İçeriğe geç

İSYAN

Bölüm 31 · 11 dk okuma

İSYAN

Bölüm 31

31. Bölüm 🔥🔥🔥

Merhabalar

Bu sefer açıklama yukarıda başlıyor. Bölüm isminden de anlaşılacağı üzere aşağıda +18 bir içerik var. Okumak istemeyenler ve yaşı küçük olanların geçip gideceği bir bölüm olduğu için belli etmek istedim.

Yine düzenleme yapamadan paylaşıyorum. Hatalarım varsa kusura bakmayın.

Sadece bu bölüm için değil her bölüm için okuyanlardan bol bol yorum bekliyorum.

Hakaret içerikli olmadığı müddetçe eleştirilmeye de açığım elbette. Yorum yapın ki hikaye nasıl gidiyor sizin açınızdan görebileyim.

Sizi bölümle baş başa bırakıp, keyifli okumalar diliyorum.

Sevgiler. ❤️

..........

Ne yapacağımı bilmiyordum. Heyecandan bayılacak duruma gelmiştim. Cihangir de işleri iyice zorlaştırıyordu. Tamam, şaşırdığını görüyordum ama hala bir şey dememiş olması tepki vermemesi heyecanımı körüklüyordu.

Giydiğim gecelik tam istediği gibi göğüslerimi nispeten kapatan küçük dantel haricinde tülden ibaretti. Siyah bir gecelik tercih etmiştim.

Banyo kapısında bir tepkisini bekliyordum. Yatakta tamamen doğruldu. Ayağını aşağı bıraktı. Protezini çıkarmamış olmayı istediğini fark ettim. Eğer yanına gitmezsem gelemeyecekti. Çağırmasını beklemeden küçük adımlarla yanına ilerledim. Elini uzatıp tutmamı bekledi. Elini tuttum. Bacaklarının arasında ona yukarıdan bakıyordum. Başını geri yaslayarak gözlerime baktı.

"Çok güzelsin."

"Sen de öyle."

"Bence yakışıklıyım."

Gülümsedim.

"Bence de yakışıklısın."

Onu öpmek istiyordum. Ama ondan herhangi bir hamle görmediğim için çok utanıyordum. Sağ eli elimi bıraktı. Diz kapağımın yanından okşayarak belime doğru çıktı. Belimi hafifçe sıktırarak ilerledi. Göğsüme belli belirsiz dokundu. Kolumu okşayarak yeniden elimi kavradı.

"Kocanın kucağına gelmeyecek misin?"

Sorusuyla birlikte kendini hafifçe geri doğru çekti. Ellerimi ellerinden kurtararak omuzlarına bıraktım. İki dizimi de sırayla bedeninin yanlarına yerleştirerek kucağına oturdum. Alt çamaşırım da tülden ibaret bir tanga olduğu için bizi ayıran bir tek onun baksırıydı. Çok net bir şekilde hissediyordum. Sertleşmişti. Kucağına oturmamla birkaç kez seğirdi. Cihangir'in dudaklarından sesli bir nefes çıktı. Yine üstten bakıyordum ama bu sefer çok yakındık.

"Hiç konuşmayacak mısın? Şu an ne hissettiğini merak ediyorum."

"Çok heyecanlıyım."

Dudaklarımı çok yumuşak bir şekilde öptü.

"Görebiliyorum. Ve ben de çok heyecanlıyım. Yorgunsun zannediyordum."

"Yorgunum, dinleniriz diye düşündüm."

"Seni çok güzel dinlendireceğim."

Yeniden dudaklarımı kavradı. Yumuşak başlayan öpüşmemiz git gide alevleniyordu. Belimdeki elini sırtım ve kalçam arasında gezdiriyordu sürekli. Geri doğru oturmaktan yorulmuş olacak ki kendini tamamen yatağa bıraktı. Eliyle desteklediği sırtım sayesinde üstünde uzanıyordum. Bir güçle beni sol yanına devirdi. Kısacık bir an sonra o benim üstümde uzanıyordu.

