BÖLÜM 14
Ay Işığındaki İtiraf
Gece yarısını gösteren saatten sonra hastane neredeyse tamamen sessizdi.
Koridordaki ışıklar loş yanıyordu.
Mira uyuyamıyordu.
Kaan’ın son sözleri aklından çıkmıyordu.
“Bu gece hiç uyumayacağız.”
Kapı usulca açıldı.
Kaan içeri girdi.
Üzerindeki beyaz doktor önlüğünü çıkarmıştı.
Siyah bir gömlek giymişti.
Yorgun görünüyordu.
Ama gözleri hâlâ tetikteydi.
Mira yatağın kenarına oturdu.
“Bir şey mi oldu?”
Kaan başını salladı.
“Henüz hayır.”
“Henüz mü?”
“İçimde kötü bir his var.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Yağmur durmuştu.
Ay ışığı pencerenin önüne düşüyor, odanın yarısını gümüş rengine boyuyordu.
Mira usulca konuştu.
“…Kaan.”
“Hı?”
“Benden korkuyor musun?”
Kaan hiç düşünmeden cevap verdi.
“Hayır.”
“Ben olsam korkardım.”
Kaan yatağın yanındaki sandalyeye oturdu.
“Evet, güçlerinden korkmam gerekirdi.”
“Ama ben…”
“…seni tanıdım.”
“Güçlerini değil.”
Mira’nın gözleri doldu.
“Ya bir gün kontrolümü kaybedersem?”
Kaan elini uzattı.
Mira’nın titreyen ellerini avuçlarının arasına aldı.
“O zaman birlikte geri kazanırız.”
“Ya sana zarar verirsem?”
Kaan hafifçe gülümsedi.
“Buna izin vermem.”
“Nereden biliyorsun?”
“Çünkü sana güveniyorum.”
Mira’nın gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
“Ben kendime bile güvenemiyorum.”
Kaan başparmağıyla gözyaşını sildi.
“Öğrenirsin.”
“Nasıl?”
“Ben yanındayken.”
İkisi de sustu.
Sanki bütün dünya durmuştu.
Mira fısıldadı.
“Kaan…”
“Ben…”
“…sana bir şey söyleyeceğim.”
“Söyle.”
“İtalya’ya gelirken senden nefret etmiştim.”
Kaan güldü.
“Biliyorum.”
“Seni kibirli sanıyordum.”
“Haklıydın.”
“Ama…”
Mira gözlerini kaçırdı.
“Şimdi seni göremediğim birkaç dakika bile…”
“…garip geliyor.”
Kaan’ın kalbi hızlandı.
“Mira…”
Mira derin bir nefes aldı.
“Galiba…”
“…sana âşık oldum.”
Odanın içinde sessizlik oluştu.
Kaan uzun süre konuşamadı.
Mira utançla başını eğdi.
“Bir şey söylemeyeceksen unut gitsin.”
Tam ayağa kalkacakken…
Kaan bileğinden nazikçe tuttu.
“Mira.”
Mira ona döndü.
Kaan’ın gözlerinde ilk kez o soğuk ifade yoktu.
Sadece sevgi vardı.
“Ben doktor olduğum gün…”
“…kimseye bağlanmamaya yemin ettim.”
“Çünkü kaybetmekten korkuyordum.”
“Sonra sen geldin.”
“Kural koymaya çalıştım.”
“Uzak durmaya çalıştım.”
“Olmadı.”
Mira’nın gözleri doldu.
“Neden?”
Kaan hafifçe gülümsedi.
“Çünkü…”
“…sana ilk baktığım andan beri kalbim beni hiç dinlemedi.”
Mira’nın nefesi kesildi.
Kaan yavaşça ayağa kalktı.
Aralarındaki son adımı da attı.
“Gamzelim…”
Bu lakabı ilk kez söylüyordu.
Mira şaşkınlıkla gülümsedi.
“Ne dedin?”
“Gamzelim.”
“Çünkü gamzen güldüğünde…”
“…en karanlık günü bile aydınlatıyor.”
Mira’nın yanakları kızardı.
“Bir daha söyler misin?”
“Gamzelim.”
Bu kez Mira dayanamadı.
Bir adım daha yaklaştı.
İkisi de birbirlerine bakıyordu.
Kaan usulca,
“İzin verir misin?” diye fısıldadı.
Mira cevap vermedi.
Sadece gözlerini kapattı.
Kaan, elini yanağına koydu ve ona yumuşak, kısa bir öpücük verdi.
Mira gözlerini açtığında ikisi de gülümsüyordu.
Tam o anda…
BİP! BİP! BİP!
Odadaki monitör çılgınca ötmeye başladı.
Kaan anında doktora dönüştü.
“Mira, geri çekil!”
Koridorun alarmı çalmaya başladı.
“Güvenlik ihlali! Güvenlik ihlali!”
Kapının dışından koşuşturma sesleri geliyordu.
Aras kapıyı sertçe açarak içeri daldı.
“Neredesiniz?”
“Neler oluyor?” diye sordu Mira.
Aras’ın yüzü bembeyazdı.
“Onlar geldi.”
“Kim?”
Aras kapıyı kilitlerken kısık sesle cevap verdi.
“Baran hastaneye girdi…”
“…ve bu kez yalnız değil.”
Tam o anda kapının dışından güçlü bir pençe darbesi geldi.
GÜÜÜM!
Kapı yerinden sarsıldı.
İkinci darbe…
Üçüncü darbe…
Ve kapının ortasında uzun pençe izleri oluştu.
Kaan, Mira’yı arkasına aldı.
Gözleri altın rengine döndü.
“Seni almalarına izin vermeyeceğim.”
Koridorun diğer ucundan Baran’ın sesi yankılandı.
“Kapıyı ne kadar tutabilirsin, kardeşim?”
Kapının kilidi çatırdamaya başladı.
Ve odadaki herkes, bunun sadece bir başlangıç olduğunu anladı.