Sabah ezanı okunurken gözlerimi açmıştım. Ağlayarak uyuduğumdan olsa gerek gözlerimi açtığımda gözlerimde felaket bir acı vardı. Kalbimin üstündeki ağrı geçmemişti. Uyku derdime derman olmamıştı ne yazık ki.
Aklıma Esma'nın getirdiği mektup düştüğünde erken olmasına rağmen odama biri girer korkusuyla kalkıp kapımı kilitledim. Elimi yüzümü yıkayıp yatağımın üstüne oturdum. Yastık kılıfımın içine bırakmış olduğum kağıt parçasını elime aldım. Uzunca bir süre açıp okumaya cesaret edemedim. Ama okumak istiyordum. Kağıdı açarken burnuma gelen koku öyle güzeldi ki, Berat'ın iğrenç kokusunu burnumdan silmişti. Derin bir nefes alıp kağıdı tamamen açtım.
"Güleycan'ım, Gül'üm
Bu satırları okuduğunu bilmek kalbimin kuş gibi çırpınmasına sebep oluyor. Yazım titrek kusuruma bakma. Kendimi bildim bileli seni ne zaman görsem ellerim böyle titrer. İlk olduğunda hastayım sanmıştım. Ah toyluk öyle güzel ki...
Gülümsediğini görür gibi oldum. Keşke bana da böyle gülsen, gözlerimin içine bakıp sadece bana gülsen...
Gül'üm lafımı uzatmak istemem ama ne yazmaya çalışırsam çalışayım derdimi anlatacak kadar yazma bilmediğimi görüyorum. Dert dediğime bakma öyle güzelsin ki derdin de lütfun da başım üstüne... Güzelsin diye sevmedim yanlış anlama beni. Hoş ben sana tutulduğumda dişlerin döküktü. Hatta burnundaki sümüğü kolunla silerdin. :)
Şu an güldüğünü hissediyorum sanki. O güzel gülüşünü görebilmek için ömrümden kaç yıl verirdim bilmiyorsun.
Daha önce haber ettim sana kabul etmedin. Yalandan evlilik olmaz, Kadir abimin koynuna mı gireceğim demiştin. Ah Gül'üm bilsen sevdamı yine de istemez miydin beni? Ben yalandan evlilik istemedim ki senden. Karım ol istedim, yavrularımın anası ol istedim. Seni zorlayacak değilim. Sevmesen de sevmeni beklerim. Dersen ki gönlüm düşene kadar dokunma bana valla kabul ederim. Söz... Kadir sözü.
Esma'ya cevabını yazıp gönder olur mu Gül'üm? Heyecanla bekliyorum. Kokunu da fıslat kağıdın köşelerine. Sen gelene kadar eşlik etsin bana. Olumlu cevabını duyduğumun ertesi günü kapınızdayım. Beni bekletme Gül'üm.
İnşallah, gönlüne düşenin olurum.
Sana aşık Kadir... "
....
Saatlerdir ağlıyordum. Kadir abinin yazdığı mektubu dolabımda kimsenin bulamayacağından emin olduğum bir yere saklamıştım. Ama yazdıklarını ezberleyecek kadar çok okumuştum. Bana olan sevdasına, ona hiç şans veremeyecek oluşuma ağlıyordum. Annem, babam, abim ve kardeşlerim sabahtan beri kapımı açtırmaya çalışıyorlardı. Sessizce ağlamalarım devam ederken kapımın önünde duran abim sert yumruklar atıyordu.
"Güleycan! Aç kapıyı!"
O kadar yüksek sesle bağırmıştı ki yerimde sıçramıştım. Kapıyı açtığım anda dayak yiyeceğimi biliyordum. Abimin sinirli sesini bastıracak kadar ama bir o kadar da naif sesiyle annem konuşmaya başladı.
"Kuzum, yavrum aç kapıyı. Korkuyoruz bizi merakta bırakma annem. Hadi aç da konuşalım."
Hıçkırıklarımı içime gömüp sessiz gözyaşlarımla kapımı araladım. Annem geçmek isterken abim ondan önce davrandı. Yüzü sinirden kıpkırmızı olmuştu. Bağıracaktı hatta belki de vuracaktı. Bilmiyorum. Yüzüm gözüm ağlamaktan ne hale geldiyse karşımdaki herkes susmuş beni izliyordu.
"Annem al çocukları da çık hadi. Biz abi kardeş konuşalım biraz." dedi abim. Gitmesin diye annemin gözünün içine baktım ama abim kararlılıkla annemlerin çıkmasını bekliyordu. Mecburen çıktılar. Camın önündeki berjerlerden birine oturdu başıyla diğerini işaret etti. Başka çarem olmadığı için karşısına geçip oturdum.
"Bu halin ne?"
'Abi yok bir şeyim. Öyle dertlendim kendi kendime. Esma'nın gelmesini de yasakladın ya böyle bunaldım azıcık."
Gerçeği söylemek istemiyordum. Ama abim o kadar cin fikirli bir insandı ki yalan söylediğimi anında anlardı. Yine de şansımı denedim, yalan söyledim. Elini ortamızdaki sehpaya öyle bir vurdu ki bir şey demesine gerek kalmadan anladığını fark ettim. Gözlerimden yaşlar tekrar dökülmeye başladığında kalkıp dizlerinin dibine oturdum. Bacaklarına sarılıp bağıra çağıra ağladım.
"Abi."
Ağlayışlarımın, feryatlarımın arasında sadece abi diyebiliyordum. Dahasına dilim dönmüyordu sanki. Ellerimi bacaklarından çözüp kalktı. Kollarımdan tutup kaldırdı. Kabaca yüzümü gözümü sildi.
"Elini yüzünü yıka sakince konuşalım. Hadi abim."
