İçeriğe geç

İstanbulamıyorum Aradığımı

Bölüm 8 · 32 dk okuma

İstanbulamıyorum Aradığımı

Bölüm 8

Sessiz suçlamalara

09.10.2028

O gün okuldan çıktıktan sonra boğazın dibinde her zaman gittiğimiz yere gitmiştik. Arif ustanın yerine. Balık ekmeklerine diyecek laf yoktu. Genelde okulun yarısı burada olurdu. E haklılardı. İki yıldır bizde buraya 4lü aralıksız gelirdik. Arif ustam bizi kendi çocuğu gibi severdi. Biz yine her zamanki yerimize geçip oturduk. Martıların vapurların sesini duyuyorduk, izliyorduk. Berk 'Ustam her zamankinden olsun' dedikten sonra kalkıp ilerideki simitçiden iki tane simit aldı. Biz de ayağa kalkıp yanına gittik. Her zamanki gibi martılara simit atacaktık. Simitleri bölüştükten sonra güle oynaya martılara attık. O hissi hiçbir şeye değişmem bunu biliyordum o kadar huzur vericiydi. Ulaş simidi hem ağzına he de martılara atıyordu. "Gerizekalı doyurma karnını ayrıca az bir şey var zaten yeme de martılar doysun" "Off kirpi az bişey yedim zaten" tam o sıra Arif usta bağırdı "Gençler hadi hazır sizin ekmekler" vallahi çok acıkmıştık. Koşa koşa gittik masaya. tadı çok güzeldi. Yaklaşık 15 dakika sonra tıka basa doymuştuk. Ulaş ve Berk hayvan oldukları için onlara yetmemiş birer ekmek daha söylemişlerdi. "Berk duyduğuma göre bugün hesabı sen ödüyormuşsun" bana ters bir bakış attı "ooo öyle mi kardeşim valla doymamıştım ben de Usta bi yarım daha yollasana" Berk Ulaşın koluna şamarı geçirdi. Biz onlara gülerken Ulaş Arif ustaya bir yarım daha söyleyebilmek için Berke karşı savaş veriyordu. Nihayetinde hava yavaştan kararmaya başlamıştı. Güneş batıyordu. Berkler hesabı öderken okuldan birileriyle karşılaşmış onunla konuşuyorlardı. "Rüveyda sanki daha dün birlikte değilmişiz gibi Efeyi özledim" hafif sırıttı. "Vay senii, ama ne yalan söyliyeyim ben de Anılı çok özledim onların varlığına iyice alıştık he" "harbiden sanki onlarsız olmuyormuş gibi" "Şevval acaba Efeyi arayıp gelmesini mi istesen Anılı da getirsin" "Lan ararım aramasına da olmaz şimdi" "Doğru erkek o, bi zahmet o arasın" der demez telefonu çaldı. "Dur annem arıyor" onlar uzun bir süre konuşurlardı. Rüveyda masada oturuyordu kalkacakken ona 'sen dur ben gidiyorum' işareti yaptım. Deniz dibimizdeydi Güneşte batıyordu. Derken arkamızda Poyraz ve Alpi gördüm. Yemek yiyorlardı. Bizi görmüşlerdi muhtemelen ama Berkler var diye gelmezlerdi. Bende biraz yürüyüp ileride bir bank gördüm. Alp de arka taraflarımda birileriyle konuşuyordu. Şuan onu çekecek kafada değildim umarım gelmezdi. Poyraz niyeyse masadan kalkmamıştı köpek. Niye olacak Rüveydayı kesiyordu. Elime geçirirsem kırardım kemiklerini. Sonra gün batımını izlemeye daldım. Efenin omzuna yattığım anı düşündüm. Hala mesaj yazmamıştı. Tanımadığım bir adamın sesiyle irkildim "Oturabilir miyim" "Sorarken oturdunuz zaten" hafifçe kahkaha attı. Gamzeleri vardı, uzun boylu beyaz tenliydi. Benden büyüktü. Galiba bu da küstah biriydi, yani ona benziyordu. "Çok dalgın görünüyorsun" "Evet öyle daldım biraz" tam o sıra cebinden sigara paketini çıkarttı ve bir tane alıp yaktı. Sonra bana döndü "Bir tane sigara toparlar buyur lütfen" tanımadığım adamdan sigara alıyordum aman ne hoş. "Teşekkür ederim almiyim ben" "Çekinmene gerek yok" sonrasında aldım ama çakmağım felan da yoktu. "İzninizle" dedi ve sigara ağzımdayken bana yaklaşıp sigaramı o yaktı. Çok yakın duruyorduk, dip dibe. O an Efeyi düşündüm. Evet sevgilim değildi ama ona ihanet ediyormuş gibi hissediyordum. Teşekkür edip kenara çekildim. "Eee dökül bakalım güzelim neymiş seni üzen" evet fazla hızlı ilerliyorduk. "Bir şey yok ilginiz için teşekkür ederim" o sıra Berk arkamda öksürdü. Şevval hadi eve gidiyoruz. "Erkek arkadaşın olduğunu bilmiyordum" Berk atladı. "Erkek arkadaşı değilim zaten" ortalık gerilecekti. Adama hafifçe tebessüm edip kalktım. "Kızım kim bu ne alaka seninle" "Berk vallahi bilmiyorum geldi oturdu sigara bile verdi." "İçtin demi" "İçtim ya ama ısrar edecekti" bana göz devirmekle yetindi. Sonra Poyrazı gördü. Ulaş tam istikamet ona kitlenmiş durumdaydı. "Bu burdaysa ikizi de burdadır nerde o piç?" der demez alpi de gördü. Biz rüveydayla onları susturduktan sonra eve gitmeye ikna ettik. Onlar da bizde kalacaktı. Eve geldiğimizde onlar içeri geçmiş biz de Rüveydayla mutfakta atıştırmalık şeyler hazırlıyorduk. Ona o sıra adamı anlattım. "Kanka yavşağın tekiymiş salla geç" "Ya adamdan banane de Efeye ihanet etmiş gibi hissettim ondan" "Saçmalama Efe zaten nerden görecek hem adam gelmiş ihanetle alakası yok" bu kız benim içimi rahatlatıyordu. Zaten ihanet sayılmazdı hem Efe göremeyecekti de. Atıştırmalıkları içeri götürdükten sonra film izlemeye başladık. hepimizin uykusu gelmeye başlamıştı. Tabi karşı koyamayıp uyuyakaldık. Rüveydanın alarmına uyanmıştım ben, Rüveyda banyodaydı. Berk ve Ulaş uyumaya devam ediyorlardı. Onları uyandırdıktan sonra mutfağa gidip kahvaltı hazırlamaya karar verdim. Saat daha erkendi, pancake güzel gidebilirdi. Hızlıca kahvaltı yaptıktan sonra hazırlanmaya başladık. Efeden mesaj yoktu bu olay canımı sıkmaya başlamıştı. Belki okulda karşılaşırdık. Hava kapalıydı galiba yağmur yağacaktı. Kalın bir şeyler giyip evden çıktık. Yani Ulaşın ncly el sevdası bitmediği için az kalsın çıkamıyorduk ama Rüveyda tekrar götünr sokmakla tehdit etmişti. Ulaşın vazgeçmesi için yeterli bir nedendi. Gülerek çıktık evden. Okula vardığımda Bilgeleri gördüm. Göz devirmekle yetindim. Nihayet sınıfa geçmiştim. Ders Genel Biyolojiydi (Zooloji). Ahmet hoca değilde bu seferki farklı birisiydi. Hatta çok tanıdık birisiydi. "Hepinize merhabalar, İsmim Emir. Emir Çevik. Ahmet hocanız maalesef aramızdan ayrıldı bu yüzden bundan böyle birlikteyiz." ben halen daha kim diye düşünürken 'dünkü adam bu' dedim. Yanımda Deniz vardı. Ne dediğimi anlamamıştı. Ve önümde oturan Alp direkt bana dönüp bakış atmakla yetinmişti. Niye o kadar sesli tepki verdim sanki, mal olduğum için olabilir mi oof, neyse derse odaklanmaya karar vermiştim. Adam güzel anlatıyordu zeki birisiydi. Çok zaman geçmeden sorulardan birini yapıştırdı. İyi ki dinlemişim dersi. Ben de dahil bir kaç kişi el kaldırdı. "Söyle bakalım Şevval" herkes bir anda bana döndü. Adam ismimi biliyordu ve beni unutmamıştı. Çok gerilmiştim umarım insanlar yanlış anlamazdı. Sesim titrese de doğru cevabı vermiştim. "Sakin ol Şevval, ayrıca cevabın güzel" dedi. Kalbim yerinden çıkacak sandım. Herkes anlam verememiş gibi bana bakıyordu. Alp zaten önümdeydi. Dersin kalan kısmına odaklanamadım hatta biter bitmez sınıftan ilk çıkan ben olmuştum. Hemen koşup bizimkileri aradım. Hiçbiri oktu hepsi dersteydi. Stresten patlamak üzereydim. Bir kaç kişi bana bakıp konuşuyordu ve hakkımda dedikodu yaptıklarına emindim. Okul biter bitmez ilk gördüğüm Berkti. Hemen yanına koşup olanları anlattım. O da anlam veremedi. "Adamdan uzak dur Mavi ayrıca kimse konuşamaz sen bize bırak" tam o esnada bizimkilerde geldi. Hatta Ulaş Emir hocayla birlikte çıkıyordu. Gerizekalı bir çuval inciri mahvettin be Ulaş. Bize doğru yaklaştılar. Biz aceleyle arabaya doğru yürürken Emir hoca "Şevval" diye seslendi. Hay sikeyim böyle işi. "Buyrun, Hocam" kahkasını attı yine. Güzeldi gülüşü gamzeleri belli oluyordu. "Dün için kusura bakma" "Hayır hocam sorun yok, şimdi izninizle gitmem lazım" yüzüne bakmadan aramı dönüp gittim. Uzaktan Efeyi görür gibi olmuştum ama hayaldi galiba. Beni görse gelirdi. Sonra arabaya bindik ve eve doğru yola çıktık..

