Merhaba arkadaşlar,
Bölüm ismi ve açıklamanın konumundan anlayacağınız üzere bölüm yine 🔥 ögeler içeriyor. Okumak istemeyenler ve yaşı küçük olanlar için birkaç günlük daha izin isteyerek yeni bölümü yazmaya gidiyorum.
Okuyanlar için yorumlarınızı bekliyorum. Keyifli okumalar.
Sevgiler. ❤️
Gözlerimi açık tutmakta zorlanıyordum. Nefeslerim daha düzene girmemişti. Bütün gerginliğim gitmiş adeta pamuk gibi olmuştum. Bıraktığı şekilde soluma dönük yatıyordum. Tam arkamda yatıyordu, kolu belimi sarmıştı. Düzensiz nefesleri enseme vuruyordu. Parmaklarını gıdıklar gibi karnıma bastırdı.
"Uyuma."
Huylanarak kıpırdandım.
"Uykum var."
Enseme öpücük bıraktı.
"Daha doymadım, uyuma."
"Yoruldum."
Kalçama bir iki kere vurup, "Hadi kalk duş al öyle uyu madem."
Doğru söylüyordu. Böyle abdestsiz uyumak istemezdim. Kalkacağım sırada üstümdeki gecelik aklıma geldi. Tüm şehvet, haz söndükten sonra karşısında nasıl duracağımı bilmiyordum. Ama başka şansım yoktu. Toparlanıp kalktım. Cihangir'e hiç bakmamıştım.
"Bana bir baksana sen."
Kızaran yüzümle yatakta tüm çıplaklığıyla yayılmış yatan kocama baktım. Çıkardığı prezervatifin ucunu bağlamış yatağın üstüne öylece bırakmıştı. Sağ bacağını dizden kırarak garip ama rahat görünen bir halde yatıyordu.
"Yaklaş."
Bu ses tonunu kullandığı zaman on dokuz yaşında olduğuna inanamıyordum. Yaşına yakışmayan bir otoriterlik vardı. Çekinerek yaklaştım. Yatağın kenarına oturup yüzüne dikkatle baktım.
"Utanmak yok Güleycan. Biz biriz artık. Aynaya baktığında kendinden utanıyor musun? Bedenim senin, ruhum senin. Her şeyimle sana aidim. Sen benden gözlerini esirgersen ben karanlıkta kalırım. Sen benim ışığımsın. Tüm karanlığımı aydınlatan göz aydınlığımsın."
Utancımın etkisi geçmiş yerini garip bir duyguya bırakmıştı. Gözlerim dolmuştu. Yanına uzandım yeniden. Elim yanağını buldu. Dudaklarımız yavaşça birleşti.
"Bedenim senin, ruhum senin Cihangir. Her şeyimle, tüm sadakatimle sana aidim. Aklımda, gönlümde, ruhumda, dilimde hep sen varsın, hep senin adın var."
"Biliyorum, açık bir kitap gibi okuyorum seni. Banyoya giderken bile bu şekilde geleceğini biliyordum aslında. Zorunluluktan olmadığını da biliyorum. Her hücren beni çağırıyor."
Gülümsedim, yeniden öpüştük. Alt dudağımı ısırarak çekildi. Gülümsedim.
"İstersen önce sen duş al, sonra ben gireyim."
"Olur."
Cihangir çıplaklığından zerre çekinmeden yardımımla ayaklandı. Banyoya girdiğinde yataktaki dağınıklığımızı toparladım. Yatağın çarşafını da komple kaldırdım. Çarşafa bulaşan kan lekesi beni Cihangir'le ilk konuştuğumuz ana götürdü. Elimdeki çarşafı ne yapacağımı bilmeyerek kenara bıraktım. Dolabın içinde olan yeni takımı serdim. Geceliğimin üstüne çantada bulduğum sabahlığı giydim. O sırada Cihangir banyodan çıkmaya çalışıyordu. Sadece baksırını giymişti. Saçlarından akan damlalar sırtında ve göğsünde ıslak izler bırakmıştı. Hemen beline dolanarak yatağa geçmesine yardım ettim. Yatakta otururken kollarını belime doladı. Burnunu göğüslerimin arasında sürüp kokladı.
