İçeriğe geç

İstanbulamıyorum Aradığımı

Bölüm 9 · 49 dk okuma

İstanbulamıyorum Aradığımı

Bölüm 9

Cok Uzaklaştım

25.10.28

Yine bildiğimiz dörtlü salonda oturmuş gartic oynuyorduk. Ben ve Berk,Rüveyda ile Ulaş da bir takımdı. Takımları kura ile seçtiğimiz için pek itiraz edemedik birbirimize. Bi ara Ulaş ben bunla(Rüveydayla) olmam diyip itiraz etse de sonradan kabullenmişti. Oyun telefona gelen kelimeyi çizerek anlatma oyunuydu. Çizen kişi takım arkadaşına çizdiği resmi konuşmadan anlatmaya çalışıyordu birnevi tabunun resimli hâliydi. Ben" Herkes hazırsa süreyi başlatıyorum"dedim. Bizim takımın adı bilek bükücülerdi. Ulaşların takımının adıysa NRKU'ydu. Fısıldaşarak bu ismi koymuşlardı sorsak da cevaplamamışlardı eşekler. Kesin bir iş vardı da çok uzatmadık. Herkes süreyi başlatmamı onayladıktan sonra yerlerine geçti. İlk çizmeye başlayan bendim. Çıkan kelime ise rüzgardı mavi kalemle iki çizgi atıp yuvarlak çizdim salak Berk anlamadı tabi. "Uçurtma... neresi yanlış ya bunun" bir iki şey daha çizdim öyle anladı. "Oğlum neresi rüzgar bunun" "Madem rüzgara benzemiyo ne diye doğru buldun o zaman"diye yapıştırdım cevabı. Kem küm etse de diyecek şey bulamamıştı. Rüveyda ise ordan "Ya hemen de kavga ettiniz bizi izleyin de görün"dedi. Berkle aynı anda ikimiz de Rüveyda'ya kitlendik. Rüveyda"Tamam ya travmamı tetiklediniz yapmayın"dese de biz devam ettik. Ulaş hemen "Çekin lan gözlerinizi takım arkadaşıma baskı kuramazsınız"diyip o da bize kitlendi. En sonunda dayanamayıp kitlenmeyi bıraktık. Çizim sırası şimdi Rüveyda'daydı. Ben gözetleme görevlisi olduğum için tablette yazan kelimeyi görmüştüm çıkan kelimeyse boğazdı. Bunu gören Rüveyda "Ama yuh artık ya Maviye çıkana bak bi de bana oynamıyorum ya"dedi. Bense "Konuşmak yasak he geri çekilmek istiyorsan bilemem"diyince kafasını sallayıp çizime başladı. Nasıl inatçılık yapacağını biliyordum. İlk önce deniz çizdi sonra balık Ulaş ilk deniz,okyanus,nehir gibi şeyler sıralasa da Rüveyda köprü çizince boğazı bildi. 2dk nasıl da uğraşmıştı. Bildikleri için birbirlerine çak yapıp bizi kışkırtıcı hareketler yaptılar. En sonunda ben dayanmayıp"niye o kadar uğraştın ki çöp adam çizip boğazını işaretleseydin ya"diyince "Aaa ben onu hiç düşünemedim "dedi. Salak çocuk ya. Şimdi sıra Berk'e geçmişti balık gibi bir şeyler çizdi bense hemen"balık,hamsi,köpekbalığı,yunus,balina"diye balık türlerini sıraladım ve doğru cevap balinaydı. Biz Berk'le sevinirken arkadan Ulaş"Taramalı tüfek gibi o neydi amk" dedi. Rüveyda da "Ben de yaparım ama adam gibi çiz tamam mı bu son raunt"dedi. Sıra Ulaş'daydı kelimesiyse kitaptı. 2dk boyunca Rüveyda tüm kırtasiye ürünlerini saysa da kitap demedi. En son süre bitmişti ve oyunu kazanan bizdik. Manyak Berk arkadan konfeti bulup patlatmıştı. Nası nerden buldu bilmiyordum. Ama çok da düşünmeden koltuğun üstünde zıplamaya başladım. Ulaş'la Rüveyda aynı anda "OHAAAA bu kadar da değil lan konfetiyi nerden buldun"dese de ikimiz de takmadık. Biz sevinirken arkada Rüveydayla Ulaş kavgaya başlamıştı. "Lan Ulaş adam gibi çizsene ya" "Bende mi sorun kitabı bilemedin" "Benim suçum mu çizemeyen sensin" "Bana bak kirpi beni sinirlendirtme" "Sinirlendirirsem nolur" "Ncly elini alır aşağı atarım" "Köpeğe bak ya hayırdır olm sen" biz coktan kutlamayı bitirmiştik. Bi ara cidden kavga ettiklerini fark ettik. Ncly eli kırmızı çizgiydi galiba. "Bana bak Ulaş konuşma benle" "Sen konuşma lan asıl ayrıca grubumuzun adının sırrını da söyleyeceğim" "Dur sen söylemeden ben söyleyeyim Şevval Berk grubumuzun adı Nicolay Rüveyda Kolay Ulaş'dan geliyor"şaşırmamıştım doğrusuny söylemek gerekirse. "Peki Rüveyda öyle olsun sana güvenmemem gerektiğinu anladım bir daha da benle grup olma lütfen" "Senle grup olanda kabahat" diyip birbirlerinden uzaklaştılar. Berk"Lan şaka mı yapıyorsunuz alt tarafı bi oyundu lann" bense gülmeye başlamıştım." Aahhahahaha sakın ciddi olduğunuzu söylemeyin bana" Rüveyda bu tepkim üzerine odasına gitmisti. Ulaş da "Ben daha fazla ONUN evinde duramam şimdi bir de evden felam kovar. Gidiyorum ben." diyince" saçmalama daha yemek yiyecektik "dedim. Ulaş'ın çizgisi yemekti ve asla hayır diyemezdi. "Kalıyorum ama neden diye sorun" Berk"Neden?" "Bu yemeği yiyeceğim ve o ukâla kirpinin parasından gidecek omun için kalıyorum" "Peki ben hazırlamaya başlıyorum akşam yemeğini siz de takılın burda." Mutfağa girmeden önce Rüveyda'nın odasına girmeye karar verdim. Yatağına yatmış mesajlaşıyordu. Ben gelince hemen telefonunu kapatmıştı. "Napıyorsun sen" "Hiiiç" "Benden bir sey saklama sakın" cidden sinirelenmistim sonuçta gözlerimle gördüm "ya ne saklayacağım senden" "bana bak yine Anıl'la ilgili felansa.." "hayır hayır yok artık hayatımda o" gözlerimle baskı kursam da omuzlarını silkti. "Kimle mesajlaşıyorsun o zaman" "Şeey" tam cevaplayacakken telefonum çaldı "Bu iş burada bitmedi"diyerek telefonuma baktım. Arayan Efeydi bi dakika Efe mi nasıl lan napıcam dur sakin tamam sıcak bastı sanki biraz nasıl bir tepki vermeliydim soğuk mu yoksa sıcak mı yoksa orta mı napacaktım ulan. Ben bunları düşünürken Rüveyda"Sevval açmayı düşünüyor musun.. oğlum niye kızardın lan" "Ah doğru açayım"

"Alo"

"Alo"(Rüveyda noluyo bakışı atmıştı)

"Müsait misin sesin niye öyle geliyor"

"Müsaitim müsaitim asansördeyim de"(Rüveyda tam bir şey diyecekken sus işareti yaptım)

"He iyi o zaman ben sana bir şey hakkında danışacaktım"

"Söyle dinliyorum"(artık Rüveyda'yı tutamıyordum Efe mi o diye fısıldasa da Efe duymuştu.)

"Efe mi"diye sordu.(Rüveyda toparlamaya çalışarak Efes'i soruyorum Efes mi o eveeeet çok güzel batırmıştık)

"Efes mi Efes kim ya"

"Bi arkadaş"

"Kimmiş o arkadaş"

"Ay Efe napıcaksın liseden bi arkadaş işte ya Rüveyda ne dediğini bilmiyor"

"Efes garip isimmiş"

"Ya evet garip bi isim benle de âlakası yok çocuğun Rüveyda bi ara baya takıntılıydı"(ben bunu derken Rüveyda gözlerini fal taşı gibi açmış bakıyordu)

"Ben sanki onun An-"

"Aaa yok yok sus"(telefon hapörlerdeydi ve benim Efe'ye Anıl'a olan aşkını söylediğimi hâla bilmiyordu Rüveyda)

"He anladım.. Rüveyda selam"(Artık telefonu üçlü konuşuyorduk)

"Selam dayı- şey Efe"(dayı ne lannn ya salak daha yeni toparladık off artık cidden sıcak basmıştı)

"Dayı?"

"Dayı mı kim dayı dedi(ben artık Rüveyda'ya gozlerimle git diyordum)şey Efe ben gidiyorum görüsürüz"(odadan çıkmıştı sonunda)

"Heh sonunda gitti "

"Ya kusura bakma Anıl olayını ağzımdan kaçırıyordum"

"Somuca bakalım bir şey olmadı"(yerim ben seni bi de özür diliyor ben daha rezilim Efecim)

"Dimi dimi"

"Ee sen ne diyecektin"

"Sınavların başladı mı senin"

"Evet bu hafta başlıyor noldu ki"

"Bizim de bu hafta baslıyor da sizde de fakültatif ders varmış onu acaba bana anlatabilir misin diye soracaktım"

"Aaa tabiii anlatırım"(anlatamam)

"Tamam o zaman yarın görüşürüz"

"Tabii görüşürüz"

"Baaayy"

Zor da olsa konuşma bitmişti ve ne konuştuğumuzu o an fark ettim. BEN FAKÜLTATİF DERS ANLATMAK yok gram beceremezdim. Ama bulacaktım bir çaresini. Hatta şimdiden ders çalışmam gerekiyordu. Bizimkilerin yanına gitmiştim. Berk salonda yoktu Rüveyda'yla Ulaş birbirlerine ters ters bakıyorlardı. "Berk nerede"diye sordum. "Yeşim'le buluşmaya gitti gelmezmiş beklemeyecekmişiz onu" Yeşim Berk'in platoniğiydi birkaç kez buluşmuşlardı ama öyle iç açıcı buluşmalar değildi. Berk bu yüzden de hep üzülen taraf olmuştu. Berk 10/10luk çocuktu hem karakter hem tip olarak ama değerini bilmiyordu o Yeşim salağı. "Hadi bakalım hayırlısı"hâla Rüveyda'yla Ulaş birbirlerine ters ters bakıyorlardı. "Bana bakın yemek yemek istiyorsanız bana yardım edeceksiniz anladınız mı beni ve aranızdaki şu saçma salak olayı da bir kenara bırakın gelin benle" "Emredersiniz" "Emrediyorum Ulaş"

Mutfağa girmiştik. "Sana noldu bir gerginleştin sanki" dedi Rüveyda "Neden olabilir acaba Efe'yle her telefonda konuştuğumda arkadan saçmaladığın için olabilir mi" "Haklısın da tutamadım kendimi beynimle ağzım sürekli farklı çalışıyor elimde değil kusura bakma" "İşte tam olarak da sorun burda kirpi beynin biraz farklı çalışıyor" "Bana bak Ulaş şu elimdeki marulu fırlatmamı istemi-" "Tamammm susun artık"bu sefer dayanamamıştım. "Aslında asıl sorun o değil Efe bana Fakültatif dersini çalıştırır mısın dedi ben de hiç düşünmeden evet dedim sorunda burda" ikisi de sessizleşmişlerdi. Ardından ben"Bir şey söylemeyecek misiniz?"dedim. Ulaş "Yani bir randevu için baya düşünülmüş program" "Ulaş kes sesini" "Tamam be" Şaka maka napacaktım ya çalışmam gerekiyordu. Rüveyda aklımı okumuş gibi neyse bugün de dışarıdan sipariş verelim sen de git dersine çalış. Hadi herkes dağılsın." Kirpi hesap senden" "Üff Ulaş kes sesini"onların tartışmasını dinlemek istemediğim için odama girdim.