Efenin güncesinden

Aklım dünde kalmıştı. Galiba Anıl ve ben güzel şeyler yapıyorduk. Ben Şevval Anıl ve Rüveyda. Düşünmesi bile güzeldi. İşler çok yoğundu cafede. Gün boyu telefonu elime bile alamamıştım. Saat gece 11 felandı. Instagrama girdiğimde yeni bir hesabın bana istek attığını gördüm. İtiraf sayfasıydı. Ve tahminimce bizim okulundu. Bir sürü ortak vardı. Kabul ettim. Hesapta ne var ne yok diye bakarken yeni story attıklarını gördüm. Açar açmaz donakalmıştım. Şevvaldi. Bir adamla dip dibeydi. Ve adam sigarasını yakıyordu. Sigara mi içiyordu? Ayrıca adam kimdi? Kafamda deli sorularla boğuşurken altında yazan yazıya odaklandım. ' Şevval hanım yeni hocamızla gayet mutlu arkadaşlar, bu kadarı da pes yani' beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Şevvali aramak istedim ama arayamadım. Gidip hemen duş aldım. Etkisinden bir türlü çıkamıyordum.bir gram Uyku gözüme girmedi. Uyandığımda saat epey geç olmuştu. Bir kaç dersi kaçırmıştım. Ama yine de yetişirdim. O adamı bulacaktım. Okula gittim. Bir kaç kişiye sordum. Alpi gördüm. Elimde telefonla "bu hesap senin demi senin marifetin bunların hepsi" "Kabul et Efe, yakışmışlar ama" boğazına yapışmamak için zor duruyordum. Okuldan içeri girdim. Tüm okulda o adamı aradım. Derken ulaşla birlikte çıkarken gördüm. Peşinden gitmeye karar verdim adamla konuşacaktım. Sonra ulaş Şevvallerin yanına gitti. Hepsi oradaydı ve arabaya doğru giderken adam Şevvale seslendi. Evet galiba dedikleri doğruydu. İzlemeye devam ettim. Şevval kısa kesip arabaya doğru gitmişti. O an göz göze geldik ve ben geri okulun içine girdim. Çok hayal kırıklığına uğramıştım. Hocayı boğmak istiyordum ama bunu yapamazdım belki de Alp haklıydı. Kafam çok bunalmıştı. Soluğu Anılın yanında aldım. Beni bekliyordu bizim cafede. Yanına gidip olan biteni anlattım "kardeşim saçmalama kendi gözünle görmüşsün Şevvale güvenmiyor musun" "güveniyorum güvenmesine ama" o sıra Anıla da st yi gösterdim. O da şok oldu. "Şevvalin bu st den haberi yok galiba" bilmiyorum anlamında kafamı salladım. O esnada öbür stlere de baktım. Derste hoca şevvale torpil geçmiş, okul çıkışı konuşmuşlar, hoca şevvali nereden tanıyormuş, bir sürü şey yazmışlardı. Kafayı yemek üzereydim. Anıl elimden telefonu aldı ve hesabı engelledi. "Sakin ol git Şevvale kendin konuş üstüne iftira atmışlar kızın" "kalsın istemiyorum" o esnada kapıdan Beyza girdi. Anılla ikimiz aynı anda derin bir of çektik. Yüzü kıpkırmızı olmuştu. Sanırım ağlamıştı gözleri şişmişti. Beyza siktir git şuradan hadi ya. Gelip yanımıza oturdu. "Bu ne yüzsüzlük bak Beyza canım bu sefer gerçekten burnumda elimden kaza çıkacak git burdan" "Efe karışma senin için değil Anıla geldim ben" o an Anıla baktım. 'Gitme' der gibi baktı ama şu an Beyza çekeceğim son kişiydi. Bir hışımla çıktım cafeden eve doğru gittim. Uzun süre düşünmem lazımdı..

