İçeriğe geç

İSYAN

Bölüm 3 · 8 dk okuma

İSYAN

Bölüm 3

3. Bölüm

"Allah hangi günahıma karşılık bu derdi verdi bilmiyorum. Senin o kör olası, şeref yoksunu abine deli gibi aşığım. Kalbimden söküp atamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Delirmek üzereyim."

.....

Duyduklarımdan sonra kaskatı kesilmiştim. Daha yeni Esma'nın abimi bir kaşık suda boğmak istediğini düşünürken Esma aslında büyük bir yanlışın içinde kıvranıyormuş. Şaşkınlıkla kalakalsam da kollarımı doladığım bedeninden ayrılmadım. Sıkıca sarmaya devam ettim. Saçlarını okşadım. Gözyaşları dinip sessiz iç çekişlere döndüğünde kendimi geri çekip gözlerine odaklandım. Başını kaldırıp gözlerime bakmadı. Çenesini tutup bana bakması için bekledim. Gözlerini sıkıca yumduğunda gözlerinde biriken birkaç iri damla yanaklarından yuvarlandı.

"Çok utanıyorum Güleycan. Kalbimden söküp atamıyorum. Onunla asla olmayacak biliyorum. Aylardır düşünüyorum. Sana neler yaptığını göre göre nasıl tutuldum bilmiyorum. Yemin ederim seni o halde her gördüğümde lanetler ettim, beddualar ettim. İçim yana yana kötülüğünü istedim. Şimdi bile acımam. Dilan teyze gelin melin demese belli bile etmezdim. Ama ne olur küsme, uzaklaşma benden."

Derin nefesler aldım. Ne cevap vereceğimi bilemedim. Aslında Esma'nın da bir cevap beklediği yoktu. Ama tamamen suskun kalmak hiç içime sinmedi. Ellerini tuttum.

"Esma bak kuzum. O benim karındaşım, kardeşim. Annemin dediği gibi değişsin isterim ama onun ruhu kötü. Bana neler ettiğini gözlerinle gördün. Bazen yaralarımı sen sardın. Seninle aynı anneden babadan değiliz ama sen benim kıymetlimsin. Sana kıyamam. Yine de evlenmek istersen sadece sevdiğine kavuştun diye sevinirim ama Fırat iyileşmez. Ya sana da kötülükler ederse ne olacak? Ya babamın anneme yaptığı gibi istemesen de yatağına zorla alırsa ne olacak? Karnına istemediğin bir bebeği koyarsa, ya o yavrulara da eziyet ederse o zaman ne olacak? Düşündün mü? Bana düşün, iyice düşün diyorsun ya sen de iyice düşün. Lütfen. Yılanın yuvasına girme. Gülüşlerini soldurur o senin."

Konuştuklarımda ne kadar haklı olduğumu biliyordu. Avuçlarıyla gözlerini hızlıca kuruladı.

"Bir an taşıyamadım canım sen bana bakma. O mendeburla evlenir miyim ben? Allah doğru yola çevirsin inşallah. İleride karısına zararı dokunmasın."

Kırık bir tebessümle tamamladığı cümlelerinden sonra hiç konuşmadık. Geç olduğunu söyleyip ayaklandı. Odamdan Esma'yla birlikte çıktım. Merdivenlerden inip avluya çıkacağımız sırada büyük kapı açıldı. Babam önde, abim arkasında içeri girdiler. Esma'yı gördüklerinde babam baş selamı verip konağa girerken abim yanımıza geldi. Nefesini tutmuştu, Esma'nın tepkilerini şimdi daha iyi fark ediyordum. Abim gelip tam dibimizde durduğunda Esma kaşlarını çatarak abimin suratına baktı. Sonra onu yok sayarak bana dönüp kollarını bedenime sardı.

"Görüşürüz Gül'üm. Allah'a emanet ol. Geceleri de okumadan yatma, şeytanlar musallat olmasın."

Sözlerinin son kısmını göz ucuyla abime bakarak söylemişti. Tam gideceği sırada abim kolundan yakalayıp yüzünü Esma'nın yüzünün hizasına eğdi.

