İçeriğe geç

İtalyan kurt

Bölüm 20 · 3 dk okuma

İtalyan kurt

Bölüm 20

20. Bölüm: Kalpler aynı ritimde

BÖLÜM 20

Kalpler Aynı Ritimde

Sabah…

Ormanın içi kuş sesleriyle doluydu.

İncecik güneş ışıkları ağaçların arasından süzülüyor, çiğ damlaları küçük kristaller gibi parlıyordu.

Mira gözlerini açtığında odasının penceresinden yemyeşil ormanı gördü.

Derin bir nefes aldı.

“Burası gerçekten huzur veriyor.”

Tam kapı çalındı.

Tak… Tak…

“Gel.”

Kapı açıldı.

İçeri Kaan girdi.

Üzerinde siyah bir tişört ve koyu lacivert bir eşofman vardı.

Doktor ciddiyetinden eser yoktu.

Elinde iki kupa vardı.

“Biri kahve…”

“…biri sıcak çikolata.”

Mira gülümsedi.

“Hangisi benim?”

Kaan kupayı uzattı.

“Sıcak çikolata.”

“Nereden bildin?”

“Geceleri kahve içmeyi sevmediğini düşündüm.”

Mira şaşkınlıkla baktı.

“Ben söylemedim.”

Kaan göz kırptı.

“Söylemene gerek yok.”

“Kalbini dinledim.”

Mira gülmeye başladı.

“Yok artık.”

“Şaka yaptım.”

“Bir an gerçekten inandım.”

İkisi de güldü.

Konağın arkasındaki geniş açıklıkta herkes toplanmıştı.

Yaşlı adam bastonunu yere vurdu.

“Bugünden itibaren eğitim başlıyor.”

Kerem kollarını ovuşturdu.

“Nihayet!”

Aylin ellerinden küçük kıvılcımlar çıkardı.

“Ben hazırım.”

Aras esnedi.

“Ben hazır değilim.”

Duru dirseğiyle onu dürttü.

“Tembel.”

“Romantik.”

“Ne alaka?”

“Canım öyle demek istedi.”

Herkes kahkaha attı.

Yaşlı adam gülümseyerek devam etti.

“Bugün herkes kendi Ruh Taşı’yla bağ kuracak.”

İlk sıraya Deniz geçti.

Yeşil Aventurin’i avucuna aldı.

Taş parladı.

Yakındaki dere bir anda yükseldi.

Su, ince bir yılan gibi havada kıvrılarak tekrar yerine döndü.

“Harika!” dedi Duru hayranlıkla.

Sonra Aylin geçti.

Ametist’i tuttuğu anda gökyüzünde ince bir şimşek çaktı.

Elektrik parmaklarının arasında dans etmeye başladı.

Kerem’in Lal taşı ise onu neredeyse dev gibi güçlü gösteriyordu.

Kocaman bir kayayı tek eliyle yerinden oynattı.

Aras’ın Labradorit’i parlayınca bir anda gözden kayboldu.

Sadece sesi duyuluyordu.

“Ben buradayım.”

Duru eliyle havayı yokladı.

“Çık da vurayım.”

Herkes yine güldü.

Sonunda yaşlı adam Mira ile Kaan’a döndü.

“Sıra sizde.”

İkisi aynı anda taşlarını çıkardı.

Mavi Ay Taşı…

Ve Akuamarin…

Taşlar birbirine yaklaşınca yine ışık saçmaya başladı.

Bu kez daha yumuşak bir ışık…

Ay ışığı gibi…

Yaşlı adam ciddi bir sesle konuştu.

“Bugün Ay Birliği’ni kontrol etmeyi öğreneceksiniz.”

“Unutmayın.”

“Güç, sadece enerji değildir.”

“Birbirinize duyduğunuz güven de bu gücün bir parçasıdır.”

Kaan elini uzattı.

“Hazır mısın?”

Mira derin bir nefes aldı.

“Sen yanımdaysan…”

“…hazırım.”

Ellerini birleştirdiler.

İki taş aynı anda parladı.

Ama bu kez etrafı yıkan bir patlama olmadı.

Mavi ve turkuaz ışık, sadece ikisinin etrafında ince bir halka oluşturdu.

Mira gözlerini kapattı.

Bir anda Kaan’ın çocukluğunu gördü.

Küçük Kaan…

Baran’la birlikte ormanda koşuyordu.

Kaan da aynı anda Mira’nın anısını gördü.

Babası onu salıncakta sallıyordu.

İkisi de aynı anda gözlerini açtı.

“Sen de gördün mü?” dedi Mira.

Kaan başını salladı.

“Demek Ay Birliği sadece güçleri değil…”

“…anıları da paylaştırıyor.”

Yaşlı adam gülümsedi.

“Birbirinizi ne kadar iyi tanırsanız…”

“…Ay Birliği o kadar güçlenecek.”

Mira utangaç bir şekilde Kaan’a baktı.

“Demek artık sır saklayamayacağız.”

Kaan hafifçe eğildi.

“Bir sırrım var.”

“Neymiş?”

“Sana her baktığımda…”

“…gülümsememi durduramıyorum.”

Mira’nın yanakları kızardı.

“Doktor Bey…”

“Romantik olmaya başlamış.”

“Suçlu sensin.”

“Niye?”

“Kalbimi çaldın.”

Tam o sırada uzaktaki ağacın arkasından Duru’nun sesi geldi.

“ÖĞĞĞ!”

Aras kahkaha attı.

“Ben demiştim dinlemeyelim diye.”

“Dinlemedim.”

“Kulaklarıma geldi.”

Mira gülmekten Kaan’ın omzuna yaslandı.

Kaan da istemsizce güldü.

Ay Taşı ile Akuamarin yeniden parladı.

Bu kez yaşlı adamın yüzündeki gülümseme kayboldu.

Çünkü taşların içindeki kurt sembolleri hareket etmişti.

Ve semboller aynı anda kuzeyi gösteriyordu.

Yaşlı adam fısıldadı:

“Onlar bizi çağırıyor…”

“Kadim Alfa’nın gerçek mabedi… ormanın derinliklerinde.”

Rüzgâr aniden sertleşti.

Ağaçların arasından tek bir uluma yükseldi.

Ama bu kez o ulumada öfke değil…

Sanki bir davet vardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.