İçeriğe geç

İtiraf •BxB•

Bölüm 14 · 4 dk okuma

İtiraf •BxB•

Bölüm 14

Part 7

Biz tanışalım neredeyse 2 hafta olmuştu ve Efe'yle bir flört etme durumunun tam ortasındaydık. Bu sefer Efe bana bir sufle yapımı videosu atmıştı. Ardından da "Sana kendi ellerimle bundan yapayım mı 😋?"

diye yazmıştı.

Sırıtarak şöyle yazdım:

"Yaparken tatlılığınızı da katmayı unutmayın Efe bey.." diye yazdım ona.

Mesajıma "❤️" ifadesi bıraktı. Ve şöyle yazdı:

"Sen nasıl istiyorsan aşçıbaşı.."

Bana böyle sevimli hitaplarda bulunması çok hoşuma gidiyor.. Ya yeterki o istesin, aşçıbaşın olmak çok kolay..

Yine yüzümde bir sırıtışla şunu yazdım:

"Nolur bu kadar şapşal olma sevgili yardımcım..☺️"

"Neden? Senin yüzünü yine kızarttım mı yoksa.."

Daha önceden benim yanaklarımın kızarışlarını gözünden kaçırmamıştı o halde.. Sorgulamadım. Yazdım:

"Artık kızarma diye bir refleksimin olduğunu sanmıyorum lol.."

Bu mesajı attıktan sonra annem beni fırından ekmek almam için çağırdı. Bende hemen kapıyı açtım ve ayakkabılarımı giyip apartmanın merdivenlerinden aşağıya indim. Ben gidip gelene kadar Efe de bana yazar diye düşündüm..

(Efe'nin ağzından)

Ben mutfağa geçip sufle tarifi için malzemeleri teker teker tezgaha koyarken bir an abim Koray'ın bana seslenmesiyle irkildim.

"Ne o? Sevgiline sufle mi yapıyorsun?.."

Böyle demesiyle benim elimdeki yumurtayı yere düşürmem bir oldu.. Mesajlarımızı okumuştu.. Kanımın vücudumdan çekildiğini hissettim.. O an içimden "Efe, şimdi sen bittin oğlum... Gel de açıkla şimdi durumu.." dedim..

Gergin olduğumu belli etmemek için derin bir nefes aldım ve ters bir cevapla paçayı siyirmaya çalıştım:

"Sevgilim ya da arkadaşım, her kimse seni ilgilendirir mi Koray? Çok işim var. Lütfen beni rahat bırak.."

Koray alaycı bir şekilde sırıttı.

"Demiyor ben gayliğe özenip elin oğlunu düşürüyorum. Belli belli. Baya meşgulsün.."

Bu sözleriyle beni sinirlerimi hoplatıverdi. Elimdeki plastik kapı sertçe tezgaha indirdim ve fıldır gözlerle boş laflar yapan Koray'a doğru hararetle ilerledim. Kolumu uzatıp yakasından tuttum.

"Özenmek, ha? O tür şeyler özenilerek mi olunuyor gerizekalı?!.. Bir erkekle sevgili olmam ya da flört etmem seni niye bu kadar rahatsız ediyor lan! Sana mı sorcam ben?"

Sonra yakasını bırakarak duvara doğru savurdum. Koray yaptığım hareketin verdiği öfkeyle kolumu sertçe sıktı.

"Eğer bana karşı gelmeye devam edersen, yemin olsun o mesajları tüm ailenin gözünün önünde sesli okurum ve seni rencide ederim! Haddini bilmelisin Efe.."

Ayarlarımla oynamaya devam ediyordu. Ellerimi yumruk yaptım ve bağırdım:

"Haddini bilmen gereken sensin lan! İkimizde yetişkin insanlar olduk artık. Kendine odaklanmak yerine hala benim işlerime burnunu sokuyorsun! Kiminle konuştuğum, nasıl konuştuğum seni ilgilendirmez.. Benim sesimi yükseltmek için kırk takla atıyorsun resmen!

Sonra öfkeyle sırtım.

"Şuna bak ya, bir de tüm aileye beni rezil edecekmiş! Yap hadi, yap bakalım.. Senin nasıl gününü gösteriyorum gör!"

Koray tek bir kelime etmedi ve telefonumu aldığı gibi duvara fırlattı. Telefon paramparça oldu..

Dalga geçercesine:

"Yaz hadi o değerli erkek arkadaşına. Seni bekliyor.." dedi.

Artık öfkemi kontrol edemeyecek duruma geldim ve Koray'ı bir hışımla duvara ittim. Kafası o kadar sert çarptı ki kanlar geliyordu..

"Sen dünyanın en alçak abisisin! Bana abim gibi davranmıyorsun, adeta bana düşmanımmış gibi davranıyorsun! Eşyalarıma zarar vererek haklı olan sen mi oldun şimdi, hm? Sırf evin büyük çocuğusun diye benimle uğraşıp yaptıklarıma karışma hakkın yok, anladın mı?"

Koray eliyle kafasındaki yarayı tutararak bana küfürler saydırdı, dışarı çıktı. Hastaneye falan gidecekti. Bende kendimi kapı kenarındaki berjere bıraktım.. Kafamı öne eğip yüzümü ellerime gömdüm.. Koray sinirlerimi çok bozmuştu. Tek amacı benim her hangi bir yaptığımı anne babama ispiyonlamaktı. Bu yüzden annem ve babamın gözünden düşüyordum.. Yaptığım ister yanlış ister doğru olsun, bunu ispitçilik malzemesine çevirmesine ne gerek vardı umursamamak varken? Koray çocukken de böyleydi. Bu huyunu zamanla bırakmasını her ne kadar beklesem de, artık 23 yaşında bir yetişkinin hala bu davranışları sergilediğini görünce ondan umudumu tamamen kestim. İşin en acı yanı şimdi Berke'yle nasıl konuşacaktım.. Ya bana yazdıysa? Ya benim ona geri dönmediğimi görüp bana kırılırsa...

Kırık telefon artık ele alınmayacak haldeydi. Gidip yenisini almam gerekiyordu.. Peki ya itiraf sayfası.. Şifresini bu telefona kaydetmiştim.. Yeni telefon aldığım zaman hesabın şifresini değiştirip giriş yapmam gerekirdi..

Sonra aklıma Koray'ın beni aileme Berke ile flörtleştiğimi anlatacağı aklıma geldi. Zaten kafasına zarar da vermişim, iyice hırsını alamaz, gider söylerdi beni.. Artık kaçışımın olmadığını anlamıştım.. Ailem feci homofobiklerdi ve gay bir oğullarının olduklarını öğrenirlerse hiç hoş olmayan şeylere maruz kalacaktım; evden atabilirlerdi, beni evlatlıktan reddedebilirlerdi.. Ne kadar büyük olsam da hâlâ bir aileye ihtiyacım vardı.. Şimdi bana iki seçecek kalıyordu ve birini seçmem gerekiyordu: Ya tüm bunlara rağmen Berke'yle görüşmeye devam edip ailemin benimle olan ilişkisini kesmeye razı olacaktım ya da Berke'yi tamamen unutup hayatıma odaklanacaktım..

Bölüm sonu

1 yorum

  • Abimi duvara doğru fırlatıp kafasını kanatmış olsaydım sonum kötü okurdu