İçeriğe geç

İSYAN

Bölüm 30 · 6 dk okuma

İSYAN

Bölüm 30

30. Bölüm

Nikahımız kıyılmıştı. Artık Cihangir'in kanunlar önünde de karısıydım. Fotoğraf çekimleri, tebrikler sona erdiğinde annemle uzun uzun sarıldım. Hamileliğinin güzel devam ettiğini öğrendim. Bakışlarımdan anlamış olsa gerek sarılırken babamın eziyet etmediğini de söyleyivermişti.

Cihangir de gelip anneme ve babama sarıldı.

"Baba biz hep birlikte yemeğe geçelim diyoruz. Siz de buyrun bizi yalnız bırakmayın."

Babamın gözleri Ziya babayı buldu. Kayınvalidemin yanında olmayışı bizimkileri huzursuz etmiş gibi duruyordu. Ziya baba da yanımıza geldi.

"Ne yapalım Ziya, gençlere katılalım mı?"

"Karar sizin nasıl derseniz öyle yapalım."

Babam göz ucuyla anneme baktı.

"Hanım rahatsız biraz, gençler eğlensin. Biz de iki ihtiyar oturalım."

"Vallahi böyle güzel oldu."

Büyüklerin anlaşmasıyla bana da sürpriz olan yemek yenilecek mekana gençler olarak geçmiştik. Bizim olduğumuz arabayı Harun sürüyordu. Esma da onun yanına yerleşmişti. Arabada derin bir sessizlik vardı. Sessizliği Cihangir bozdu.

"Esma doğru düzgün tanışamadık. Ben Cihangir. Memnun oldum."

Esma başını çevirerek bize baktı. Güzel yüzünde küçücük bir tebessüm oluşmuştu.

"Ben de memnun oldum Cihangir."

Cihangir bir anlığına bana baksa da gözlerini yine Esma'ya çevirdi.

"Abin yerleşti değil mi? Bir sıkıntı yoktur inşallah."

"Yerleşmiş. Şu an her şey yolunda görünüyor."

Merak etsem de Cihangir yanlış anlar düşüncesiyle hiçbir şey sormadım. Yüz ifademi de sabit tutmaya zorladım. Cihangir sadece başını salladı. Yolun kalan kısmında çok kısık bir şekilde radyodan gelen sesi dinledik. Çok güzel bir restoranın önünde durduğumuzda peş peşe araçlar park etmişti. Cihangir Harun'un yardımıyla inerek kol değneğinin birini aldı. Diğer kolunu benim için uzattı. Koluna girerek destek olmaya çalıştım. Nihayet bizim için hazırlanmış masaya yerleştiğimizde yemek servisi başlamıştı. Çatal bıçak sesleri herkesin birbiriyle konuşma sesi birbirine o kadar karışmıştı ki ortamdaki muhabbetleri takip edemiyordum. Yemeklerimizin bitmesine yakın garsonlardan biri Cihangir'in kulağına eğilerek bir şeyler söyledi. Cihangir'in onayıyla giden garsonun ardından çok geçmeden ortamı müzik sesi kapladı.

"Değneksiz çok acemiyim ama ayağına basmam diye düşünüyorum. Benimle dans eder misin?"

Gülümsedim. Elimi avucunun içine bıraktım. Yavaş adımlarla boş alana geçtik. Cihangir iki eliyle belimi sardı. Kollarımı boynuna dolamaktan başka şansım kalmamıştı. Abimin ve Serhan'ın önünde böyle olmaktan utansam da Cihangir'in kocam olduğunu kendime hatırlattım. Yavaş yavaş salınırken söylediği gibi kötü olmadığını fark ettim.

"Hiç acemi gibi durmuyorsun daha önce kiminle dans ettin sen?"

Sesim hesap sorar gibi çıkmıştı. Yeniden yanakları kızardı. Belli belirsizdi ancak yüzlerimiz çok yakın olduğu için hemen fark etmiştim. Biraz sıkıştırmak için boynundaki ellerimden altta kalanın tırnaklarını ensesine hafifçe batırdım.

"Sen gerçekten beni zor durumda bırakmaktan keyif alıyorsun."

"Cevap ver."

Tek kaşını kaldırdı.

"Prova yaptım biraz. Bu kadar insanın önünde yapamasaydım üzülürdüm.

