İçeriğe geç

İSYAN

Bölüm 29 · 5 dk okuma

İSYAN

Bölüm 29

29. Bölüm

"Biliyorum birbirimize henüz tam alışmadık ama benden bir çocuğun olsun ister miydin?"

.....

Gözlerinin içine baktım. Uykulu halim biraz olsun dağılmıştı.

"Allah'tan bir manimiz yoksa olmayacak mı zaten?"

"Tabi ki olmayacak Güleycan. Seni istemediğin halde hamile bırakacağımı mı düşünüyorsun?"

"Ama büyükler karışır illa ki."

Gözlerini devirdi.

"Cihangir'in çocuğu olmuyor der geçeriz. Bu kadar kusurda onu da yadırgamazlar merak etme."

Suratı düşmüştü. Bana doğru dönük yatıyorken önce sırt üstü sonra bana sırtını döndü. Belindeki pikeyi hırsla omuzlarına kadar örttü. İyi geceler bile demeden homurdanarak uyumaya çalıştı. Biraz kendimle çelişsem de bu sefer saran taraf ben oldum. Göğsüm sırtına değiyordu. Elimi karnında gezdirdim. Homurdanmaları devam etti. Aynı onun yaptığı gibi ensesine bir öpücük bıraktım. Tüylerinin diken diken olduğunu hissettim. Kısacık bir an nefesini tuttu.

"Beni zor durumda bırakmaktan keyif alıyorsun."

Çocuk gibi homurdanıyordu. Kıkırdadım.

"Masum bir öpücüktü sadece."

"Hı hı."

Bu sefer burnumu ensesindeki saçlara sürttüm. Kıpırdandı. Yumuşacık saçları çok güzel kokuyordu.

"Acaba bebeğimiz de senin gibi kokar mı? Mis gibi kokuyorsun."

Sorusunun cevabını almıştı. Yeniden hızlıca bana doğru döndü. Burnunu boynuma yaklaştırdı derince kokladı. Birkaç ateşli öpücük kondurdu.

"Sen kendi kokunu bilmiyorsun galiba. Kızım aynı senin gibi kokacak. Biliyorum."

Kızım... Olmayan bir bebek hakkında konuştuğumuz yetmiyormuş gibi bir de cinsiyetini sahiplenmişti. Kızım diyordu. İçimde hep erkek bebek ister düşüncesi vardı.

"Kız mı olsun istiyorsun?"

"Evet, güzeller güzeli bir kız. Babasını ilk aşkı görecek, babasına hayran bir kız. Sence beni onu sevdiğim gibi sever mi?"

Gözlerime büyük bir heyecanla bakıyordu. Gözümün önüne gelen hayale içim kaynadı. O kadar güzeldi ki...

"Elbet sever, neden sevmesin?"

Yanakları mahcubiyetle kızardı. Gözlerini gözlerimden kaçırarak sordu.

"Sence utanır mı benden? Hani bacağım yok ya. Ürker mi?"

Gözlerim dolmuştu. Kirpiklerimi hızlı hızlı kırpıştırıp hüznümü dağıttım.

"Senden utanmaz aksine hastalıkla savaşan güçlü bir babası olduğu için gurur duyar."

Alnını alnıma değdirdiğinde kolları belimi sıkıca sarmıştı.

"İnşallah, bunun için çok dua edeceğim."

Gözlerimi kapattım kollarımı boynuna sardım.

"Hadi uyuyalım artık. Sabah nikahımız var kaçırmak istemiyorum."

Heyecanlı bakışlarla geri çekildi.

"Doğru söylüyorsun. O nikah kıyılacak. Aksilik istemiyorum."

Dudaklarımı hızlıca öpüp hemen gözlerini kapattı. Başımı sağa sola salladım. Benim evlat büyütmeden önce kocamı büyütmem gerekiyordu.

.....

