09.10.2028
Gün aymış sabah olmuştu. Alarm sesine kalkmıştım. Maşallah Rüveydanın alarmı tüm İstanbulu uyandırırdı. Ama hanımefendi halen daha uyanmamakta ısrarcıydı. Bileğini sarmışlardı. Salak çocuk bir kere rezil olmasa şaşırırdım. Derken aklıma şapkam geldi. O şapka benim değerlimdi. Umarım onu Anıla vermemiştir de yanındadır. Hemen dürttüm tabi uyanacağı da yoktu. "Rüveyda kalk kalk çabuk okula geç kaldık hadi" ağzında bir şeyler mırıldandı. "Bana bak gerizekali Anılına başlatma ayrıca nerde benim şapkam Rüveyda?" Ne hikmetse şapka dedikten sonra gözleri açıldı fal taşı gibi. "Ya şimdi şöyle ki" diyip bana doğru sırıttı. "Gerizekalı sakın Anıla vermedim de lütfen ona vermemiş ol hayır Rüveyda bak sakın" yüzü düştü. "Ya ona ödünç verdim ama o an geri almadım da ne diyim ver şapkamı felan mı diyim" derin bir of çekip banyoya doğru gittim. Rüveyda da kahve yapmaya mutfağa gitti. Okula geç kalmıştık kahvaltı yapmaya vakit yoktu. Alışıktık zaten. Hızlıca hazırlandık. Berk beni aramıştı. Bugün birlikte gidecektik okula. Rüveydaya o kadar acele ettirip o hazır olduğunda ben daha makyajımı yapıyordum. Baya bi sövdü bana sanki haklıydı. Bu gün nedense çok spor havamdaydım her gün de şık olamazdık yani. Altımda gri eşofman üstüme siyah body saçlarım at kuyruğu ve halka Küpelerimle okeydim bence. Rüveyda da aynı şeyi hissetmiş olmalıydı ki onda da beyaz sweat altına da taytını giymişti ve tabi olamazsa olmazı güneş gözlükleri. Berk hadi diye tekrar arayınca bizde artık aşağı indik."Ya salak arayacağınıza çıksanıza yukarı sanki yabancıyız he ne acele ettiriyon? makyajım felan bok oldu yani" Rüveyda bana ters bir bakış atıp "hayır bide bana acele ettirdi esas benim makyajıma bak be mala benziyorum" berkle ulaş hafif gülmeye başladı. Rüveydayla aynı anda "Komik mi!" Diye tepki verip bizde onlara çaktırmadan hafif kıkırdadık. "Ne o bugün maç felan mı var ne bu spor tarzı yoksa giyecek kıyafetiniz mi bitti" ulaşa ters bi bakış attıktan sonra "aaaa ben onu tamamen unutmuşum okul çıkışı voleybol maçı var Rüveyda dün sordular bana oynayacak mısınız diye oynarız dedim bende." Rüveyda onaylamıştı beni, bir şey dememişti. Voleyboldu zaten her türlü oynardık biz biliyordum. Berkle ulaşa da teklif ettim ama pek doğru bir karar değildi. Küçük çocuklar gibiydiler asla ciddi oynamazlardı. Biz ne zaman oynamaya kalksak onlar hep ayakla oynayıp bizi deli ederlerdi. Allah'tan işleri varmış da reddettiler bizi. Okula gelmiştik. Bizimkilere görüşürüz dedikten sonra sınıflara doğru ilerledik. Bugün yorucu olacaktı. Nihayet dersler bittikten sonra Denizler geldi. Ekip tamamdı. Karşı takımda Zeynep ve Bilge vardı. Bizim için çok eğlenceli olacaktı. Çünkü onların ağzına smaç çakmayı çok istiyordum. Üstümüzü değişmek için soyunma odasına gittik. Kısa voleybolc7 şortu üstüne de forma. Hemen sahaya geri geldik. Biraz ısındıktan sonra ilk set başladı. Rüveyda pasörde ben sağ smaçördeydim. Maç güzel ilerliyordu. Aklıma lise anılarımız geldi. Az maç kazanmamıştık. Topumuz olduğu her an öğle arası spor salonunda