İçeriğe geç

İtalyan kurt

Bölüm 21 · 3 dk okuma

İtalyan kurt

Bölüm 21

21. Bölüm: Ay mabedi

BÖLÜM 21

Ay Mabedi

Sabahın ilk ışıkları henüz ormanın derinliklerine ulaşmamıştı.

Sis, ağaçların arasında ince beyaz bir örtü gibi dolaşıyordu.

Yaşlı adam önden yürüyordu.

Elindeki baston, her adımında toprağa hafifçe vuruyordu.

“Kimse gruptan ayrılmasın.”

“Bu orman yaşayan bir labirenttir.”

Duru hemen Aras’ın koluna girdi.

“Ben kaybolursam beni bulursun.”

Aras gülümseyerek cevap verdi.

“Sen zaten sesinle beni bulursun.”

Duru omzuna hafifçe vurdu.

“Çok komiksin.”

Kerem arkadan güldü.

“Birbirinizi yemeden yürüyün.”

Mira ise Kaan’ın yanında sessizce ilerliyordu.

Kaan arada bir etrafı dinliyor, en ufak sesi bile kaçırmıyordu.

Mira fısıldadı.

“Yine düşünce mi okuyorsun?”

Kaan başını salladı.

“Hayır.”

“Bugün sadece seni dinliyorum.”

Mira şaşkınlıkla baktı.

“Beni mi?”

“Evet.”

“Kalbin çok hızlı atıyor.”

Mira utanarak yüzünü çevirdi.

“Çünkü bana öyle bakıyorsun.”

Kaan hafifçe güldü.

“Nasıl bakıyorum?”

“Sanki…”

“…dünyada başka kimse yokmuş gibi.”

Kaan durdu.

Ormanın sessizliği ikisinin etrafını sardı.

“Benim için gerçekten öyle.”

Mira’nın nefesi kesildi.

Tam cevap verecekken yaşlı adam seslendi.

“Buraya gelin.”

Herkes büyük, yosun tutmuş taş kemerin önünde toplandı.

Kemerin üzerinde eski kurt sembolleri vardı.

Ortada ise iki iç içe geçmiş taş motifi…

Biri ay şeklindeydi.

Diğeri su damlası gibi…

Kaan şaşkınlıkla fısıldadı.

“Mavi Ay Taşı…”

“…ve Akuamarin.”

Yaşlı adam başını salladı.

“Bu mabet…”

“…sizden yüzyıllar önce inşa edildi.”

“Demek bizi bekliyorlardı…” dedi Mira.

Yaşlı adamın yüzünde hüzünlü bir tebessüm belirdi.

“Belki de.”

Tam o sırada Mira’nın boynundaki taş parladı.

Kaan’ın taşı da aynı anda ışık saçtı.

İki taşın yaydığı ışık, kemerin üzerindeki sembollere dokundu.

GÜMMM…

Toprak hafifçe sarsıldı.

Taş kapı ağır ağır açıldı.

İçerisi beklediklerinden çok farklıydı.

Karanlık değil…

Tavanındaki çatlaklardan süzülen güneş ışıklarıyla aydınlanan dev bir mağaraydı.

Ortada berrak bir gölet vardı.

Göletin suyu ay ışığı varmış gibi parlıyordu.

Mira hayranlıkla etrafına baktı.

“Burası…”

“…inanılmaz.”

Kaan sessizce ona baktı.

“Senin kadar değil.”

Mira gülümseyip dirseğiyle onu dürttü.

“Artık iltifat etmeyi iyice öğrendin.”

“Öğretmenin iyiydi.”

Duru arkadan seslendi.

“Biz de buradayız, haberiniz olsun.”

Aras kıkırdadı.

“Bırak biraz romantik olsunlar.”

Herkes mağarayı incelerken yaşlı adam göletin yanındaki beyaz taşın önünde durdu.

“Buraya sadece kader bağı olan çift çıkabilir.”

Kaan ile Mira birbirlerine baktılar.

“Yaklaşın.”

İkisi birlikte beyaz taşa doğru yürüdü.

Tam taşa dokundukları anda göletin suyu hareketlenmeye başladı.

Suyun yüzeyinde görüntüler belirdi.

Önce küçük bir kız…

Sonra genç bir adam…

İkisi el eleydi.

Boyunlarında da iki parlayan taş vardı.

Yaşlı adam fısıldadı.

“İlk Ay Birliği…”

Mira nefesini tuttu.

“Onlar…”

“…kim?”

“Bu gücün ilk sahipleri.”

Görüntüdeki kadın adama gülümsedi.

Sonra yavaşça konuştu.

Ama sesi mağaranın içinde yankılanıyordu.

“Eğer bizi görüyorsanız…”

”…Ay Birliği yeniden doğmuş demektir.”

Kaan ile Mira aynı anda birbirlerine baktılar.

Kadın konuşmaya devam etti.

“Unutmayın…”

“Ay Birliği yalnızca güç değildir.”

“Sevgiyle beslenir.”

“Birbirinizi korudukça güçlenir.”

“Birbirinizden şüphe ettiğiniz gün…”

”…yok olur.”

Görüntü kayboldu.

Mağara yeniden sessizliğe büründü.

Mira usulca Kaan’ın elini tuttu.

“Korkuyor musun?”

Kaan elini sıkıca kavradı.

“Hayır.”

“Neden?”

“Çünkü ilk kez…”

“…bu savaşı tek başıma vermiyorum.”

Mira gülümsedi.

“Ve hiçbir zaman vermeyeceksin.”

Tam o sırada göletin ortasında küçük bir nilüfer çiçeği açtı.

Çiçeğin tam ortasında, gümüş renkli ince bir yüzük duruyordu.

Yaşlı adamın gözleri büyüdü.

“İmkânsız…”

“Ne oldu?” diye sordu Aras.

Yaşlı adam neredeyse fısıldayarak cevap verdi.

“Ay Mabedi… kader yüzüğünü seçti.”

Kaan ve Mira aynı anda yüzüğe baktılar.

İkisi de henüz bilmiyordu…

Ama o yüzük, yalnızca birbirine sonsuza kadar bağlı iki ruh tarafından taşınabiliyordu.

Ve yüzük, yavaşça göletin içinden yükselerek… onların tam önünde havada asılı kaldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.