Günümüz

Bugün okul yoktu istediğim saate kadar uyuyabilirdim. Ama alarm çıkmadığı halde erkenden kalkmıştım. Rüveyda halen daha uyuyordu. Uyandırmaya kıyamadım. Kahvaltı hazırlamak için kalktım ama hiç halim yoktu hiçbir şey yapmak istemiyordum. Dün olanları düşündüm. Aşırı sinirliydim ve Efeye Nolduğunu asla çözemiyordum. Rüveydanın öksürmesiyle kendime geldim galiba tıkanmıştı. Gidip su getirdim.birazini içtikten sonra aniden koşa koşa tuvalete gitti. Ah benim masum çocuğum vücudu alkole alışık değildi, onu bozuyordu. Sanki ben bağımlısıydım. Bir kaç özel olay harici asla ağzımıza sürmezdik. Ama ben şuan bunları düşünürken Rüveydayı unutmuştum. Kapıya gidip tıkladım "Rüveyda iyi misin" "midem çok kötü" "tamam elini yüzünü yıka ben mideni bastıracak bir şeyler yapayım hadi" iki dakika sonra çıktı. Her yeri kızarmıştı. Gerizekalı Anıl yüzünden içtiği dozu da kaçırmıştı. Ama o Anıla gününü gösterirdik biz. Rüveydaya su ve hap getirdim. Biraz zorla da olsa içti. içmeseydi döveceğimi biliyordu. 10 dakika sonra daha iyiydi. "Nasıl oldun miden geçti mi?" "Evet evet geçti" sonra gidip sarıldım. Galiba ikimizin de buna ihtiyacı vardı. Bana sarılıp ağlamaya başladı sonrasında bende kendimi tutamadım ve bende ağlamaya başladım. Yarım saat ağladıktan sonra bir de gülmeye başladık. Bizim kafamız harbi güzeldi. "Kanka bir rüya gördüm ama anlatmam lazım dehşetti" " He ne gördün" "Biz seninle birlikte Anılın peşinden gidiyorduk bildiğin takip ediyorduk onu artık nasıl konumunu bulduysak, sonra tabi o yine BEYZASININ YANINA GİTTİ" orda sessizlik olmuştu. "ESEK ANIL DAVAR KOPEK PİSLİK" "Sonra işte ben yine ağlamaya başladım bi ara Efe geldi Akınla birlikte önümüzden geçip gittiler bakmadılar bile" "Bunlar niye böyle itlikler yapıyo, gerçi Efeyle Anıla şaşırmadım ama Akın bey ayıp etmiş" bunu derken Rüveydaya bakışımı atmıştım tabi o da bana şamarı geçirdi. "Ya köpek ne dedim sanki" "Akınla bir şey yok aramızda" "Ama olabilir" bunu diyince sustu. O da etkilenmişti Akından sadece kabul etmiyordu biliyordum. "Rüveyda?" "Ne var" minik bı bakış attım. "Ne var aklında söyle" "Gizli ajanlar gibi takip etmeye ne dersin" "Ya onlar yollarına gitsin Allah rızası icin bulaşmayalım ya" "Kanka hadi burda depresyondan ölüp gitcez bak hem Efeyle hodri meydan dedik biz bakalım başka kız mı varmış" "Efe de hem seni çağırıyor hem savaş mı ilan ediyorsunuz ben de anlamıyorum bu çocuğu" "ne bok yerse yesin belki Akına dair de bir şeyler buluruz hadi kalk hazırlanalım" "Gerçekten baş belasısın ama depresyondan bende bunaldım hadi hazırlanak" moralim yerine gelmişti. Biraz fazla siyah giyindikten sonra gayet iş üstünde olan ajanlara benziyorduk. Biz evden çıkarken saat 2ydi. Ateşe binip Efenin cafesinin oraya gidecektik ve arabasını takip edecektik. Anılın da orada olduğunu düşünmüştük. Rüveyda arabayı sürerken ben Instagram hesaplarına göz gezdiriyordum. Attığı postlardan bir kaçında Kadıköyde bir bardaydı. "Rüveyda bence buraya gidelim baksana buraya çok sık gidiyor galiba" "ee cafeye gidiyorduk" "tamam önce oraya gidicez arabasını felan kontrol ettikten sonra belki birer kahve alır çıkarız" "salak hem savaş ilan edip sonra n8ye içeri giriyoruz" "İşte arabasını tam bilmiyorum ama siyah renkliydi sanki ya bakarız içerdeyse de girmeyiz işte, Anıla bakalım esas onu merak ediyorum ben" "Anıl beyzayladır köpek" bunu derken sinirlenip bir anda kornaya basmıştı gerizekalı. "Dur işte onu öğreniriz sakinleş sen bırak şu Anılı da Akın lazım bize" "hay Anılına da Akınınada" "soy ismini biliyor musun" "hayır be ben adını zor hatırlıyorum" "ooof Rüveyda" arama yerine akın yazıp Rüveydaya bir kaç hesap gösterdikten sonra Akını bulduk. "Bu demi eminsin" "evet kanka bu eminim" "Bak eminsin demi" "of evet işte buydu kumral keskin yüz hatları var ta kendisi işte" "Rüveyda bunlar efeyle takipleşiyorlar hatta efenin öne çıkarılanlarında bu adamla fotosu var" "NE?" Çok ani bir şekilde fren yapmıştı. "Ehliyet kemeri olmasa cama yapışıyorduk gerizekalı" masumca Güldü tabi öyle olunca bende bişey demedim. Sonra dediğim fotoğrafı buldum. "Rüveyda bu değilmi ben mi yanlış görüyorum" "Kanka bu o eminim ben" "ohaa arkadaşlarmıışş Anıl duymasın" "Anıl duysa da umursamaz" "Eşek" tam o sıra cafenin oraya gelmiştik. Tam tahmin ettiğimiz gibi Anılın arabası buradaydı. "Rüveyda Efeyi görüyor musun" "hayır ona baktım bende ama göremedim" "içerden kahve alıp çıkalım hadi" "ben girmem o dükkana Anıl burda" aradan iki dakika geçmeden "Of ondan mı çekinecekmişim ben yürü alt tarafı kahve alıp geri gelicez" aniden arabadan çıkarak hızlıca cafeye girdi. Ben bile yetişemedim. İki tane ice latte siparişi verdikten sonra oradaki kadın bana "Efe bey içerde gelir birazdan" dedi. Rüveydayla şok olmuştuk. Hani burda değildi. "Yok biz birazdan gidicez kahve almak için uğradık" gerginlikten sesim titremişti. Efe çıkmasın diye dua ederken ilerde Anılı gördüm. Tabi ki Beyza da yanındaydı. Beyzanın bize sırtı dönüktü bizi görmezdi. Anıl Rüveydaya bakıyordu. İkisi bakışımayı sürdürüyordu. Rüveydamın gözleri dolmaya başlamıştı hissedebiliyordum. Kahvemiz hazırdı. Hemen Rüveydayı dürtüp kahvesini verdim. Ve hızlıca çıktık. Çıkarken Anıla iğrenç bakışlarımdan atmayı unutmadım. Arabaya binerken "Şevval sen sür arabayı benim moralim yerinde değil" "Salak bak artık bırak bu adamı önümüze bakalım" "Evet bundan sonra öyle olacak" "sakın ağlama bak Akın hakkında bir şeyler öğrenicem ben birazdan bekle sen" "ne nasıl" "bana güveeeen" oflayıp önüne döndü. Yarım saat sonra Kadıköyde efenin sürekli gittiği barın önündeydik. "Geliyor musun ben içeriyi turlayacağım" "yok knk ben oturcam" "peki madem gelirim hemen" kapıyı kapatıp içeri girdim. İçerde tanıdık göremedim. Gerçi görsem bile belki onlar beni tanimazdı çünkü bu kamufle işini biraz abartmıştık çok tanınmıyorduk. Baristanın yanına gidip bir soda rica ettim. Şimdi hiçbir şey almadan sorular sorarsam pek sıcak karşılamazdı. Adamla arkadaş olabilirdim yani tabi biraz cilveli davranmaya başladım. "Buralarda yeni misin görmedim seni hiç" evet evim Beyoğlunda buraya çok sık gelmem" "anladım neymiş seni buralara getiren" "ününüzü çok duydum gelmek istedim, hatta bir arkadaşım buraya çok sık gelir" efe eğer buraya çok sık gelmiyorsa boku yedim şuan. "kim o belki tanıyorumdur" "ismi Efe" diyip fotoğrafını gösterdim. "evet evet Efeyi iyi tanırım son zamanlarda o kadar gelmese de sevdiğim müşterilerimdendir" "Son zamanlarda derken" "yaklaşık 1-2 aydır felan uğramaz oldu buralara ama şu son 10 gündür bir kaç kez geldi, çok dertli gibiydi." "Anladım yardımınız için çok teşekkür ederim" "ne demek ama siz tam olarak neyi oluyorsunuz sevgilisi mi?" "Yok hayır aynı okuldayız biz ondan sordum" derken yanıma birisi daha geldi. Barista ve adam tokalaştılar. "Oo Akın bey hoşgeldiniz" akın mı? Gerçekten oydu. Rüveyda neredeydi acaba. Bunu kaçırdığını duysa çok üzülürdü. "Hoşbuldum abim" "Ee Efe yok mu?" "O bugün gelmeyecekmiş abi, yatacakmış evde öyle söyledi ama yarın geliriz biz" Ben o sıra hesabı ödeyip oradan uzaklaştım Akının beni öğrenmesi güzel olmazdı. Koşa koşa arabaya bindim. "Şevval yarım saat oldu ya" "Kanka geldim, baristayla konuştum efenin okuldan arkadaşıyım burdan çok bahsetti felan dedim" "ee inandı mı" "valla baya şey anlattı, efe neredeyse benimle tanıştığından beri buraya gelmez olmuş ama son 10 gündür birkaç kez gelmiş" "oooo enişte bey efkarlı" "enişte deme şu köpeğe" "tamam be" "bir de Nolduğunu tahmin edemezsin, ben oturuyordum işte bir anda biri geldi yabancı selamlaştılar ben bir döndüm yanımda Akın" "Ohaaaa nerdee ben nasıl görmedim beni niye aramadın lan" "konuşmalarını dinledim bide o olduğundan emin oldum, buraya ikisi geliyorlarmış genelde bugün Efe evde yatacakmış yarın akşam ikisi gelecekmiş buraya" "KANKA YARIN AKŞAM BURDAYIZ" "Oooooo Rüveydacım hadi ben efe için geliyorum sen niye geliyorsun güzel kızım hayırdır" bana göz devirdi. "Ya senin için dedim zaten" "Hadi ordan" "Valla" "tamam tamam yarın ne günlerden pazar, okul yok güzel. Hazırlanıcaz ve gelicez" "Yeesss" arabayı çalıştırdım ve eve doğru gitmeye koyulduk. Eve geldiğimizde Ulaş ve Berki arayıp olan bitenleri onlara da anlattık. "Şevval saçmalamayın siz alkol felan kullanmazsınız gitmeyin bir yere oturun evinizde ya" "Ulaş 20 yaşımızdayız çocuk değiliz biz" "Bak biz yokuz yanınızda nasıl geri döneceksiniz siz?" "Ya araba süremeyecek halde olmayız herhalde" "Aynen kirpi biliyoruz seni biz" "Sus Ulaş" "Ya Efenin yanında kız varmı diye bakmak istiyorum lütfen" "Bak aradığımız zaman açacaksınız" Rüveydayla aynı anda izin almış çocuklar gibi sevinip "tamaaaam söz" diye bağırdık ve sonrasında iyi geceler dileyip kapattık. "Rüveyda Efe st koymuş" " ne koymuş" "Baksana restorantta" "Kanka sen bana demedin mi o bu akşam evde yatacakmış diye" "Evet Akın öyle söyledi kendi kulaklarımla duydum" "O zaman seni kıskandırmak için" "Yok be Efe beyin umru değilim ki" ordan sonra bi efkar çöktü. Olduğumuz yerde oturup kaldık. İkimizde konuşmuyorduk. Elimizde bir nutellamız eksikti. Bizim depresyon çikolatası oydu. Koskoca kavanozu kaşıklayıp yerdik. Rüveyda şarkı açmıştı ama bizim mental daha da çökeceği için kapatmaya karar verdi. Saat geç olmuştu. Rüveyda kalkıp banyoya girdi. Ben halen daha duvarı öylece izliyordum. 15 dakika sonra Rüveyda geldi. "gerizekalı kalk hadi duş al kendine gel uyuyalım yarın düşünürüz" "off kalkıyorum" bende duş aldıktan sonra kendimi yatağa bıraktım ve gözlerim kapanmaya başladı. Rüveyda çoktan uyumuştu. İyi geceler İstanbul..