oynardık. Çok güzel anlardı. Bizimkiler bizi izleyip tezahürat yaparken götlerini yırtıyorlardı. Bilgenin smaca blok basmıştım. Herkes oo felan yapmaya başladı. Bilgenin sinirini görebiliyordum. O daha beklesin gerizekalı kaltak. Rüveyda gerçekten güzel pasördü. Biz hep onunla öyleydik zaten. Seti aldık ve 3 dakika mola verdik. Biz tabi Rüveydayla o meşhur zıplayıp çakma hareketini yaptık. Efe ve Berk tribüne oturmuştu. Onlara doğru gidiyorduk umarım bize su almışlardır. Derken yanlarında birini daha gördüm. Efe de ordaydı. Bana bakıyordu. İki dakika bakakaldım. Berk elindeki suyu bana verirken "maçın başından beri seni izliyor bari sayı aldıktan sonra ona baksaydın be kızım." "Sen ciddi misin ben onu görmedim ki siz mi haber verdiniz ya nerden öğrendi de geldi?" " Yok valla biz ellemedik de duymuştur illa" eğlencesine yapıyorduk bilen kişi sayısı azdı. Neyse bakalım. Rüveydaya dönüp " Rüveyda güzel oynamam lazım lütfen rezil olmak istemiyorum" elleriyle omuzlarından tuttu destekler gibi. "Halledicez korkma. o yokmuş gibi devam et. Ya da showunu yap sen seversin show yapmayı." Orda ikimizde gülmüştük. Liseden kalma bir espriydi. Ve kapıdan assolist bey de girmişti tabi ben şaşırmamıştım Efe burdaysa o da gelirdi yani. Elinde de şapkam vardı. İşte bu güzel haberdi. Şimdi ben bunu Rüveydaya dersem eli ayağı birbirine girerdi. Ama demem de gerekiyordu. Neyse o eşek Anıl rüveydayı hatırlamazdı belki yine. Benim çocuğum boşuna heyecanlanmasın Anıl için. Söylememeye karar verdim. İkinci sete başlamıştık. Bu sefer onlar öndeydi. Korktuğum başıma geliyordu. servisi kaçırmıştım. Ayrıca topu da kurtaramadım noluyordu ya. Bilge topu almaya giderken Rüveyda bana döndü. "Şevval kemiklerini kırmamı istemiyorsan düzel çabuk adama böyle mi etkileyeceksin sen?" Umutsuzca Efeye baktım. Kocaman gülümsedi. İçimi ısıttı sanki orda. Anıl da dikkatle Rüveydayı izliyordu. Rüveydanın kulağına "bak ikimizde en güzel şekilde oynamak zorundayız hadi milli maca çıkarmış gibi hadi" diye fısıldadım. Onayladı beni. Biz tabi gaza gelmiştik. Smaçlar bloklar kurtarışlar havada uçuşuyordu. Bam güm dalmıştık adamlara. Başka hata yapmadık. Rüveyda da zeynebe smaç çakmıştı. İşte bu der gibi bakış attık. İçten içe gülüyorduk. Zeynep sersemlemişti. Artık son sayıya gelmiştik. Bizimkiler set diye bağırmaya başlamıştı. Ve son noktayı da koyduk. 2-0 almıştık. Sodasına girdiğimiz iddiayi kazanmak güzel olmuştu. Çünkü şuan soğuk karpuz çilek soda güzel gidebilirdi. "Bilgecim sana zahmet biz içecekleri şimdi istiyoruz da alıp gelirsen güzel olabilir" bana çok ters bakış attı. "Bakmak yerine almayı tercih edebilirsin hadi" sana gösteririm der gibi bakıp gitti. Hadi canım hadi. Rüveyda arkadan "karpuz-çilek olsun lütfen" diye bağırdı. Orda biz patladık zaten. Ulaş ve Berk sahaya atlamıştı. Yanımızdalardı. Elleriyle başımıza aferin diye vurmaktan zevk duyuyorlardı bir yandan da saçımızı bozuyorlardı. Rüveyda halen daha Anılı fark etmemişti. Soyunma odasında hemen üstümüzü değişmeye gittik. Odaya girer girmez "Rüveyda Anıl da