"Mis gibi kokuyorsun. Biraz da ben."
Ellerim saçlarını bulmuştu. Islak tutamları okşadım.
"Cihangir."
"Efendim canım."
"Çarşafı göstermek istersen kenara bıraktım. Nasıl alırız bilmiyorum ama bir şekilde halledebilirsin belki."
Belimdeki kolları sıkılaştı.
"Özür dilerim Güleycan. Sana nasıl hissettirdiğini tahmin ediyorum. O günkü konuşmamızda kendini bize ikna et diye söylemiştim. Ne sana zorla dokunurdum ne de çarşafımızı anneme gösterirdim. Asla da göstermeyeceğim."
"Annen kızgın gibiydi. Nikahımıza da gelmedi."
"Anneme çok kızgınım Güleycan. Babam ağa, dışarıya çok sert olsa da bize karşı hiç öyle olmadı. Sevgiyle büyüttü bizi. Annem de sevdi ama annem daha farklı biri. Bedir abim yengeme nikah kıyacağını söylediğinde en çok bağıran oydu. Abimin konaktan gitmesinin sebebi annem ne yazık ki. Abim konaktan gittiğinde kendi evini kurduğunda babama ağalığı ona vermemesi için baskı yaptı. Onun istediği gibi yetiştirdiği tek evladı Üveys abim. Babam yengeme nikah yapması için çok zorladı. Erkek çocuk olmadan nikah kıyılmayacak abimin dilinde olsa da asıl kaynağı annemdi. Ben de karşı çıkınca tepki gösterdi. Bunu daha sonra konuşacaktım ama konusunu açtığın için devam etmek istiyorum. Biz konağa döndüğümüzde annemin ters davranışlarıyla karşılaşman olası. Bebeğimiz olana kadar bitmeyecek. Eğer kız olursa büyük ihtimalle devam edecek. Ama biz benim durumumdan dolayı biraz rahat olacağız. Senden istediğim annemin karşısında dimdik durman ve bana sırtını dönmemen. Biz aile olduk. Ailemiz içindeki yaşadığımız ve yaşayacağımız şeyler sadece bizi ilgilendirir. Bebek ne zaman diye soran olursa mahremimizi kimseye açmayacaksın."
Başımla onayladım. Diyecek bir şeyim yoktu.
"Dinlendiysen devam edebiliriz."
Muzip bakışlarıyla yüzüme bakıyordu. Elleri belimi, kalçamı ve bacaklarımı okşuyordu.
"Duş alıp geliyorum." Dudaklarını kısacık öpüp banyoya girdim.
.....
Duştan çıktığımda gözleri kapalı yatıyordu. Uyuduğunu düşünerek sessizce kurulandım. Şortlu bir pijama takımı giyerek yanına uzandım. Telefondan saate baktığımda gece yarısına geliyordu. Telefonu komodinin üzerine bıraktım. Cihangir'in yüzünü inceledim. Düzenli nefeslerle inip kalkan göğsüne elimi bıraktım. Kalbinin atışını avucumda hissetmek çok güzeldi.
"Hep yanımda böyle bir adam olarak kal. Böyle çok güzelsin."
"Bence çok yakışıklıyım."
Korkuyla elimi göğsüme koydum. Aklım çıkmıştı.
"Ödümü patlattın. Uyuduğunu sanmıştım."
"Yok uyumadım. Hatta giyinirken seni izledim."
Elimin tersiyle göğsüne vurdum.
"Cevap vermedin. Çok yakışıklı değil miyim?"
Elimi yanağına çıkardım. Pürüzsüz yanağını okşadım.
"Bebeğim sen böyle her şeyi soracak mısın?"
Dudaklarını avuç içime bastırdı.
"Soracağım. İlgi arsızıyım ben. Hep soracağım, hep duymak isteyeceğim."
Gülümsedim.
"Bence de çok yakışıklısın."
İstediği cevabı verdiğimde yüzünde güzel bir gülümseme oluştu. İyice yaklaşıp bedenlerimizi birleştirdi. Dudaklarımız kavuştuğunda bu tadı sevdiğimi düşünüyordum.
Sakin öpücüğümüz bittiğinde sırtımı göğsüne yaslayarak gözlerimi kapattım. Huzurluydum.