"Hiçbir şeye gerek yoktu. Bu yemek organizasyonuna , bu dansa..."

"Biliyorum. Ben böyle olsun istedim. Beğenmedin mi?"

"Çok beğendim. Şimdi kiminle prova yaptığını söyle bakalım."

Bakışlarını kaçırdı.

"Harun'la."

Gülmemi tutmak istesem de tutamadım. Başımı hafifçe geri yatırarak gülmeye devam ettim. Çalan şarkıyı neredeyse duymuyordum ama Cihangir sayesinde salınmaya devam ediyorduk.

"Tamam gülme bu kadar."

Sesi bozuk çıkmaya başlayınca kendimi toparladım.

"Sen gerçekten inanılmaz bir insansın."

Serseri gibi burnunu çekip bir bakış attı. Çok tatlıydı.

"Biliyorum, biliyorum. Herkes öyle söylüyor."

"Serseri." Gülerek söylemiştim.

Şarkımız bittiğinde bedenimi sıkıca sardı.

"Buradan konağa gitmeyeceğiz."

Masaya doğru ilerlerken söylediği şey beni şaşırtmıştı.

"Nereye gidiyoruz?"

Saçımı düzeltir gibi yaparak kulağıma eğildi.

"Otele."

Ağırca yutkundum. Anlatmak istediğini elbette anlıyordum. Hazır mıydım emin değildim. Masaya oturtup saçlarımdan öptükten sonra seslenen arkadaşlarının yanına gitti. Hemen yanımda oturan Esma'ya dönerek heyecanla konuştum.

"Esma, seni çok özledim."

"Ben de seni çok özledim canım. Nasılsın?"

"İyiyim çok şükür. Sana anlattığım gibi değil sanki Esma. Evlendiğimizden beri çok farklı."

"Biliyorum canım. Cihangir bize geldi. Onun anlatmayacağını düşünerek anlatıyorum ama anlatırsa lütfen bilmezden gel. Abimle konuştular. Cihangir gittiğinde abimin yanına gittim. Ağlıyordu."

Kalbim sızlıyordu. Kadir'e çok büyük haksızlık yapmıştım.

"Cihangir ne konuştu tam anlamıyla söylemedi. Ama abim buradan giderken sana kırgın değildi Güleycan. Bana sevdalı olmadığını kaçış yolu olarak gördüğünü biliyorum, hiç kızgın değilim ona söyle dedi. Cihangir'le mutlu olacağına inanmıştı. Güleycan benimle olsaydı beni asla sevemezdi ama o çocuk ona iyi gelecek dedi. Cihangir'in bir arkadaşının şirketinden güzel bir teklif aldı. Cihangir torpil yapmadığını gerçekten bu teklifi hak ederek aldığını söylemiş. En azından yüreğimden atana kadar gitmem lazım dedi. Sana hakkını helal etmiş. Senden de helallik istedi."

Esma'nın kısık sesle bir nefeste anlattıklarını düşünüyordum. Bu çocuk - ki gerçekten yaşı küçüktü.- öyle bir çevreyi nasıl edinmişti aklım almıyordu.

"Benim ona geçen bir hakkım yok Esma. Varsa da helal, hoş olsun. Böyle olsun istemezdim."

"Biliyorum canım. Ama siz gerçekten çok güzel olmuşsunuz. Dans ederken epey inceledim."

"Çok çabuk alıştım. Her şey çok garip geliyor. Hem sen beni bırak da sen iyi misin?"

Gözleri gölgelense de hemen geçti.

"Ben sana daha önce de dedim Güleycan. Onunla evlenme hayali hiç kurmadım. Olmazdı da hadi diyelim bana aşık olsaydı yine de aşkımdan ölsem de evlenmezdim onunla. Değişir değişmez beni ilgilendirmez. İnşallah değişmiştir karısının yüzünü güldürsün. Ama ben zamanında senin yüzünü az temizlemedim. Bile bile ateşe atmazdım kendimi."

"Rabbim senin gül yüzün gibi, tertemiz kalbin gibi birini çıkarsın karşına."

Gülümsedi. Sıkıca sarıldık yeniden. Esma'yla konuşmak çok iyi gelmişti.

....