"Bana bak küçük fare, bir daha bu konağa girmek yok sana! Güleycan'ın aklını karıştırmak yok! O küçücük beyninizden neler geçiyor biliyorum!" Sesini kısarak ama bağırır gibi konuşmuştu. Esma'nın rengi atmıştı. Ben de o sırada abimin diğer koluna tutunup çekiştiriyordum. Eliyle beni savurup sesini daha da kısarak devam etti. " Git Kadir'e de söyle. Size kız mız vermem ben."

Duyduklarımızdan sonra Esma'nın da benim de rengimiz atmıştı. Bunu bilebilmesi imkansızdı. Şaşkınlıkla abime bakarken bana dönüp, "Bilmiyormuş gibi yapma, ağzına sıçtırma! Yürü odana! Bir daha bu kız bu konağa gelmeyecek! Evlenince kocan izin verirse görüşürsün, benim çatımdayken görüşmek yasak!" dedi. Esma'nın tuttuğu kolunu hafifçe itip kapıya yönlendirdi. Esma sessizce ağlayarak - bana bile bir kez daha bakmadan - konaktan çıktı. Abim kaşlarıyla içeri girmemi söylediğinde hiç itiraz etmeden girdim. Odama geçip mektubu okumak istesem de bunun için doğru bir zaman değildi. Gerçi abim Kadir abiyle aramızdaki tüm yolları kapatmıştı. Artık olurumuz hiç kalmamıştı. Kadir abiye kesinlikle o gözle bakamayacağımı biliyordum. Zaten niyetim en yakın arkadaşımı kırmadan, Esma'yla aramız bozulmadan reddetmekti. Ama böyle de olsun istemezdim. Abim olacak insanlıktan nasibini almamış kişi Esma'nın kalbini çok kırmıştı. Hem nefret edip hem aşık olmak çok ağır olsa gerekti.

....

Odamda geçirdiğim yaklaşık yarım saatin ardından annemin adımı seslenmesini duydum. Akşamları salondaki masada yemeğimizi yesek de bu akşam avludaki yemek masası hazırlanmıştı. Annemi hazırlanmış görünce şaşırdım.

"Hayırdır annem, misafirlerimiz mi var?"

"Evet yavrum, ne zamandır toplanmadık amcanlar halanlar gelecekler."

Sıcacık gülümsüyordu. Bunca acıya rağmen nasıl olur da böylesine neşeli duruyor aklım almıyordu. Başımla onaylayıp mutfağa gittim. Gülistan teyzeye ve Nur'a yardım ettim. Salata koyulmuş tabakları alıp hazırlanmış olan büyük masaya yerleştirdim. Tekrar mutfağa dönüp bardakları aldığımda büyük kapı gürültüyle çalınmıştı. Ayaklanan anneme kapıyı açacağımı işaret edip yerine oturmasını istediğimi belli ettim. Kapıyı açtığımda büyük amcam Haydar, eşi Zeliha yengem ve üç oğlu ile - Berat abim, Ali abim ve Boran - birlikte içeri geçtiler. Amcamın ve yengemin ellerinden öpmüştüm. Bedriye halam eniştemin işlerinden dolayı gelememişti.. Nermin halam ve Zuhal halamı da öpücüklerle karşıladım. En arkada en son gelen küçük amcam Memduh'u görünce heyecanla yerimde duramadım. Öyle çok özlemişim ki burnumda tütmüştü resmen. Ayşe yengeme ve amcama sıkıca sarıldım. Amcam alnımdan saçlarımdan öpüp, "Seni yaradana kurban." dediğinde göğsüne başımı yaslayıp sarılmaya devam ettim. Halamlar, yengem ve annem amcamla halimize gülerken babam ve amcam kaşlarını çatmıştı.

"Bize niye böyle hürmetler olmuyor küçük hanım? Bizi beğenmiyorsun herhal?" Konuşan Haydar amcamla biraz utanmıştım.

"Olur mu hiç öyle şey amca? Memduh amcamı epeydir görmemiştim ondan herhalde."

Aslında durumun bununla bir alakası yoktu ama bunu bilmesine de gerek yoktu. Babamın herkesi yemeğe davet etmesiyle yerleştik. Nur'a yardım etmek istesem de ısrarla kendinin halledeceğini söyledi. Yemek servisine başladı.