....
Çok terlemiştim. Kasıklarımda bir yangın başlamıştı. Karnımın altı kasılıyordu. Bacaklarımı birbirine bastırıp hissin geçmesini bekledim. Gözlerimi açmakta zorlanıyordum. Uyuyalı ne kadar olduğunu bilmediğim için zorlukla gözlerimi açtım. Cihangir hala belime sarılı uyuyordu. Komodindeki telefondan saati kontrol ettim. Gecenin üç buçuğunda uykum bitmişti. Gözlerimi etrafta gezdirdim. Masanın üzerinde suyu görünce yavaşça yataktan kalktım. Hızla birkaç bardak su içtim. Ama içim yanıyordu. Banyoya girip elimi yüzümü yıkadım. Yapacak başka bir şey olmayınca mecburen yatağa geri döndüm. Ben kalkınca Cihangir sırt üstü dönmüştü. Uyumaya devam ediyordu. Dönerken belimizdeki çarşafı dolanarak açmıştı. Bacaklarının bir kısmı örtülü bir kısmı açıktaydı. Baksırının örttüğü erkekliği sert görünüyordu. Uyurken o da etkilenmiş olmalıydı. Onu uyandırmak istiyordum. Ama cesaret edemiyordum. Kuduruklar gibi ilk geceden koca uyandırmak da neyin nesiydi böyle?
En sonunda pes ederek tekrar uzandım. Cihangir'e sırtımı dönerek uyumaya çalıştım. Ama gözlerimi kapattığım anda bambaşka şeyler hayal etmeye başlıyordum. Yeniden Cihangir'e döndüm. Elimi yavaşça göğsüne bıraktım. Teni sıcacıktı. Dokunuşum belli belirsizdi. Parmaklarımın ucu göğüs ucuna hafif baskı yaparak teninde kaydı. Karnına doğru ilerledim. Erkekliğine dokunmak istiyordum. Parmak uçlarım bu sefer baksırının lastik hizasında dolaştı. Mırıldanarak bir şeyler söyledi. Anlamamıştım. İşaret parmağımı baksırının üstünden erkekliği boyunca gezdirdim. Uykuda olmasına rağmen seğirdi. Daha fazla ileri gidemeyecek gibiydim. Parmağımı çekeceğim sırada elimin üstüne elini kapattı. Yakalanmış olmanın utancıyla ne yapacağımı bilemedim. Eli elimin üstündeyken üst bedenini yataktan kaldırdı.
"Devam et bebeğim."
Uykudan uyanmış ses tonu boğuktu. Puslu sesi seslice yutkunmama sebep oldu. Gözlerimi gözlerine çıkardım. Uykulu ama arzu dolu bakıyordu.
"Uyuyorsun sanmıştım."
"Su içmek için kalktığından beri uyanığım."
"Sen beni kandırma işini bayağı abarttın sanki."
"Hep uyuduğumu sandığın anlarda kendin gibi oluyorsun. Bana dokunmanı istiyorum. Sana dokunmak istiyorum. Dilimle seni nasıl çıldırttıysam yine yapmak istiyorum. Sevişirken benimle konuş istiyorum. Henüz hayal bile edemeyeceğimiz şeyleri yapmak istiyorum."
Karnım, kasıklarım kasılmıştı. Dizlerimi karnıma doğru çekip inledim.
"Ağrın mı var?"
"Evet, kasıklarım kasılıyor. Karnımın içinde bir ağrı hissediyorum."
Elini karnıma koydu. Sıcak avcuyla okşadı.
"Ağrı mı, arzu mu?
Gözlerimdeki tereddütü görmüş olacak ki dudağının kenarı yukarı kalktı.
"Şöyle yapalım. Birkaç şey soracağım, ağrı mı arzu mu böylece anlarız." Gözlerimdeki onayla devam etti. Bir yandan karnımı ovuyordu. "Memelerin ağzımdayken ne hissettin?"
Ortamın büyüsünü bozmak istemiyordum. Ona eşlik etmeye karar verdim. Karnım ve kasıklarım yeniden kasıldı. O da hissetti.
"Çok fazla etkilendim. Böyle olacağını hiç düşünmemiştim."
