İçeriğe geç

İSYAN

Bölüm 11 · 6 dk okuma

İSYAN

Bölüm 11

11. Bölüm

Gözlerim korkuyla büyürken gecenin karanlığında odamda berjerin üstünde bacak bacak üstüne atmış oturan adamı izledim. Yatağımda doğrulmuş sırtımı başlığa dayamıştım. Ağustos sıcağına rağmen uyurken üstüme aldığım pikeye şükrederek iyice sarındım. Konuşmadan kıpırdamadan öylece duruyordu. Kalp atışımı o da duyuyor muydu bilmiyorum ama kulaklarımda kalbimin sesinden başka ses yoktu. Parmaklarının arasında sürekli hareket ettirdiği tesbihi olmasa uyuyor sanırdım. Yüzü tam görünmüyordu ama beni izlediğine emindim. Göz ucuyla kapıya baktığımda kapalıydı. Kilitte anahtarı yoktu. Kilitlemiş olma ihtimali panik olmama sebep oldu. Yerimde huzursuzca kıpırdanıp yatağımdan kalktım. Geri geri gidip elimi kapının kulbuna attım. Bu süreçte hiç müdahale etmedi. Kulbu aşağı indirdiğimde açılmayan kapı tüm kurtulma ihtimallerimi yok etmişti. Sesini kısık tutmaya bile gerek duymadan konuştu.

"Buraya gel Güleycan."

Bağırır gibi değildi ama gecenin sessizliğinde gür ses tonunu herkes duyabilirdi. Başımı sağa sola salladım. Ağlamama ramak kalmıştı. O kadar korkuyordum ki elim ayağım buz kesmiş dizlerimde derman kalmamıştı. Ben başımı sallarken ağır hareketlerle yerinden kalktı. Tesbihini şıklata şıklata yanıma geldi. Sırtım kapıya dayalıydı. Tesbihini parmaklarının arasında sıkıştırıp dik konuma getirdi. Yanağıma hafifçe vurarak, "Ben sana ne demiştim?" her kelimeyi bastırarak söylemişti. Konuşma kabiliyetim yok olmuştu. Sarsılarak ağlıyordum. Tesbihini bileğine geçirdi. Elleri yüzümü kavradı. Bir eli boynuma indi. Hafifçe eline boynumda gezdirirken birden olanca gücüyle sıkmaya başladı. Bir yandan da ağzından tükürüklerini yüzüme saçarak konuşuyordu.

"Ben sana benimle evleneceksin demedim mi? Bana karşı gelirsen bir dahaki geldiğimde acımam, durmam demedim mi?"

Nefesim kesiliyordu, bayılmak üzereymişim gibi hissediyordum. Elini hafifletti ama boğazımdan çekmemişti. Öksürmeye başladım. Psikopat gibi sırıtırken, "Seni sikmez miyim ben şimdi?" dedi. Dalga geçer gibi söylediği şeyden sonra kıkırdadı. "Mecazen değil, gerçekten." Bunu söylerken de kasıklarını kasıklarıma bastırmıştı.

"Yapma." Bir yandan ağlayıp bir yandan öksürürken korkuyla fısıldamıştım. Yüzündeki pis sırıtış daha da büyüdü. Ben ne olduğunu anlayamadan üstümdeki pijamayı sıyırdı. Ellerimi iç çamaşırımın üstüne kapatıp çıplaklığımı yok etmek istedim. Kollarımı kavrayıp sıkıca tuttu. Yönümü değiştirip yatağa fırlattı. Yatağın enine düştüğümde başım yataktan sarkıp bazanın kenarına çarptı. Canımın acısını önemsemeyip doğruldum. Ancak yataktan sırtımı bile ayıramadan üstüme yerleşti. Kumaş pantolonun sardığı bacakları bacaklarımı eziyordu. Ellerimi kollarımı çaresizce çırparak kurtulmaya çalışıyordum. Altında tepinmemden oldukça memnun gibiydi. Yüzünü yüzüme yaklaştırınca başımı hızla sağa sola sallayarak öpmesini engellemeye çalıştım. Hafif doğrulup elini kemerine attığında dışarıya ses gidecek olmasını umursamadan çığlık çığlığa ağlamaya başladım. Bu kadar ses çıkarmamı beklemiyor olacak ki yüzünden panik dalgası geçti. Elinin tersiyle yüzüme vurdu. Sonrasında kocaman avucunu dudaklarımın üstüne kapattı. O kadar sert bastırıyordu ki başımı yatak ve eli arasında ezmek istiyor gibiydi. Tek eliyle söktüğü kemeri ve düğmesi, sesi gelen fermuardan sonra kalça kısmını da kaldırıp pantolonu sıyırmaya çalıştı. Hafifçe kalkan bedenini tüm gücümle savurup erkekliğine tekme attım. Yatakta elini sarmış kıvranırken kapıya yaklaşıp vurmaya başladım.

