Bugün hava diğer günlere kıyasla daha güneşliydi.
Güneş enerjisini herkese yayıyor pozitif enerji veriyordu.
Normalde böyle yok pozitif enerji yok negatif enerji gibi şeyleri anlamazdım.
Hatta 'bugün çok negatifisin' diyen kişileri sevmezdim.
Yani ne saçma.
Ya bir insan mutlu zamanı vardır ya da mutsuz.
Gerek yok öyle pozitif negatif işlere.
Nerden geldim bu konuya?
He doğru Güneşin verdiği pozitif ışık.
Yani başka şekilde de söylenebilir.
Ama insanoğlunun kelime dağarcığı çok az miktarda olduğu için hemen kolaya kaçıyordu.
Tabi ben de kaçıyordum doğru söylemek gerekirse.
Ne yapalım biz insanoğlu degilmiyiz?
Herşeyin kolayına kaçarız.
Her gün sinirlenmek için birşey bulurdum.
Ahanda bugün yine buldum.
Konusu ne pozitif enerji!
Aman ne güzel.
Aslında şimdi farkettim de konunun pozitif enerji ile alakası yok.
Anlayana çok şey anlatır bu dediklerim ama nerde beni anlayan kişi?
Yok yani bir kişi de bu kızı anlamıyordu.
Ya da anlamak istemiyordu.
Bak işte yine kolaya kaçmak değil miydi bu?
Düşüncelerim arasından beni ayıran Komar'a gelmiş olmamdı.
Şükür gelmiştim de bu saçma düşüncelerimden ayrılmıştım.
Aslında düşüncelerim saçma değildi...yani bir kısmı hariç tabi.
Severdim böyle konuşmayı.
Sanki bana filozof.
Kendimle de çok çelişirim.
Neyse bu konuya başka zaman değinirdim.
Çünkü şu an da koltuklara yayılmış beş kişiye bakıyordum.
İç sesimle olan kavgamdan çok uzak bir seste.
"Günaydın."
Dedim.
"Günaydın."
Diye gelen seslerden sonra ben de tekli koltuğa geçtim.
Damla ayağa kalkarak.
"Kahve yapıcağım içmek isteyen var mı?"
Çınar
"Kahve mi...çay olsa?"
Fırat başını kitaptan kaldırarak.
"Şöyle tavşan kanı bir çay fena olmazdı."
Mert
"Çınar kardeşim git yap çayını ver Fırat'a da...tamam mı?"
Çınar
"Ben niye yapıyorum Fırat yapsın."
Mert
"Yav adam elinde kitap okuyor,kalk sen koy boş boş oturuyorsun."
Çınar ellerini göğsünde bağlayarak.
"Sen koy o zaman."
Mert
"Ben çay içmeyecem,içmek isteyen koysun."
Ardından gülümseyerek Damla'ya baktı.
"Komutanım bir kahvenizi alırım."
Çınar ters ters bakışları Mert'in hiç umrunda değildi.
"Vay gavur kahve içecek ha."
Damla
"Ya sabır kahve içen şimdi niye gevur oluyor?"
Çınar
"Bir kere o gevur değil gavur a ile."
Damla sabır çeke çeke tezgahın başına gitti.
Çınar tekrar koltukta yayılmıştı ki gözleri bana kaydığında tekrar dikleşti.
"Komutanım siz ne içersiniz?"
Damla benim yerime konuşup.
"O da kahve içecek."
Çınar
"Ya ben üsteğmenime sordum."
"Komutanım..."
"Kahve içerim."
Çınar'ın düşen suratıyla Damla'nın kahkahsını duydum.
Ayağa kalkıp tezgaha yani Damla'nın yanına gittim.
"Damla?"
Damla
"Hıh?"
"Diğerleri nerde?"
Onlar orda çay mi kahve mi diye tartışırken ben etrafa bakmıştım ama kimseyi görmemiştim.
Damla dolaptan fincanları çıkarıp.
"Tuna yüzbaşım ve Kaan yüzbaşım Albay'ın odasından."
"Defne ve Bora da dünkü adamın sorgusunda."
Kafamı anladım dercesine salladım.
"Napıyorsunuz bakalım?'