burda" diye bağırmaya başladım. "Evet farkettim" dedi. Nasıl olabilirdi bu. "Niye hiç tepki vermedin noldu?" " Onlar beyzayla aynı düğüne gitmişler st atmışlar ordan gördüm" "Ee iyi de takipleşmiyorlar bile artık takma şunu kafana ve ayrıca şapkamı getirmiş benim onu al lütfen" orda hafifçe güldü. "Hay senin şapkana ben" ben de güldüm. Üstümüzü giyip gittik. Takımdaki herkesin gazozu gelmişti. Bilge elinde iki tane şişeyle bizi bekliyordu. "Rüv gel az eğlenelim" "yok lan ben uğraşamicam şimdi Berke anılı sormaya gidiyorum" bilge suratsızca bize uzattı şişeyi. Bizim meşhur 4lü beni seyrediyordu. "Sağol aşkım da ne bu surat ya moralin mi bozuldu boşuna mı dedik eğlencesine diye" ben bile kendime gıcık olmuştum ses tonum bile aşağılayıcıydı. "Yok yanlış anlamışsın hayatım gazozunuzu vericem işlerim var gidicem sonra, sizin keyfinizi bekliyorum" keyfimizi bekliyormuş tüh. "Yani şişeleri kenara koyup gidebilirsin ben mi dedim sana ayakta beni bekle diye ama çok incesin bende seni çok seviyorum" diyip elinden şişeleri çektim. Sevimli gülümsemeden sonra bizimkilerin yanına gittim. Yavaş yavaş herkes dağılıyordu. Artık Efeyle konuşma zamanıydı. Ulaşın telefonu çaldı. Berk e kafasıyla hadi yaptıktan sonra "hadi kızlar biz kaçtık" dedi. "Gerizekalı biz neyle geri dönücez" diye bağırdı Rüveyda arkasından. "isterseniz biz bırakırız yani rahatsız olmazsanız" hepimiz bir anda Anıla döndük. Ondan böyle bir şey beklemiyordum. "Yani rahatsız niye olalım demi Şevval" onayladım onu " sıkıntı olmayacaksa bizim içinde iyi olur" heyecan basmıştı. Spor salonundan çıkıyorduk. Şimdi bi bahane bulup ikili ayrılacaktık. "Ben çok susadım ya su alsak" Rüveydanın bahane hazırdı. Güzel. "O zaman siz suyu alın bizde bahçeye doğru çıkalım arabanın orda buluşuruz." Efe de ikimiz kalalım diye uğraşıyordu vay eşek. Anlaşıp biz bahçeye doğru çıktık. " Güzel maçtı ben senin böyle oynadığını bilmiyordum" " güzel miydi" "evet soluksuz izledik" hoşuma gitmişti. Gidip banka oturmuştuk. Dip dibeydik. O an fark etmiştim. Kombinlerimiz benziyordu. Uyumluyduk. Aklımı okumuş olmalı ki "baksana fark etmeden uyumlu olmuşuz bugün" beni izliyordu. Yüzümü. Hafifçe güldüm. "Tam onu söyleyecektim sen söyledin güzel denk geldi" dedim. "Ciddi misin" "evet". O da güldü hafif. Böyle kalabilirdik ya biz bir kaç saat. Kolunu benim arkama attı. Bankın arkasına ama eli omzuma değiyordu hissediyordum. Rahatsız edici değildi o yüzden tepki göstermedim o da geri çekmedi. kalbim çıkacaktı hissediyordum. "Ee sen voleybol oynamıyor musun?" "Yaani eh işte ben futbolcuyum hatta biz Anılla ordan beri tanışıyoruz. Lisede aynı kulübe gidiyorduk." " Oha o da mı futbolcu?" Gerçekten şaşırmıştım. "Evet hatta geçen halısaha yaptık st de atmıştı Anıl belki görmüşsünüzdür" "gördüm gördüm siyah çorapları dizine kadar çekmişti" tabi gülerek anlatırken bir anda duraksadım. Pot kırmıştım. Salak kafam adam Anılın en yakın arkadaşı. "Siyah çoraplar demek" diyip kahkaha patlattı. Oh tamam kızmamıştı. Bende gülüp konuyu değiştirmek adına "ee maçı kim aldı" dedim. "O