İçeriğe geç

İtalyan kurt

Bölüm 3 · 2 dk okuma

İtalyan kurt

Bölüm 3

3. Bölüm: Gri gözlerin sırrı

BÖLÜM 3

Gri Gözlerin Sırrı

Odanın içinde derin bir sessizlik vardı.

Kaan gözlerini benden ayırmıyordu.

Ben ise hâlâ az önce sorduğu soruyu düşünüyordum.

“…Rüyamda kurt gördüğümü nereden biliyorsunuz?”

Kaan’ın yüzünde en ufak bir şaşkınlık bile oluşmadı.

Sanki cevabı zaten biliyormuş gibiydi.

“Önce sen cevap ver.”

Başımı yavaşça salladım.

“Evet…”

Kaan derin bir nefes aldı.

“Nasıl bir kurttu?”

“Ne?”

“Gözleri nasıldı?”

Bir an duraksadım.

“Gr… gri.”

Kaan’ın çenesi gerildi.

“Başka?”

“Beni izliyordu.”

“Konuşuyor muydu?”

“Hayır.”

“Yaklaşıyor muydu?”

“Her gece biraz daha.”

Odanın içindeki hava değişmişti.

Kaan pencereye doğru yürüdü.

Elleri cebindeydi.

Dışarıdaki yağmuru izliyordu.

“Sana bunu daha önce hiç kimse sormadı mı?”

“Hayır.”

“Kazadan önce de görüyor muydun?”

“Hayır.”

Tam o sırada kapı çalındı.

Tak…

Tak…

“Kaan?”

Kapı aralandı.

Aras kafasını uzattı.

“Toplantı başlayacak.”

Kaan gözlerini benden ayırmadan cevap verdi.

“Beş dakika.”

Aras beni fark edince gülümsedi.

“Merhaba.”

“Merhaba.”

“Ben Aras.”

“Mira.”

“Geçmiş olsun.”

“Teşekkür ederim.”

Aras tam çıkacakken durdu.

“Bu arada…”

Kaan kaşlarını çattı.

“Ne?”

“Türkiye’den kahve getirmişler.”

Kaan hiçbir tepki vermedi.

“İçmeyecek misin?”

“Hayır.”

“Ben içerim o zaman.”

“Git.”

Aras güldü.

“Tamam tamam.”

Kapı kapandı.

Ben istemsizce gülümsedim.

“Kuzeniniz komikmiş.”

Kaan’ın dudaklarının kenarı çok hafif kıvrıldı.

“Nadiren.”

“Size hiç benzemiyor.”

“Şükür.”

İlk defa yüzünde küçücük bir gülümseme oluştu.

O an…

Gamzem ortaya çıkmış olmalıydı.

Çünkü Kaan’ın bakışları bir anlığına yüzümde durdu.

Uzun uzun…

Sonra hemen gözlerini kaçırdı.

“Beni neden öyle izlediniz?”

“İzlemedim.”

“İzlediniz.”

“Mesleki alışkanlık.”

“Yalan.”

Kaan şaşırmış gibi bana baktı.

“Neden?”

“Çünkü doktorlar insanların gamzesine bakmaz.”

İlk kez…

Gerçekten güldü.

Çok kısa sürdü.

Ama güldü.

“Gözlem yeteneğin iyi.”

“Benim de mesleki alışkanlığım.”

“Ne okuyorsun?”

“Mimarlık.”

“Demek ayrıntıları seviyorsun.”

“Evet.”

Tam o sırada başımın içinde keskin bir ağrı hissettim.

“Ah…”

Elimi şakağıma götürdüm.

Oda dönmeye başlamıştı.

Kaan bir anda ciddileşti.

“Mira!”

Nefesim hızlandı.

Kulaklarım uğulduyordu.

Duvarın yanındaki metal sehpa…

Birden…

Hiç kimse dokunmadan titremeye başladı.

Tak…

Tak…

Tak…

Kaan gözlerini büyüttü.

“Hayır…”

Sehpa yerden birkaç santimetre yükseldi.

Üzerindeki makas ve pensler havaya savruldu.

Cam bardak yere düşüp paramparça oldu.

Koridordan hemşirelerin sesi geldi.

“Ne oluyor?”

Kapı açıldı.

İnci içeri girdi.

Şaşkınlıkla etrafa baktı.

“Bunlar…”

Kaan sert bir sesle konuştu.

“Dışarı çıkın!”

“Ama doktor…”

“Şimdi!”

İnci ve diğer hemşireler hızla kapıyı kapattı.

Ben korkuyla etrafa bakıyordum.

“Ben… ben yapmıyorum.”

Kaan yavaşça bana yaklaştı.

“Biliyorum.”

“Neler oluyor?”

“Derin nefes al.”

“Korkuyorum.”

“Bana bak.”

Gözlerine baktım.

O gri gözler…

Bir anlığına parladı.

Sanki içlerinde gümüş bir ışık dolaşıyordu.

“Mira.”

“Sakin ol.”

Nasıl oldu anlamadım.

Kalbim yavaşlamaya başladı.

Baş ağrım azaldı.

Havada duran metal sehpa yavaşça yere indi.

Oda yeniden sessizleşti.

Ben titreyen sesimle fısıldadım.

“…Az önce ne oldu?”

Kaan birkaç saniye sustu.

Sanki bana gerçeği söylemek istiyor ama söyleyemiyordu.

En sonunda derin bir nefes aldı.

“Mira…”

“Bugünden sonra hayatın eskisi gibi olmayacak.”

Tam o anda koridorun sonundan kulakları delen bir alarm sesi yükseldi.

BİP! BİP! BİP!

Ardından hastanenin hoparlörlerinden soğuk bir ses duyuldu:

“Denek 17 kaçtı. Tüm personel acil durum protokolüne geçsin.”

Ben şaşkınlıkla Kaan’a baktım.

“…Denek mi?”

Kaan’ın yüzündeki renk tamamen kaybolmuştu.

Ve ilk kez…

Onun da korktuğunu gördüm.

Bölüm sonu

2 yorum