5 saat sonra...

Artık yorgunluktan bayılacak hâle gelmiştim. Öyle çalışmıştım ki artık derse neredeyse tümüyle hakimdim. Ve amacım da buydu. Tek kalan görev Efe'ye dersi adam gibi anlatmaktı. Gerisini de Efe anlasın bi zahmet. Aslında iyi de olmuştu sınava iyi çalışmıştım. Odamdan çıktığımda Rüveyda'nın çoktan uyuduğunu gördüm ve rahatsız etmeden odasından çıktım. Ulaş ise salondaydı oturmuş oyun oynuyordu. "Sonunda çıktün Mavi ya naptın dersin hepsini mi ezberledin" "Sorma ya hayatımda hiç bu kadar çalıştığımı hatırlamıyorum Yks'ye bu kadar çalışmadım." "Efe'ye olan aşkın bu kadar büyük yani" "Saçmalama istersen Ulaş sınav için çalıştım." "Tabi tabi" "Ay inanmazsan inanma ya" "Tamam tamam" aradan biraz zaman geçmişti. Benim aklıma Berk geldi. "Berk'ten haber var mı" "Bizim eve geçiyodu en son " "E buraya gelseymiş" "Dedim de konuşmak istemiyormuş ben de eve gitsem güzel olur aslında" "Ya kal derdim ama şimdi Berk'te kalacak aklım yalnız kalmasın orda" "Katıldım şu an ve hatta kapıya doğru gidiyorum" "Tamam sen bilirsin ben de yatıcam zaten" kapıya kadar uğurlamıştım "İyi gecelerr" "İyi geceler mavi" Ulaş gittikten sonra ben de yatmaya hazırlandım ve yatağıma girdim.

Ertesi gün..

"Şeeevvvaaal kaaaalkk" "Biraz daha" " Ya uyyaaann kalksana yaaa" "Üüüff ne var be" yatağıma oturmuş sırıtıyordu. Noldu ne öyle alacaklı gibi bir kere de prenses gibi kalkıyım. "Bir gün bakarsın evde ben yokum.." "Tamam tamam sustum daha önce oldu istemiyorum hep sen kaldır alarm felan da uyandırmasın oldu mu" "Oldu"banyoya doğru gidiyordum telefona baktım saat 12'ydi. 2 saatim daha vardı. "Kahvaltı yapacak mısın" "Yoook yolda giderken bi kafeye uğrar atıştırırım bir şeyler" "Sen bilirsin" ben bilirdim tabi. "Sen benle gelmeyecek misin"diye takıldım. "Yok artık Efe'yle sizin buluşmanızı bozmama gerek kalmadı. Sonuçta Anıl farklı yolda ben farklı.." "Lan mal mal konuşma saçmalıyorsun he" ben soracağım soruya başlıyım. "Bu arada ben İtü'lu bi arkadaskmla buluşacağım." "Kim lan o" "Bi arkadaş işte" "Söylee" "Ya napacaksın" "Sen ne karıştırıyorsun birkaç gündür bir gizem felan" "Ne karıştırayım ya" "Neyse nerde buluşacaksın" "Sarıyer İtü'nün oralarda okul çıkışı" "He iyi ama bak seni aradığımda ulaşayım" "Aynı şey senin için de geçerli" "Okey" üstüme bir kazak altıma da beyaz pantolon giymiştim. Biraz da makyaj dokunuşu yaptıktan sonra artık hazırdım. Dışarıdan çıkarken Rüveyda unuttuğum kitapları getirdi. 50.000 kez teşekkür ettikten sonra artık yola koyuldum. Gideceğim yer Maltepe'deydi ve karşıda olduğu için Marmarayla gidecektim. Çünkü araba Rüveyda'da kalacaktı. Geldiğim yer cidden gördüğüm en büyük kafe olabilirdi. O kadar büyüktü ki bir gökdelenin neredeyse hepsi kafeydi. Efe böyle bir kafeyi nerden bulmuştu ki. Nerede olduğunu ve geldiğimi mesaj atarak söyledim. Hemen birkaç dakika sonra yanıma geldi. O kadar güzel olmuştu ki bir kez daha hayran kalmıştım. O da bana pek fena bakmıyordu. "Bekletmedim değil mi" "Yok bekletmedin de bekletsen de sıkıntı yok beklerim ben" ne diyeceğimi bilememiştim. Birkaç saniye somra kendime geldim eğer gelmeseydim büyük ihtimal saatlerce bakışacaktık. "Girelim mi içeri" "Olur girelim"

Rüveyda güncesinden...

Saat 3 olmuştu artık evden çıkabilirdim. Ateş'e binip Sarıyer'e doğru yola çıktım. Pek trafik yoktu onun için 1 saatte vardım. Buluşacağım kişi Akın'dı. Borcumu ödemem için okuluna kadar gelmiştim. Şevval'e söylemememin nedeni ise belki onun fikriyle yanlış düsüncelere dalabilirdim. Kendime bile itiraf edemesem de hâla Anıl'dan kopamamıştım. Ve yeni biriyle olmak da istemiyordum galiba.. Ben bunları düşünürken araba camım tıklandı. Akın'dı camı tıklayan. Hemen gel gel yaptım ve yolcu koltuğuna oturdu. "Nabeer" dedim en canlı şekilde o da "iyidir senden naber"diye cevapladı beni. "Benden de iyi ,napalım düşündün mü" "Ben mi düşünecektim" "Kahraman bey beni plan yapmaktan niye kurtarmıyorsun" Yüzümü inceledi bir süre ardından"tamam o zaman gel benimle" "şaka yapmıştım benim planım var" Akın biraz düşündükten sonra "Tamam o zaman senleyim aklıma gelen planı da sonra yaparız" "Sonra buluşacagız kesin yani neyse araştırdığıma göre İtü'nün kafeleri ünlüymüş ilk önce oraya gidelim" "araştırma yapacak kadar düşündün yani" "eh işte" kafeye gitmeden önce Akın kampüsü gezdirmeye karar verdi. "Gel seni İtü'yle tanıştırayım belki fikrin değişir buraya gelirsin" "Sanmıyorum ama.." "Hadi gel.." 1 saate yakın Akın beni kampüsü gezdirdi ve daha yarısını gezmediğimizi söyledi okulun kendine ait göleti vardı. O kadar büyük bir alana üniversite yapılmıştı ki buraya yeni bir şehir daha kurulurdu. Tabi Akın baya havasını atmıştı. "Eee Rüveyda Hanım beğendiniz mi kampüsümüzü" "Fena sayılmaz" "Şu an kıskandığına yemin edebilirim ama kanıtlayamam." "O zaman susacaksınn" "Dürüst cevap ver okul değiştirmek ister misin bak daha geç değil" "Çok beklersin ben Boğaziçi'nden memnunum ve bunu hiçbir şey bozamaz sen bile Akın" "Tamam Boğaziçi kızı kafeye gitmeye ne dersin" "Hay hay" biraz yürüdükten sonra kafeye varmıştık. Ben bubble iced latte istemiştim o ise zift gibi filtre kahve. "Nasıl içiyorsun onu" "Neyi kahveyi mi" "Başka içecek bir şey var mı" "Asıl sen nasıl içiyorsun onu kahve tadı bile gelmiyor" "Tamam en acı kahve içen kişi sensin hatta ödülü de senin" "Kızma ya herneyse nereye gideceğiz" "Sarıyer sahiline orada günbatımı izleyeceğiz bence en iyi borç kapatma şekli ne dersin " "Ben beğendim bu fikri" "Başka bir şey yapmak istersen söyleyebilirsin" "Yok bence çok iyi fikir" "Tamam o zaman beyfendi önden" böylece sahile doğru yola çıkmıştık.

Şevval güncesinden..

Bize uygun masa bulmuştuk. Bu kafeyi bilmesem de baya rağbet gören bir kafe olduğunu fark ettim. Efe'yle aynı anda oturduk. "Ne içelim ne istersin"dedi bana bense daha yeni yeni adapte oluyordum ortama "Bana fark etmez ya biraz alışıyım ortama" "Pekii nasıl gidiyor okul" "Yani olması gereken gibi de sen biraz garip gibisin" "Off tamam dayanamayacağım soracağım Efes kim" bunu sormasını gerçekten beklemiyordum ve orada bir anda patlamıştım. "Efe şaka yapıyorsundur umarım. "Yok ne şakası yapayım ciddili merak ediyorum" "Neden sordun ki" baya baya kıskanmıştı şu aramızdaki kıskançlık meselesi kabak tadı verse de hoşuma gitmişti ve aynı zamanda çocuk gibi şaşkın şaşkın soruyordu. "Yani Efes nadir bir isim ve Efes adında bir tanıdığım vardı o mu acaba diye merak ettim o kadar" gülümseyerek "Efes diye biri yok Rüveyda seni kastetti sonra utandı ve Efes diye çevirdi" "Nee ciddi misin" "Evet yani tanıdığın Efes'i ben tanımıyorum." "Ohh rahatladım"dedi. Ben de anlamamış gibi "Efendim" dediysem de bir şey olmamış gibi kafasını salladı. "Bu arada Rüveyda demişken Anıl'ın Beyza'yla arasında olanları biliyorsun galiba" "Evet biliyorum. Efe kusura bakma ama arkadaşı olmasan çok kötü şeyler diyeceğim" "Ben seni uyarmıştım ama" "Nasıl yani aşık olmak mı suç" "Saçmalama öyle bir şey söylemedim neyse konuyu kapatalım" "Kapatmadan önce bir şey diyeceğim Anıl kaybetti olur da bir gün fark ederse diye söylüyorum." "Peki dediğim gibi hiç açmamış gibi kapatalım." Konuyu kapattıktan sonra Efe'ye "Başlayalım istersen derse ben hazırım"diye konuştum. Efe ise sanki hiç istemiyormuş gibi"Off ders çalışacaktık değil mi" bana bak Efe ben sana ders anlatıcam diye saatlerce çalıştım şimdi beni bundan vazgeçirmeye çalışma. "Yani istersen çalışalım çünkü sınava girecegiz" "Dur bir düzeltme yapayım sınav bize girecek amk." Şaşırmıştım Efe ilk defa bana karşı küfür etmişti bana küfür etmese de korkunçtu. "Aaaa çok çok özür dilerim bir anda ağzımdan kaçtı sana söylemek istemedim içimden geçenler sana söylenmiş gibi oldu yani ben.." "Efe dur sakin anladım ben seni alışığım ben Rüveyda'dan zaten istesen de bana küfür edemezsin" "Tabi sana nasıl küfredeyim seni gören biri anca iltifat edebilir" Efe Bey sana noluyordu bugün kaçıncı itirafındı bu şaşırmaktan yorulmuştum artık. "Neyse en iyisi derse başlayalım"dediğinde katıldığımı belirtmek amacıyla başımı salladım. "Ben o zaman kendime aldığım kahvenin aynısından sana da istiyorum." "Tamam uyar bana" Efe gittikten sonra Rüveyda"yı aradım hemen açtı telefonu

"Kusura bakma bir dakika..Alo Mavi"

"Napıyorsun"

"İyidir sahile yürüyoruz arkadaşımla işte"

"O arkadaşına selamımı söyle"

"Tabi tabi getiririm"(Yanındaki kişiden saklıyordu konuşmayı)

"Ne zaman geleceksin eve"

"Birkaç saate orda olurum"

"Tamam tamam kapattım daha zorlamayayım seni "

"Teşekkürler hadi bayyy"(diyerek kapattı telefonu)

Garip telefon konuşmasının ardından Efe geldi acı bir kahve getirmiş gibiydi ama hadi neyse. Hemen tabletlerimizi çıkardıktan sonra başladım anlatmaya hatta dakikalarca ders anlattım o kadar kaptırmıştım ki kendimi..Efe anlıyor mu diye bakmak için soluma döndüğümde Efe'nin yüzümü incelediğini gördüm en sonunda fark etmiş olacak ki hemen kendine geldi "Anlıyorum"dedi. "Neyi anlıyorsun" "Konuyu konuyu" "En son ne dedim ben" " Ya Şevval dinliyorum ben seni yalan borcum mu var" "Sen bilirsin 60 üstü almadan gelme yanıma" "Sen ciddi misin" "Gayet de ciddiyim" kızardı morardı felan derken"Ya Şevval 60 üstü ne 30 de bari" "30 herkes alır ben sana özel ders veriyorum" "Haklısın" "Konu anlatımım bitti şimdi ikimiz de çıkmış sınav sorularina bakacağız oldu mu" "Üff tamamm" kitlenme bakışı attım sonuçta ben onun için buradaydım ve bir de bana üflüyordu. Hemen bakışımı fark etmiş olacak ki kendini toparladı ve özür diledi. Ben ara vermek amacıyla balkona çıkmıştım gerçekten bulunduğumuz yer çok üst katlardaydı ve harikuladeydi. Bir yarım saat dinlendikten sonra geri döndüm Efe elinde telefonla konuşurken ne oldu bakışü attım o da bir şey yok hibi hareket yaptı. Birkaç dakika sonra yanıma geldi "şirketten aradılar önemli bir şey yok" dedi. Ve benle beraber soru çözmeye başladı.

