İçeriğe geç

İtalyan kurt

Bölüm 22 · 2 dk okuma

İtalyan kurt

Bölüm 22

22. Bölüm: Kader yüzüğü

BÖLÜM 22

Kader Yüzüğü

Gümüş yüzük, göletin üzerinde sessizce dönüyordu.

Ay ışığı yüzüğün üzerine vurdukça ince mavi desenler beliriyordu.

Mağaradaki herkes nefesini tutmuştu.

Duru ilk sessizliği bozdu.

“…Biriniz alsanıza.”

Aras hemen omzuna vurdu.

“Ya patlarsa?”

“Her şeye patlayacak gözüyle bakıyorsun.”

“Çünkü bu kitapta genelde patlıyor.”

Kerem gülmeye başladı.

Hatta Kaan bile gülümsemesini gizleyemedi.

Yaşlı adam ise ciddiyetini koruyordu.

“Sakın dokunmayın.”

Herkes aynı anda ona döndü.

“Neden?”

Yaşlı adam yüzüğe bakarak konuştu.

“Bu…”

“…Kader Yüzüğü.”

“Bin yıldır kimse onu göremedi.”

Mira merakla yaklaştı.

“Peki ne işe yarıyor?”

Yaşlı adam bastonunu yere vurdu.

“Yüzük kimseye ait değildir.”

“Ta ki…”

“…kendi sahiplerini seçene kadar.”

Tam o anda yüzük hafifçe titreşti.

Sonra yavaşça havada ilerlemeye başladı.

Önce Kerem’in önünden geçti.

Hiçbir şey olmadı.

Aylin’in yanına geldi.

Parlamadı.

Aras’ın önünde kısa süre durdu.

Sonra yoluna devam etti.

En sonunda…

Mira ile Kaan’ın arasında durdu.

İki ruh taşı aynı anda ışık saçtı.

Mavi Ay Taşı…

Ve Akuamarin…

Mağaranın içi yeniden mavi bir ışıkla doldu.

Yüzük yavaşça ikiye ayrıldı.

Herkes şaşkınlıkla izliyordu.

Tek bir yüzük…

İki ince halkaya dönüşmüştü.

Bir halka Kaan’ın önünde durdu.

Diğeri Mira’nın.

Yaşlı adamın sesi titriyordu.

“İmkânsız…”

Mira şaşkınlıkla sordu.

“Ne oluyor?”

Yaşlı adam gözlerini kapattı.

“Yüzük…”

“…iki sahibini seçti.”

Kaan yüzüğe uzanmak üzereydi ki durdu.

“Mira.”

“Evet?”

“İstersen takmayabiliriz.”

Mira ona baktı.

“Neden?”

“Çünkü bunun ne anlama geldiğini bilmiyoruz.”

Mira birkaç saniye düşündü.

Sonra gülümsedi.

“Ben biliyorum.”

Kaan şaşırdı.

“Neyi?”

“Sana güvendiğimi.”

Mira yüzüğü eline aldı.

Aynı anda Kaan da kendi yüzüğünü tuttu.

İki yüzük parmaklarına geçtiği anda…

Göletten gökyüzüne doğru ince bir ışık yükseldi.

Rüzgâr hafifçe esti.

Ağaç yaprakları mağaranın içine kadar savruldu.

Mira’nın yüzüğü, Kaan’ınkine doğru ince bir ışık bağı oluşturdu.

Duru hayranlıkla fısıldadı.

“Ne kadar güzel…”

Aras ise sessizce,

“İnsan kıskanıyor.”

dedi.

Duru kaşlarını kaldırdı.

“Kimi?”

“Yüzüğü.”

Duru gülerek koluna vurdu.

“Önce sevgili ol da sonra yüzüğü düşün.”

Herkes kahkaha attı.

Kaan, Mira’nın elini tuttu.

Bu kez taşlar değil…

Yüzükler parlıyordu.

Mira fısıldadı.

“Sence gerçekten kader diye bir şey var mı?”

Kaan hiç düşünmeden cevap verdi.

“Eskiden inanmazdım.”

“Şimdi?”

“Şimdi…”

“…kaderin gözlerinin içine baktığımı düşünüyorum.”

Mira’nın yanakları kızardı.

Tam konuşacakken…

Yüzük aniden ısındı.

İkisi de aynı anda irkildi.

Göletin suyu yeniden hareketlenmeye başladı.

Bu kez görüntü değil…

Bir ses duyuldu.

Kalın…

Derin…

Yaşlı bir ses.

“Ay Birliği’nin varisleri…”

“Beni bulun.”

Mağaranın en arkasındaki taş duvar çatladı.

Ardında dar bir geçit açıldı.

İçeriden serin bir rüzgâr geldi.

Yaşlı adamın yüzü ciddileşti.

“İşte…”

“…hiç açılmaması gereken kapı.”

Kaan, Mira’nın elini biraz daha sıkı tuttu.

Mira başını kaldırıp karanlık geçide baktı.

İçeri girmekten korkuyordu.

Ama Kaan’ın eli elindeyken…

Korkusu biraz olsun hafifliyordu.

Kaan usulca eğildi ve Mira’nın kulağına fısıldadı:

“Nereye gidersek gidelim…”

“Bu kez seni bırakmayacağım, Gamzelim.”

Mira gülümsedi.

Hiç düşünmeden ayağının ucunda yükseldi.

Ve Kaan’ın yanağına küçük, utangaç bir öpücük kondurdu.

Kaan birkaç saniye donup kaldı.

Aras uzaktan gülerek seslendi:

“Doktor Bey, sıra sizde galiba!”

Kaan utandı ama gülümseyerek Mira’ya döndü.

“Bu haksız rekabet.”

Mira kahkaha attı.

Mağaranın duvarlarında kahkahaları yankılanırken, kimse geçidin derinliklerinden onları izleyen iki parlak altın gözü fark etmemişti…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.