da soru mu tabi biz aldık" "ee sen yoktun o st de" "ben o sıra minik sakatlık geçirmiştim ondan" bir an telaşlanmıştım. "Ne nasıl iyi misin peki" kızım bu kadar belli etme de ağırdan al bu ne ya iyice rezil olduk he. "Dizim kanıyordu ama geçti zaten bir şey yok iyiyim teşekkür ederim" ben ona dönüktüm o da bana dönüktü. Çok yakındık. Gözlerime bakıyordu. Bende onun saçlarına saçları çok güzeldi kıvırcık. Gelen geçen herkes bize bakıyordu ve yarısı da tanıdıktı. "Herkes bize bakıyor farkında mısın?" "Gözlerini ayırmıyordu gözlerimden. "Baksınlar nolmuş yani" "peki madem baksınlar" o da ben de gülüyorduk. "Şevval?" Bir kere de güzel bir anı bok etmeyin ölür müsünüz ya. Efenin omzuna yaslanıyordum fark etmemiştim. Göz devirip toparlandım. Sesin sahibini tanıyordum. Soluma doğru dönmeden " ne var Alp" Efe çok dik bakıyordu. "Biraz konuşabilir miyiz?" Ona doğru döndüm. "Tamam konuşalım söyle ne diyeceksen" "özel" "Alp burda söyleyeceksen söyle" "Şevval lütfen özel dedim" Efe artık dayanamıyordu. "Sanane kardeşim neymiş bu kadar özel söyle de git işine" ben Efeye doğru yaklaştım. "Efe ben bı konuşup geleyim yoksa susmayacak bu ben uğraşmak istemiyorum bununla" gözlerini kırptı bana. Sinirden alnında damarlar çıkmaya başlamıştı. Kalkıp Alple biraz ileri yürüdük. Efe çok rahat bizi görebiliyordu. "Ne var Alp bu kadar özel özel dedin durdun ne istiyorsun?" " Ne işin var bu adamla?" "Sanane lan" o an kolumdan sertçe tuttu. "Düzgünce cevap ver bana" "bırak kolumu" diyip sertçe çektim. "Sanane noluyo ya sana içinden cani mi çıktı" bırakmıyordu. Efe gelmişti zaten zor duruyordu dalacaktı Alpe biliyordum. "Bırak kızın kolunu canımı sıkma benim" Alpin elini çevirip ittirmisti. "Sen de karışma bir şeye" "Defol git burdan işler uzamasın hadi" "şimdi gidiyorum ama bu iş burda bitmesi Şevval gelicem konuşucaz" göz devirmekle yetindim. "siktir git lan konuşturtma beni, konuşacakmış birde seninle delirtecek beni. Şevval bu pislik seni rahatsız ederse beni arıyorsun hemen ben bu sefer dalıyorum." Sonra kolumu tuttu hemen baktı. Biraz kızarmıştı ama halen daha acıyordu. Berklerin duymaması lazımdı. "Gel şu koluna buz alıp gelelim kızarmış çok acıyor mu" ay yerim merak da edermiş paşam. İtiraz etmeden onunla ilerledim. Buz almaya doğru gittik.
Rüveyda güncesinden..
Biz su aldıktan sonra arka bahçeden dışarı çıkıp gölge bir taşa oturduk. Elindeki şapkayı bana uzattı. "ee bende kalmıştı verememiştim geçen gün kusura bakma" "yok yok sorun değil" "bu arada çok güzel voleybol oynuyorsunuz gerçekten uzun süreden sonra ilk defa bu kadar heyecanlı maç izledim" "sahi mi?" "Evet" vay be Anıl hem maçımı izledi hem de beğendi. Yok artık. Onunla küs olmasam boynuna felan atlayabilirdim ama mesafeyi korumam lazımdı. Kısa bir sessizlik oldu rezil mi olacaktım bilmiyordum ama içimde kalmasından iyiydi. "Sen bu sefer beni hatırladın galiba geçen hatırlamakta zorluk yaşamıştın" trip de atardım da onu yapamadım işte. "Efeye sordum seni ordan buldum yoksa hatırlamıyordum" şok olmuş bir ifadeyle ona bakıyordum ki