Duyduğum ses ile kafamı çevirdim.
Gelen Defneydi.
Arkasından Bora da geliyordu.
Çınar
"İyidir kraliçe öyle oturuyorduk."
Sonra bize bakıp.
"He bir de bunlar çay yapmıyor kahve yapıyor."
Diye küçük bir çocuk edasıyla konuştu.
Mert
"Sen bizi Defne komutanımamı şikayet ediyorsun lan."
Çınar Mert'i duymamazlıktan gelerek Defne'ye baktı.
"Çay içmeyelim mi şimdi."
Dudaklarımı birbirine bastırdım.
Resmen o kadar iyi çocuk rolü yapıyordu ki sadece ses duysam gerçek bir çocuğun sesi zannederdim.
Defne bize dönüp.
"Kahve mi...neyse ben çay demliyorum hemen."
Defne çaydanlığın yanına doğru gitti.
Damla cezveye kahve koyarken sordu.
"Sorgu odasında noldu?"
Defne iç çekerek.
"Adam konusmamakta kararlıydı ama konuştu."
Ardından bize döndü.
"Yani artık şifreyi biliyoruz."
Damla
"Şifre ne o zaman?"
Defne cebinden bir kağıt çıkarıp Damla'ya uzattı.
"Bu...ama."
Sustu.
"Ama?"
Defne
"Ama şöyle bir sorunumuz var belgelerin bazıları şifreliymiş sanırım."
Sonra Damla'ya baktı.
"Neyse sen halledersin zaten o yüzden fazla takılmaya gerek yok."
Damla gülerek.
"Tabi...yapamayacağım hiçbir şey yok."
Defne bana bakıp.
"Sen de mi kahve içiceksin?"
Kafamı salladım.
Defne
"Off her neyse sana da çay koyarız onu da içersin."
Damla fısıldayarak.
"Heh çay aşığı bir insan resmen...başka birşey aramıyor."
Damlayla ikimiz gülerken Defne gözlerini devirdi.
Damla kahvemi önüme doğru iterken diğer iki fincanı da alıp koltuklara gitti.
Birisini Mert'in önüne koydu diğerini de kendi önüne koyarak koltuğa oturdu.
Masaya kahvesini koydu ve hemen bilgisayarı açıp şifreyi girmeye başladı.
Bu time geleli bir hafta ya olmuştur ya da olmamıştır.
Her ne ise günlere veya sayılara takılmaya gerek yoktu.
Bu timle tanıştığımdan beri ilk üç özelliklerini hemen söyleyebilirdim.
1.Çalışkan olmaları.
2.Korkusuz olmaları.
3.Disiplinli olmaları.
Bu üç özelliği geldiğimden beri çok net bir şekilde görmüştüm.
Kahkalar devam ederken bir ses duyduk.
Kaan
"Ooo bakıyorum da keyfiniz yerinde."
Çınar
"Her zaman ki halimiz komutanım...ne eksik ne de fazla."
Kaan'ın arkasından Tuna geldi.
Kaan biraz daha gülümseyerek bize bakarken Tuna ciddiyetinden taviz vermiyordu.
Sanırsın buz dağı.
Tuna Damla'ya baktı.
"Bilgisayar'ın şifresini aldın mı?"
Damla
"Evet komutanım."
Tuna
"Güzel."
Damla
"Ama bir sıkıntı var."
Yüzbaşı derin bir nefes verip.
"Ne zaman olmadı ki."
Damla
"Bilgisayar da sadece üç dosya var."
"Ve bunların üçü de farklı bir şekilde kodlanmış...yani en basitinden şöyle söyleyeyim dosyaları açmak için de şifre gerekli."
Kaan kaşlarını çatarak.
"Başka yolu yok mu?"
Damla
"Var ama..."
"O da biraz riskli."
Bora
"Ne kadar riskli?"
Damla
"Dosyaları silecek kadar riskli."
Kaan
"Nedir yol?"
Damla
"Kodlamayı kırmak,tek bir hatada silinilebilme özelliği kodlanmış."
Tuna
"Damla o dosyalar bize lazım;çok büyük bir darbeye hazırlanıyolar ve bu dosyalar da bu darbenin ana hatlarını çizen belgeler olabilir."