"Yardım edin!"

Kime sesleneceğimi bilememiştim. Kendini hızla toparlayıp saçlarıma yapıştı. Kafamı hızla kapıya vurduğunda canımın acısı göz ardı edemeyeceğim kadar güçlüydü. Tekrar saçlarımdan tutup yere savurduğunda iç çamaşırını hiçbir çekince olmadan indirdi. Gördüğüm organı midemi bulandırmıştı. Bir elimle alnımı tutuyor bir elimi ağzıma kapatıyordum. Midemin bulamasını öğürtülerim takip ederken çıldırmış gibiydi. Kendi derdimden kapının ardından gelen sesleri duymuyordum. Bacaklarımı zorla ayırıp arasına yerleşince hem bağırıyor hem öğürmeye devam ediyordum. Sabit durmadığım için bir türlü yapmak istediğini yapmamıştı. Kapıdan gelen seslerden it gibi korkuyordu. Fark ediyordum. Ancak yine de yapmak istediğini yapmaya niyetliydi. Bir eli bacaklarımın arasına girip çamaşırımı kenara doğru çekiştirirken artık kurtuluşum olmadığını düşünüyordum. Pis organının tenime değmesiyle kapının gürültüyle açılıp abimin odaya dalması bir oldu. Ben ne olduğunu anlayamadan üstümden aldığı Berat'ın yüzüne yumruğunu patlatıp boğazından tutarak duvara sabitledi. Ben yerde ağlamaya devam ediyordum.

"Sevda! Güleycan'a yardım et!"

Kapının ağzında şaşkınlık ve büyük bir korkuyla beni izleyen Sevda abimin sesiyle kendine geldi. Yatağın üstünde duran pikeyi alıp hemen etrafıma sardı. Yerimden kalkmamı sağladı. Yavaşça odamdan çıkarken abim hala Berat'ı dövüyordu.

Yüzüm ne haldeydi bilmiyorum ama hali kapıdan çıkınca kapıda bizi izleyen ailemin yüzünden okunuyordu. Babam öfkeyle soludu.

"Kim?!"

Öfkesi bana zannedip korktum. Adını ağzıma almak bile istemiyordum. Yanıma yaklaştı. Bana hiç dokunmadan hatta zerre sevgi kırıntısı olmadan gözlerime baktı.

"Sana bunu yapanın canını alacağım! Korkma, geçin yüzünü gözünü temizleyin!"

Annem ve kız kardeşim Ferah da ağlıyordu. Tahir ve Serhan da odaya girecekken annem kollarından tutup odalarına gitmelerini söyledi. Her zaman sakin olan Serhan bile sinirden kıpkırmızı olmuş suratıyla anneme baktı. Ve belki de ilk defa sesini yükseltti.

"Bırak anne!"

Tahir küçük yaşına rağmen Serhan'dan daha deli kanlıydı. İkisi de odaya dalarken pisliğin çığlıkları geliyordu. Annem ve Sevda odaya geçip oturmamı sağladı. Şoka girmiş gibi sadece ağlıyordum. Sevda dolabından benim ona gitmesi için verdiğim pijama takımını çıkardı. Yanıma yaklaştı. Yumuşacık sesiyle, "Yardımcı olmamı ister misin?" dedi.