kahkahayı bastı. "Şaka yaptım unutur muyum hiç" oğlum kalbime indirecektin napıyorsun ya. Şoku atlatamadan "bir an inanmıştım hödük" Allah kahretmesin hödük dedim az önce adama. Artık rezildik yani. Orda gülüşü daha da büyüdü. "Hödük mü?" "Yani şey öyle demek istememiştim" "valla dedin bir kere" "ya gerçekten" "rüveydacım ben anladım anlayacağımı" adam benimle eğleniyordu. Ben de rahatlamaya karar verdim. "Yani demiş olabilirim ama o gün hatırlamadın diye şok olmuştum zaten ondan" "ya benim o sıra kafam yerinde pek değildi yoksa 'Anıllar kapı dışarı' unutulacak bir an değil" ikimiz de aynı anda güldük. Güzel bunu hatırlıyordu. Beyza bozmuştu kafasını. Gebertecektim o kızı. Şevvalle acil plan yapmamız lazımdı 'Beyzanın evine operasyon' güzel fikir. "Ee yeni şarkı çıkacak mı?" "Valla şimdilik yok ama bakalım ilham gelirse neden olmasın" eğer şarkıyı yazarlarsa belki önceden dinleme ihtimalim bile vardı. Uzu süre bakıştık gözleri gerçekten büyülüydü. Belki o da benim için aynı şeyi düşünüyordu. Artık eve gitmeliydik ben yorgundum. Tam o anda Efe aradı Anılı. Arabaya çağırıyordu herhalde. Anıl telefonu kapattıktan sonra "Hadi gel bizimkiler arabanın orda bekliyormuş" hemen kalkıp üstümü silkeledim. "Birde Şevvale bir şey olmuş galiba anlamadım da çok bi arkadaşı sorun çıkarmış" "ne nasıl Şevval iyi miymiş" "iyiymiş iyiymiş, gidiyoruz zaten şimdi öğrenirsin." Hangi gerizekalı acaba diye düşünüyordum seçenek çok fazla değildi. Tam o esnada karşıdan Poyrazı gördüm. Lütfen beni görmesin lütfen. Alple oturmuş bir şeyler konuşuyorlardı. Beni görmemişlerdi çok şükür. Arabanın oraya doğru gelmiştik. Şevval koluna buz tutuyordu hemen gidip baktım. Hafif morarmıştı bir şeyi yoktu. "Noldu hangisi yaptı" Şevval daha cevap vermeden Efe "Alp piçi geldi" "Alp mi? Nasıl dokundu sana nasıl izin verdin?" "Rüveyda içinden cani çıktı görmen lazımdı ben sana anlatırım evde merak etme" Efeyi kaş göz işaretiyle gösterince çok üstüne gitmedim Efe burnundan soluyordu belliydi. O sıra Anılın telefonu çaldı. "Ooff Efe Allah rızası için sen konuş ben bıktım bu kızdan konuşmak istemiyorum" içimden lütfen arayan Beyza olsun diye geçiriyordum. Şevval de pür dikkat kesilmişti. Efe açtı telefonu "Beyza benim Efe, Anıl yok hayır konuşmak bile istemiyor, hayır Beyza veremem telefonu, bak Beyza zaten sinirlerim tepemde sal bizi artık rahat bırak bizi. Anılı da sal onun başka konuştuğu var siz ayrıldınız geçen hafta ve bitti her şey şok şunu kafana yoluna bak." Diyip yüzüne kapattı. Hepsi konuştuğu kız kısmında bana dönmüştü. Efenin onu bana dediği çok belliydi. Şevvale göz kırptı o da gülümseyip beni dürttü. utançtan kıpkırmızı olmuştum. Anıl da hafif utanmıştı. Efeden telefonunu alıp "engelliyeyim artık da aramasın bu kaçıncı" "bi zahmet" evet bu tepkime bende dahil şok olmuştum. böyle sesli tepkiler beklenmezdi benden. Açıklama yapma gereksinimi duymadım. Anıl hafif güldü. Artık eskisi kadar kasmıyordum. Ama Şevval halen daha şok geçir bana bakıyordu. Artık arabaya binmiştik. Şimdi evimizi tarif etme sırasıydı.