"Geceliğini üstünden çıkarmak istemiyorum. Çok yakışmış. Aslında bu danteller de olmamalıydı bence. Memelerini de net görmek isterdim."

Bu kadar açık konuşmasını beklemiyordum. Utançla kızarmıştım.

"Onları görebilir miyim?"

Göğüslerimden birileriymiş gibi bahsetmesi çok tuhaf ve komikti. Gözlerimle onayladım. Zaten sadece uçlarını kapatan danteli kenara doğru sıyırıp iki göğsümü de açıkta bıraktı. Bacaklarımın üstünde dizlerinin üzerinde oturuyormuş gibi oturdu. Gözlerini ayırmadan göğüslerime bakıyordu. O kadar utanmıştım ki ellerimle kapatmak istedim. Ama hareketimi tahmin eder gibi iki elimi havada yakaladı. Parmaklarını parmaklarımın arasından geçirip başımın yanına sabitledi.

"Memelerine bakmama izin verdin. Engelleyemezsin. Hatta şimdi onları emeceğim."

Delirecektim. Neden bu kadar açık konuşuyordu anlamıyordum. Benden ses gelmeyince eğilip sağ göğsümün ucunu dudaklarının arasına aldı. Diliyle etrafını yalayıp dişleriyle hafifçe kıstırdı. Beynimde şimşek çaktı sanki. Tüm tüylerim havalanmıştı. Ses çıkarmamak için dudaklarımı dişlemeye başladım. Diğer göğsüme de aynı şeyi yaptı. Ellerimi çekiştirdim. Göğüs ucum dudaklarının arasındayken bakışları beni buldu. Dişleriyle kıstırmaya devam ederken dudakları minik bir tebessümle kıvrıldı. Ellerimi bırakıp parmak uçlarıyla boştaki göğsümün ucunu kavradı. Hafifçe sıkıp bırakıyordu. Vücudum alev alev yanıyordu. Kıvranmamak için zor duruyordum. Sonunda dudaklarını göğüslerimden çekip kendi yüzünü yüzümün hizasına kaldırdı.

"Neden kendini bu kadar sıkıyorsun? Korkmadığını anlıyorum. Sanki inlememek için sıkıyormuşsun gibi. Altımda kıvranmamak için çabalıyormuş gibi. Ellerini saçlarımdan geçirip memelerine bastırmamak için uğraşıyormuşsun gibi."

Elimi yüzüme kapattım. Neredeyse çığlık atacaktım.

"Cihangir neden bu kadar açık konuşuyorsun?"

"Bilmiyorum ama seninle sevişirken konuşmak istiyorum. Her anını konuşalım istiyorum."

Sol eli tekrar göğsümü sıkıp bıraktı. Oradan belime, kalçama doğru hareket etti. Bacağımın üst kısmını kavrayıp beline yerleştirdi. Elleri durmadan okşuyordu. Gözlerini bir an olsun gözlerimden ayırmamıştı. Parmak uçlarıyla tangamın arka kısmındaki ipi birkaç kez çekip bıraktı.

"Yanakların kıpkırmızı, o kadar güzelsin ki..."

"Senin de kıpkırmızı. Sen de utanıyor musun?"

"Şu an hayır." Dudaklarımı öpmeden önce fısıltıyla devam etti. "Yanıyorum."