Banyoya girip elimi yüzümü birkaç kez yıkadım. Aynaya baktığımda gördüğüm beyazı kıpkırmızı gözler bana ait olamayacak kadar kötü görünüyordu. Abime olayı nasıl anlatacağımı düşünüyordum. Berat'ın geri gelip gece yarım bıraktığı işi devam ettirme ihtimali beni deli gibi korkutuyordu. Abimin sabırsız adım sesleri harekete geçmemi sağladı. Havluyla yüzümü ve ellerimi kurulayıp daha sakinleşmiş bir şekilde içeri geçtim. Abim beni fark ettiğinde konuşmak için araladığı dudaklarını çalan telefonuyla kapattı. Gelen aramayı yanıtlayıp konuşmadan bekledi. Karşısındaki kişinin söyledikleriyle gözleri beni buldu. Kalbim korkuyla sıkışırken bana hiçbir şey demeden odamdan hızlıca çıkıp gitti.
...
Abim gittikten hemen sonra annem gelmişti. Hiçbir şey sormadan anlatmamı bekledi. Ama olanları anlatacak gücüm yoktu maalesef. Berat'tan nasıl kurtulabilirdim hiçbir fikrim yoktu. Abime dümdüz anlatsam inanır mıydı bilmiyordum. Esma'yla iletişim kurmam mümkün değildi. Onunla konuşabilsem ne yapacağım konusunda yardım ederdi. Kadir'e - o mektubundan sonra abi demek içimden gelmedi - bir şekilde ulaşabilirdim. Serhan bana yardım ederdi emindim. Ama sırf Berat'tan kurtulmak için ona yanaşıyorum sanmasın istedim. Başımdaki derdi atar atmaz Kadir'e olumlu bir mektup yazmayı düşündüm. Yine gece olsun mektubuna sarılıp uyumayı diledim. Annemin sesiyle düşüncelerimden çıktım.
"Annem, kuzum. Bana derdini anlatabilirsin."
Annemin daha çok canını sıkacağı için ona gerçeği anlatmadım.
"Abim Esma'yı kovdu annem, görüşmemizi yasakladı. Canımın sıkıntısına ağladım bu kadar."
"Oy kara köpek! Gelsin ben sorarım hesabını. Sen üzülme annem, gözyaşına kurban olurum senin."
Kırıkça gülümsedim. Göğsüne yaslayıp saçlarımı sevdi. Dünyanın en huzurlu yeri burasıydı.
...
Akşam olduğunda masaya oturmak için abimi bekledik. Ama gecikeceğini söyleyerek gelmedi. Babamın isyeğiyle yemek yemeğe başladık. Dün akşam olanlardan sonra hiç iştahım yoktu. Kahvaltıda annemin zoruyla üç beş lokma yemiştim. Ama midem o kadar bulanıyordu ki onu da kusmuştum. Önüme koyulan çorbayı çok severdim. Kusmaktan korksam da annemin bakışları bende olduğu için hızla kaşıkladım. Diğer yemekler servis edilmeye başladığında normalde yediğim miktarın çok azını istedim. Yemeğimden ağzıma aldığım lokmayı yutamadan karşımda Berat'ı görünce neredeyse boğuluyordum.
"Amca, müsaade var mı?"
"Hoş geldin oğlum. Otur hemen."
"Ferah koş Berat abine yemek hazırlasınlar."
"Yok amcam, tokum." Eliyle işaret edip yerinden kalkmak üzere olan Ferah'ı durdurmuştu. Ben korkudan dolan gözlerimi saklamaya çalışırken titreyen ellerim yüzünden çatalımı düşürmüştüm. Herkesin anlık dikkati bana kaysa da başlarını çevirmişlerdi. Berat'ın pis bakışları hala üzerimdeydi. Yerimden kalkıp önümdeki tabağı da aldım. Gideceğim sırada Berat ağzındaki baklayı çıkardı.
"Amca, dünkü konuyu konuşmak için geldim. Sen rızam yok dersin ama bir de Güleycan'a soralım isterim. Kızının rızası varsa da olumsuz mudur cevabın?"
Babamın sert bakışları bana dönse de hemen Berat'a çevirip daha sert bakmaya başladı. Adeta kükreyen sesi avluya yayıldığında elimdeki tabak masanın üstüne düştü.
"Ne demek istersin Berat?!"
Korkudan titriyordum. Görüşüm bulanıklaşmıştı. Bayılmamak için zor duruyordum.
"Amca."
Elini masaya vurarak daha çok bağırdı.
"Kes sesini! Ben diyeceğimi dedim! Olmaz bu iş!"
Berat'ın sinirlendiğini hissediyordum. Önce olacak diye fısıldadı. Sonrasında delirmiş gibi bağırarak devam etti.
"Olacak amca! Güleycan'ı alacağım! Bu iş güzellikle ya da zorla ama olacak!"
Yanıma gelip kolumdan tuttu. Sürüklemeye çalışırken avlunun kapısı açıldı. İçeri giren onlarca adamı görünce Berat da duraksamıştı. Kolumu kurtarmaya çalıştıkça daha da sıkıyordu.
"Höst! Dingonun ahırı mı lan burası?! Nereye girdiğinizi sanırsınız?!"
Adamlar elleri önde bağlı kapıda dururken heybetli uzun boylu bir adam girdi içeri. Geriye doğru bakıp işaret verdiğinde avlunun ortasına fırlatılan iki bedenin halini görünce mideme giren üç lokmayı da oracıkta kusuverdim. Hayatın sürprizleri bitmiyordu, bitmeyecekti.
.....
Merhabalar efendim,
Olaylara giriş yapmış bulunuyoruz. Yorumlarınızı bekliyorum.
Keyifli okumalar. ❤️