Rüveyda güncesinden..

Akın'la sohbet etmek o kadar iyi geliyordu ki o an sanki başka bir dünyaya ışınlanıyordum ve her şeyi unutuyordum. "Sen böyle planları hep mi yaparsın yoksa bana gelince mi güzel planladın" "Yani sana özel desem yalan olur ben hep güzel planlar yaparım" "Peki" "Trip mi atacaksın bana" "Ne tribi ya kahramanların trip atacak vakti olmaz hatta insanlarla gezmeye de vakti olmaz da sen ayrısın artık" "Çok teşekkürler kahraman bey" tam o sırada telefonum çalmıştı Şevval'di arayan onla da bir süre konuştuktan sonra kapattım telefonu. Akın"Yani kusura bakmazsan soru soracağım neden benimle olduğunu söylemedin hani en yakın arkadaşın ya" "Akın üzgünüm ama kusura bakıp bu sorunu cevaplamayacağım." "İyi o zaman"biraz daha yürüdükten sonra sahile varmıştık. Burası da İstanbul'un bambaşka bir bakış açısıydı. Güneşin batış saatine yaklaşmıştık. Çimlere oturmayı teklif ettim. Ardından yan yana oturduk. "Ne güzelmiş ya daha önce buraya geldin mi" "Yok okula yakın olsa da gelmedim" "Ben okulun çevresini ezberlediğime yemin edebilirim" "E normal İstanbul'a aşıksan" "İstanbul'a aşık olduğumu nerden bildin" "Gözlerin söylüyor" "Klişeye bak sen" "Yok ciddiyim"tam konuşacakken Akın"ın telefonu çaldı izin isteyip gitti. Kulak misafiri de olmuştum. "Oğlum kaç kez diyeceğim Anıl'a hayatta bir şey vermem."(karşıdan biri konuşuyordu)"Bana bak Mesut bir daha bu konuyu açmayacaksın oldu mu tamam kapat" Akın'ı ilk defa böyle sinirli görüyordum. Yanıma gelmişti. "Sen iyi misin" "Yaani" "Özel değilse anlatabilirsin" "Tadımızı kaçirmaya değmez" "Akın üzgünüm de senin için tadımızı kaçırmam zaten" "Peki o zaman anlatıyorum benim çalıştığım bir yer var oranın karşısı da satılık ama sahibi de benim" "Zenginim diyorsun" "Eh işte herneyse Anıl da benle irtibata bile geçmeden orayı satın almak istiyor irtibata geçmek istememesinin sebebinu biliyorum o picin de neyse" "Sen bi tık kaba bir kahramansın" "Ya kusura bakma şu Anıl cidden canımı sıkıyor." "Tek değilsin " "Nasıl" "Boşver ya biz bence benim plandığım günü boşa harcamayalım ve bu olayı unutalım nasıl fikir" "İyi olur" "Tamam o zaman şimdi birbirimizi tanımak için sorular soralım" "Ne gibi" artık güneş de yavaş yavaş batmaya başlamıştı. "Meeselaaa en sevdiğin yemek gibi" "Mantı" "Ciddi misin hiç mantı adamına benzemiyorsun"diyip güldüm. "Ee sen?" "Çiğköfte" "Yok artık sen ve çiğköfte" "Deme öyle ya " "Tamam tamam en sevdiğin film" "Aklıma geleni söylüyorum Robinrot belki" "Benim de yüzüklerin efendisi ya Rüveyda bu çok çocukca birbirimize soru sormak" "Benle konuşmak istiyorsan alış o zaman Akıncım" "Galiba alışacağım" "En sevdiğiiin renk" yüzümü inceledi ve cevabı"Güneş'in gözbebeğine vurduğunda oluşan kahverengi" şaka mı yapıyor diye yüzüne bakıyordum ama ciddi gibiydi ne diyeceğimi bilemedim. O kadar çok şaşırmıştım ki ne yapacağım, elimi nereye koyacağım onu bile bilememiştim. En sonunda şakaya vurmaya çalıştım"hadi ya ordan bunu Şevval'e desen anlayacağım da ben.. düz kahverengi işte" bunu söyledikten sonra Akın bir şey diyecek gibi oldu ama sustu. Konuş demek istesem de bir şey diyemedim kalbim öyle hızlı atıyordu ki. "Ee şey gel fotoğraf çekinelim anı kalır" "İyi fikir hem borcumu ödememin makbuzu olur" "İyiydi" "Ee benim planım bitti ayrıca 9da evde olacağıma söz verdim eve gideyim bari bir de trafik felan derken" "Tamam o zaman" "Bırakayım mı seni" "Yok ya benim ev yakın" "Emin misin" "Evvett" "İyi o zaman görüşürüz" "Görüşürüz" diyerek ayrıldık. Aslında Akın'ın bana iltifatından sonra düşünme yetimi kaybetmiştim. Akın bana bir şeyler hissediyor olabilir miydi? Yok ya çok saçma biri sana iltifat edince o kişinin aşık olduğunu çıkaramazdık. Peki iltifat edilinen kişinin kalbi hızla atarsa? Ben aşık mıydım? Yok artık ya:(

Şevval güncesinden..

Aslında çıkan soruların neredeyse tümünü bitirmiştim. Efe halletti mi acaba diyerekten yanıma döndüm ve ne göreyim masanın başında uyuyakalmış. Ben o kadar saatlerce çalışayım sen gel uyu. Tam refleksle uyandıracakken ne kadar masum uyuduğunu fark ettim ve hemen izlemeye başladım. Yüzünün her zerresini ezberlercesine izlemek hem de. Sapıklık mı yapıyorum acaba diye düşünürken kötü bir şey yapmadığımı fark ettim. En fazla nolabilirdi ki? Ardından saçları takıldı gözüme bukle bukle olan saçlarıyla oynamak istedim. Yavaşça saçına dokundum o kadar güzel bir histi ki onu ilk gördüğümden beri tek yapmak istediğim şey saçına dokunmaktı. Tam saçının diğer buklesine dokunacakken gözlerini açtı. O an ne yapacağımı bilemedim. Kızardığımı felan hissettim ve elimi direkt çektim. Uyanır uyanmaz Efe"Saçımı çok mu beğendin" diye sordu egoiste bak ya. "Saçmalama saçında kağıt kalmış onu almaya çalışıyordum sonra işte o kağıt daha da gitti.." "Tamam tamam kağıttan dokundun anladım başka neden dokunacaksın ki di mi ama" "Aynen aynen de sen niye uyudun" "Dün gece uyuyamamıştım ondan önceki gece de bilirsin bir kızın peşinden gitmem gerekti felan derken yorgunluktan uyuyakalmışım" "Ha o gece evett ben de unutmadım o geceyi kızlar felan diyosun ah nasıl unutayım o günü FAZLA kızlı gece" "Bence konuyu açmadan kapatalım" "Yoook öyle yağma" "Canım çok ders çalışmak istedi ama" "Tamam çalış sorun yok ama uyuyan sensin" "Anlattığım gibi yorucu günlerden geçtim ondan" bunu söyledikten sonra göz kırpmıştı. Göz kırpışına bile eriyebilirdim."Ben uyurken sen naptın?" "Biraz soru çözdüm birkaç yapamadığım soru çıktı onla uğraştım yine de yapamadım ama geliştim" "Ben bakayım mı soruya" "Boynuz kulağı geçecek he" "Bilemeyiz" soruları gösterdim ve hepsini teker teker anlatarak çözdü. Evet baya şaşırmıştım sonuçta ben ona öğretecektim değil mi şu an o bana anlatıyordu. "Nasıl yani ya nasıl çözdün soruları" "Ee Şevvalcim biz de boş değiliz herhalde" Şevvalcim mi bana Şevvalcim mi diyosun gerçekten düşüp bayılacağım. "Bana bak bu sınavdan 60 üstü almazsan bana yemek ısmarlayacaksın anlaştık mı o kadar çalıştırdım" "O zaman 60 altı almak görev oldu bana"dedi sessizce anlamamış gibi yaptım " Ne anlamadım duyamadım da" "Bir şey yok " diyerek gülümsedi. Efecim gülümsemez misin birazdan yok olucam da. "E tamam o zaman ayrılalım herkes kendi yoluna gitsin ben de bir yatayım artık" "Ben bırakayım seni" "Hayır demek isterdim ama diyemeyeceğim götürsen çok iyi olur" cidden cok yorulmuştum bir de toplu taşımayla uğraşamayacaktım. Arabasına doğru yürüdük. Yol boyunca tek kelime dahi etmedik. Ben yorgunluktan konuşacak hâlde değildim zaten. Şu sınav haftalarından nefret ediyordum daha ilk günden içim dışıma çıkmıştı. Birkaç saate de eve varmıştık. Vedalaştıktan sonra eve doğru merdiven çıkmaya başladım. Sonra zile bastım ve tahmin ettiğim gibi Rüveyda evdeydi. "Nasıl geçti study date" "Çok yorucu" "Bu kadar mı ya" "Üstümü çıkarayın duş alayım anlatacağım her şeyi sen de anlatacaksın kurtuluş yok" Üff tamam be"

Rüveyda güncesinden..