Rüveydanın güncesinden

Büyük gündü bugün. Yani nedense öyle hissediyordum. Akşama güzel şeyler olabilirdi. Şevval Efeyle hesaplaşacaktı ben de Akınla birlikte bir şekil konuşacaktım. Anıl tabiki canımı sıkmıyor değildi ama nedense kolay toparlamıştım. Galiba bunun sebebi Akındı. Ben bunları düşünürken Şevval halen daha uyuyordu. Saat 12 olmuştu. "Şevval kalk hadi çok uyuduk kahvaltı edelim acıktım ben, kaaaaallk" "5 dakika" galiba intikam vaktiydi. Sessizce ncly elini alıyordum ki Şevval bir anda elimi tuttu. "lan manyak hani uyuyordun sen" "Rüveydacım onu sadece ben yapabilirim hayatım yemezler" "Gösteririm ben sana" bana güldükten sonra arkasını dönüp uyumaya devam etti. Ben tabi boş durmayıp onun uyudugundan emin olduktan sonra tekrardan ncly elini aldım, ona doğru sessizce yaklaşıyordum "Rüveyda aklından bile geçirme" "YA ARKANDA GÖZÜN MÜ VAR" "Vahiy iniyo bana ondan" sinirden ncly elini ona fırlattım. "Oha bu ncly eline saygısızlık mı yaptın sen AYIP" o görmese de ona göz devirmekle yetindim. "Kirpi göz devirmeyi bırak hissediyorum." "Şevval korkutuyosun beni ya gidiyorum ben" gerçi benim hareketlerimi ezbere biliyordu şaşırmamam lazımdı. Ben tuvalet için kalkmışken Şevval benden önce koşup içeri girdi ve kapıyı kilitledi. "KÖPEK BEN GİRECEKTİM" "çıkarım 5 dakikaya" aynen canım kesin 5 dakika. Bende yatağımı felan topladım. Perdeleri açtım içeriye hava girdi. Açıktı bugün hava, güneşliydi. Güneş gören İstanbul halkı tabikide dışarıdaydı. Ben onları izlerken Şevval çıktı banyodan. Sonra bende banyoya girdim. Çıktığımda Şevval mutfakta kahvaltıyı hazırlamaya başlamıştı. "Ooh mis gibi kokmuş burası" "pizza yapıyorum" "oha ciddi misin" başıyla onayladı beni. Bu tavada pizzalar 10 dakikada oluyordu çok iyiydi. Bizim alternatif yemeğimizdi. "Ben kahvaltıyı hazırlarım git odayı topla bizim" "topladım zaten" "benim yatağımı da topla Rüveyda" "Oooof ben niye topluyorum" "ölmezsin hadii" oflayarak onunda yatağını topladım. Bi ara kendimi yatağa bıraktım ve öylece tavanı izledim. Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama Şevval mutfağa çağırıyordu. Çok acıkmıştım. Kahvaltımızı yapıp ortalığı toparladık. Saat 3 olmuştu. "Kanka biz akşam napcaz" "inan bana bende bilmiyorum" "sen Efeye hodri meydan dedin de kıskandıracak mısın" "valla öyle niyetim yok ama bir kaç erkekle konuşurum tabi o da kızlarla konuşursa" "umarım kızlardan uzak durur" "umarım, ee seni sormuyorum zaten sen Akınla oturursun" "yaani planım o yönde" "ooooo vaaay seni vaay" "ay aman bişey demeye de gelmiyo Şevval" "tamam tamam ama akşama şık olmamız gerekiyo" "o yüzdeeeeenn" ikimiz aynı anda "Kombin seçme timeee" diye bağırdık. Çok önemli zamanlarda kombinleri birlikte seçerdik. Önce benim odama geçtik. "Bu elbise nasıl" "hayır saçmalama o gitmez oraya" "Peki bu" "Rüveyda cenazeye mi gidiyon" en sonunda karar vermiştik. Saten beyaz elbise üstüne siyah deri ceket altına da yeşil topuklular ve ayakkabıya uyumlu bir çanta. Takıları da en son hallederdik. "Kanka üşürmüyüm ki" "Akın boşuna mı duruyo verir ceketini" "yok be üşümem" bana göz devirmekle yetindi. Şimdi sıra ondaydı. Binbir tane elbiseden sonra kararımızı vermiştik. Koyu kırmızı bir elbise giyecekti. Ve ve tabiki deri ceket. Uyumlu olmamız şarttı. Altına siyah topuklu bot ve elbisesiyle aynı renk çanta. Gayet okeydik. Biz kombinleri seçene kadar saat 5 olmuştu. 2 saat bunlara vermiştik ama bizim için önemliydi ve gayette güzel seçmiştik. 7 gibi evden çıkacaktık. Yarım saat yol sürecekti. Hemen duşa girip hazırlanmaya başladık. Parfümler sıkılmış makyajlar yapılmıştı. Gerçekten bugün güzel olmuştuk. St atılırdı yani. Ayakkabılığın ordaki boy aynasında foto çekindikten sonra bizimkilere attık. Saniyesinde cevap verdiler, telefon ellerindeydi. Saniyesinde bir sürü alev emojileri. "Ananııı çok güzel olmuşsunuuz laaaan" "dikkat edin bak birisi asılmasın size bir şey olmasın direkt bizi arıyorsunuz ve alkolün dozunu kaçırmak yok" seviyordum bu çocukları. Gerçekten bizi düşünüyorlardı. Keşke burda olsalardı. "tamam söz verdik zaten bugün kötü bir şey olmayacak" yani umarım olmazdı. Rujumuzu da sürdükten sonra arabaya binmek için evden çıktık. Tam hesap ettiğimiz gibi yarım saat sonra gelmiştik. Pub Locale Bar" ismi güzeldi yani değişikti. Biz gidip baristanın dibindeki tezgaha oturduk. Burasının ismini halen daha bilmiyordum. İlk başta alkolsüz şeylerle başlamaya karar verdik. Barista Şevvali tanımamıştı. "Ne alırdınız hanımlar" "alkollü olmasın ama fresh bir şeyler alabiliriz" "tamamdır hemen geliyor" Şevvale döndüm "ne içeceğimizi biliyor musun" "ya of aşırı abartmadan ne bulursan iç geç aman, ben bu gece hiçbir şeyi kafama takmak istemiyorum sadece eğlenmek istiyorum" "iyi madem öyle olsun" saat 8e doğru geliyordu. Daha kimseden eser yoktu. Yani mekan kalabalıktı ama tanıdık yoktu. Bir kaç kız yan taraftaki masada oturup bize bakıyordu. Çok şımarık tiplerdi, uğraşmaya bile değmezlerdi. Bizim içecekler bitmişti. Artık alkole geçebilirdik. "Biraz viski alabilir miyiz" "tabiki hemen" aradan 10 dakika geçtikten sonra yavaştan sarhoş olmaya başlamıştık. Ve