Sabah uyandığımda manasız bir şekilde aşırı heyecanlıydım. Dolabımı açıp nikahta giyilebilecek kıyafet arıyordum. Neye elimi atsam içime sinmedi. El mecbur beyaz gömlek, siyah kumaş pantolon kombini yaptım. Cihangir'in takım elbiselerinden birini de yatağın üstüne bıraktığımda Cihangir de duştan çıkmıştı. Yardımcı olduğumda hızlıca eşofmanlarını giydi. Kahvaltıdan sonra gelip giyinecektik. El ele odamızdan çıkıp kahvaltı yapılan salona geçtik. Ziya baba ve biz hariç herkes oturmuştu. Ebru yenge ve büyük abi de vardı. Heyecanımız iki kişi hariç herkese bulaşmış gibiydi. Üveys'i anlıyordum zaten karşıydı. Ancak karşımda yüzü gülmeyen Hacer anneyi beklemiyordum. Ziya babanın da gelmesiyle kahvaltıya başlamıştık.

"Hadi herkes hazırlansın geç kalmayalım." diyen Ziya babaydı.

"Ben evde kalayım gelen giden olur yemek hazır edilecek. Bir dünya iş var. Düştünüz nikah peşine kim yapacak diyen yok."

Konuşan kayınvalidemle yüzüm düşmüştü. Cihangir derin nefes aldı. Konuşacakken elini tutup susturdum.

"Hacer Hanım."

Ziya babanın sadece ismini söylemesi bile homurdanmalarını kesti. Neden böyle yaptığını anlamıyordum. Cihangir herkesin içinde elimden tutup kaldırdı. Kimseye bir kez olsun bakmadan salondan çıktık. Odamıza geldiğimizde yatağın üstüne çıkardığım kıyafetlerim yoktu. Yerine bir kutu gelmişti. Gözlerim Cihangir'i bulduğunda kapıya yaslanmış yüzünde güzel bir gülümsemeyle bakıyordu. Heyecanla kutunun kapağını araladım. Yine gelinlikte olduğu gibi bir not kağıdı vardı. Güzel yazısıyla yazmıştı.

Hissedince sana vurulduğumu

Anladım ne kadar yorulduğumu

Sakinleştiğimi, durulduğumu

Denize dökülen bir pınar gibi

Şimdi şiir bence senin yüzündür

Şimdi benim tahtım senin dizindir

Sevgilim, saadet ikimizindir

Gözlerim dolmuştu. Not kağıdını özenle komodinin üzerine bıraktım. Kutunun içine bir an bile bakmayıp yönümü Cihangir'e döndüm. Kapıya yaslı bedenini hiç ayırmadan kollarını açtı. Konuşacak halde değildim. Çok duygulanmıştım. Cihangir boynuna sakladığım yüzümü çekip dudaklarını dudaklarıma bastırdı.

"Hadi sevgilim. Artık tamamen karım olma zamanı geldi."

Sevinçle yanaklarına öpücükler bıraktım. Kutudaki elbiseyi omuzlarından tutup kaldırdım. Çok güzeldi. Hemen üstümü çıkardım. Elbiseyi heyecanla üstüme geçirdim. Kolları ve omuzları komple tül üzerine dantel işlemeliydi. Üstü bedenimi sararken eteği belden itibaren genişliyordu. Dizlerimin altında biten elbiseyi çok beğenmiştim. Kutunun içinde yer alan başka kutudan da tek bant topuklu ayakkabılar çıktı. Beyazlar içinde mutlu bir gelindim. Saçlarımı nasıl şekillendireceğimi düşünüyordum. O sırada çalan kapının ardından küçük görümcem Zühre elinde düzleştirici, maşa ve makyaj çantasıyla kurtarıcım gibi beliriverdi. Misafirlerin geldiği gün saçlarımı düzleştirip uçlarını kıvırarak yaptığı model çok güzel olmuştu.

"Gelin Hanım'ı süslemeye geldim. Maşallah efendim ne güzel olmuşsunuz."

Cihangir'e dönerek, "Canım sen de takımını alıp çıkar mısın? Haruncuğum ağaç oldu kapıda."

"Zühre!"

