İçeriğe geç

İtalyan kurt

Bölüm 18 · 3 dk okuma

İtalyan kurt

Bölüm 18

18. Bölüm: Ay birliği

BÖLÜM 18

Ay Birliği

Hastanenin çatısında rüzgâr uğulduyordu.

Siyah pelerinli adam avucundaki kıpkırmızı taşı gökyüzüne kaldırdı.

Taş, kan gibi kırmızı bir ışık saçıyordu.

Ardından çatının dört bir yanından siyah kurtlar belirmeye başladı.

Kaan’ın gözleri kısıldı.

“Baran…”

Baran gölgelerin arasından çıktı.

“Bu kez kaçamayacaksınız.”

Mira, Kaan’ın yanında durdu.

Boynundaki Mavi Ay Taşı hafifçe titreşmeye başlamıştı.

“…Kaan.”

“Hissediyorum.”

Kaan başını salladı.

“Ben de.”

Yaşlı adam bastonuna dayanarak çatıya çıktı.

Yüzünde ilk kez korku vardı.

“Hayır…”

Kaan ona döndü.

“Ne oldu?”

Yaşlı adam, Mira ile Kaan’ın boynundaki taşlara baktı.

İki taş da kendi kendine parlıyordu.

“Sakın…”

“…ikisini birbirine yaklaştırmayın.”

Mira şaşkınlıkla sordu.

“Neden?”

Yaşlı adam derin bir nefes aldı.

“Çünkü bin yıldır görülmeyen bir şey olur.”

Baran’ın yüzündeki gülümseme büyüdü.

“İşte bunu bekliyordum.”

Kaan anlam veremedi.

“Ne anlatıyorsunuz?”

Yaşlı adam gözlerini kapattı.

“Her kurt bir Ruh Taşı taşır.”

“Ama sadece iki taş…”

“…birbirini seçebilir.”

Mira’nın kalbi hızlandı.

“Hangileri?”

Yaşlı adam usulca fısıldadı.

“Mavi Ay Taşı…”

“…ve Akuamarin.”

Sessizlik…

Rüzgâr bile durmuş gibiydi.

Baran kollarını açtı.

“Birleştirin.”

“Cesaretiniz varsa.”

Kaan sertçe cevap verdi.

“Ne olacağını bile bilmiyoruz.”

Baran alay etti.

“Ben biliyorum.”

“Çünkü sizden korktuğum tek şey…”

“…o.”

Tam o anda siyah kurtlar saldırıya geçti.

Kerem öne atıldı.

“Aras!”

Aras görünmez oldu.

Deniz çatının kenarından yükselen sisi kontrol ederek görüşü kapattı.

Aylin’in parmaklarından mavi şimşekler fırladı.

Ama kurtların sayısı çok fazlaydı.

Mira nefes nefese kaldı.

“Kaan…”

“…yetişemiyoruz.”

Kaan etrafına baktı.

Arkadaşları birer birer geri çekiliyordu.

Yaşlı adam bağırdı.

“Başka çareniz kalmadı!”

Kaan, Mira’ya döndü.

Göz göze geldiler.

“Gamzelim…”

Mira’nın gözleri doldu.

“Evet?”

“Bana güveniyor musun?”

Hiç düşünmedi.

“Hayatımla.”

Kaan yavaşça boynundaki Akuamarini avucuna aldı.

Mira da Mavi Ay Taşı’nı tuttu.

İkisi aynı anda ellerini uzattılar.

Taşlar birbirine dokunduğu an…

Sessizlik oldu.

Sonra…

GÜÜÜÜMMM!

Ay ışığı gökyüzünden ince bir sütun hâlinde üzerlerine indi.

Mavi ve turkuaz renkli ışık bütün çatıyı kapladı.

Rüzgâr kasırgaya dönüştü.

Kimse ayakta duramıyordu.

Aras gözlerini kapattı.

“Bu da ne böyle!”

Duru nefesini tuttu.

“Kaan…”

“…Mira…”

İkisinin saçları rüzgârda savrulurken taşlar havaya yükseldi.

Işık, kalplerinin tam üzerinde birleşti.

Sonra…

İkisi aynı anda birbirlerinin sesini duydu.

Ama dudakları kıpırdamıyordu.

Kaan…

Seni duyabiliyorum.

Mira irkildi.

Ben de seni…

Kalbini bile hissediyorum.

Kaan şaşkınlık içindeydi.

Artık düşünce okumuyordu.

Mira’nın korkusunu…

Cesaretini…

Kalp atışlarını…

Hepsini hissediyordu.

Aynı anda Mira da Kaan’ın hislerini duyuyordu.

Onun yıllardır taşıdığı yalnızlığı…

Suçluluğu…

Ve kendisine duyduğu sevgiyi…

Mira’nın gözlerinden yaşlar süzüldü.

Kaan ona baktı.

Bu kez konuşmasına gerek yoktu.

Çünkü Mira, onun zihnindeki tek cümleyi duymuştu.

“Seni seviyorum.”

Mira gülümsedi.

Gözyaşlarını silmeden cevap verdi.

Bu kez dudaklarıyla…

“Ben de seni seviyorum.”

Tam o anda iki taşın ışığı patladı.

Görünmez bir enerji dalgası çatının üzerinden geçti.

Saldıran bütün kurtlar aynı anda geriye savruldu.

Baran bile dizlerinin üzerine düştü.

Yüzündeki şaşkınlık gizlenemiyordu.

“…İmkânsız.”

Yaşlı adamın gözleri doldu.

“Ay Birliği…”

“Efsane yeniden doğdu.”

Fakat sevinç uzun sürmedi.

Mira bir anda sendeledi.

Burnundan ince bir kan damlası aktı.

Kaan da dizlerinin üzerine çöktü.

Onun da burnu kanıyordu.

Kalpleri aynı ritimde atıyordu.

Yaşlı adam korkuyla bağırdı.

“Yeter!”

“Hemen ayrılın!”

“Yoksa bağ kopmaz!”

Kaan son gücüyle Mira’nın elini bıraktı.

Işık bir anda söndü.

İkisi de yere düştü.

Mira güçlükle nefes alıyordu.

“Kaan…”

Kaan sürünerek onun yanına geldi.

Titreyen eliyle yüzünü okşadı.

“İyi misin?”

Mira yorgun bir gülümsemeyle başını salladı.

“Sanırım…”

“…bu biraz can yakıyor.”

Kaan hafifçe güldü.

“Ama işe yaradı.”

Baran ayağa kalktı.

Dudaklarının kenarında beklenmedik bir gülümseme vardı.

“Harika…”

“Artık emin oldum.”

Kaan öfkeyle baktı.

“Neden bahsediyorsun?”

Baran karanlığa doğru geri çekilirken son kez konuştu.

“Ay Birliği’ni kullanmanız gerekiyordu.”

“Çünkü asıl istediğim… onu uyandırmaktı.”

Gökyüzündeki dolunay bir anda koyu kırmızıya döndü.

Ve hastanenin çok altında…

Mabedin yıkıntılarından gelen derin bir uluma bütün şehri titretti.

Yaşlı adam fısıldadı:

“Geç kaldık…”

“Kadim Alfa uyandı.”

Bölüm sonu

1 yorum