Şevval duşa girmişti ve en son dediği şeyi yapacaktım. Yani her şeyi anlatacaktım. Gizlesem de bir şey değişmeyecekti. Ya fazla tepki verirse yok ya niye versin. Akın'ı arkadaş olarak görüyordum veya kahramanım Anıl'ın aksine. Ben bunları düşünürken Şevval yanıma gelmişti. Her olayı anlattı teker teker özellikle bütün iltifatlarını tekrarlayıp tekrarlayıp anlattı. Çok mutlu gözüküyordu sonuçta Efe onu mutlu ediyordu. Bana umarım anlatma sırası gelmez derken korktuğum başıma gelmişti "Ee sen anlat artık kimle buluştun" "Bak simdi.." "Anlat dedim" "Bana kızma daha önceden söylemediğim için yani söylemek isterdim ama bilmiyorum korktum Akın'dan yine Anıl kadar bahsedersem sonra Akın'a bir şeyler hissedersem sonra Akın beni bırakırsa üff bilmiyorum" "Yani Akın'dı" "Evet.." aramızda garip bi sessizlik oluştu ardından bana yaklaşarak elimden tuttu "Bak istemezsen ondan bahsetmeyiz istersen de hep bahsederiz istediğini sen seç tamam mı" gözlerimi tamam şeklinde kırptım. O an aklıma Berklerin evine gitmemiz gerektiği geldi "Laan nasıl unuturum Berklere gidecektik" "Niye ki ah doğru" "Hazırlan da çıkalım bir an evvel gidelim" "Tamam yürü" hemen birkaç dakikada hazırlanmıştık. Evleri bizim eve çok yakın olmasa da uzak da değildi. Metroda birkac duraktı. Metroya binmeye karar verdik. Yarım saate evlerine gelmiştik. Kapıyı Ulaş açmıştı. "Geçin hadi" Berk koltuğa oturmuş gözlerini kapatıyordu bizim geldiğimizi fark edince canlandı ama mutlu olmuş taklidi yaptığı her hâlinden belli oluyordu. "Berk nasılsın" diye sordu Şevval. "Ay mavi ölecekmişim gibi o nasıl soru öyle" "Nasılsım dedim be" "İyimsi" "Of uzatmadan gireceğim konuya Yeşim ne dedi" "Boş verrr" " Boş felan veremeyiz" bu sefer ben dayanamayıp sormuştum. Biraz daha ısrar ettikten sonra anlatmıştı. Yeşim cadalozu bizi istememiş çok yakın kız kankası olmasını yani bunu duyan Berk de ilk ömce yumuşak cevap vererek böyle bir şeyin olmayacağını ifade etmiş Yeşim daha da ısrar edince bizim Berk de sinirlenmiş ve Yeşim'i orada bırakmış eve gelmiş. Ve bütün bu olanların üzerine Berk de pek iyi durumda değildi. Bunu duyunca üzülmüştük ama aynısı bize olsa biz de Ulaş ve Berk'i satmazdık. Aşık olan insan karşısındakini her hâliyle kabul eder hem. Biz olalım veya olmayalım. Bunu anlattıktan sonra Şevval'le ne diyeceğimizi bilememiştik ardından Şevval sessizliği bozdu"Berkim ya üzülme daha iyisini buluruz bizi de kabul eden birini" diyerek güldü. "Off birkaç gün olmadı kafaya takarım biter zorlamanın anlamı yok" "Takma kafaya çıkar illa biri hem diğerini ararken daha güzelini bulursun İstanbul burası"Ulaş'ın bu dediğinden sonra aklıma Akın geldi. Anıl'ı ararken Akın'ı mı bulmuştum acaba? Ya niye her şeyi kendinle bağdaştırıyordum ki. Biraz gırgır şamata yapalım derken saat 11 olmuştu. Telefonum bildirim sesiyle çalmıştı. Mesajı atan Akın'dı bugün çekindiğimiz fotoyu atmıştı. Çok güzel çıkmış bir fotoydu Akın'a takılmak amaçlı birkaç mesaj atmıştım ki Ulaş bir anda elimden telefonu aldı. "Oooo bu kim böylee yeni biri mi" "Akınn.. Akın kim be ben niye tanımıyorum?" Şevval arkadan sırıtıyordu canım arkadaşım savunsana beni. "OHA bir de foto çekinmişler çocuk iyiymiş" "Ulaş ver telefonu" herkes bir anda telefonuma koştu ve fotoğrafa bakmaya çalıştı. "Yaaa mahremiyete hiç mi saygınız yok verin şunu ya" "Ulaş ver tamam 1 gün ncly eli sende kalsın" "Ah tamam al" telefonu bana vermisti. "Ya arkadaşlar niye Rüveydanın telefonuna bakıyorsunuz ayıp lan"dedi ardından. Geç dalganı sen Ulaş ben de Rüveydaysam bunu yanına kâr bırakmam. Bira itiraz etseler de evlerinde kalmadık. Kendi yatağımda yatmayı istiyordum. Vedalaştıktan sonra metroya binip eve doğru yola çıktık.

1 hafta sonra..

Şevval güncesinden..

Her şey bitmişti yani akademik anlamda birkaç ay daha rahattım çünkü o çalışması bitmek bilmeyem sınavım gerçekleşmişti. Üstümden büyük bir yük kalkmıştı. Bu sınav için bir hafta boyunca çalışmıştım. Rüveyda'nın yüzünü bile görememiştim tek şey yaptığım çalışmaktı. Ben bunları düşünerek kampüsteki bir banka oturmuştum bile. Bugün zor bir gün olacaktı ama sosyal anlamda Efe'yle salakça bir plan yapmıştık. Ben Efe Rüveyda ve Anıl 4lüsü gibi saçma bir plan. Rüveyda böyle bir şeye giriştiğimi duysa asla affetmezdi. Ama Efe hem buluşmayı anlatınca hem de bunun sonucunda olacakları anlatınca kafama yatmıştı. Yine de kötü bitme ihtimali vardı. Ben bunları düşünürken Rüveyda yanıma gelmişti. "Aşşkkkımm bitti mi sonunda sınavın ohh be" bana aşkım denmesinden nefret ettiğimi bildiği için diyordu. "Bitti bitti" "Nasıl geçtiğini sormayacağım ama iyi geçmiştir herhalde" "Çok kötü geçti"diyip kafamı banka gömdüm. Şaka yapacaktım çünkü Rüveyda'ya şaka yapmayı bile özlemiştim. Hafif ağlama sesi çıkarıp oyunculuğuma devam ettim. Rüveyda inanmış olacak ki" Ya kanka boş ver sen elinden geleni yaptın bir yıl daha bekleriz salla" bir yıl daha bekleyeceğimiz şey yurt dışına çıkmaktı. İkimiz de okulu bitirip yurt dışı seyahatine çıkmak istiyorduk ve beraber yapacaktık. Bu sınavdan kalmam durumunda BÜT gibi bir kurtarıcı sınav olmadığı için 1 dönem dönem tekrarı yapıyordum. Onun için bu sınava bu kadae çalışmıştım yoksa çok da zorlamazdım. Rüveyda daha da kendini kaptırınca üzülüp "Şakkkaaa çok iyi geçti olm" dedim. Rüveyda bir anda güldü sonra gülüşü kesildi ve kitlendi(travma hareketiydi) "Yapma lan şunu" "Bana bak iyi geçmiş olmasa sana büyük kitlenirdim ama ödül olarak az kitlendim" " Allah razı olsun" "Ne demek" diyip üzerime atladı. "Aferim eşeğime ya geçtin demek" "Kesin olmasa da kıyamet kopmazsa geçtim" biz buna kahkahalarla gülerken Gamzelerin bize doğru baktığını fark ettim. "Bunlar niye biza bakıyor lan" dediğimde Rüveyda da o tarafa doğru baktı. "Off salla şunları ya umrumda değil sen geçtin ya" onlar hakkında konuştuğumuzu fark eden Gamze yanımıza doğru geldi. "Heh geliyor bizimki" "Selam canım" Gamze doğrudan benle iletişime geçti bu demek oluyor ki bana daha fazla garezi vardı. "Evet Gamze ne diyeceksin" "İyi mi geçti sınavın" "Çok pardon ama sana ne" bunu diyen Rüveydaydı. "Bilmem farkında mısün ama senle konuşmuyorum Rüveydacığım" 'Rüveydacığım' dediğini duyunca kirpi bir göz devirdi. Ben bu sefer dayanamayıp "Evet çok iyi geçti Gamze o kadar iyi geçti ki bunu sen bile bozamazsın" "O kadar emin olma istersen" "Bir o kadar eminim ki" biz bunları konuşurken yanımıza Ela gelmişti. "Neyse hadi görüşürüz öptüm" Rüveyda'nın sg dediğini duydum çok küfür etmemesine rağmen şaşırmamıştım. Ela da yeni sevgilisi hakkında bahsedip durmuştu. İyi kızdı felan da sıkmıştı he konuşması. Bir yarım saat sonra Ela da gidince ben artık Rüveyda'yı ikna etme çabalarına başlamıştım. "Rüveydaaa" "Aşşkımmm ne isteyeceksin" " Efelerin kafeye gidelim miiii" "Haaayırrr" "Amaaa nedeeen" "Kelimeleri uzatmaaa" "Tamam" "Ya canım istemiyo evde kalalım yatalım kızlar gecesi yapalım istersen kizlar gecesine Ulaşları çağiralım" "Kızlar gecesine?" Evet anlamında başımı sallamıştı. "Ya neyse hadii ya gidelimm" "Tamam başka kafeye gidelim" "Ya nedddeen" "İstemiyorum ya biz niye başka kafeye gitmiyoruz" "Çünnkü" "Eevvettt" "Efe orada ve ben onu görmek istiyorum sınav haftası felan derken göremedim nolurr" "Tamam sen git ben gelmiyim Denizle takılırım siz başbaşa kalin" "Hayır" "Lütfen ya dediğimi yap nolur ya" "Üff mavi ya" "Tamam Akın'ı da çağırırız" "He oldu Anıl da ordaysa çok güzel olur" "Cidden mi?" "Ya kızım mal mısın kaç kez söyleyeceğim Akın'la Anıl düşman aynı ortamda bulunmaz biz bu konuya nerden geldik üff" "Hadi" bu sefer hayır diyemeyeceği sekilde ısrar etmiştim. "Tamam" "Yess bee" "Bu işin içinde başka bir iş var da hadi bakalım." Çantalarımızı alıp kafeye doğru yola çıktık. Efe'yle anlaştığımız saatte ordaydık. Efe bizi bekliyordu. "Hoşgeldiniz beklemiyordum sizi burda" Yalancıya bak sen güzel yalan söylüyordu. "Ah evet öyle gelelim dedik sınav da bitti iyi de geçince" "Güzel mi geçti"diyerek gülmüştü. Gülme be adam. Bir on beş dakika sonra Anıl gelmiş olacak ki Rüveyda bacağımü dürtüyordu. "Ya bu nerden çıktı" "Ne biliyim be" "Üff kalksak mı " "Rüveyda saçmalama çok anlaşılır" o an keşke yapmasaydım dedim. Cidden çok çaresiz duruyordu. "Selam herkese nasılsınız" Anıl çoktan gelmişti masaya Rüveyda öylece masaya bakıyordu. Herkesle merhabalaştıktan sonra masaya oturdu. Biraz havadan sudan bahsettikten sonra Anıl Rüveyda'ya "Ee nasıl gidiyor solistlik şarkı söylemeye devam mı" dedi. Ya ulan Anıl başka soracak soru mu yok. Rüveyda da yapmacık bir şekilde"Yok bıraktım o işleri birkaç ay önce"dedi. Efe bana gel gidelim gibi kafa salladı. "Rüveyda ben Şevval'i kaçırıyorum birkaç dakikalığına" gülümseyerek"Nasıl" "Gel mutfağa gidelim sana bir şey tattıracağım." Tamam anlamında başımı salladım. Cidden mutfağa geçmiştik." Rüveyda umarım anlamamıştır ya." "Saçmalama nerden anlasın" "Çok ısrar ettim üstüne Anıl geldi hiç girişmeyecektik bu işe" "Neyse ya birlikte giriştiğimiz için sonu kötü bitmez" "Nasıl yani" "Ya birlikte yaptığımız iş istese de kötü bitemez." Yarım saat mutfağım arkasındaki bahçede oyalandıktan sonra kafe bölümüne geçmeye karar verdik. Gülerek içeri giriyorduk ki Efe'nin bir an gülümsemesi soldu. Noldu acaba diye bakarken Anıl Akın Rüveyda üçlüsünün masada oturduğunu gördüm. Hemen oraya gittik. "Akın olm ne işin var burda" "Nasıl yani Efe" "Bilmiyorum buraya pek gelmezdin ya" "Daha sık gelmeye başlayacağım artık" bunu Anıl'a bakarak söylemişti. Rüveyda bana çaresiz sekilde bakıyordu. En sonunda dayanamayarak Rüveyda'ya "Arkadaşları yalnız bırakalım bence gidelim mi Rüveyda" "İyi olur" daha da kötü bitmeden gitmek en iyisiydi. Akın da"Ben de gideceğim zaten"dedi. Biz önden çıktık Efe'yle hemen vedalaşmıştık. Akın bize görüşürüz diyip gitmişti. Biz de sahile doğru yürüyorduk. Ben üstümden şüpheyi çekmek istiyordum. "Nasıl denk geldik lan istesek gelmezdik" "Yok istesek gelirdik" "Nasıl yani" "Şevval ordan bakınca mal gibi mi gözüküyorum veya kaç yaşında gösteriyorum 5 mi" "Anlamıyorum" "Ben anlıyorum ama beni oraya bilerek getirdiğini anlamadım mı" "Saçmalama" "Doğruyu söyle Şevval" cidden sinirlenmişti artık doğruyu söylemem lazımdı. "Ya ben kötülüğün için yapmadım" "İnanamıyorum sana inanamıyorum" "Ya kirpi özür dilerim böyle olacağını bilsem yapmazdım inan" "Hani birbirimuzden bir şey gizlemeyecektik" "Ama orada Anıl'ın olduğunu duysan gelmezdin ki" "Neden gelmezdim sence Şevval, bana Anıl siz gittiğinizde neden bana soğuksun dedi ne deseydim ya sana yıllardır platoniğim sevgilinden ayrılınca bir şansım olur sandım tekrar barışınca da napayım soğuk davranmam gerekiyordu pardon felan mı" "Tabi ki hayırr" ikimizin de ses volümü artıyordu. Rüveyda haklıydı her ne derse desin bir şey demeyecektim. "Ya Efe'yle mi birlik oldun he" "Ya kirpi hayır tabi ki de Anıl'la son kez denemen için yaptım saçma bir fikirdi ama çok pişmanım" "Az kalsın Akın'ı kaybediyordum farkında mısın adam bana Anıl'dan nefret ediyorum diyor ben onla başbaşa oturuyorum." "Akın'ın geleceğini nerden bilebilirdim ki" "Şevval ben gidiyorum ve nolur yalnız bırak harbi kırıldım" Rüveyda'ya bir şey demiyordum ama artık kızmaya başlamıştım onun için olduğunu ve pişman olduğumu söylemiştim özür de dilemiştim hem abarttıgı kadar kötü de bitmemişti. "Tamam o zaman git ama akşam eve geliyorsun" eve geliyorsunu bilerek vurgulamıştım. Kötü de olsa bir deneyimimiz vardı. Takip etmeyi düşündüm ama sonra yalnız bırakmak en doğrusu geldi. Eve gitmeye karar verdim. Ve ne kadar başaramasam da uyumaya.