Öpüşlerimiz yeniden ateşli bir hal aldığında dizlerinin üstüne kalktı. Bir dizi daha kısa olduğu için canı acır diye tereddüte düşsem de kendi canını acıtacak bir şey yapmayacağını bilerek anın büyüsünü bozacak bir şey söylemedim. Bacağım hala belindeydi. Diğer bacağımı da beline yerleştirdi. Şimdi tamamen bacaklarımın arasındaydı. Sertliği kadınlığıma baskı yapıyordu. Altında öyle bir haldeydim ki ortamın loş ışığı olmasa utançtan bayılırdım. Hala açık duran göğüslerimi öptü. Yalayarak boynuma doğru bir yol izledi. Boynumu derince öpüp kokladı. Burnu kulağımın arkasından saçlarımı koklarken diliyle kulak mememi yaladı. Tüylerim diken diken olmuştu. Garip bir his bedenimi sarmıştı. Ellerimi daha fazla ölü gibi yanda tutmak istemedim. Çıplak sırtına bıraktığım ellerimden biriyle okşarken diğerini ensesine ve saçlarına çıkardım. Anlık duraksamadam sonra öpüşü şiddetlendi. Sertliğini sertçe kasıklarıma bastırdı.

"Beni keşfetmek ister misin?"

"İsterim. Uzanır mısın?"

Çekincelerimi kenara bırakmıştım. O benim kocamdı. Kendini üstümden alıp yatağın ortasında uzandı. Başının altında bir yastık vardı. Bu sayede beni rahatça izliyordu. Onun yaptığı gibi dizlerimin üstüne kalkıp kasıklarına oturdum. Ellerimi vücudunda gezdirmeye başladım. İnce yapılıydı. Asla kaslı değildi. Göğsünde minicik tüyler vardı. Onun haricinde tertemiz pamuk tenliydi. Tam kalbinin üstüne bir öpücük bıraktım. Koklayarak boynunu öptüm. Dudaklarım bu kez adem elmasına bir öpücük bırakırken elleri belimi buldu. Onun da kulak memesinden etkilenip etkilenmeyeceğini merak ettim. Kendimi iyice üstüne yerleştirdim. Dilimle kulak memesini yaladım. Parmakları olduğu yeri sıktı. Yetmedi hafifçe dişledim. Başını yastığa bastırarak inledi. Hali çok güzeldi.

"Devam et bebeğim, dokun bana."

Devam ettim. Dakikalarca öpülmedik yerini bırakmadım. Ellerimi gövdesinde gezdirdim.

"Parmaklarınla sarar mısın?"

Yapabilirdim. Kendimi yanındaki boşluğa attım. Baksırını çıkarmam lazımdı. Elini sertliğine koydu. Birkaç kez kalçasını hafifçe kaldırarak kendi avucuna sürtündü. Daha fazla bekleyip kendimi utandırmak istemediğim için baksırını iki yandan tutup çekiştirdim. Ortaya çıkan uzvu kötü yaşanmışlıkları tetikler diye korkuyordum. Beklediğim gibi olmadı. Onun Cihangir olması tüm korkularımı endişelerimi yok ediyordu. İstediği gibi parmaklarımı etrafına sardım. Titrek bir nefes aldı. Avcumun içindeyken parmaklarımı açıp organına baktım. Ucu parlıyordu. Ufak bir ıslaklık vardı.

"Bir gün onu yalamanı isteyeceğim senden."

"Yalamamı mı istiyorsun?"

Onun gibi açık konuşmayacağımı düşünüyor olsa gerek soruma şaşırdı.

"İsterim tabi. Ama şimdi değil. Tiksinmeyeceğin bir an gelecek, o gün isteyeceğim."

Haklıydı. Şimdi hiç cesaretim yoktu. Eğer tiksinirsem kendini kötü hissedebilirdi.

"Şimdi avcunun içinde kaydır beni."

Bir ikiz kez aşağı yukarı sıvazladım.

"Biraz acı veriyor. Çok kuru. Çantada ihtiyacımız olan şeyler var. Bizim için alır mısın?"

Yataktan kalktım. Odanın köşesine bırakılmış çantadayı kurcaladım. Bir kutu prezervatif ve prezervatifle aynı markaya sahip uzun renkli bir şişe vardı. Doğrulmuş oturuyordu. Elimdekileri yatağa bırakıp karşısına oturdum. Şişenin jelatinini söktü. Elini uzatıp avcumu kavradı. Elimin içine biraz sıktığında yeniden geri yaslandı. Ne yapacağımı bilemedim. Ellerimi birbirine sürterek jeli biraz dağıttım. Ortalığı çilek kokusu sarmıştı. Avuçlarım yeniden erkekliğini kavradığında güçlü bir inleme bıraktı.