Başımı olumsuzca sallayıp, "Dokunma lütfen. Kimse dokunmasın bana." dedim.

"Tamam dokunmuyorum. Ama en azından izin ver yüzünü temizleyelim."

"İstemiyorum."

Sevda'nın etrafıma sardığı pikeye iyice sarınarak yatağına uzandım. Gözlerimi kapatıp ağlaya ağlaya uyumaya çalıştım.

...

Ne kadar süre geçti bilmiyorum ama gözlerimi başımda fısır fısır konuşan abim ve Sevda yüzünden açmıştım. Gözlerimi açtığımı fark edince sustular. Sevda pikenin üstüne başka bir örtü daha örtmüştü. Birbirine değen çıplak bacaklarım sayesinde bana dokunmadıklarını anladım. Minnetle Sevda'nın gözlerine baktım. Abim Sevda'dan önce davrandı. Baş ucuma eğilip yere oturdu.

"İyi misin?"

"Değilim."

Dudaklarım büküldü. Tekrar ağlamaya başladım.

"Ah be abim daha önce neden gelmedin bana?"

"İnanmazdın ki."

Söylediğim şeyle yüzü acıyla kasıldı. Gözleri yaşla doldu.

"İnanırdım. Yemin ederim inanırdım."

Elini kaldırıp yüzüme dökülen saçlarımı hafifçe kenara çekti.

"Yüzünü temizleyelim mi? İyi değilsen hastaneye gidelim."

"İstemiyorum."

"Tamam gülüm. İstersen bir duş al, yüzünü de temizle. Daha iyi hissedeceksin söz veriyorum."

Daha fazla itiraz edip kimseyi yormak istemiyordum.

"Tamam abi."

Alnımı öpüp çıkacakken Sevda'nın beline kolunu dolayıp arkalarını dönmelerini sağladı. Bir şeyler söyleyip, göz ucuyla bana bakıp çıktı. Abim çıkınca annem geldi. Ağlamaktan gözleri kızarmıştı. Yattığım yerden elimi uzatıp elini tuttum.

"İyiyim ben ağlama lütfen."

Saçlarımı yüzümü öptü.

"Ben yıkayayım mı seni?"

"Ben hallederim anne."

Melül melül bakan yüzünü sevdim.

"Lütfen."

Anlayışla başını salladı. "Ben de sana çorba yapayım."

Odadan çıkıp gittiğinde Sevda'yla baş başa kalmıştık.

"Ben yardımcı olayım mı?"

Onun da ağlamaktan gözleri kızarmıştı. Benimle konuşurken dudakları titriyordu. Ona itiraz etmek istemedim. Onayımı alır almaz ayaklanmama yardım etti. Yine pikeyi etrafıma sarıp odadan çıkmamızı sağladı. Benim söylememe gerek kalmadan benim odama değil de abimin odasına yönlendirdi. Odadaki dünkü dağınıklık kalkmıştı. Yavaşça banyoya yöneldik. Ben orada öylece dururken Sevda banyodan çıktı. Döndüğünde elinde peştemal ve havlular vardı. Havluları kapının arkasındaki askıya asıp peştemali sarınmam için verdi. Çamaşırlarımı çıkarıp peştemali sardım. Sevda küveti doldurmuştu. Yavaşça içine girdim.

"Abinin kokuları bunlar. Dur gidip seninkilerden getireyim."

Kalkacakken kolundan tuttum.

"Artık o kokuları istemiyorum. Ziyanı yok yenisini alana kadar abimin kokularıyla idare ederim."

Kenardaki raftan kokulardan birini alıp suya karıştırdı. Sessizce yıkanmama yardım ederken sessiz gözyaşlarımı artık tutamayıp hıçkıra hıçkıra ağladım. Sevda da benimle birlikte ağlıyordu. Kollarını omuzlarıma dolayıp, "Geçecek." dedi.

"Nasıl geçer böyle bir şey? Delirmek üzereyim."

Sevda'ya sorduğum sorunun zaten yanan canımı daha da yakacağını bilsem ağzımı açmazdım.

....

Merhabalar,

Yorumlarınızı bekliyorum. Keyifli okumalar. ❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.