"Aman be yemedik Harun'unu. Hadi canım naş. Çok işimiz var. Geç kalmak istemezsin."

Cihangir Zühre'ye attığı ters bakışlar eşliğinde gelip takımını aldı. Bana da göz kırparak odadan ayrıldı.

"Harun konusunda ciddi misin?"

Aramızda oluşan samimiyete güvenerek sormuştum.

"Yok ya, Harun'u abim gibi görüyorum. Abi diyorum zaten. Cihangir bir ara ilgim var zannediyordu. Abimmiş gibi tavır takınıp güya beni uzak tutmaya çalışıyordu. Cihangir'i kızdırmaya çalışıyorum. Ve gördüğün üzere çok başarılıyım."

Gülerek yaptığı açıklamadan sonra Zühre'nin yönlendirmesiyle makyaj masamın önündeki pufa oturdum. Önce elbisemin üstüne bir şal sararak makyajımı yaptık. Saçlarımı önce düzleştirip sonra maşayla şekil verdi. Elbisemin üst bedeni oldukça kapalı olduğu için saçlarımı tel tokalarla ensemde zarif bir şekilde topladı. Saçlarımın önünde bıraktığı saçlar güzel olacakken uzun saçlarım yüzünden biraz garip durunca birazcık kesmeyi teklif etti. Çekmeceden çıkardığım makası uzatarak cevabını verdiğimde güzel bir açıyla önümdeki saçlarımı kesti. Tekrar maşayla kıvırdığında çok güzel olmuştu. Kapı sabırsızca tıklatılmadan önce hazırlanıp kapıya yaklaşmıştım. Açtığımda karşımda papyonuyla duran Cihangir'le içim kıpır kıpırdı.

"Çok güzelsin."

İltifatına gülümsedim. Açtığı koluna girerek yeniden odamızdan ayrıldık. Aşağıda Üveys ve Hacer anne hariç herkes bekliyordu. Peş peşe sıralanmış arabalara binip konaktan ayrıldık.

Nikah salonunun bulunduğu yere geldiğimizde ailemin de orada olması bir miktar şaşırtmıştı. Babamın sadece elini öptüm. Ama herkese sarıldım. Saatin gelmesiyle salona giriş yaptık. Nikah şahidim yoktu. Cihangir elimden tutup sandalyeye yönlendirdiğinde bunu da ayarlamış olabileceğini düşünüyordum. Biz masada ailelerimiz tam karşımızda oturuyorduk. Heyecanım gözlerimden okunuyor olacak ki herkes gülümseyerek bakıyordu. Nikah memuru gelip nikah şahitlerini çağırdığında Harun'u bekliyordum ama yanına yerleşen Esma'yı asla beklemiyordum. Onu o kadar özlemiştim ki... Gözlerini iki kere yumarak her şeyin yolunda olduğunu gösterdi. Kocaman gülümsedim. Nikah memurunun sesiyle nikah akdimiz başlamış oldu.

....

Kocaman alkışlar eşliğinde uzatılan mikrofona EVET demiştim. Aynı sorular Cihangir'e sorulduğunda nikah memuru mikrofonu kapatıp Cihangir'in sesinin yankılı duyulmamasına sebep oldu. Şakayla bizi izleyenlere dönerek, "Damat Bey'i duyan oldu mu?" diye sordu. Ailelerimiz de gülüyordu. Cihangir'in birkaç arkadaşı bağırarak duyamadıklarını söyledi. Cihangir oturduğu sandalyeden ayağa kalkarak gür sesiyle mikrofonsuz bir şekilde EVET diye bağırdı. Yine alkışlar eşliğinde yerine oturdu. Atılan imzalardan sonra aldığımız nikah defteriyle birlikte birbirimize döndük. O beni alnımdan, ben onu elinden öptüm. Helalin alnından, yiğidin elinden öpülürmüş.

Ailelerimize aldırmadan kocaman sarıldı.

"Hiç yadırgamadım yüzünü, inan çok tanıdık. Gönlüme hoşgeldin sevdiğim. Kusura bakma ortalık biraz dağınık."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.