"Beni ellerinle boşaltır mısın? Seni yarım bırakmak istemiyorum. Gelmek üzereyim."

Sözlerine tepkisiz kaldım. Ellerimi aşağı yukarı hareket ettirmeye devam ettim. Nefesleri hızlanmıştı.

"Çok güzel bebeğim, biraz hızlanır mısın? Biraz daha sık lütfen."

Dediklerini uyguladım. Ben hızlandıkça onun da nefesleri hızlandı.

"Ah, ah aşkım. Bırakma sakın."

Cihangir'in bu hali karnımın kasıklarımın sızlanmasına sebep oldu. Artık daha yüksek sesle inliyordu. Büyük bir haykırışla boşaldı. Öyle şiddetli sıçramıştı ki yanağıma değen ıslaklıkla öylece kaldım. Cihangir elimin üstüne kendi elini sararak boşalmış olmasına rağmen birkaç kez daha hareket etti. Nihayet gözlerini açıp bana baktığında gözleri önce yanağıma değdi sonra gözlerime.

"Ah Güleycan. Şu halinin beni saniyeler içinde yeniden sertleştirdiğinin farkında bile değilsin. Yanağındakiyle masum bakışların olmadık hayaller kurduruyor."

Uzanıp dudaklarımı kavradı.

"Değneğimi getirmen gerekiyor. Temizlenmeliyiz."

Hemen kol değneğini getirdim. Yardımımla kalktı. Birlikte banyoya girdik. Ben yanağımı temizlerken Cihangir de temizlendi. Aynadan kendime baktığımda ben değildim sanki. Yüzümde hoş bir kırmızılık vardı. Geceliğimi toparladığım için göğüslerimi güzel bir şekilde saran danteller ve tül vücudumu gerçekten güzel gösteriyordu. Cihangir kol değneğini kenara yaslarken ellerini de iki yanımdan lavaboya yasladı. Ayakta durması onu yormasın istiyordum. Ona dönecekken göğsünü sırtımda hissettim. Başını boynuma bırakıp kasıklarını kalçama bastırdı. Tekrar sertleşmiş olması şaşırtmıştı. Bu geceyi bu şekilde sonlandırırız sanıyordum.

"Sıra sende. Seni zevkten ağlatmak istiyorum."

Gözlerimi yumdum.

"Aç gözlerini."

Aynadan gözlerinin içine baktım.

"Biraz canın acıyabilir ama sonra zevk çığlıkları atacaksın inan bana."

"Utandırmaktan zevk alıyorsun."

"Hayır, yaşayacaklarımızı konuşmak hoşuma gidiyor. Bittikten sonra da yaşadıklarımızı konuşacağız."

Bir şey dememe fırsat bırakmadan değneğine uzandı. Boştaki eliyle de elimi kavradı. Elini bırakıp kolumu beline sardım. Yatağa yaklaştığımızda bana döndü.

"Yatağa uzan."

Dediğini ikiletmeden yaptım. Çok heyecaydım. İçim kaynıyordu sanki. Başımın altındaki yastığın yüksekliğini beğenmemiş olacak ki diğer yastığı da uzattı. Başımın altına yerleştirdikten sonra yukarıdan inceledi. Dudaklarıma küçük bir öpücük bıraktı. Dizlerini bacaklarımın yanına yerleştirdi. Hiçbir şey demeden geceliğimin göğüs kısmını açtı. Her zerremi ezberlemek ister gibi bakarak boynuma yöneldi. Öpücükleri kasıklarımda sızlamaya sebep oluyordu. Göğüs uçlarımı da ısırdı, emdi. Tül geceliğin kalça hizasındaki tülünü göğsümün altına çekiştirdi. Dudakları göbeğimde ve tangamın hizasında gezindi.