....

Yemekleri yemiş verandaya sıralanmıştık. Abim ve amca oğulları sohbete dalmışken aynı durum amcamlar ve kadınlar arasında da olmuştu. Herkes kendi havasındayken Zeliha yengem kahve istedi. Herkesin nasıl içtiğini bildiğim için sorma ihtiyacı duymadan mutfağa ilerledim. Nur'un da yardımıyla neredeyse bir orduya yetecek kadar kahve yapmıştık. İki tepsiye bölüp birlikte mutfaktan çıktık. Herkese ikram ettikten sonra sohbet kaldığı yerden devam etmişti.

Babamın yüksek çıkan sesiyle hepimiz konuşmayı kesmiş babam ve amcamlara dönmüştük.

"Olmaz öyle şey abi, rızamı alamazsın bu konuda. Hem abisi de müsaade etmez buna. Berat'ın da kabul edeceğini sanmam."

Babam amcama karşı saygısını bozmak istemese de oldukça sinirli görünüyordu.

"Berat'ım tamam der. Güleycan'dan iyisini mi bulacak? He de yapalım düğünü? Nişanlı değil sözlü değil? Kertiği de yok. Neyin itirazı anlamadım. Kaç yaşına bastı turşusunu mu kuracaksın?"

Duyduklarımla rengim atmış Berat abime bakmıştım. O da hali hazırda bana bakıyordu. Gözlerinde şaşkınlık beklerken oldukça sakin ve kabullenmiş olduğunu gördüm. Sinirlensem de bu ortamda sesimi çıkarmam bana çok kötü bir şekilde dönebilirdi. İçimden ettiğim dualarla babamın bu inadında ısrarcı olmasını diledim. Abim ters ters Berat abime baksa da Berat abim gözlerini benden çekmiyordu. Gözlerimi kaçırarak babamın cevabını bekledim. Elleriyle yüzünü sertçe ovaladı.

"Olmaz abi, unut sen bu işi. İsteyen biri vardı. Fırat sağa sola soruşturacağım diyerek oyalıyordu. Aklına yattı onun, benim de rızam vardı. Sözlü sayılır Güleycan. Berat'la olmaz."

İlk cümlesiyle rahatlayan kalbim devamında acıyla kasılmıştı. Beni kime vereceğini bilmiyordum. Böyle bir ihtimali hiç düşünmemiştim. İstemediğim biriyle evlenirsem dayanamazdım. Annem kadar güçlü bir kadın değildim. Ben düşüncelerime dalmışken konuşmaları kaçırmıştım. Babamın net tavrı amcamı sinirlendirmiş olsa da daha fazla konuşmaya gerek duymadan ayaklandı. Yengeme ve oğullarına baş işareti verdi. Annemle birlikte ben de yerimden kalktım. Odama gidip şu günü bir an önce bitirmek istiyordum. Ama önce mutfağa gidip kalan işlere yardım etmek istedim.

İşleri el birliğiyle hızlıca bitirdiğimizde herkes odasına çekilmeye başlamıştı. Mutfaktan çıktığımda her yer karanlıktı. Avluda oturduğumuz için ışıkları açmamıştık. El yordamıyla ışık anahtarını ararken elim birinin gövdesine dokundu. Gömlek düğmeleri parmaklarımın ucundaydı. Elimi çekmek isterken başka bir el tarafından tutuldu. Kalbim küt küt atmaya başladığında korkuyla elimi çekmeye çalışarak fısıldadım.

"Lütfen bırak."

"Belli etmeden odana gidiyorsun güzelim. Peşinden geleceğim."

Berat abimin sesini duyunca bu akşam daha ne kadar şaşırabilirim onu düşünüyordum. Elimi tekrar çekmek istediğimde bu sefer bırakmıştı. Karanlıkta aslında ezbere bildiğim yolu koştum. Amacım odama geçip hızlıca kapıyı kilitlemekti. Peşimden bu kadar hızlı geleceğini tahmin etmedim. Kapıyı kapatmak üzereyken daha ne olduğunu anlamadan odama girip kapımı kilitledi. Beni kapıyla arasına sıkıştırdı. Üstüme abanmasıyla ne yapacağımı bilemedim. Dudaklarımda gezinen gözlerini fark edince başımı yere eğip uzaklaşmasını söyledim. Dinlemedi. Burnunu saçlarımda boynumda gezdirdi.

