BÖLÜM 16
Öldü Sandığım Kadın
Ameliyathanenin kapısı yavaşça kapandı.
GICIRRR…
Koridorda yankılanan kadın sesi kesilmişti.
Ama odanın içindeki sessizlik daha da korkutucuydu.
Kaan’ın yüzü bembeyaz olmuştu.
Mira ilk kez onu gerçekten korkmuş görüyordu.
“Kaan…”
“…o kadın kimdi?”
Kaan derin bir nefes aldı.
“Eğer düşündüğüm kişiyse…”
“…bu imkânsız.”
Aras kaşlarını çattı.
“Kimden bahsediyorsun?”
Kaan cevap vermeden eski bilgisayara doğru yürüdü.
Ekrandaki yazı hâlâ duruyordu.
M-02 PROTOKOLÜ BAŞLATILIYOR…
Birden ekran karardı.
Ardından kendi kendine yeniden açıldı.
Bu kez eski bir güvenlik kamerası kaydı oynuyordu.
Tarih…
17 yıl önce.
Görüntüde genç bir Kaan vardı.
Henüz asistan doktordu.
Yanında uzun siyah saçlı genç bir kadın duruyordu.
Kadın gülümsüyordu.
Beyaz önlüğünün üzerinde bir isim yazıyordu.
Dr. Elif Demir
Mira ekrana yaklaştı.
“Onu tanıyor musun?”
Kaan’ın sesi kısıldı.
“Tanıyordum.”
“Birlikte çalışıyorduk.”
Görüntü devam etti.
Laboratuvarın kapısı açıldı.
İçeriye küçük bir kız getirildi.
Yaklaşık dört yaşındaydı.
Elinde peluş bir kurt vardı.
Mira’nın kalbi sıkıştı.
“Bu…”
“…benim.”
Duru şaşkınlıkla ona baktı.
“Sen misin gerçekten?”
Mira gözlerini ayıramıyordu.
Peluş kurdun kulağındaki küçük yırtığı bile hatırlıyordu.
“Evet…”
Video devam etti.
Küçük Mira korkuyla etrafına bakıyordu.
Sonra genç Kaan diz çöktü.
Gülümseyerek küçük kıza uzandı.
“Korkma.”
“Canın hiç acımayacak.”
Küçük Mira ise masum bir sesle sordu.
“Ben yine anneme dönecek miyim?”
Odadaki herkes sustu.
Kaan gözlerini kapattı.
“Hatırlamıyordun…”
Mira’nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Hatırlamıyordum.”
Tam o anda görüntü bozuldu.
Ekran cızırdadı.
Ve Dr. Elif kameraya doğru döndü.
Sanki yıllar öncesinden onları görüyordu.
“Eğer bu kaydı izliyorsanız…”
“…demek ki başarısız oldum.”
Kaan şaşkınlıkla ekrana yaklaştı.
“Bu mümkün değil…”
Kadın konuşmaya devam etti.
“Kaan.”
“Beni dinle.”
“Baran durmayacak.”
“Ama ondan bile tehlikeli biri var.”
Arkasından yüksek bir alarm sesi duyuldu.
Kadın telaşla kameraya yaklaştı.
“Mira’yı koru.”
“Çünkü…”
Tam cümlesini tamamlayacakken görüntü kesildi.
Ekran simsiyah oldu.
“Hayır!” diye bağırdı Kaan.
Tam o sırada…
Ameliyathanenin lambaları kendi kendine yanıp sönmeye başladı.
PAT!
PAT!
PAT!
Aylin içeri girdi.
Parmaklarının arasında küçük elektrik kıvılcımları dolaşıyordu.
“Ben yapmıyorum.”
“O zaman bunu kim yapıyor?”
Hava bir anda buz gibi oldu.
Mira’nın nefesi görünür hâle geldi.
Odanın köşesindeki aynanın üzerinde buğuyla bir cümle belirdi.
“ARKANA BAKMA.”
Duru istemsizce arkasına döndü.
“Ne—”
Ama cümle çok geçti.
Aynanın içinden siyah bir el uzandı.
Duru’nun bileğini yakaladı.
“Duru!” diye bağırdı Aras.
Hiç düşünmeden görünmez oldu ve Duru’yu çekmeye çalıştı.
Fakat o el insan eli değildi.
Buz gibiydi.
Ve inanılmaz güçlüydü.
Mira refleksle elini kaldırdı.
Ameliyathanedeki bütün metal aletler havaya yükseldi.
Kaan ona baktı.
“Gamzelim!”
Mira’nın gözleri yeniden biri mavi, biri altın sarısı oldu.
Bu kez korkmuyordu.
Derin bir nefes aldı.
Ve avuçlarını aynaya doğru çevirdi.
Görünmez bir kuvvet aynaya çarptı.
ÇAAAK!
Ayna binlerce parçaya ayrıldı.
Siyah el bir çığlık atarak geri çekildi.
Oda yeniden sessizliğe gömüldü.
Duru dizlerinin üzerine çöktü.
Bileğinde siyah, kurt pençesine benzeyen bir iz oluşmuştu.
Aylin dehşetle o izi gördü.
“…Olmaz.”
Aras telaşlandı.
“Ne demek olmaz?”
Aylin yavaşça fısıldadı.
“Onu işaretlediler.”
Kaan’ın yüzü sertleşti.
“Demek artık sadece Mira’nın peşinde değiller.”
Tam o sırada Mira, Kaan’ın elini sıkıca tuttu.
Titreyen sesiyle konuştu.
“Kaan…”
“Bu kez birlikte savaşacağız.”
Kaan ona baktı.
Sonra elini daha da sıkı tuttu.
“Bu kez…”
“…seni yalnız bırakmayacağım.”
Koridorun çok uzağında ise Baran karanlığın içinden onları izliyordu.
Dudaklarının kenarında ince bir gülümseme belirdi.
“İlk perde bitti.”
“Şimdi gerçek av başlıyor.”