"Önce seni biraz gevşetelim değil mi karıcığım?"

Anlamsız bakışlarıma gülümsedi. Elleri diz kapaklarımı buldu.

"İyice iki yana açıp karnına çek."

Ses tonu çok otoriter çıkmıştı. Utansam da dediğini yaptım. Gözleri kadınlığımı buldu.

"Şimdi onu sevelim. Sakın bacaklarını kapatma."

Başımla onayladım. Tangamı kenara doğru çekiştirip kadınlığımı açıkta bıraktı. Bacaklarımı kapatmak istiyordum. Hala oraya bakıyor olması deli gibi utandırıyordu. Baş parmağı kadınlığıma dokundu. Aşağı yukarı kaydırdı.

"Islanmışsın. Resmen benim için hazırsın."

Bacaklarımın arasına yüz üstü uzandı. Dirsekleriyle kendini kaldırmıştı. Ellerini bacaklarımın dışından dolayarak kenetledi. Burnu kadınlığımın üstüne değdiğinde ne yapacağını ancak anlamıştım. Panikle doğrulmaya çalıştım.

"Uzan bebeğim. Sakin ol, canını acıtacak bir şey yapmayacağım."

"Acıtmayacaksın biliyorum ama bu halimiz çok ayıp. Çok utanıyorum Cihangir. Yapmasan olmaz mı?"

"Ayıp mı? Karımın kadınlığını öpüp koklamam mı ayıp? Sana verebileceğim bütün zevkleri vermek istiyorum. Kocanım ben senin. Aramızda ayıp yok."

İnler gibi adını fısıldadım. Bir yanım ana bırak kendini derken diğer yanım bu çok fazla diyordu. Cihangir sakinleştirmek ister gibi tuttuğu bacaklarımı okşadı. Kendimi bırakma kararı verdim. Kendimi yeniden yastıkların üstüne bıraktığım anda Cihangir de hiç haber vermeden dudaklarını kadınlığıma bıraktı. Çok tuhaf bir histi. Dili dudak kısımlarını ayırıp arasında gezindi. Çok hızlı yalıyordu. Tepe kısmını dişleriyle eziyor, dudaklarıyla emiyordu. İnlemelerimi durduramıyordum. Dakikalarca devam etti. Kadınlığımda minik batmalar eşliğinde karnımda bir alev topu yandı. Vücudum titriyordu. Kasılmaya başlarken nedense Cihangir'i bacaklarımın arasından uzaklaştırmaya çalıştım. Ellerini bacaklarıma daha sıkı sardı. Dudakları, dili bir an durmadan hızlandı. Çığlığımla birlikte gelen rahatlamayla Cihangir bacaklarımın arasından yüzünü kaldırdı. Parmak uçlarım bile uyuşmuştu. Bacaklarımı düzeltmeme izin vermeden üstüme uzandı. Az önce kadınlığımda olan dudaklarını dudaklarıma kapattı. İğrenç olacağını düşündüğüm şey çok erotik gelmişti.

"Şimdi içine gireceğim aşkım."

Dizlerinin üstüne kalkıp kenara fırlamış olan prezervatif kutusunu aldı. İçinden bir tane alıp erkekliğine yerleştirdi. Şişeye uzandığında göz kırptı.

"Yeterince ıslaksın ama ne olur ne olmaz. Tahriş olmanı istemem."

Avcuna sıktığı jeli prezervatifin üstüne yaydı. Erkekliğini birkaç kez sıvazladı. Dudaklarımı öptü ve çekildi. Elinde kalan jeli kadınlığıma sürüp erkekliğinin ucunu kavradı. Girişimde hissettiğim baskıyla refleks olarak geri çekilmeye çalıştım. Tek eliyle belimden tutup sabit kalmamı istediğini belli etti. Fazlasıyla kaygan olan erkekliği girişimde yavaşça kaydı. Gözlerini kapatarak hafifçe inledi. Baskı artmasıyla canım acımaya başladı. Kendini yavaşça geri çekiyor her seferinde daha çok bastırmaya çalışıyordu. Canımın acısı git gide artıyordu.