Damla
"Emredersiniz komutanım."
...
Defne
"Ayyy yeter artık kaç saattir tik tak tik tak kafamız şişti burda."
Defne'ye katılıyordum.
Fırat ve Çınar sırf bir iddiaya girdiği için bir saatir masa tenisinde oynuyorlardı.
Ve oyunda hiç bitmiyordu.
Damla da onların gürültü hali yüzünden bilgisayar odasına gidip dosyalarla uğraşmakla meşguldü.
Mert
"Vallaha beyler kim kazanırsa ben onunlayım."
"Baştan söyleyim.Sonra darılmayın haa."
Kaan
"Biraz taraflı ol be kardeşim hadi Fırat yen şu çapkın sarıyı."
Bora
"Asıl Çınar yenecek bizim hafızı."
Mert
"Ve son tur."
Kaan
"Artık kim kazanırsa sayı onundur."
Onların bu hallerini görmek yüzümde tebessüm oluşturmuştu.
Sanki yıllardır tanıyormuşum hissiyatı veriyorlardı.
Fırat eline aldığı tenis topuyla.
"Haydi bismillah."
Diyip topu fırlattı.
Çınar topu karşıladı ve gönderdi.
Fırat da tekrar atmaya başladı.
Maç böyle böyle devam ederken Fırat sola geçip sağ taraftan vurunca Çınar neye uğradığını şaşırmıştı.
Kaan
"Ve kazanan hafız."
Mert
"Bravo kardeşim ben zaten en baştan beri seni destekliyordum."
Defne
"Ne demezsin en büyük destekçin."
Kaan
"Üsteğmenim bakıyorum da sesiniz soluğunuz çıkmıyor."
Bora Kaan'a bakıp.
"Diğer maça saklıyorum."
Mert
"Bak işte kaybedenlerin en sık söylediği laf."
Bora
"Görücez bakalım bir hafta sonra maç var unutmadınız değil mi?"
Mert
"Biz her zaman hazırız."
Kaan
"Hee hazırsınız da bir şampiyonluğunuzu da göremedik."
Mert hızla sıvışmak için konuyu değiştirip.
"Ee yemeği ne zaman yiyoruz."
Çınar
"Tamam lan hakkımla kaybettim hepinize yarın öğlen yemek söylüyorum."
Telefonumun melodisini duymamla telefonu elime aldım.
Aramaya bakıp hızlıca dışarı çıktım.
Aynur teyze arıyordu.
Telefonu açıp.
"Aynur teyzecim."
"Kızım iyisin değil mi?"
"İyiyim iyiyim."
"Sen nasılsın?"
"İyi kızım işte."
Sıkıntılı bir nefes verdi.
"Herşey yolunda mı?"
Çünkü Aynur teyze bir sebep olmadığı sürece beni meşgul etmezdi.
Sevmezdi meşgul etmeyi.
"Kızım...nasıl desem..."
"Bir çocuk geldi bugün seni sordu."
"O çocuktu...hani...hani beni tanıştırdığın çocuk varya o geldi."
"Nereye gitti dedi bilmiyorum dedim."
"Aranızın bozuk olduğunu söylediğin için demedim."
"İyi yapmışmıyım?"
Kimin geldiğini şimdiden anlamıştım.
Anlamadığım niye geldiğiydi?
"Kızım orda mısın?"
Düşüncelerimden çıkıp.
"İyiyim teyzem."
"Sen beni merak etme kapını da iyice kilitle tanımadığın kişilere de kapıyı açma."
"Tamam kuzum."
Telefonu kapattıktan sonra düşündüm.
Gerçekten bunca yıl sonra beni mi görmeye gelmişti.
Gelmişti ama niye gelmişti?
~Arkadaşlar bir sonraki bölüm baya heyecanlı olacağı için böyle tatlış bir bölüm olsun istedim.
~Nasıl sevdiniz mi Komar timini?
~Timin eğlenceli geçtiği kısımları yazmak benim için çok eğlenceliydi.
Umarım sizin içinde öyledir.
~Sizce Asel'i Aynur Teyzeye soran kim?
Tahminlerinizi bekliyorum.
~Asıl bomba 6. bölüm de.
Takipte kalın.