"Of Güleycan, yaktın beni kızım." Kasıklarını sertçe kasıklarıma vurduğunda korkudan titremeye başlamıştım. "Eserini görüyor musun?"

"Abi lütfen uzaklaş."

Yüzümü kavrayıp yüzünün hizasına kaldırdı.

"Şu an abin gibi mi bakıyorum güzelim? Seni abin gibi mi kokluyorum? Sana şuracıkta sahip olmayı deli gibi isterken de abin gibi mi duruyorum?"

Gözyaşlarım söyledikleriyle akmaya başlamışken ne yapacağımı nasıl kurtulacağımı bilmiyordum. Göğsünden itmeye çalıştıkça üstüme yükünü daha çok verdi. Dudaklarıma yaklaşan dudaklarını görünce yerimde çırpınıp durdum. Ses çıkaramadım, herkesin başımıza toplanması daha riskliydi.

"Yalvarırım öpme." Hıçkırıklarımın arasında konuştuğumda alnını alnıma yasladı.

"Bu seferlik böyle olsun güzelim. Ama bir dahaki gelişimde bu bal dudakları öpmeden bırakmam. Yarın mı konuşursun, şimdi mi gidersin bilmiyorum ama benimle evlenmek istediğini söyleyeceksin."

Ağlayarak başımı iki yana sallarken sinirlendiğini kıpkırmızı olan yüzünden anlamıştım. Birden kollarımdan tutup yatağıma tabiri caizse fırlattı. Üstüme gelirken pantolonunun kemerini çözdü. Düğmelerini açıp birden bacaklarından sıyırdı. Altında bir tek baksırı kalmıştı. Tüm bunlar saniyeler içinde olup bitmişti. Kendini de üstüme bırakıp kollarımı başımın hizasına kaldırdı. İki bileğimi tek avucunda tutarken sertçe yatağa bastırıyordu. Ağlamam şiddetlenmiş deli gibi çırpınıyordum. Çok korkuyordum. Elbisemi tek eliyle kavrayıp yukarı çekti. Açılan boşluktan elini sokup iç çamaşırıma doğru ilerletti. Bir yandan da iğrenç sesiyle konuşuyordu.

"Evlenmek istemiyorsun öyle mi?"

"Bağırıp herkesi başımıza toplasana, hadi yavrum."

"Bu gece ve sonraki geceler benim olacaksın! Altımda kıvranıp adımı inleyeceksin!"

Titreyen sesimle "Tamam." dedim. "Tamam evleneceğim seninle. Yalvarırım dur."

Hareketleri kesildi. Benimle cebelleşmekten ter içinde kalmıştı. Kokusu burnuma leş gibi gelmişti. Öğürmemek için zor tuttum kendimi.

Nefeslerini düzene soktuğunda sanırım az önceki halimizden dolayı kalkmış olan erkekliğini tekrar kasıklarıma bastırdı.

"Bir daha bana karşı gelmeyeceksin. Eğer tekrarı olursa acımam ve asla durmam. Anladın mı beni?"

Başımı salladım. Üstümde dizlerinin üstüne oturarak doğruldu. Çıplak bacakları, dar baksırının sardığı kalçası şimdi gözlerimin önündeydi. Gözlerimi kapatarak ağlamaya devam ettim. Başımı sallamam yeterli gelmemiş olacak ki çenemi avucunun içine alıp sıktı.

"Duyamadım."

"Anladım, bir daha karşı gelmeyeceğim."

Dudaklarını sertçe boynuma bastırıp birkaç kez öpücük bıraktı. Çıkardığı pantolonu tekrar giyerken gözü üstümdeydi. Kapının kilidini sessizce açıp çıktığında yan dönüp bacaklarımı karnıma çekip sabaha kadar ağladım.

Hayatımın en kötü gecesinin bu gece olduğunu düşünürken henüz başıma geleceklerden haberim yoktu.

.....

Keyifli okumalar. ❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.