evet efelerde gelmişti. "Şevval geliyorlar sakın bakma o tarafa" dinimize kadar gelmiş sipariş veriyorlardı. Bizi görmemeleri için yüzümüzü çevirmiştik. Ama onları duyabiliyorduk. "Abi her zamankinden" "Oo efe gelmişsin" "geldim abi ya bizde dert biter mi" "hayırdır Koçum" "aman abi ya boşver" içeceklerini alınca ilerideki masaya geçtiler. Bizi görebilecekleri konumdaydılar ve gördüler de. Bizde onları görüyorduk ve göz teması kurmamak için çabalıyorduk. Şevval tuvalete gitti. Bende çaktırmadan onları izliyordum. Akın Efeye bir şeyler söyledi ve omzuna destekler gibi vurdu. Efe ayağa kalktı ve biraz ilerideki masaya doğru gitti. Kızların yanına. Eşek Efe Şevval görse mahvolacaktı biliyordum. Tam bunu düşünürken yanıma gelmişti ve o da Efeye bakıyordu. "Şevval taş gibisin yürü sende erkek bul kendine hadi" ağlamak üzereydi. "Saçmalama hadi şu adamlar seni kesip duruyor. Şuraya otur yanına gelirler hadi beni dinle" dedigimi yaptı. Ben onu izlerken tanıdık bir ses "selam" dedi. Arkamı döndüm. Akındı. "Selaaam" niye bu kadar coşkulu selam verdiğimi bende anlamamıştım. "Nasılsınız görüşmeyeli hanımefendi" "iyiyim sağolun" "toparlamış gibisiniz" "evet evet çok daha iyiyim" "çok sevindim" gülümsemekle yetindim. Ben ne konuşacaktım bu adamla, konu yoktu. Bulmuştum. Borcum vardı adama, ödeyecektim yani bir içecekle nasıl ödeyeceksem. "İçeceğin de bitmiş gel yenisini alalım" "tabi ama alkollü çok olmasın yoksa seni biliyoruz"ona göz devirmeyi ihmal etmedikten sonra bende güldüm. "Yani borcum vardı sana ödenmiş sayılmaz ama içecekler benden olsun" "çok incesin ama burda ben varken sana düşmez borcu başka şekil hallederiz, hem numaramı boşuna mı aldın?" Bişey diyemeden kalmıştım ağzı güzel laf yapıyordu. İçecekleri aldıktan sonra etrafı süzmeye başlamıştım. Efe kızlarla gayet keyifli duruyordu. Şevvalin yanında da iki erkek vardı sohbet ediyorlardı ama fazla yakın. "İkisi de inatçı keçi" "anlamadım" "ay sana demedim" "efeyi diyorsan belki haklı olabilir" "pardon da 30 tane kızın içinde olması mı haklılık" "arkadaşın napıyor" "Efe ne yapıyorsa onu, ilk o başlattı. Hem sen efenin avukatı mısın" "yaani o meşhur Anıl kadar olmasakta biz de çok yakınız" "Anıl mı" "Evet tanıyorsundur zaten" ben donup kalmıştım. Akın, Anılı sevmiyordu. Yakasına yapışasım geldi ama Anılcım üzgünüm şuan seni haberin dahi olmadığı olaylarda savunmaktan vazgeçiyorum. En azından şimdilik. Akın elini gözüme sokacak derecede sallayınca kendime gelmiştim. "Heey orda mısın, Rüveyda" "evet evet daldım da biraz" "Anılı tanıyor musun" ah be oğlum o soruyu niye sordunki şimdi. Tanımamış olmayı yeğlerdim diyemedim tabi. "Yok ya şarkılarını biliyorum" ezbere biliyorum be oğlum tanımak ne kelime. "Birde işte Şevval ve Efe varken birkaç kere sohbet ettim o kadar" "Anladım, yani açık olayım. Kahramanlar açık olur" orda ikimiz de gülmüştük. Konu Anıldı ama şuan gülüyordum. Devam etti sonra "Ben Anılı hiç sevmedim sevmiyorum da bencil birisi olduğunu düşünüyorum" "bencil mi Anıl mı" lan ben isteksiz bu adamı savunuyordum. Biraz daha Anılı konuşursak ben her şeyi söyleyecektim ve hiç hoş olmazdı. "Bence bencil" "aman her neyse de efenin avukatısın yani sende su hareketinin açıklaması varmı" utanmasam parmağımla gösterecektim Efeyi. "Aralarındaki her şeyi Şevval bok etmedi mi" "ne diyon Akın açık konuşsana sen" "sakin ol" "e düzgünce anlat" Şevval ve efenin kavgası yüzünden Akınla aram bozulursa Şevvali öldürebilirdim ama yine de Akın bey haddini bilecekti. "Şevvalin flörtü yok mu zaten o yeni hoca hatta emre mi her ne boksa" "ne ne flörtü ne diyon" "ne demek bilmiyorsun fotoğraflarını görmedin mi" "ne anlatıyorsun ne fotoğrafı" Akın telefonundan fotoğrafları gösterdi. itiraf sayfasından ss alınmıştı. "Böyle bir şeyden haberimiz bile yok ayrıca ne saçmalıyorsun alakaları bile yok" "nasıl yok ya şu fotoğraf rsatgele denk mi gelmiş" "biz yemek yemeğe gittik ben telefonla konuşuyordum Şevval bankta oturuyordu adamın biri geldi daha tanımıyorduk biz o zaman onu, Şevvalin canı sıkkınmış sigara çözer demiş uzatmış ısrar etmiş Şevval de sussun diye almış sonra geldi bana evde ben Efeye ihanet mi ettim dedi kız amk" sonda gerçekten sinirlenmiştim ama devam ettim Akın ağzı açık dinliyordu." O fotoğrafı kimin çektiğini çok iyi biliyorum ve halledicem, ertesi gün çıkışta hoca Şevvalden özür diledi ama yavşamaya devam da ediyordu Şevval de ne kadar uzak durabilirse uzak durmaya çalıştı o kadar salak saçma şeyler uydurmuşsunuz götünüzden ve bunun intikamı yüzünden esas Efenin yaptığı ayıp" akın bir şey diyememiş susmuştu. O Alpin bu sefer kurtuluşu yoktu. Berkler buraya gelince yüz yüze anlatacaktım bu konuyu ve bu sefer onları tutmayacaktık. "Ben olayın böyle olduğunu bilmiyordum" "önce sorsaydınız keşke" "tamam ben konuşurum Efeyle" "yok kalsın" "neden onların uyumlu olduğunu sen de düşünmüyor musun" "uyumlularDI, Efe her önüne gelen şeye inanacaksa mümkünse kalsın" "iyi de fotoğrafı sen de gördün" "tamam gördüm de sorgulamamış bile" tam o esnada o ilk başta sinir olduğum yan masada oturan kızlardan birinin Beyza olduğunu gördüm. Şimdi elime düştün