İçeriğe geç

İtalyan kurt

Bölüm 26 · 2 dk okuma

İtalyan kurt

Bölüm 26

26. Bölüm: Altın ruh taşının sırrı

Altın Ruh Taşı’nın Sırrı

Mağaradaki sessizlik, akan şelalenin sesiyle bölündü.

Herkes duvardaki kabartmaya kilitlenmişti.

Üç kurt…

Üç farklı taş…

Mavi Ay Taşı…

Akuamarin…

Ve daha önce kimsenin görmediği altın renkli taş.

Mira yavaşça öne çıktı.

“Bu üçüncü kurt kim?”

Kadim Alfa uzun süre cevap vermedi.

Gözlerini kabartmadan ayırmadan konuştu.

“Ona…”

”…Koruyucu Alfa denirdi.”

Kaan kaşlarını çattı.

“Koruyucu Alfa mı?”

“Diğer alfalardan farkı neydi?”

Kadim Alfa ağır ağır yürümeye başladı.

“Her bin yılda bir…”

“…Ay Birliği doğar.”

“Mavi Ay Taşı ile Akuamarin birbirini seçer.”

“Fakat onların görevi sadece birbirlerini bulmak değildir.”

Mira merakla sordu:

“Peki görevimiz ne?”

Kadim Alfa’nın altın gözleri ikisine çevrildi.

“Dengeyi korumak.”

“Çünkü sevgi de nefret de tek başına hükmederse dünya yıkılır.”

Aras sessizliği bozdu.

“İyi de üçüncü taş nerede?”

Yaşlı adamın sesi alçaldı.

“Kayıp.”

“Yüzyıllardır.”

Duru şaşkınlıkla sordu.

“Yani biri onu bulursa?”

Kadim Alfa başını salladı.

“O kişi üç büyük gücü dengeleyebilir.”

Kerem düşünceli bir ifadeyle mırıldandı.

“Ya da hepsini yok edebilir…”

Tam o anda Mira’nın Mavi Ay Taşı hafifçe titreşti.

Kaan’ın Akuamarini de cevap verdi.

İki taşın ışığı birleşerek mağaranın duvarındaki eski yazıları aydınlattı.

İtalyanca yazılmış cümleler bir anda Türkçeye dönüşmeye başladı.

Mira yüksek sesle okudu:

“Altın Ruh Taşı kaybolmadı…”

”…kendisini sakladı.”

Kaan şaşırdı.

“Taş kendini mi sakladı?”

Kadim Alfa başını salladı.

“Çünkü yanlış kişiyi beklemek istemedi.”

Tam o sırada dışarıdan rüzgâr esti.

Mağaranın girişindeki çan hafifçe çaldı.

Yaşlı adam irkildi.

“Misafirimiz var.”

Herkes dönüp girişe baktı.

Kapıda on üç, on dört yaşlarında görünen bir kız duruyordu.

Üzerinde yağmurdan ıslanmış koyu yeşil bir mont vardı.

Uzun siyah saçları omuzlarına yapışmıştı.

Ela gözleri dikkat çekiciydi.

Kız ürkekçe içeri baktı.

“Affedersiniz…”

“Yolumu kaybettim.”

Aras fısıldadı.

“Ormanın ortasında mı?”

Duru kaşlarını kaldırdı.

“Biraz tuhaf.”

Kaan nazikçe yaklaştı.

“İsmin ne?”

Kız kısa bir süre sustu.

Sonra usulca cevap verdi.

“Ela.”

Mira gülümsedi.

“Korkma.”

“Burada güvendesin.”

Ela tam mağaraya adım attığı anda…

Duvarlardaki bütün semboller aynı anda altın rengiyle parladı.

Kadim Alfa’nın bastonu elinden düştü.

Yaşlı adamın gözleri büyümüştü.

“Bu…”

“…olamaz.”

Ela şaşkınlıkla etrafına baktı.

“Ne oldu?”

Kadim Alfa dizlerinin üzerine çöktü.

Başını eğdi.

“Hoş geldin…”

”…Koruyucu Alfa.”

Mağaradaki herkes donup kaldı.

Ela ise hiçbir şey anlamamıştı.

“Ben sadece yolumu kaybettim.”

Kadim Alfa gülümsedi.

“Hayır küçük kurt…”

“Sen…”

“…kaderini buldun.”

Mira, Ela’ya baktığında içinde tarif edemediği bir sıcaklık hissetti.

Sanki yıllardır tanıdığı biriydi.

Kaan bunu fark etti.

“Ne oldu?”

Mira fısıldadı.

“Bilmiyorum…”

“…ama onu korumamız gerektiğini hissediyorum.”

Tam o anda Ela’nın boynundaki ince zincirin altından küçük bir ışık sızdı.

Kız farkında olmadan kolyesini tuttu.

Kolye dışarı çıktı.

Ve herkes ilk kez onu gördü.

Altın renginde…

Güneş gibi parlayan…

Bir Ruh Taşı.

Mağaranın içindeki bütün taşlar aynı anda ışıldadı.

Kadim Alfa gözlerini kapattı.

“Efsane tamamlandı…”

“Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.