Rüveyda güncesinden..

Şevval'le ayrıldığımüz vakitten bir üç saat geçmişti. Artık daha mantıklı düşünüyordum. Ve biraz fazla çıkıştığımı düşünmeye başlamıştım. Evet yaptığını hâla hoş karşılamıyordum ama Şevval'di işte kötülüğümü istemezdi iyiliğim için yapmıştı. Ben de ona aynısını bi ara yapmıştım ama o iyi sonuçlanmıştı. Galiba bir tık fazla sinirlenmiştim. Saat de zaten geç olmadan gitmeliydim eve. Biraz zaman geçtikten sonra eve varmıştım. Kendi anahtarımla girdiğim için Şevval geldiğimi bilmiyordu. Yavaşça odasına girdim"girebilir miyim" "geldin mi" kafamı hafifçe salladım. Ve beklemediğini bilerek sarıldım. Sarılırken de "özür dilerim fazla tepki verdim"dedim. "Hayır hayır ben özür dilerim böyle bir şeyi yapmamalıydım." Ve ağladığını fark ettim"Şevval saçmalama ağlamıyorsun değil mi" "Ya ben niye böyle bir şey yaptım?" "Yaaa bak ciddili kızacağım he ben gerçekten fazla tepki verdim gereksizdi yani tamam bir şeyler planlamış olabilirsin ama sonu kötü bitmedi boşu boşuna seni kırdım affedebilir misin" ben biraz şakaya vurdum felan derken Şevval'le aramız yine aynı olmuştu. Sonra bir an" anlatmak istemiyorsan anlarım ama biz mutfağa gittikten sonra noldu" "Ya Anıl bana işte niye müziği bıraktın felan dedi ben de geçiştirdim baya geçiştirdiğimu fark edince de neden soğuksun dedi ben de ne soğukluğu neden öyle olayım dedim. Bilmem bir garip geldin de önceki hâline göre dedi. " Şevvalle aynı anda 'Eskisi gibi değilim bir bilsen tanır mısın beni bir görsen diye bir şarkıya alıntı yaptık. "Ee sonra noldu" "Saçma salak işlerinden bahsetti hiçbir şey anlamadım sonra.." "Sonra ne" "Sonra bana Beyza'dan bahsetti" ağlamaya başlamıştım. Artık gün boyu içimde tuttuğum duygu ortaya çıkmıştı. Aslında Şevval'e böyle çıkışmamın nedeninin de bu olduğunu fark ettim. Biraz sonra Şevval'in beni teselli ettiğini fark ettim. "Yatmak istiyorum artık başım ağrıyor" "Tamam iyi geceler" "İyi geceler"

Ertesi gün..

O en sevdiğim sesle kalkmıştım martı sesiyle.. Dün her ne yaşandıysa dünde bırakmaya karar verdim. Şaşırmıştım normalde Şevval 50.kez kaldırırdı beni ama.. derken burnuma çok güzel kokular gelmeye başladı. "Oha naptın lan"diyerek mutfağa girmiştim. Masada 50 çeşit kahvaltılık vardı. "Her zamanki hamaratlığım işte" "Fazla mütevazisin aynı zamanda" "Hadi otur çay mı kahve mi katayım" "Hizmet de ediyorsun " "Edeyim bari" "O zaaamaan kahve" "Tamam" "Berk'leri niye çağırmadın bunları nasıl bitireceğiz ikimiz" "Ya salla onları ikimiz kalalım biraz eşekler hep bizden yiyor zaten" "Harbi ya birkaç ay eve almayalım onları" "Katıldım" gülerek bazı şakalar ekleyerek yanlışlıkla boğazımıza kaçırmalı kahvaltımızı ettikten sonra Şevval"Biraz alışverişe çıkalım mı ya" "Ne alışverişi" "Kıyafet ağırlıklı" "Olur ya annemler de zaten parayı yatırmış yarısını şimdi harcayayım bari" "İyi fikirmiş" hemen etrafı toparladıktan sonra giyinip alışverişe çıktık. Taksim'de gezmeye karar vermiştik buradaki çarşı o kadar nostaljikve hoştu ki insanın buradan günlerce çıkası gelmezdi. İstanbul'um ya hiçbir köşesinden çıkası gelmezdi insanın orası ayrı da. Birçok mağaza gezdik ve baya büyük bir alışveriş yapmıştık. Şevval'le bedenlerimiz fatklı olsa da çoğunlukla birlikte giyiyorduk kıyafetleru yani nerden baksak 4 aylık giyecek kıyafet ayakkabı almıştık. En sonunda bir tatlıcıda durup oturduk." Kanka iyi alışveriş yaptık" "Parayı iyi harcadık" "Olsun be iyi geldi" "Hepsini evde açıp defile yapmazsak şerefsiziz" "Oha bunu düşünmemiştim" "Altı ayda bir büyük alışveriş yaptığımızün farkında mısın" "Farkındayım lan düşünsene biz Milano'da yine böyle alışveriş yapacağız" "Böyle mi yoksa iki katı alışveriş mi"bundan büyüğünü düşünemiyordum. Tatlılarımız gelmişti kasım ayında olduğumuz için çok soğuk tatlıdan ziyade sıcak bir şeyler almıştık. "Off yarın okul var" "Ya iyi tarafından bak aldıklarımızı okulda giyeriz" "İyi tarafına bak " baya yorulmuştuk. Onun için oturduğumuz mekandan kalkmak hiç aklımıza gelmemişti. Ta ki kadının "Başka bir isteğiniz var mı "diyene kadar "YOK" bağırarak söylemiş olacağım ki Şevval gözüyle napıyorsum yaptı. Hesabı ödedikten sonra eve doğru yola çıktık"Kadına bakar mısın ya resmen bizi kovdu" "Ama işlek bir yer harbi bir yeri kapladık " "Parasıyla canım" normalde bu muhabbet tam tersi olarak gerçekleşirdi ama bugün böyleydik işte. Eve gelir gelmez bütün aldıklarımızı denedik. "Çokk güzel,vvayyy,bayıldım" gibi kelimeleri kullanarak birbirimizi pohpohladık. En sonunda artık cidden çok yorulmuştuk. Şevval'in telefonuna bildirim geldi Şevval önce ciddileşti sonra nasıl dedi kötü bir şey oldu zannetmistim. "3 gün sonra açıklanacakmış sınav da hani yarındı" "Canım önemli bir şey çıkmıştır tedirgin olma hemen" okulumuz aslında akademik plana hep uyardı ama bu sefer bir aksilik çıkmış olacaktı.

3 gün sonra..

