyleyemem böyle timle hareket etmeyi özlemiştim.

Bir de silahlı,kurşun sesli bir çatışma olsa...

Her ne kadar tek tabanca takılmayı sevsem de bazen insan yanında bir silah arkadaşı olmasını istiyordu.

Eski timim...

Bensiz devam ediyordu.

Timimde ki herkesi severdim.

Son yaşanan olaylardan sonra bir kişi hariç.

Bir daha onunla karşılaşmak istemezdim.

Çünkü kendisi benim timden gitmem için elinden gelen herşeyi yapmıştı.

En sonunda başka bir time aktarılmama sebep olmuştu.

Şu an yeni timim yani Komar timi hakkında fazla bilgim olmadığı için konuşmazdım.

Daha tanışalı bir gün bile olmamıştı.

Ama gözlemlerime göre iyi anlaşacağımı düşünüyordum.

Düşüncelerimden beni uzaklaştıran ise arabanın durmasıydı.

Araba durduğunda hepimiz indik.

İner inmez araba hızla uzaklaştı.

Şu an da mahallede ki bir apartmanın önündeydik.

Yüzbaşı Demirdağ bize döndü.

"Konuştuğumuz gibi herkes kendi yerine geçecek...gelecek ikinci bir emre kadar kimse yerinden kıpırdamayacak."

"Emredersiniz."

Sesimiz kısık ama kendimizden emin bir şekilde çıkmıştı.

Tuna

"Kaan,Defne ve Damla siz benimle eve giriyorsunuz."

Üçü de başını salladı.

Tuna

"Bora ve Fırat siz ikiniz de ön kapıda bekliyorsunuz."

İkisi de.

"Emredersiniz."

Dedi.

Tuna

"Mert sen de karşı apartmanın terasına çık,kendine uygun bulduğun bir yere kurul ve apartmanı gözle."

Mert

"Emredersiniz..."

Mert elinde bir termal kamera ve nişancı silahıyla karşı apartamana doğru ilerledi.

En son bana döndüğünde.

"Asel ve Çınar siz ikiniz de arka kapıya bakın."

"Eğer kaçmaya kalkışırsa arka kapıdan kaçmak isteyecek siz de engel olucaksınız."

Çınarla ikimiz başımızı salladık.

Tuna

"Fazla dikkat çekmemeye çalışın."

Etrafına baktı.

"Karanlık olması bizim için büyük bir avantaj ama yine de tedbirli olmalıyız."

"Emredersiniz."

Herkes görev yerlerine hızlıca geçti.

Apartmanın bahçesinden arka kapıya çıktık ve fazla ışık gelemeyen bir yere geçtik.

Çınar

"Komutanım?"

"Noldu Çınar."

Çınar

"Size birşey sorabilir miyim?"

"Sor."

Çınar

"Siz İzmirli misiniz?"

Açıkçası böyle bir soru beklemiyordum.

Neden geldiğimi falan sorar diye düşünüyordum.

"İzmirliyim...niye sordun ki?"

Çınar çapkın bir sesle.

"İzmir'in kızları bir başka olur derlerdi inanmazdım...ama sizi görünce anladım."

Güldüm.

Kısa bir gülüştü.

"İltifatın için teşekkür ederim Çınar ama şu an operasyondayız."

Çınar

"Peki son bir soru sorsam?"

Ona baktım.

Meraklı bir çocuktan farkı yoktu.

"Sor...sor."

Çınar cevabım karşısında hızla soruyu sordu.

"İzmirli bir arkadaşınız var mı?"

Ne diyordu bu çocuk?

"Hayır...yok."

Çınar

"Anladım..."

Bir dakika üzülmüş müydü?

Güldürme beni Çınar!

"Ama olursa bana haber eder misiniz?"

Derin bir nefes verdim.

"Ederim...şimdi işimizi yapalım."

Bir daha da soru sormadı.

İkimiz de sustuk.

Saniyeler dakikalara dakikalar saatlere dönüşüyordu.

Ama hiçbir şey olmuyordu.

Sırtımı duvara yasladım.

Soğuktu.

Olsun soğuk iyidir diye düşündüm ve yaslanmaya devam ettim.

