Cihangir'in sesini duymamla elim göğsümü bulmuştu. Göğsümün altında kuş gibi çırpınan benim yüreğim miydi? Ses kaydını tekrar açtım. Sesi kulaklarımda tekrar yankılandığında alt dudağımı ısırarak gülüşümü bastırmaya çalıştım. Sabahında evlenmek istemiyorum diyen ben akşamında dudaklarımı ısıra ısıra kalbimin sesini susturmaya çalışıyordum. Üstelik kalbimin attığı kişi beni tehditle evliliğe zorlayan kişiydi. Kendimi toparlamaya çalıştım ancak ses kaydını tekrar açmadan edemedim.
"Tuttum elini, sıcacıktı. Yüreğin elimdeymiş gibi."
O sırada balkon kapısında adımı işittim. Korkuyla baktığımda kapıda Sevda'yı görünce hem utandım hem rahatladım.
"Gelsene, kahve içiyordum. Sana da yapayım mı?"
"Yok istemiyorum. Zaten zor uyuyorum içersem hiç uyuyamam."
Başımla onayladım.
"Sen ne yapıyordun?"
"Hiç ya, öyle düşünüyordum."
"Güleycan, Fırat'la konuştuk az önce. Seni vermeyecek. Yarın gidip bizimkilerle konuşacakmış."
Yüzünde garip bir hüzün vardı.
"Abimle evlenmek istemiyorsun sanıyordum." dedim. Derin nefes aldı.
"Allah var, hiç istemedim. Ama bana kötülük eden adamla evlenmekten kurtardı beni. Yemin ederim ölmeyi tercih ederim ama geri götürürse ne yaparım hiç bilmiyorum."
Gözleri dolu doluydu. Beni suçlamıyor gibiydi.
"Sevda, abimi sevebilir misin? Seni zorla kaçırdı, zorla öptü. Buna rağmen sevebilir misin sence?"
"Bilmiyorum Güleycan ama eskisi gibi kin dolu değilim. Anlayışlı olacağını söyledi. Bedenime iznim olmadan dokunmayacağı düşüncesi içimi rahatlatıyor."
"Abim seni tehdit etseydi yine böyle mi düşünürdün?"
Düşüncelere daldı. Sorumu tekrarlamadım. Zaman verdim. Epey sonra araladı dudaklarını.
"Abin tehdit etseydi bir şekilde çözerdim. Ama zorla kaçırdı. Kendimi affetmesi daha güç durumdaymış gibi hissediyorum."
"Nasıl çözülür ki böyle bir şey?" diye mırıldandım. Bakışları yüzüme dönmüştü.
"Güleycan, bir sorun mu var?"
"Nedenini anlatamam ama Cihangir beni tehdit etti. Evliliğe karşıydım biliyorsun. Gerekirse ölürüm dedim. Ama kardeşin başka birinin, masum birinin hayatıyla tehdit etti beni."
Birden kahkaha atmaya başladı. Gülüşleri yavaşlar gibi oluyordu ama tekrar devam ediyordu. Sonra güç bela sakinleşti.
"Böyle bir şey olamaz Güleycan. Cihangir kimseye zarar veremez. O çok naif bir insan. Tanısan ne demek istediğimi anlardın."
Burukça gülümseyip gözlerine baktım.
"Sana tam olarak ne dedi?"
"İşkenceler edip, kafasına sıkmakla tehdit etti."
Sevda'nın ağzı şaşkınlıktan açık kalmıştı.
"Cihangir evimizdeki kuş öldü diye günlerce ağlamıştı. Birine bunu asla yapmaz, yapamaz."
Cevap vermemiştim o da ısrarcı olmamıştı. Ne düşüneceğimi bilmiyordum. Gerçek olan buydu. Elimizde bir tehdit vardı ve buna rağmen kalbi kuş gibi çırpınan bir adet ben vardım. Kahvem soğumuştu. Artık yatmak için odama gideceğim sırada telefonumdan bir titreşim sesi daha yükseldi. Sevda'nın da dikkati telefona kaymıştı. İyi geceler dileyip odama daha doğrusu abimin odasına girdim. O günden sonra o odada değil yatmak odanın önünden geçmek istemiyordum. Avluya bakan büyük camın önündeki berjere oturdum. Telefonu ters bir şekilde sehpanın üstüne bıraktım. Mesajını okumak istemiyordum. Kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Pijamalarımı giydim. Ama aklımı dağıtamadım. Mesajı merak ediyordum. Sonunda merakıma engel olamadım. Mesajı açtığımda adının altında yazan çevrimiçi yazısı, mesajını okumamla yazıyor şeklinde değişti.