Ulaş Berk ben kamelyada oturmuş millet hakkında konuşuyorduk. Tam bomba kısma gelmiştik ki yanımıza Şevval geldi yüzünden düsen bin parçaydı. Berk hemen"Noldu lan Mavi" dedi. Şevvalse"bu dönem kalmışım"dedi. Ben bu sefer hazırlıklıydım" Aynen aynen bu sefer yemezler canım"dedim. "Yok lan ciddiyim" kağıdını gösterdi cidden de Şevval Ünal 50 yazıyordu ve geçmesi için 70 alması gerekiyordu. "Nasıl olur ya emin değil miydin sınavdan geçicem felan diyordun" "Diyordum zaten de " "Eee" "Ya ne bileyim" "Yaptığın hatalarına baktın mı bari" "Hayır" "Ver ben bakayım ben bakarken de otur sakin ol" bakmıştım ve hesaplama yanlışı yoktu her şey normaldi ta ki isim soyismin yazılış şekline kadar. Bu Şevval'in yazısı değildi. Yani kaç yıldır tanıyordum yazısı bir günde değişecek değildi ya"Şevval bir gelsene" "Noldu" "Gel bi.. bu senin yazın mı" Şevval önce boş boş baktı sonra "Lan bu benim yazım değil ki ben böyle yazmıyorum"dedi. "Nasıl ya" Berkle Ulaş da merak etmişti. "Nasıl olacak o zaman" "Kafam almıyor benin yazım değilse nasıl.. " Bir yarım saat bunu düsündükten sonra Şevval"Laaan yoksa" Berk"Yoksa ne" "Yoksa Gamze mi değiştirdi" ben ne dediğini anlamaya çalışıyordum. Sonra bir hafta önce bize dediği şeyler geldi aklıma aslında Alp de olabilirdi de o Şevval'e zarar gelecek bir şey yapmazdı. Yani bu okuldaki de tek düşmanımız o grup olduğu için her şeyin ucu Gamze'yi gösteriyordu. Herkes derin bir sessizliğe gömülmüştü. Napararsak yapalım elimizde kanıt olmadan bile bir işe yaramayacaktık. Şevval'in telefonu çalmaya başlamıştı Şevval herkese Efe diyip yanımızdan uzaklaştı. Büyük ihtimal sınavdan kaldığını ve kalma sebebini açıklıyordu. Birkaç dakika daha konuştuktan sonra yanımıza geldi. Kalkın Efe'nin kafeye gidiyoruz. "Eniştenin mekan ha" "Bana bak Ulaş sinirim tepemde zaten şakalaşacak zamanımda değilim" "Tamam da orada napacağız" bu sefer konuşan Berk'ti. Aslında illa 4ümüzün gitmesine gerek yok. Biri benle gelse iyi olur ama. Herkes ben gelirim dedi. "O zaman Rüveyda gelsin hem Efe'yi daha iyi tanıyor okey miyiz" "Fark etmez bana" "Tamam gidelim Ateş'le değil mi" "Aynen getirdim Ateş'i ben" "Tamam hadi biz haber veririz görüşürüz hadi" Hemen on beş dakikaya vardık kafeye okula baya yakındı. Efe masada biriyle oturuyordu Anıl felan çıkarsa napacağım diye düşünürken oturan kişinin Akın olduğunu fark ettim. Akın olmasa daha iyi olurdu çünkü Anıl'la geçen olaylı günün sonrasında bir daha hiç iletişime geçmemiştik. Efe bizi görünce hemen gelin anlamında elini salladı. Bu sefer farklı bir dörtlü olarak masaya oturmuştuk. Efe"Ee anlatın bakalım nasıl oldu" Şevval"Efe dalga mı geçiyorsun kaç kez daha anlatacağım benim kağıdım değil ve cevaplarım da o değil" Akın bu sefer dahil oldu" İyi de Gamze dediğiniz kız hocaların arasında nasıl kağıtları değiştirecek ki" "O Gamze'den her şey beklenir Akın" "Yani bizim İtü'de böyle bir şey yaşanmamıştı da" hâla okulunu savunuyordu ya. "Öyle mi hemen İtü'ye geçiyorum ben"diyip sevimsizce güldüm. "Tartışın bir de isterseniz"dedi Efe. "Tamam da napacağız Gamze'ye gidip sen mi aldın kağıdı aldıysan verir misin hocaya göstereceğiz mi diyeceğiz"Şevval'e hak vermiştim. Efe bir anda buldum Gamze'yle Beyza arkadaş değil mi? Beyza'nın isminin geçmesiyle bir anda buz kesmiştim. Ve masadaki herkesin bana baktığını fark ettim. "Ne oldu ya" herkes başını bir şey yok anlamında başını sallamıştı. Akın"Şu Beyza Anıl'ın sevgilisi olan mı" ortam o kadar basmıştı ki zemin katta olmasa aşağı atlayacaktım. Herkes Akın'ı geçiştirir gibi yaptı. Akın ardından" Vay anasını ya bütün İstanbul birbiriyle tanıdık çıkıyor bak şu işe" "Neyse ben Anıl'a bir sorayım"dedi Efe. Ben ise artık kendimi tutamıyordum"Efe ne diyeceksin ki sevgilisini felan satmasını mı veya niye sevgilisiyle Şevval arasında bir tercih yapıp Şevval'i seçsin" "Bilmediğin şeyler var da ondan" "He okey"sinirlenmiştim artık. Ne ara olay Beyza ile Anıl'a gelmişti ki. Efe masadan kalktı ve Anıl'la telefonda konuşmaya gitti Şevval de Efe'ye bakayım diyerek gitmişti. Akın'la başbaşa kalmıştım ve onunla konuşmam gerekiyordu. "Akın konuşalım mı" "Neyi" "Ya geçen gün ben hani şey " "Kekelemezsen yalnız" "Ya ben senin o hiç sevmediğim gram hoşlantı duymadığın adamla yalnız oturuyo gibi oldum bi de üstüne senle onun hakkında pek iyi konuşmadık iki yüzlü o kızlar gibi oldum. Aslında onun burada olduğuny felan da bilmiyordum Şevval Efeyle konuşmak için gelmişti." "Tamam da bunu niye bana anlatıyorsun""Bil istedim" "Biliyim istedin"diyerek tekrarladı beni. Ciddileşti sonra bir an korktum napıyım ben seni diyecek sandım ki kahkahayı patlattı. Komik mi lan diyecektim. "Off Rüveyda şu an tipini görmen lazım ahahahahha" ben öyle boş boş bakıyordum tam ağzımdan kötü şeyler çıkacaktı ki Efe'yle Şevval gelip "Ooo keyifler yerinde burada biz gidelim isterseniz"dediklerini duydum ardından ben"Ne demezsiniz"diye söylendim. Ardından"Ee napacağız "diye ekledim. "Şimdi Anıl Kadıköy'deymiş birkaç saate Kadıköy'de olun dedi" "Niye emir veriyo bu..neyse" "Akın sakin ol artık"Efe sinirlenmiş olmalıydı. "İyi de Kadıköy'de napacağız" "Beyza'yı birkaç saatliğine ikna edecekmiş bir şekilde en kolay ulaşım sağlayacağımız yer de Kadıköy ona da yakın olan bir yer" "Kahraman olacak yani" "Noldu kıskandın mı kahraman"dedim. "Saçmalama istersen" "Tamam be" "Aranızdaki tartışmayı bitirecekseniz gidelim"dedi Şevval. "Birkaç saate varmalıyız"diye ekledi. "Da bu saatte iş çıkışü trafiği olur nasıl gideceğiz?" "İlla arabayla mı gideceğiz" "Nasıl yani?" "Diyorum ki toplu taşıma hani... bi dakka daha önce toplu taşımaya binmedim diye başlama" "Yani bindim de " "Alışık değilsin" "Alışacaksın yani" Akın bu sefer "Sizle takılan da hep bir şeylere alışacak oluyor" ben de "İşine gelirse"diye yanıtladım. "Ama ondan önce arabamızı bizim eve bırakalım biraz toplanalım öyle gidelim. "Tamam olur fark etmez" hemen eve gelmiştik Ateş'i evin önüne bırakmıştık. Bir de kıyafetlerimizi değiştirmiştik. Ben üstüme uzun siyah askılü bir elbise giymiştim kasım ayında olduğumuz için de krem yünlü bir ceket almıştım elbisenin üstüne. Botlarımı da giydikten sonra tamamdım. Şevval ise o büyük alışverişimizde aldığımız beyaz bluz altına siyah kumaş pantolonunu giymişti. Üstüne o da siyah bir ceket almıştı. Spor ayakkabı giymemesi gerektiğini söylesem de dinlememişti beni. Hemen aşağı indik Akın ve Efe kapının önünde bekliyorlardı. Eve gelin dememize rağmen yukarı çıkmamışlardı. "Ee napacağız şimdu kızlar sizdeyiz" "Karaköy'e yürüyeceğiz buradan oradan da vapura bineceğiz" demişti Şevval. İkimiz Karaköy Kadıköy arası fazla gezerdik. Onun için bu güzergah bize pek yabancı gelmemişti. Çok yürýmeden Karaköy sahile varmıştık. Efe herkesi izliyordu tamam zenginsin çocuk da bu kadar belli etme ya. Akın'a da garip gelse de çok yabancıymış gibi davranmamıştı. Birkaç dakikaya vapur da gelmişti zaten. Hemen aşağı kattaki yolcu izleme yerine oturmuştuk. Vapurun uç kısmına yakındık. Bi 5dk sonra vapur hareket etmişti. Öyle güzel gözüküyordu ki İstanbul tekrar aşık olmuştum. Boğaz, Galata,köprü,yalılar... Ben yine hayran hayran bakıyordum büyük ihtimalle ki Akın"Tekrardan mı aşık oldum İstanbul'a"diye sordu. "Çok mu belli ediyorum" "Ee yani... ayrıca sen bu gidişle İstanbul'a aşık olursan başka bir adama aşık olamazsın ki bu beni korkutuyor" söylememesi gereken bir şeyi söylemişti ve ben bunun üzerine gidecektim "Niye korkuyorsun ki" "Hiiç psikolojik bir hastalık gibi geldi de ondan.. aa martılara bak bu kadar yakından uçmaları garip" sen kiminle dans ettiğini bilmiyorsun Akın Bey. "Çok garip"diyerek yanıtladım onu. Her şeye rağmen yolculuk güzel gidiyordu. Derken yanımda oturan Şevval ve Efe'nin konuşmasına kulak misafiri oldum. "Çok güzel bir şey kokuyor farkında mısın"dedi Efe Şevval ise "Yok ben alamadım"dedi. "Ya işte yakınımdan geliyor koku baya güzel" "Efe anlamadım ki denize mi diyorsun deniz güzel kokuyor" ya salak kızım sana diyor işte anlasana. "Yok böyle anlatamayacağım kadar güzel" "Yanındaki kadından parfüm kokusu gelmiş olabilir"dedi fısıldayarak. En sonunda Efe dayanamamış olacak ki "Şevval bilerek mi yapıyorsun"diye sordu. Şevval"Anlamadımmm" dedi. Ya bu kız aşık olunca beyninin yarısını yolda mı bırakıyordu. Efe'yle Şevval'in konuşması bitmişti ki hemen Şevval'e döndüm "Ya salak mısın çocuk sana çok güzel kokuyorsun dedi" "Ne nasıl" "Ya dedi ya güzel koku geldi eşsiz felan diye" ben de sinirlenmeye başlamıştım. "Ananı siki.. bana mı dedi onu" "Ee yani"gibi bir bakış atmıştım. Nerden baksak varmıştık artık Kadıköy'e. Artık zemine inmiştik o büyük Kadıköy meydanında duruyorduk. "Eee napacağız şimdi nereye gidiyoruz" diye sormuştum. Efe hemen "Yürüme mesafesinde bir dükkan var Anıl oradaymış oraya gideceğiz. Ondan önce şurada bekleyelim"diyerek bir parkı göstermişti. Uzun kalın oturma yerlerine sıralanmıştık. Anıl bir yarım saate dükkanda olacağınü söylemişti Efe'ye. Öyle etrafımı izlerken yanımıza bir kedi gelmişti. Şevval geldiğini fark ettiği anda kediyi kucaklamıştı. Efe'ye gösterdi kediyi ve birlikte sevmeye başlamışlardı. O kadar hoş gözüküyorlardı ki onları hayran hayran izliyordum. Akın arkadan "Gözetleme insanları"diyince korktum. "Akın yuh arkadan öyle çıkılır mı" "Ben hep buradaydım" "Harbi sen niye burdasın" "Yani şimdi ben kahramanım ya " "Ee yani" "Ve senin başına bir şey gelirse ben sorumluyum" "Niyeymiş ya" "Bos ver orasını ben de bilmiyorum hem bir de malum kötü insanlar kol geziyor ondan yani" "Heh iyi o zaman" bunları konuşurken Efe'nin telefonu çalmıştı Anıl dükkana vardığını söylüyordu büyük ihtimalle. Kendime itiraf edemesem de Anıl'ı görmek istemiyordum. Şevval o sırada"Arkadaşlar size gerçekten teşekkür ediyorum benle beraber siz de peşimden sürüklendiniz" ben hemen atladım "Yani ben yurt dışı seyahati için yapıyorum Akın da benim koruyucum ondan gelmiş"diyerek yan gözle Akın'a bakıyordum. Sırıtmış bir şekilde o da bana bakıyordu. "Da hadi biz geldik sen niye geldin Efe" "Şevval'i sevdiğimden ee yani- şey değer veridimden ondan yani neyse.. gidelim mi " "Okey gidelim" herkes hemen toparlanmıştı. Birkaç dakikaya varmıştık mekana. Anıl orada bize bakıyordu Akın'da fazla oyalanmıştı gözü. Akın da pek iç açıcı şekilde bakmıyordu. Onların arasında ne geçmişti o kadar merak ediyordum ki.. "Hoşgeldiniz ne içersiniz bu arada Akın sen niye geldim" "Keyfimden" "Başka bir amacın olmasın" "Ha