"Çok acıyor."

Olduğu yerde kaldı. Dudaklarımı öpmeye başladı. Girişimdeki varlığını unutmuştum. Ateşimi harlayacak şekilde öpüyordu.

Dudaklarımdan ayrıldığı kısacık bir anda, "Özür dilerim bebeğim." diyerek dudaklarımı öpmeye devam etti. Ona eşlik ettiğim bir anda gelen acıyla ağzının içine çığlığımı bıraktım. Kendini iyice içime yerleştirdiğinde hareket etmeyi bıraktı.

"Yavaş yavaş canın daha çok acıyacaktı. Şimdi alışmanı bekliyorum bebeğim. Acı yerini büyük bir zevke bırakacak. Gözünün kenarından zevk gözyaşları akmadan uyutmayacağım seni."

Acıdığını duymuştum ancak böylesi bir acı hayal etmemiştim. Acı hissi geçiyordu.

"İyiyim aşkım."

Kendini geri çekti. Tekrar içime girerken aynı acıyı yaşayacakmışım gibi tetikteydim. Küçük bir sızlama haricinde bir şey yoktu. Temposu git gide artıyordu. Birden içimden tamamen çıktı.

"Dizlerinin üstüne dön bebeğim."

Tarif ettiği şekilde döndüm.

"Belini eğebildiğin kadar eğ. O güzel kadınlığını aç bana."

"İşte böyle."

Ben bir şey diyemiyordum. Konuşacak halin yoktu. Elleri kalçamı kavradı. Elleriyle açtırıp az önce dönerken tekrar araya yerleşmiş olan tangayı baş parmağına taktırıp kenara çekti. Erkekliği yeniden habersiz içime yerleştiğinde öne doğru hamle yaptım. Kalçamdaki avcunu sıkıp uyarmıştı. Elini tekrar belime yerleştirip eğmemi istediğini belli etti. Bu sefer daha hızlıydı. Çok ilginç bir şekilde aşırı zevk alıyordum. Parmakları boğazımı kavrayıp dizlerimin üstüne kalkmamı sağladı. İkimiz de dizlerimizin üstünde arka arkaya duruyorduk. Erkekliği içimde hareketini hiç bırakmadan devam ediyordu. Parmakları da kadınlığımı buldu. Orta parmağıyla hafif baskı kurup okşuyordu. İçime girip çıkan erkekliği ve parmakları sayesinde bayılacak gibi hissediyordum. Ağzımdan benden çıktığına inanmadığım inlemeler çıkıyordu.

"Benim için gel bebeğim. Ben içindeyken gel."

Büyük bir rahatlama yaşarken dizlerimde derman kalmamıştı. Cihangir yatağa yatmamı sağladı. Soluma dönük yatıyordum. Sağ bacağımı karnıma doğru bastırdı. Yastıklardan birini alıp kalçamın altına yerleştirdi. Vakit kaybetmeden içime yeniden yerleştiğinde neredeyse çığlık atar gibi inlemiştim. Gözlerimi açık tutamıyordum. Dediğini yapmıştı. Zevkten gözlerimden yaşlar geliyordu. Ellerini iki yanıma bastırıp ablukaya almıştı. Hareketleri yavaş ve düzensizdi.

"Geleceğim aşkım."

Dudaklarımın önündeki dudaklarını kavradım. Sertçe içime girmeye başladığında sona yaklaştığını anlamıştım. Elimi uzatarak kalçasını kavradım. Kaşları havalandı. Tırnaklarımı kalçasına geçirdim. Son kez içime girerek haykırarak boşaldı. Hala içimdeyken kendini arkama bıraktı. Yavaşça sönen uzvu içimden kayarak çıkmıştı. Nefeslerimiz hala düzene girmemişti.

"Sakın uyuma, daha gecemiz yeni başladı."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.