Yemekler yenilip sohbetler uzun uzun edilmişti. Akşam olmak üzereydi. Biz direkt otele gideceğimiz için herkesi yolculuyorduk. Esma taksiye binip gitmekte ısrarcıyken bizim ısrarımıza kalmadan Harun ısrar ediyordu. Cihangir dudaklarını sımsıkı kapatmış gülmemek için direniyordu. Esma olmaz dedikçe Harun kızardı, bozardı.

"Esma Hanım biner misiniz arabaya? Yolumun üstü olmasa ısrar etmem herhalde."

Neredeyse azarlar tonda konuşmasıyla Esma ikna olmuştu. Ya da deliyi görünce sopasını saklamıştı bilemiyorum.

Biz de araca yerleştikten sonra otele doğru hareket ettik.

"Cihangir. Sizi yarın mı alayım, Esma Hanım'ı bırakıp otele döneyim mi?"

"Yok Harun karım bana yardımcı olur bu gecelik. Sen sabah aradığımda gelirsin olur mu?"

"Nasıl istersen."

....

Yeniden sessizlik içinde yolu tamamlamıştık. Otelin önünde indik. Arabanın bagajından küçük bir bavul çıkmıştı. Onu gelen görevliye veren Harun Cihangir'le konuşmaya başlamıştı. Ben de Esma'nın tarafına geçip onunla vedalaşmıştım. Görevlinin yönlendirmesiyle önce oda kartımızı alıp odamıza çıktık. İçeri girdiğimde tam olarak balayı için düzenlenmişti. Masanın üzerinde üstleri kapalı meyveler ve iki kadehle bir şarap vardı. Odanın en köşesine yerleştirilmiş şehrin tüm ışıklarını gören bir jakuzi vardı. İçi gül yapraklarıyla doluydu. Jakuzinin köşesine koyulmuş şarap şişesini görünce kaşlarım havalandı. Cihangir içiyor muydu acaba?

"Sen alkol kullanıyor musun?"

"Pek sayılmaz. Çok nadir içmişliğim var."

Bir şey diyemememiştim. Başımı sallayarak onayladım. Odanın ortasında yalı kazığı gibi dikili kalmıştım. Karnıma dolanan kollarla kendime geldim. Boynumdan öpmüştü.

"Özenilmesini istediğim için balayı odası seçtim. Bir zorunluluğumuz yok sakin ol."

Garip bir şekilde sakindim aslında. Heyecanlıydım ama tedirgin değildim. Bu heyecan karnımın içinde hoş kasılmalara sebep oluyordu. Kollarının arasından çıkmadan ona döndüm.

"Bugün çok güzel bir gündü."

"Bence de çok güzeldi. Çok güzeldin."

Dudaklarımı nazikçe kavradı. Odanın ortasında ayakta sakince öpüşüyorduk. Geri çekilen ben oldum. Daha fazla kendini yormasını istemiyordum.

"Üstümüzü değiştirip uyusak mı ne dersin? Çok yoruldum. Topuklu ayakkabılardan ayaklarım mahvoldu."

Anlayışla gülümsedi.

"Olur güzelim. Uyuyup dinlenelim."

Elinden tutup yatağa oturmasına yardım ettim.

"Duş almak ister misin?"

Ayakları yerdeyken sırt üstü uzandı.

"Çok iyi olurdu ama ben de çok yorgunum. Sabah alırız olmaz mı?"

"Olur tabi, yardımcı ol bana üstünü çıkaralım."

Yardımcı olmasıyla kıyafetlerini ve protezini çıkardım. Yatağa iyice yerleşip gözlerini sağ kolunu siper ederek kapattı. Bavula ilerleyip içinden giyecek bir şeyler aldım. Banyoyaya gitmeden önce odanın ışığını kıstım. Banyoyaya girdiğimde önce makyajımı sildim. Saçlarımı ev topuzu haline getirdim. Elbisemden kurtulduğumda üstümü de değiştirdim. Heyecanlı adımlarla banyodan çıktım. Kapı sesini duyan Cihangir kapalı gözlerini açıp bana baktı. Dirseklerinden destek alıp üst gövdesini yataktan ayırdı. Birkaç kez tutkundu. Sanıyorum ki, alışveriş esnasında mesajla belirttiği geceliği üstümde beklemiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.