ha seni özledim de görmek için geldim"dedi sevimsizce. Efe ikisi arasında sürekli gidip geliyordu" Beyler sizin tartışmanızı dinlemek için gelmedik Anıl hallettin mi" "Hallettim kardeşim benim stüdyoda çıkalım mı" "Tamam gel Şevval ben sen çıkalım" "Akın siz de Rüveyda'yla kalın yukarıyı kalabalık etmeyelim" "Etmeyelim abi" dedi Akın. Anıl o sırada"Rüveyda istersen gelebilirsin bir kişiden kalabalık olmaz"dedi. "Ama iki kişide belki.."derken Akın cidden sinirlenmişti Anıl'ın üstüne doğru yürüyecekti ki Efe'yle ben Akın'ı tuttuk. Şevval ağzı açık şekilde izliyordu ben de şaşırmıştım tamam araları kötüydü de bu kadar mı? Anıl'ın gözü Akın'ın kolunu tuttuğum elimdeydi. Bunu görür görmez elimi çekmiştim nedenini bilmeden. Şevval"Hadi artık çıkalım mı çok geç olmadan" "Hadi "diyip çıkmışlardı. Akın'la tek başıma kalmıştım ne diyeceğimi de bilmiyordum. Sonuçta Akın da Anıl da bana aynı uzaklıktaydı.. yoksa değil miydi. En sonunda dayanamayıp "İyi misin"dedim. "Evet"diyip kısa kesti. "Akın kusura bakma ama sürekli kavga tiplemelerindesin Anıl'la aynı ortama girince" "Ne yani o şerefsiz benim damarıma basıyor ben mi suçlu oluyorum" "Öyle bir şey mi dedim" aradan biraz zaman geçmişti. Artık merak da ediyordum kağıdı alıp gelecekleri zor olan neydi. Derken Akın'ın özür dilediğini duydum. Çok umursamadan sorun değil dedim. Derken yukarı çıkan üçlü aşağı inmişti. "Nasıl olmaz abi ya" "Getirdiğinden emin misin?" "Eminim" Şevval ağlamaklı bir şekilde bekliyordu. "Noldu ya?" "Sınav kağıdını bulamıyoruz dolaba koymuş Anıl ama yok" "Nasıl ya" Akın küçümsercesine güldü"Ne bekliyordunuz ki " "Akın" "Bana bak zaten sinirim tepemde kes artık sesini" "Ee napacağız" dedim "Yapacak bir şey yok geri döneceğiz. "Boşuna mı geldik yani" "Evet Akın sus artık boşuna geldik oldu mu" "Ya olm bir kağıt parçasına mı sahip çıkamadın" Ben artık Akın'ı dışarı çıkarsam iyi olacaktı. Zaten gergin bir ortamdı daha da gergin olmasa iyi olacaktı. Biz çıkmıştık dışarı mekanın dışı camla çevrili olduğu için içerisi gözüküyordu. Şevval'le Efe'ye sarılmış çaresizce bekliyordu. Keşke elimden bir şey gelse de yapsaydım derken Anıl'la göz göze geldim bir garip bakıyordu. Kırgın gibi ama niye kırgın olsun ki. Her neyse diyip kafamı çevirdim. Gözlerine saatlerce bakmak istesem bile. Artık herkes yapacak bir şey olmadığını fark etmişti. Tek yapılacak olan şey geri dönmekti. Anıl'la vedalaşıp iskeleye doğru yürüyorduk. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Şevval'e dokunsak ağlayacaktı o kadar ümitlenmişti ki Anıl yine olacakmış gibi yapıp yarı yolda bıraktın yapma artık ya. Biraz bekledikten sonra vapur gelmişti sırayla binip vapurun üst katına çıkmıştık. Pek yer kalmamıştı. 2 kişilik yer vardı Efe bana sen otur dese de Şevval'in yanında Efe olsun diye oturmadım. Akın'la biz vapurun üst en uç kısmına geçmiştik. Güneş neredeyse batacaktı. Rüzgar çok şiddetli olmasa da soğuk etki yapan bir rüzgar vardı. "Seninle de hep gün batımında yan yana kalıyoruz" "Veya aklında kalan zaman dilimi gün batımı" "Olabilir" "Rüveyda" "Efendim" "Ben sana şey diyecektim" "Evet?" "Bu işi yarım bırakmayalım arkasına düşelim sınav kağıdını da bulalım." Sanki başka bir şey diyecek gibi gelmişti. Arkadan bir sokak müzisyencisi "Beni Sen İnandır" çalmaya başlamıştı. Tam ritimleri tekrarlıyordum ki rüzgar saçımı bozmuştu derken Akın'ın bir anda saçımı kulağımın arkasına koyduğunu fark ettim. Ne yapacağımı bilememiştim Akın ise gülümsüyordu gözleri kısılmıştı. Benim ise kalbim hızla çarpıyordu belki küçük bir şeydi ama niyeyse kalbimin hızlanmasına sebep olmuştu. Büyük ihtimalle kızarmıştım. "Niye kızardın" eyvaaahh napıcam ulan. "Sıcak oldu" "Sıcak?" "Evet hem de çok" "Kasım ayının rüzgarlı akşamında sıcak" "Aynen ondan" "Peki sen bilirsin" dedi. Ben de artık Akın'la göz teması kurmak istemiyordum Şevval ne yapıyor diye bakacaktım. Şevval Efe'nin omzuna yaslanmış öylece gökyüzüne bakıyordu. Hepimiz yorulmuştuk anlaşılan. Artık kıyıya da yaklaşmıştık. Ne ara indik derken artık Karaköy sahilindeydik. "Kızlar meşhur balık dürüm yiyecekseniz yiyelim" demişti Efe Şevval hayır diyecekken ben susturmuştum arada ben onun yerine karar veriyordum o benim yerime karar veriyordu. Evet yorulmuştuk ama Karaköy bugün fazla güzeldi. Ve sevdiğim insanlarla balık dürüm gömmeye hayır demezdim. "Hesap sizdense neden olmasın" Şevval dürtmüştü beni"Ne be" "İyi o zaman hadi gidelim" hemen 5 dakikaya varmıştık o hep bilinen yere gittiğimiz için sıra vardı. Yorgunluğun üstüne bir de yarım saat sıra bekleyince denize atlayasım gelmişti. Yarım saatin sonunda almıştık dürümlerimizi ve tekrar islenin yakınlarına gitmiştik. Denize ayaklarımızı sallayabileceğimiz yere oturmuştuk. 4ümüz sıralanmış dürümleri gömüyorduk. Hava iyiden iyiye kararmış ve biz hâla dışarıdaydık. Dün biri bana böyle bir şey yaşanacak dese inanmazdım. Ama İstanbul'a geldiğim ilk günden beri hep beklemediğim şeyler yaşıyordum. Bugün de o günlerden biriydi. Şevval hâla üzgündü görebiliyordum. Biz yine martı sesleriyle sohbet ederken Efe'nin telefonu çalmıştı yine kimdi ya. Efe hemen"Anıl" dedi. Akın'ın göz devirdiğini görmüştüm. Bizden biraz uzakta konuşmayı tercih etmişti Efe. Konuşmayı bitirdikten sonra hemen yanımıza geldi"Yarın o sınav kağıdı rlimizde olacak" "Nasıl ya hani kaybolmuştu"dedi Şevval. "Ya bizimki evde unutmuş ceketleri karıştırmış yukarıdaki yani stüdyosundaki ceket farklı ceketmiş" "Yess bee" "Hemen sevinmeyin derim Anıl sonuçta bu" "Hevesimizi kırmasan ölürsün di mi?" "Tamam bir şey demedim" "Yine kahraman oldu şerefsiz"diye söylendiğini duydum Akın'ın. "Eee gidelim o zaman yapacak bir şey kalmadı" "Evet bence de herkes de yoruldu." "İyi de yine Kadıköy'e mi gideceğiz" "Yok Anıl kendisi gelecek." "Tamam o zaman hadi görüşürüz" Giderken Akın'a "Sakin ol kahraman"dedim. Hafifçe gülümsemişti bir kez daha çok güzel güldüğünü fark ettim. Şevval'le nihayet baş başa kalmıştık. "Ne gündü be" "Ne demezsin o kadar yoruldum ki tek istediğim yatmak" "Hayır bir de elimize bir şey geçse daha güzel olacaktı da neyse en azından yarın elimizde olacak" "Biz o kağıdı napıcaz" "Bizim amfideki hocaya göstereceğim iki sınav kağıdı görünce anlayacaktır herhalde bir de kamera görüntüsüne felan baktırırım olmadı anlar herhalde salak Gamze daha önce de böyle bir şey yapmıştü yine yakalanmıştı hatırladın mı" "Ne zaman yaa" "Ya balık hafızalı 1.sınıfta oldu yine 2.sınavlarda" "Heee hatırladım"hatırlamamıştım aslında ama neyse. "Bu arada görmedim sanma Efe'yle baya ARKADAŞ olmuşsunuz." "Üff sus be" "Ne ya gördüklerimi söylüyorum" "Diyene bak Akın'ın saçını düzelttiğini görmedik biz zaten" nasıl lan nasıl görmüştü bunlar ya off. Hadi Şevval tamam da Efe niye görmüştü ki şimdi bu konu hakkında konuşurlarsa ve Anıl duyarsa.. Da bi dakika Anıl'dan ona ne ya. Hayır duyarsa duysun. Fazla dengesiz miydim ne. "Yani o iş tam doğru değil" "Neymiş doğru olan " "Şimdi ee şey... gördüğün her şey doğru." "Vaaaayyy yani öylesine olmadı" "Ya ne bileyim ben konuşmayalım lütfen" "Tamam sustum." "Kanka o değil de"diyerek ekledi Şevval. Eğer böyle diyorsa ya bir sey fark etmiştir ya da bir şey itiraf ediyordur. "Ben..." "Evet sen" "Ben çok kötü bir şey yaptım" "Hayır hayır hayır yaptım deme" "Yaptım." "Söyle" gözlerimi kapatmıştım o kadar çok korkuyordum ki duyacağım şeyden"Ben Ulaş'a ncly elini verdim" "Ne ne ne naptım dedin sen" "ULAŞ'A NCLY ELİNİ VERDİM" "Ne diyosun oğlum" "Ya ama tehdit etti" "Neyle tehdit etmiş olabilir ki " evimizin önündeki sokakta bağırıyorduk. "Ya uyurken fotomu çekmiş Efe'ye yollarım dedi ben de istediğin şey ne dedim ncly eli dedi başka bir şey iste nolur diye yalvarsam da dinlemedi" "Yaaaa Şevvaaal sen beni delirtecek missiiin?" "Ya ama şimdi Efe'te beni atsa Efe benden tiksinse iyi mi" "Gerizekalı evlenince birlikte uyuyorsun ya hani " "Evlilik düşünmüyorum" "E yani" o kadar çok sinirlenmiştim ki şimdi eve gidecektim ve ncly eli başucumda durmayacak mıydı çok kötü bir şey çok kötü düşünmesi bile tüylerimi ürpertiyordu. "Ben onu kabus kovucu olarak kullanıyordum" "Tamam ben onu geri alacağım" "Söz mü" "Söz" "Tamam gir içeri" apartmandan içeri girmiştik. Komşu teyzelerden biri merdivende bekliyordu Şevval teyzeyi görür görmez yerinde zıpladı bense "Allah teyzee"diye bir tepki vermiştim. Bu tepki üzerine Şevval gülmekten merdivene oturmuş ağlıyordu. Ben de hâla karizmayı çizmemek içib"Nuriye teyzecim nasılsın" diye sordum. "İyiyim kızım da arkadaşın iyi mu acaba onu merak ettim" "Ah ben ona bir bakıyım" "Kanka kalk ulan rezil ettin bizi"diye fısıldayıp Şevval'i kaldırdım. Şevval de biraz kendini çekidüzen verdikten sonra" Nuriye teyzecim özür dilerim pek iyi değilim de sınavlarım kötü geçti duygu patlaması yaşıyorum ondan yani" "İyiyim kızım da siz kendinize iyi bakın" Şevval'in kulağına doğru"Niye bizle vedalaşıyor son yolculuğuna mı çıkıyor tövbe " bunu duyan Şevval bir daha patladı kanka buna da gülmezsin ya."Daha iyi esprilerim olmuştu ama neyse"dedim kendi kendime. Kadın hâla bize kitleniyordu. Bu kadında garip bir vibe vardı ama çözememiştim bir türlü. Şevval hâla gülüyordu. Nuriye teyze bu sefer"Kızlar saat geç oldu dikkat edin bu saatte çok it olur " "Hangi anlamda acaba?" "Annen anlamında"diyip kapıyı yüzümüze kapattı. "Manyağa bak sen ya konuşma boyunca bize kitlendi artı bir de yüzümüze kapı kapattı ya sen de bir gülme kalk lan"diyerek kızdım. Şevval hâla merdiven trabzanına tutunmuş anırıyordu. Beni çok tınlamadığı içun sürükleye sürükleye bizim kata çıkarmıştım. Yere hızlıca bıraktım"Mal öyle bırakılır mı" "Yine de iyi taşıdüm kes sesini" bu dediğimi duyduktan sonra yine gülmeye başladı"Seni bir doktara götüreceğim Mavi..." Tam kapıyı açmıştın içeriye giriyordum ki "Buldum laan" diye bağırdım Şevval noldu gibu bakınca "Kadının adı Nuriye LAN AHAHAHAHHAHAHAHAHAHAHAHAHHA" "NEEEE AHAHAHAHAHHAHAHAHAH" öyle bir gülmüştük ki artık karnım acımaya başlamıştı. Yarım saat güldükten sonra kendimize gelmiştik. "Ohhh iyi güldük lan kadının yanına gidince değişik bir enerji alıyordun zaten kadın adamın kız hâli AHAHAHAHAHAHAHAHHA" "Kanka yeter sus nolur sus dayanamıyorum" koltuğa atmıştık kendimizi. "Kitleniyo bi d-" "Sus laann" artık bir şey daha eklersek dayanamiyacağım diye odama geçmiştim artık. Ncly eli olmadan bir gece geçirecektim bu gerçek benim ürpermeme neden olmuştu. Ama yine de gözlerim hafif hafif kapanıyordu.