işte Beyza. Ama bu burdaysa Anılda buralardadır, gerçi burda olsa assolist bey şarkı söylemeden durur mu sanki. Burdaysa da götüm yani. Evet beyzacım bana doğru geliyor, yani içecek almaya. Biraz daha dik bakarsam anlayacak. Benimde ne tesadüf ki içeceğim bitmişti. Akına döndüm "dur içecek alıp geliyorum" "fazla olmadı mi sanki" "yooooo" şuan ben içki peşindeyim sanki. Ağzımda çiğnendiğim sakız beyzanın boka benzeyen ayakkabılarının altına mi yoksa kıyafetine mi yapışsın karar veremeye çalışıyordum. Aynı anda yan yana gelmiştik. İlk ben siparişimi verdim. Ve arkamdaki tabureye oturdum. Beyza ayaktaydı ve ben fark ettirmeden mükemmel titizlikle sakızımı artık tabureye yapıştırmıştım. Ve yeeesss üstüne löp diye oturmuştu ve fark etmemişti gerizekalı. Neyse rezil olunca gorecektim onu. Taburesi dengesiz duruyordu. Bu kadar rezillik yeter miydi, asla. İçkiyi üstüne nasıl döksem diye düşünüyordum. Ama ben dökersem onunla muhatap olmak zorunda kalacaktım. Onun kazayla üstüne dökmesi lazımdı. Belki sakız yardımcı olurdu. Ben içkimi alıp yavaşça kenara çekildim. Beyza da tam bardağını almış kalkıyordu ki sakızın yapıştığını farketti. Ve bağırdı. Gerizekalı pick me bide. Kusmamak için zor duruyordum. Tabiki mal mal sakız yapışmış diye ciyaklarken ickisini de olduğu gibi üstüne dökmüştü. Herkes ona bakıyordu. Birkaç kişi baştan aşağıya süzmüştü beyzayı. Evet tam rezillikti ve o bağırıyordu "bu sakız da nereden geldi" tam rezildi. Hay aksi. Ben de sanki bombayı patlatmışım da arkama bakmadan yürüyormuşcasına Akına doğru yürüdüm. Geldiğimde beni alkışlamaya başladı. "Ne noldu" "dahice plan" "ne planı" "evet kimse farketmedi ama bir kişi hariç, Ben seni izliyordum" ya arkadaşım sapık misin git ya bide bu salak şimdi kahramanlık yapar gider beyzaya beni ifşalarsa kafasını elimdeki bardakla yarabilirdim. Bir şey demeden öylece baktım ona. Haketti der gibi. "Anladığım kadarıyla kızdan pek hoşlanmıyorsun" "evet doğru çıkarım" güldü. Gülüşü güzeldi daha önce dikkat etmemiştim. Bende gülümsedim. Beyza apar topar mükemmel arkadaş grubuyla tuvalete koştu, demekki Anıl buralarda yoktu. Sonra bir anda aklıma Şevval geldi. O nerde diye ilerideki masada tek başına oturuyordu. Hem de ağlayarak ve Efeyi izliyordu. Akın da görmüş olmalıydı. Efe bey gayet keyfine düşkündü. kızlarla iç içeydi dokunuyordu bildiğin, adi köpek. "Sen gazladın lan Efeyi aferim sana ya yaptığın hoş mu" "ya ben ne bileyim böyle olduğunu" "olayı bırak yine de efenin yaptığı ne olursa olsun hoş değil esas o yavşak şuan" akın bir şey demeden Şevvalin yanına koştum. "Şevval bana bak ağlamayı kes bak bu çocuğu unutuyoruz tamam mı" "ne unutması ya gözümün içine baka baka kızların dibinde. Ne yaptıkları belli değil. görmüyor musun" ben ona sarılmıştım. Biz buraya eğlenmeye gelmiştik zehir olmuştu. Ve ikimizde şuan sarhoştuk. O sıra Akın koşarak Efenin yanına gitti büyük ihtimalle olayı anlatmıştı. Efenin yüz hatları değişti, durgunlaştı. Sonra kızların yanından bize doğru gelmeye başladı. "Efe bakıyor" "Annesi de baksın" "Şevval hatta Akınla birlikte geliyorlar" bir anda ciddileşti, gözlerini sildi ve beni de elimden tutarak kapıya doğru sürükledi. Böyle sahneler filmde olurdu ama şimdi hesabı ödemediniz diye bizi kapıda tutarlarsa esas o zaman rezil olurduk. "Rüveyda aklından geçenleri biliyorum hesabı ödeyeli çok oldu" bu kız beni tanıyordu ya. "Nereye diye sormuyorum" ikimizde sarhoştuk Efe arkadan sesleniyordu ama duymazdan geliyorduk. Arabaya bindiğimizde Efe kapıya tıklatıyordu. "Şevval sarhoşsunuz saçmalamayın." Akın da gelmişti. Bana yapma der gibi baktı sadece. Şuan kafamız gayet güzeldi ve bizi tek motive edecek yere gidiyorduk. Kim durdururabilirdiki bizi? Şevval tam gaz arabayı sürerken gülmeye başladık. "Olm tam film sahnesi oldu laaan" hem ağlıyor hem gülüyordu. Ulaş beni arıyordu ve daha da kötüsü 11 cevapsiz arama vardı. Şevval bağırarak şarkı söylüyordu "Başkası değil beni, sen beni yordun" "kanka dur ulaş arıyor ağzımıza sıçacak" "oooof bisey demeeeez" ben o sıra telefonu açtım. "Efendim Ulaş" "kirpi napıyorsunuz siz nerdesiniz ayrıca şevvale söyle şu müziği sesini kıssın duyamıyorum" telefon hoparlördeydi, ben müziği kıstım biraz. "Çok konusma Ulaş" "bana bak mavi delirtmeyin bizi napıyorsunuz nerdesiniz" ben devreye girdim "ulaş olaylar çok karıştı halledicez şuan ben de bize güvenmiyorum ama az kaldı zaten varmak üzereyiz ölürsek haberimizi alırsınız zaten" diyip yüzlerine kapattım. Kesin sonradan olaylar karışacaktı. Son sürat gidiyorduk. Nereye mi Beyoğlu'na, Galataya. Kimse bilmezdi o ara sokaklarda bir bank vardı. Galatayı oturup saatlerce izlerdik Şevvalle. Ağlardık ,gülerdik. Oraya gidiyorduk tabikide. Arabayı park ederken daha doğrusu öylece sokağın ortasına bırakırken gayet sıradanmış gibi davranıyorduk. İnsanlar bize deli gibi bakıyordu. Biz kol kola girmiş mal gibi yürüyorduk. Hayat buydu, canımız acıyordu. Anıl mutluydu hemde gözümün önünde engellediği kızla, Efe klasik bi erkekti. En küçük bir şeyde kızlara yavşıyordu böyle olmasına da Akın izin vermişti. İstanbul sen söyle hiç kimseye güvenemeyecek miyiz?