Zaten hava da soğuktu duvar soğuk olsa ne olur.

...............................................................................................

Kemiklerim uyuşmuş,gecenin soğunu artık hissetmiyordum.

Saat 12'ye geliyordu.

Etraf sessizdi.

Sadece yoldan geçen arabaların sesleri duyuluyordu.

Kulağıma gelen ses Mert'in sesinden başka birşey değildi.

"Komutanım bir araç mahalleye girdi."

Fırat

"Apartmana yaklaşıyor."

Uzun bir süre kimse konuşmadı.

Kaan

"Durum raporu nedir?"

Bora

"Araç park halinde ama içinden kimse çıkmadı."

Bir süre daha ses gelmedi.

Fırat

"Bir adam indi...apartamana yaklaşıyor."

Tuna

"Fazla dikkat çekmeyin...hiçbir şeyden şüphelenmesin."

Bora

"Tamam...adam apartamana girdi."

Tuna

"Mert?"

Mert

"Şu an merdivenlerde..."

"Sizin olduğunuz kata doğru ilerliyor."

Defne

"Aradığımız adam olabilir mi?"

Tuna

"Büyük ihtimalle."

Mert

"Defne komutanım haklısınız...şu an da sizin olduğunuz dairenin önünde."

Kaan

"Anahtar sesi geliyor...doğru adam."

Ardından bütün sesler kesildi.

Hiç kimse konuşmadı.

Çınar

"Komutanım?"

Tuna

"Söyle Çınar."

Çınar

"İyi misiniz?"

Kaan

"Tabi ki de...bizim iyi olmadığımız gün mü var."

Gülme sesleri geldi.

"Anladığım kadarıyla adamı şu an önünüzde ve sandalyeye bağlı...doğru mu?"

Tuna

"Doğru anlamışsınız üstegmenim."

Damla

"Adam yakalandı ama bu bilgisayar...resmen labirent gibi."

Bora

"Nasıl yani?"

Damla

"Şifre...adam şifreyi söylemiyor."

Bir vurma sesi geldi.

Defne

"İnat edip duruyor."

"Başka yolu yok mu?"

Damla

"Var...ama..."

Bora

"Ama?"

Damla

"Değişik...satranç oyunu var ve satranç oyununu kazanırsan bilgisayar açılıyor ama kaybedersen... bütün veriler siliniyor."

Fırat

"Oynarsak kazanabiliriz."

Damla

"Emin değilim...riske sokmakta istemiyorum."

Mert

"Sizi bölmek istemezdim ama...bir sorunumuz var."

Tuna

"Ne?"

Mert

"Bir araba daha mahalleye girdi ve...içinde iki kişi var."

Kaan

"Buraya mi geliyorlar?"

Bora

"Apartmanın önündeler...ve birisi arabadan indi."

Fırat

"İçeriye girdi...diğeri beklemede."

Kaan

"Mert?"

Derin bir nefes verme sesi geldi.

"Komutanım...dairenin önünde."

Bir saniyeliğine bütün sesler gitti.

Mert

"Komutanım adam içeri de sizin olduğunuzu anladı...kaçıyor."

Tuna

"Bora ve Fırat arabada ki adamı siz hallediyorsunuz...diğer adamı da Asel ve Çınar sizde."

"Tamam."

"Mert adam nerden kaçıyor"

Mert

"Bora komutanımı gördü...mahallenin çıkışına doğru gidiyor."

Çınar

"Tamamdır."

Hızlıca arka kapıdan çıkarak mahallenin çıkışına doğru koştuk.

Nerde bu adam?

Çınar'ın sesiyle oraya doğru baktım.

"Komutanım güney yönünde kaçıyor."

Rüzgar saçlarımı savururken Çınar'ın söylediği yere doğru koşmaya başladık.

Görüş açıma kovaladığımız adam girince hızımı daha da arttırdım.

"Çınar ikiye ayrılırsak daha hızlı yakalarız."

Çınar

"Tamam...ben arkadan dolaşıyorum."

Çınar yanımdan ayrılıp arkaya doğru giderken adam kalabalık bir yere doğru ilerledi.

Kalabalıkta bulamayacağımızı sanıyor.

Ah ama çok yanılıyor.