Ertesi gün

Bugün çok geç kalkmıştık çünkü görmemiz gereken o iş geç saatlerdeydi. Cidden Şevval'le ikimiz öyle bir stres olmuştuk ki dün o stresin sonucunda duygu patlaması yaşamıştık. Bir iki şey atıştırdıktan sonra kıyafetlerimizi değiştirdik. Buluşacağımız yer Efe'nin kafesiydi. Resmen orada yatar olmuştuk. Bir zamanlar içine girmediğimiz yerin şimdi hayatımızda önemli bir yere sahip olabileceğini kim bilebilirdi ki. O kadar çok olay yaşamıştık ki bu kafede. Biz masaya oturmuş siparişlerimizi vermiştik ki Efe geldi. "Naber kızlar" "İyidir yani şu sınav kağıdı elimde olsa daha iyi olacağım ama" "Tamam sakin ol ya birazdan gelir o kağıt"diyip gülümsedi Şevval'e Efe. Şevval öyle duruyordu ki içine düşecekti Efe'nin ama ben arkadaşımı hemen Efe'nin bir gülüşüyle düşmesine izin veremezdim. "Şevvall canım benim"diyip ayağımla tekmeledim. "Ne var be" "Önüne bak "diyip gözlerimle "Adamın içine düşme"mesajı verdim. Sıkılmış çocuk hâliyle" Taaammam"dedi. Efe onca çabamıza rağmen hiçbir şey anlamamış gibiydi sanki. "Heh Anıl da gelecekmiş " eskiden olsa bu cümleyi duymak için bin takla atan Rüveyda nerdeydi acaba. Hangi ördüğü soğuk duvarlar arasında?" Şevval gelsene seni bir yere götüreceğim yürüme mesafesinde Rüveyda istersen sen de gelebilirsin tabii" "Yok ya ben kalayım" ne gösterecekti bilmiyorum ama ikisi gitse daha iyi olacaktı romantik anlarını bozmak istemezdim. Onlar giderken arkalarından bakıyordum ta ki Anıl'ın ben burada yalnız başıma kaldığımda geleceği ihtimali gelmişti. Napacaktım ya Şevval'lerle mi gitsem yok çok saçma olur dışarı kafenin arka tarafında bekliyim bari diye düşündüm. Saat çok geç olmasa da hava kararmaya yakındı. Günün en sevdiğim saatleriydi güneşin battığı saatler. O an bir şey fark etmiştim. Galata'nın çatısı buradan da belli oluyordu. Hafifçe gülümsedun derken arkamdan bir ses duydum "Rüveyda.." arkama döndüğümde kimi göreyim Anıl'ı. Keşke her şeyi unutsam sen Beyza'dan ayrılsan birlikte olma ihtimalimiz olsa diye geçirdim bir anlığüna içimden. "Anıl.. geldin mi" "Geldim"diyerek güldü. Gülmesen olmaz mı? Her neyse bu saçma salak düşünceleri bir yere bırakmalıydım. "Getirdin mi sınav kağıdını? Nerede?" "Bakayım "diyerek ceplerini aramaya başlamıştı. "Nerde ya bu?"diyerek aramaya başladı. "Hayır ya yine mi şaka yapıyorsun değil mi" "Evet şaka yapıyorum" diyip kağıdü eliyle yukarıda tuttu. O an o kadar mutlu olmuştum ki ikimizin de beklemediği bir şey yapmıştım. Anıl Erdem Cevizciye sarılmıştım. Bunu niye yapmıştım bilmiyorum. Sanki düşünememiştim o an hicbir şey beynim sarıl komutunu vermeden sarılmıştım Anıl'a bir anlığına beybim napıyorsun geri çekil demişti geri çekiliyordum ki Anıl'ın da bana sarıldığını fark ettim. Anıl da bana sarılıyordu rüyada mıydım uyanmış mıydım bugün. Artık gözlerimi açmıştım derken sokağın ucunda birinin bizi izlediğini fark ettim. Akın.. Nasıl o burda mıydı? Akın'ın olduğunu fark etmemle Anıl'a sarılmayı bırakmam bir oldu. Ve Akın gitmişti nereye gitmişti bu kadar kısa bir sürede? Anıl'da özür dilemiştim "Anıl özür dilerim bir anda gösterince kağıdı tutamadım çok sevindim yani diyeceğim kusura bakma" "Sorun değil ben de stres olmuştum bulunca ben de çok sevindim" "Rahatsız olmadın mı yani" "Yok niye rahatsız olayım" "Anladım sen içeri gir Şevval'le Efe gelmiştir" "Sen gelmiyor musun" "Yok yani geliyorum da bir yere uğrayıp geleceğim" "Tamam sen bilirsin" Akın'a bakacaktım gittiği sokaktan girdim. Her tarafı gezdim aradım yoktu yok. Nereye kaybolmuştu. Özür dilerim Akın senin beni koruduğun insanlara ben sarılıyordum. Asla beni affetmeyecekti ve üzücü olan kısım da affetmesi için hiçbir sebep yoktu. Zaten ben Akın gibi birini asla hak etmiyordum.

Şevval güncesinden..

Efe'nin beni getirdiği yer bir barınak planı yapılan bir yerdi. "Bu ne Efe?"dedim gülümseyerek. "Biz geçen gün bir kedi sevmiştik hatırlıyor musun?" Evet anlamında başımı sallamıştım. Kadıköy'e gittiğimiz günü diyordu yani dünü. "İşte ben o gün yastığa başımı koyduğumda aklıma ne geldi biliyor musun?" "Ne geldi?" "O kedinin bulunduğu alanın hemen yakınlarında boş bir arazi varmış vee ben bizim yani ikimizin bir barınağı olsun istiyorum anlatmaya çalıştığım o boş araziye barınak yapalım diyorum" "Bize ait olsun hatta adını da biz koyalım" "Efe ne diyeceğimi bilmiyorum aklına böyle bir şey nasıl geldi" "Senle olunca aklıma güzel şeyler geliyor" dedi gülümseyerek. Ne diyeceğimu bilemiyordum yani o kadar hoş düşünülmüş bir şeydi ki.. Artık dayanamayıp sarıldım. "İyi ki varsın" "Sen de.." "Sen barınağın ismini düşün gerisi bende tamam mı" Tamam anlamında başımı salladım her şey o kadar güzek gidiyordu ki. Mutluluğumu kimse bozamaz gibi geldi. Bu adam beni öyle rahatlatıyordu ki. "Neyse gidelim mi Anıl gelmiştir." "Gidelim" "Hadi" geldiğimiz yer zaten çok yakındı hemen kafeye varmıştık. Anıl oradaydı ama Rüveyda yoktu. Tabi ya salak kafam ikisini yalnız bırakmak gibi bir hata yapmıştım. Ama kendisi istemişti.. Tabi kendisi isteyecek sülük gibi bize mi yapışacaktı off. Gelir gelmez Anıl'a sordum"Rüveyda nerede?" "Bir yere uğrayıp geleceğim demişti ama gelmedi" "Nerde ki ya dur arayayım" "Telaşlanma gelir şimdi" Rüveyda'yı aramıştım. Hemen açtı telefonu "Nerdesin?" "Sakkin oll eve geldim ben başım ağrımaya başladı da" "Özür dilerim seni yalnız bırakmamalıydım" "Ya Şevval ne saçmalıyorsun cidden başım ağrıyor uyuyacağım ben sen sınav kağıdını alınca gelirsin tamam mı kapattım ben" "Taman görüşürüz" Bizimkilerin yanına gitmiştim. Anıl"Ne olmuş nerdeymiş" bana bak oc senin yüzünden bu kız yine depresyona girersr öldürürüm seni bu sefer kimse elimden alamaz bir de merak ediyomuş gibi yapıyor. "Eve geçmiş rahatsızlanmış" "Geçmiş olsun bir şey isterse-" "Ben karşılarım sağ ol" bu tepkim üzerine Efe'yle ikisi de bana şaşkın şaşkın bakıyordu. "Neyse.. ben getirdim kağıdı alabilirsin" "Ah çok teşekkürler bu yaptığını unutmayacağım borcum olsun" "Olsun" kafa sallayarak tekrar teşekkür ettim. Şu elimdeki sınav kağıdı için az koşmamıştık. Efe'yle Anıl'la vedalaştüktan sonra eve doğru yola çıktım. Efe'nin yaptığü süprizle o kadar mutlu olmuştum ki hâla sevinçten havalara uçasım vardı. Eve kendi anahtarımla girmiştim. Salona baktım Rüveyda öylece oturuyordu "Geldin mi" "Dalgın gibisin ilaç içtin mi " "Yok başım ağrımıyordu zaten de kağıdı aldın mı" "Aldım da noldu sen anlat bakayım" Başından geçen her şeyi anlatmıştı. Akın'ı kaybettiğini felan düşünüyordu. "Saçmalama Rüveyda o adam senden kolay kolay vazgeçmez. Biraz da kendini affettirirsin olur biter. " "Efe seni nereye götürdü" ben de bir tur Efe'nin planından bahsetmiştim. "Ohhhaa kızımmm sen ne diyorsunn" "Evett ismini de sen düşün dedi" "Ne koyacaksın ki?" "Bilmem düşüneceğim." "Durrr buldum Kediköyy..."

Bölüm şarkısı:Beni Sen İnandır🎵

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.