"Güleycan"
"Dinledin mi?"
"Yüreğin elimdeymiş gibi dedim ama benim kalbimin atışını da hissettin mi?"
Okuyordum ama ne yazmam gerektiğini bilmiyordum. Mesaj gelmeye devam etti.
"Gelip görmeseydim bu gece de uyuyamazdım."
"Hem sana bir sürprizim var."
Sürprizin ne olduğunu merak ediyordum. Çevrimiçi yazısı tekrar yazıyor olarak değişti.
"Esma Yılmazlar - 0545068****"
"Senin için Esma'nın numarasını buldum. Epeydir görüşemediğinizi öğrendim. Yarın belki aramak istersin."
Kalbim küt küt atmaya başlamıştı.
"Cevap vermeyecek misin?"
Son mesajından sonra bir şeyler yazmak istedim.
"Esma'nın numarası için teşekkür ederim. Ama sanırım arayamam. Yarın abimle telefonu geri gönderirim."
"Anlamadım?"
Gözümün önünde kaşlarını çatmış, mavi gözlerini kısmış şekilde canlandı. Cevap yazamadan,
"Biri bir şey mi söyledi? Telefona kimse karışamaz. Zaten hafta sonuna ne kaldı? Karımın elindeki telefona kim, ne diyebilir?"
"Cihangir."
"Ben evlenmek istemiyorum. Abim konuşup halletmeye gelecek."
Mesajımı okuduğunu belli eden mavi tikten sonra bir süre çevrimiçi göründü. Sonra son görülme saati mesajı okuduğu saat olarak kaldı. Elimde telefonla bir süre cevap yazmasını bekledim ama cevap gelmedi. Yatağa yerleştiğimde telefonu komodine bırakmak yerine yastığımın altına yerleştirdim. Uzun uzun düşündüm. Cihangir'in bazı davranışları aklımı çok karıştırmıştı. Gözlerimin yorgunluktan kapanmasına yakın yastığımın altındaki telefondan bir titreşim hissettim. Heyecanla açıp baktım.
"Halledilebilecek bir şey olsaydı emin ol en başında durumlar hiç bu hale gelmeden halledilirdi. Ben seni abimden kurtardım. Kuması olarak almaya meraklıydı."
"Sen beni kimseden kurtarmadın Cihangir. Ben gidiyordum, tehditle aldın. Masum biriyle tehdit ettin beni."
"Sen nerede yaşıyorsun Güleycan. Ben kimsenin kılına zarar vermedim, vermem de. Gitseydiniz en geç iki güne ikinizi de toprağa gömerdik. Hayal aleminden çık artık. Asıl masum birini öldürecek olan sendin. Bir hayalin peşine takılıp gittin. Ben almasaydım Kadir şu an ölüydü."
Yazdıklarını okuyunca derince yutkundum. Devam etti.
"Bu yola zorla girdik ama sana hiç kin beslemedim. Aksine belki beni seversin diye düşündüm. Benim gibi yarım bir insanı sevmek zor, sabır isteyen bir şey. Ama sana yük olmazdım. Heyecanlandım biliyor musun? Kalbim kuş gibiydi. Beni tanı istedim, sev istedim. Evliliği istemeseydim hafta sonuna abim alacaktı seni. Sana kıyamadım. Parmağıma yüzük girerse ihanet etmem dedin. Sen benim kalbime ihanet ettin. Abin gelsin yarın, söylesin yol bulmaya çalışsın. Ama ben de yokum artık. Bir yol bulamazsa hafta sonu Üveys Hancı'nın karısısın. Allah'a emanet."
....
Merhaba
Umarım sevdiğiniz bir bölüm olur. Keyifli okumalar, yorumlarınızı bekliyorum. ❤️