Kalabalığa girdiğimizde herkes bana engel olmaya ant içmiş gibi önüme geliyordu.

Çarptığım kişiler arkamdan bağırıyor bana birşeyler söylemeye çalışıyorlardı.

Ama şu an da hiç biri umrumda değildi.

Şu an tek odağım o adamı yakalamaktı.

Ayrıca bu saatte bu kalabalıkta neydi?

Kalabalıktan çıkıp rahat bir nefes aldım diyecekken önümde adamın olmadığını farkettim.

Hayır,hayır,hayır.

Bu oluyor olamazdı.

Elimi beline koymuş öylece boş boş bakarken başımı sağa çevirdim.

İyi ki de yapmıştım.

Adam tekrardan görüş açıma girmişti.

Zafer kazanmış gibi gülümsedim ve koşmaya devam ettim.

Rüzgar saçlarımı tekrar arkaya doğru savurdu.

Kovaladığım kişi sola sapınca ben de sola saptım.

Ana yola doğru gidiyordu.

Mesafeyi kapatmak için daha da hızlandım.

Artık ayaklarımı hissetmiyordum.

Yoldan hemen karşı tarafa geçti.

Ona bakmaktan sağa sola bakamadım ve ben de yola atladım.

Arabaların korna sesi duyuluyor,kimileri bağırıyordu.

Karşı kaldırıma ayak basınca adamın el yaptığını gördüm.

Napıyordu bu zekasını sorguladığım?

İleriden gördüğüm sarı bir araçla ne yaptığını anladım.

Taksi hah.

Bana baktıktan sonra taksinin arka koltuğuna bindi.

Şoför tam gaza basacakken taksinin önüne atladım.

Taksici camdan başını sarkıtıp.

"Ula deli misun...niye fırlayasun yola?"

Taksici cümlesini söylerken ben çoktan arkadan kaçmaya çalışan adamı yakasından tutmuştum.

Adamı yaka paça götürürken durdum.

Arkamı döndüm.

"Haklısın...deliyim."

Ana yoldan çıkıp geldiğim yerden geri gidiyordum.

Karşıma çıkan Çınar ile duraksadım.

Çınar önce bana daha sonra adama baktı.

Çınar

"Vay komutanım hızlısınız."

"Hızlı olmazsak yanarız."

Çınar başını saklayarak.

"Haklısınız komutanım...isterseniz ben alayım."

"Yok ya götürürüm."

Apartmanın önüne geldiğimiz de büyün tim oradaydı.

Kaan

"Vay...vay kaçak sonunda gelebildin."

Ardından Çınarla ikimize baktı.

"Ama çok uğraştırmışsın bizimkileri."

Mert cıkladı.

"Cık...cık olmaz"

Fırat

"Bence pek uğraştırmışa benzemiyor...Asel komutanım ve Çınar gayette iyi gibiler."

Mert

"Olan bizim kaçağa olmuş."

Herkes gülmeye başlarken Mert elinde ki adamı aldı ve kelepçeyi bağlayıp başka bir arabaya bindirdi.

Yüzbaşı Tuna hepimize tek tek baktı.

"Tebrik ederim tim...güzel bir operasyondu."

Bana baktı.

"Kaçan birisi olmasına rağmen onu tekrar yakaladık."

"Herkes arabaya."

Bizi bırakan arabaya tekrar bindik.

Yakaldığımız kişiler ise küçük bir arabaya binip gönderilmişti.

Eskisi gibi timle beraber bir operasyona katılmanın verdiği mutlulukla ve tabiki de en önemlisi başarılı geçmesinin mutluluğuyla askeriyeye geri dönüyorduk.

Bu operasyon sadece küçük bir yap-boz parçasıydı.

Asıl olacaklar bundan sonra başlıyordu.

Daha fırtına başlamadı.

Fırtına öncesi rüzgar başlamıştı.

Bölüm sonu

2 yorum

  • Beklentimin çok üzerinde, gerçekten mükemmel bir kitap. Hikaye öyle akıcı ki kesinlikle okumalısınız.

    1Yanıt
  • Asıl olacaklar bundan sonra Çok iyi bölüm İnşallah kitabın ömrü uzun olur

    1Yanıt