ben bunları düşünürken Şevval de ağlıyordu. Ona olayları anlatmanın sırası mıydı bilmiyordum. Daha doğrusu şuan hiçbir şey hissetmiyordum. Sadece Beyza beni mutlu ediyordu. Güzel rezil olmuştu köpek. Banka kendimizi öylece bıraktık. Şarkı söylüyorduk ağlıyorduk kimseler yoktu. Ya da vardı biz görmüyorduk. Telefonuma baktığımda sayısız arama vardı. Berkten Ulaştan ve hatta Efeden. Ulaş ve Berk haklıydıı ama öğrenince bize hak vereceklerdi. Derken aramaların arasında Akını da gördüm. 7 kez aramıştı. Bir de mesaj atmıştı. "Geldik biz. Hadi çözelim şu işi Rüveyda lütfen. sen gel benim yanıma Efe de şevvale konuşsun özür dilemesi gerekiyor bunun farkında" haklı olabilirdi ama ben şuan nasıl yapacaktım bunu, sonra Akına konum attım. Bu özel yeri onlarla paylaştığımıza inanamıyordum. Aptalsın Anıl nerdesin sen.. "Şevval olaylar aşırı karışmış Efe yanlış anlamış ondan böyle davranmış Akın bana anlattı" "ne isterse onu anlayabilir" "konuşsanız mı" "kalsın aman aman" tam o sırada onları gelirken gördüm. Şevval daha görmemişti. Yüzünü kapatmış ağlıyordu."aptalsın efe ama ben senin için makyajımı bile mahvettiğim için daha da aptalım" Ben sakince yanından kalktım. O söylenmeye devam etti. "Yanlış anlamaymış, ben de ilk yanlış anlamamda önüme gelen erkeğin üstüne atlamazsam şerefsizim" üçümüz de onu izliyorduk. Akın kolumdan hafifçe tuttu. "Hadi gel gidelim biz" onları yalnız bıraktık ve yürümeye başladık. Ben iki adım atıp üçüncü de mal gibi sendelediğim için Akın koluma girmişti. "Sen de tam kahraman oldun he" "eee ne sandın" "valla bu iki oluyor" "bu gece konser yok ama" "konser deme bana ya" gözlerim dolmuştu. İki dakika Anıl girmesin işin içine ya. Biz Beyoğlu sokaklarında yürürken etrafı izliyordum. Sanki ezbere bilmiyormuşum gibi. "Her seferinde daha da büyülü geliyor İstanbul" "İstanbul'a aşık mısın" bu bana sorulacak en zor soruydu. Kalbim hem Anıla hem İstanbul'a atıyordu. "Biz Şevvalle buraya gelebilmek için o kadar hayal kurduk ki, neler yaptığımızı tahmin bile edemezsin" "dinlemek isterim doğrusu" orda kahkahayı bastım. Anlatmaya nerden başlasam acaba o kadar çok şey varki. "Biz 9. Sınıfta tanıştık aynı lisedeydik ve daha o zamandan hayalini kuruyorduk, üniversiteyi kazandık ve geldik. Sonra o 1 yıl her yeri gezdik eğlendik para biriktirdik ve kendi evimizi aldık." Evet biz kendi evimizi almıştık. Asla inanmıyorduk buna ama almıştık. "Tabi ben böyle basit anlattım ama bizim için ne kadar önemli olduğunu kimse anlayamaz" "yook basit olur mu, hayalinizmiş ve siz de gerçekleştirmişsiniz" ben uzaklara dalıp gitmiştim. Denizin esintisi burnuma geliyordu. Kafam dönüyordu, yürüyüşüm daha da bozuldu daha da yamuk yürümeye başladım. "Rüveyda gel oturalım şuraya hadi iyi değilsin sen" kaldırıma oturmuştuk. "Bekle sen burda sana su alıp gelicem tamam mı" uslu bir çocuk gibi başımı sallamıştım, zaten kalkacak halim de yoktu. Akın iki dakika sonra elinde suyla gelmişti. "Al bakalım iç" "suyu da sen içirecek misin" "yani istiyorsan neden olmasın" "yok o kadar değilim içerim kendi suyumu" dedikten saniyeler sonra suyun yarısını içip kalan yarısını da üstüme dökmüştüm. "Yok o kadar değilim içerim kendi suyumu" Akın beni taklit ediyordu. Bana bak Akın zaten midem kötü üstüne kusmak istemiyorum. Ona göz devirdikten sonra gülmeye başladı. Gülüşü gerçekten büyülüydü. Gözleri kısılıyordu. "Yıldızları saymayı denedin mi hiç" gökyüzüne bakıyordum. "o kadar vaktim olmadı ki" "çok meşgulsün herhalde" "eee kahramanlık kolay mı" "her kızın imdadına yetişiyorsun yani" "yok ya öyle mi dedim ben şimdi" "evet tam olarak onu dedin" "yanlış anlamışsın" "ya kahramanlık kolay mı dedin İşte" "öyle mi dedim" "Akın delirtme beni" "sinirlendin mi" yok ebenin demeyi çok isterdim de diyemedim işte. "Sence! Dur dur bu hoşuna gidiyor demi" "tüh yakalandık" yine gülüyordu. Koluna şamarı geçirirdim de dua etsin bana. "Şevvaller konuşmuşlar mıdır" "yarım saat olmuş, gidelim yanlarına gel hadi" önce o kalktı üstünü silkeledi ve bana da elini uzattı. Ona ters bir bakış attım. "Kusura bakma ama ben olmadan kalkabileceğini düşünmüyorum" haklıydı ayağımı 30 kez burkmuştum. Elini tutup kalktım ve yine koluma girdi. Onların yanına doğru yürümeye başladık..