Elleri şortumun ve çamaşırımın içinden kadınlığıma ulaştı. Orta parmağı kadınlığımı aralayıp ıslaklığımla buluştu. Dudakları yine kıvrıldı. Onun için ıslanmıştım.
"Peki ıslak vadini yaladığımda ne hissettin?"
Ellerimi yüzüme kapattım.
"Seni oraya bastırmak istedim."
Orta parmağıyla okşamaya devam ederken dudaklarımı öptü.
"Ağrın yok güzel karım. Beni özlemişsin."
Parmağını olduğu yerden çekti. Dudaklarının arasına alıp güzelce emdi. Bayılacaktım.
"Biraz gevşemek ister misin? Birer kadeh içelim."
Onunla olacağım için korkacağım bir şey olamazdı. Kabul ederek kalktım. Yatak başlığına sırtını dayamıştı. İki kadeh ve şişeyi getirdim. Şarabı kadehlere döktü. Önce kokladım sonra tadına baktım. Kötü denebilecek bir tadı vardı. Cihangir beni izlerken kadehini içiyordu. Birkaç yudumdan fazlasını içemeyeceğimi anlayınca kadehi bıraktım. Cihangir kadehin dibinde kalan şarabı tek yudumda içip kadehini bıraktı. Dudaklarındaki ıslaklıkla dudaklarıma yapıştı. Nefes almak için çekildiği birkaç saniyelik boşlukta hemen üstümü çıkardı. Altımda çamaşırımla duruyordum. Dudakları göğüs uçlarımı buldu. Daha sert daha tutkuluydu. Dişleriyle kıstırıyor hemen diliyle yalıyordu.
"Bebeğim daha sonra uzun uzun emeceğim seni ama şu an içine girmem lazım."
Baksırından kurtardığı erkekliğini sıvazlayıp üstüne tükürdü. Hızlıca içime gömüldü. Aynı anda inlemiştik. Canım acımamıştı. Uyandığımdan beri olan sızım hafiflemiş gibiydi. Dudakları boynumdayken güçlü darbelerle içimde gelip gidiyordu.
"Ah Güleycan. Sar kollarını bedenime. Seni hissetmek istiyorum."
Dediğini yaptım. Yandan bacaklarını okşayan ellerimi sırtına çıkardım. Bir elim ilk seferimizde olduğu gibi kalçasını buldu. Diğer elimi sırtında, ensesinde ve saçlarında gezdiriyordum. Tırnaklarımı kalçasına geçirdiğimde kalçasını sıkarak inledi. Tekrar güçlü bir vuruş yaparak içimden çıktı. Kalçamı kavrayarak yüz üstü çeviriverdi. Yüzüm yastığa gömülü dizlerimin üstünde önünde duruyordum. Belimi baskıladı. Belimi eğdim. Sağ eli karnımdan kadınlığıma ulaştı. Tepemi okşarken diğer eli kalçamı okşuyordu. Parmaklarını sıkarak temposunu düşürdü. Yine nefes nefese kalmıştık. Yeniden içimden çıktığında ağlar gibi bir ses bıraktım. Çok yaklaşmıştım. Komodindeki prezervatiften birini hemen erkekliğine geçirdi.
"Önce önlemimizi alalım değil mi bebeğim?"
Cevap beklemiyordu. Yeniden içimi doldurdu. Yüksek sesle inliyordu. Son bir vuruşla ikimiz de aynı anda rahatlamıştık. Prezervatifi çıkarıp ucunu bağladı. Dağıttıklarımızı topladığım kenardaki ağzı açık poşete fırlattı. Yüz üstü komple uzanmıştım. Yeniden tatlı bir yorgunluk çökmüştü.
Cihangir sırtımı öptü.
"Doymadım demiştim. Gel jakuziye girelim. Bu sefer sen yönet bizi. Emrine amadeyim."
Yardımımla gül yapraklarıyla dolu jakuziye girdik. Su çok iyi gelmişti. Sırtım göğsüne yaslı duruyorduk. Yüzümü dönmemi istediğinde bacaklarımı açarak kucağına oturdum. Tutkulu bir öpüşme başlattığımda gövdemi hafifçe kaldırarak elimde kavradığım erkekliğine oturdum.
Bu gece uzun olacak gibiydi.