Şevvalin güncesinden..

"Görürsün sen hodri meydanı her erkekle konuşmazsam, görürsün sen." "Konuştuğun her erkeği dövdürtmek zorunda bırakma beni" efenin sesi miydi bu. Kafamı kaldırdığımda onu gördüm. "Ne işin var senin burda" "konuşmak için geldim" "neyi konuşalım ya, kaç tane kızla neler yaptığını mı konuşalım" "Bak Şevval gel dinle beni ayrıca ben onlarla bir şey yaşamadım tüm gece göz gözeydik zaten seninle" "ya kes ya" yalanlara bak. Bir hışımla ayağa kalkıp gitmek istedim. Efe tuttu tabi. "Gitmek istiyorum bırakır mısın" "Hayır" "Efe bırak" "hayır dedim hiçbir yere gitmiyorsun" "bırak beni bırak" bunu derken ağlamaya başlamıştım. O sıra sarıldı bana. Galiba buna ihtiyacım vardı. Sıcaklığını hissedebiliyordum. Gitmek istiyordum ama gidemezdim de. Ağlamaya devam ettim hem de hüngür hüngür. "Köpek tüm gün gözümün içine baka baka kızın dibine girdin ya bu mu hodri meydan bu mu" omzuna vuruyordum ama maşallah kaslardan taş gibi omzu vardı elim acımıştı. "İçini rahatlatacaksa vur tamam" vurmaya devam ettim ama bir yerden sonra öylece kalakaldım. Beni yavaşça tuttu ve banka oturttu ardından yanıma oturdu. Kafamı göğsüne yatırdı. Engel olmadım ve olmakta çok istemedim. Ağlamamın geçmesini bekliyorduk ve nihayet sakinleşmişti. Öylece sokağı izliyorduk. "Tamam sakinim" derin bir nefes aldım. Başım dönüyordu sadece. "Bak Şevval, ben senin o emir denen hocayla fotoğrafını gördüm. İtiraf sayfasının biri bana istek attı, sizin fotoğrafınızı orda olan biri büyük ihtimalle de o kişi Alp ve o sizi çekmiş. Adam senin sigaranı yakıyor ve çok yakınsınız. Onu görünce ben şok oldum o gece gözüme gram Uyku girmedi anasını satayım. Ertesi gün konuşmak için geldim okula. Çıkışta o adamla konuşuyordun sonra geri gittim. Ve ardından derste sana daha özel davranmış. Ben bunları duyduktan sonra deliye döndüm. Senden mesaj bekledim ben yazmadım. Sonra dayanamadım aradım. Buluştuk ve sen bana yalan söyledin sandım. Sonra hodri meydan dedik. Anladın mı beni" gözlerinin içine bakıyordum. Olaylar çok farklıymış meğerse. " Neden sormadın bana niye hemen her suçlamaya inandın" "işte hata yaptım özür dilerim" hiçbir şey demedim. Sadece zümrüt yeşili gözlerine bakıyordum. Gece bile gözüküyordu çok güzellerdi. "Ben bankta tek başıma oturuyordum gün batımını izliyecektim. bizimkilerin o sıra işi vardı. Alp ve Poyrazı gördüm ama Berkler var diye yanımıza gelmezlerdi. O yüzden rahattım. İşte o hoca geldi oturabilir miyim diye sorarken yanıma oturdu" "küstah herif" "sigara uzattı ısrar etti sonra yaktı. Ben rahatsız oldum kalktım. Ertesi gün Ahmet hoca artık yokmuş o geldi derse ve beni tanıdı. Okul çıkışında da benden özür diledi. Hepsi bu kadar daha sonra ben adamdan nerde görsem kaçtım. Yani yanlış anlaşılacak hiçbir şey yoktu" "Şevval ben gerçekten özür dilerim, deliye döndüm ben inanamadım" çok yorum yapmadım. O kızların acısını çıkartacaktım ondan. Ama şuan değil. Başım felaket ağrıyordu. "İyi misin sen" "evet" "o arabayı kullanırken çok korktum, sarhoşsun nasıl böyle risk alabildin" "bu hale getirenler sağolsun" diyip ona bakış attım. Aldı tabi mesajı. Güldü de köpek. "Özür dilerim" bana daha da sıkı sarıldı. "Heh geliyor bizimkiler" karşıdan Akın ve Rüveyda kol kola girmiş geliyorlardı. "Ulan Anıl ya, kusura bakma Efe ama arkadaşın biraz gerizekalı. En azından beyzayla olmasaydı." "Ya o konuda ona ben de çok sövdüm ama ayrılırlar merak etme" "hadi inşallah" orda kahkasını bastı."inşallah demek ha öyle mi" "yaani biraz öyle" o sıra Rüveydalar da gelmişti yanımıza. "Oo barışmışsınız" Akına ters bir bakış attım "Sayılır". "nasıl barışmadık mı" Efe garibim ciddi ciddi soruyordu. Dur daha burnundan gelecek senin azıcık sabret efecim. "Barışmışsınız yani Şevval göğsüne yatıyor şuan" lan akın atlama bi. Rüveyda Akını dürttükten sonra akın susmaya karar verdi. " Ben halen daha rahatımı bozmuyordum yatmaya devam ettim. "E sende Rüveydanın koluna girmişsin" hayırdır Koçum ne ayaksın sen. "Sarhoşsunuz ve Rüveyda yürüyemiyor" bilmez miyim normalde de yürüyemez zaten. "Evet hadi evinize bırakalım artık sizi" Efe haklıydı artık eve gitmeliydik. Yoksa bende birazdan Efenin üstüne kusacaktım. Önce kendi kalktı sonra beni de kaldırdı. Biz Rüveydayla kaş göz yaparak her şeyi konuşuyorduk. Efe daha önce bizi eve bırakmıştı. Yani Anılla birlikte bırakmışlardı. "Efe bey unutmamışsınız evimizi" "unutur muyum hiç" Beyoğlu sokaklarında gecenin geç saatinde yürüyorduk. Bizi kapıya kadar bıraktılar. Aslında eve davet etmeyi düşündüm ama Rüveyda direkt hayır dedi. Aklımdan ne geçtiğini biliyordu. İyi geceler diledikten sonra kapıyı kapattık. İkimiz de afallamıştık. "Rüveyda biz ne yaşadık" "kanka inan bilmiyorum ama çok güzeldi" "evet" üstümüzdekileri çıkarttık ve pijamalarımızı giyip kendimizi yatağa attık. "Rüveyda gruba mesaj yazalım da haberleri olsun" "evet evet yoksa bu sefer affetmeyecekler" bizimkilere evde olduğumuzu ve sorun olmadığını mesaj attıktan sonra telefonları koyduk. Gözlerimiz kapanmaya başlıyordu zaten. "İyi geceler kirpi" "sana daaa"

İyi geceler İstanbul, iyi geceler Efe..

Gün kombini









Bölüm şarkısı: Evren Güzeli🎵



Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.