Şevvalin güncesinden
Ben yol tarif etme özgürlüsü olduğum için Rüveyda Anıla yolu tarif ediyordu. Onun arabasıyla gidiyorduk. Efenin arabasına daha önce hiç dikkat etmediğimi farkettim. Neyse artık denk gelirsek bakardım. Evin önüne geldiğimizde burası geldik dedim. Acaba onları kahveye çağırsak mı eve diye düşündüm. Rüveydayı dürttüm hemen. Hayır gibisinden başını salladı. Ayıp olurdu sanki. Sonra Efenin telefonu çaldı. "Efendim, nereye, tamam ben bakarım birazdan" telefonu kapattı."Anıl kafede işler karışmış biraz uğrasak iyi olur." "Tamam kardeşim gideriz şimdi" ben yine de öküzlük olmasın diye "eve davet ederdim ama işiniz varmış, çok teşekkür ederiz sağolun" efe sırıttı bana "sözünüz olsun kahve geliriz yine demi Anıl" "geliriz tabi" Anıl da gayet içten onaylamıştı. Rüveyda eli yüzünde bana sövüyordu. O da "Teşekkür ederizz" dedikten sonra biz arabadan indik. Güle oynaya eve girdik. Kahvemizi yaptıktan sonra ben ona Alpi anlattım. "Vay köpek döverim lan onu ona noluyomuş" "kanka bende anlamadım ki Alp bir anda sinirlendi çok" "valla Berkler duymasın bu sefer alpi harbi keserler" "evet ama akşam gelirler bende o sıra anlatırım." "Büyük kavga çıkacak" "zaten Efe de zor tuttu kendini o da sinirlendi baya" orda gülümsemiştim."vay vay Efe bey beni şaşırtıyor." Muhteşem manzaramıza bakıyorduk. "Güzel gündü, bak beyzayı da şutladılar artık rahatız gördün mü?"
"Evet ya o çok güzel oldu iyi oldu o kıza" çok yorgunduk gidip biraz televizyon izlemeye karar verdik. Berke mesaj atmıştım 1 saate felan gelirlerdi.
Zil sesiyle uyanmıştım. Rüveyda kapıyı açıyordu. Gelen bizimkilerdi. Ellerinde kola ve pizza paketleri vardı. O kadar açtık ki Rüveydayla sabahtan beri bir şey yememiştik. zamanlamaları çok güzeldi gerçekten. Hemen sofrayı kurduk. Biz halen daha uyanamamıştık. "Eee hadi artık ayılın hadi Şevval Rüveyda hadii" Berk halen daha bize bakıyordu bizde ona mal mal bakıyorduk. "İyi madem hadi Ulaş" bir anda Berk benim yüzüme Ulaş da Rüveydanın yüzüne bir bardak su attı. Neye uğradığımızı anlamadan şok olmuştuk. "GERİZEKALI" Rüveydanın her yeri sırılsıklamdı. Gerçi benimde. "Sizi varya yemin ederim gebertmek lazım" "amma abarttın be kızım uyandın işte hadi yemeğini ye" Ulaşla Rüveyda atışırken Berk de onları izliyordu. Ben de sinsice sürahiyi alıp Berkin arkasından dökecekken bir anda kalktı ve sürahiyi elimden alıp bana döndürdü. "YA MANYAK ARKANDA GÖZÜN MÜ VAR NASIL ANLADIN" vallahi hayret ediyordum. "Eee biz de boş değiliz ne diyorsun Mavi dökeyim mi suyu uyanamadın mı sen daha" "tamam valla özür dilerim atmicaktim zaten suyu özür dilerim BERK YAPMA" ağlamaklı bir bakış attım ve Berk vazgeçti. Rüveydayla aynı anda bakıştık ve ben sürahiyi Berk e o da yanındaki suyu Ulaşa bir anda döktü ve biz odaya koşup kendimizi kitledik. "LAAAAANN" berkin heryeri sırılsıklamdı, Ulaş yine o kadar ıslanmamıştı. Mutfak batmıştı biraz. "MAVİ SAKIN ODADAN ÇIKAYIM DEME SAKIN BAK SENİ KUCAKLAR ÖYLE BANYOYA SOKARIM KİRPİ SENDE DAHİL" Berk sırılsıklam haliyle bağırıyordu. Bizde hem korkudan hem de gülmekten ne yapacağımızı şaşırmıştık. Ulaşın sesi soluğu çıkmıyordu korkuyorduk. Acaba bir şey mi olmuştu. "Berk Ulaş nerde niye sesi çıkmıyor onun" Rüveyda kapıyı dinliyordu ama Ulaştan ses yoktu. Berk "Ulaş mutfakta yerde yatıyo dedi" "ne ne ne nasıl" hemen kapıyı açıp mutfağa koştuk ama ikiside yoktu anlamıştık ki 3 saniye içinde burası göle dönecekti ve tuzağa düşmüştük sanırım kaçamazdık. O anda kafamda su balonu patladığını hisettim. Rüveyda da kafasını tutuyordu. "Lan manyaklar su balonu mu taşıyordunuz yanınızda" Rüveyda ulaşa doğru bağırıyordu ve ikisi bir anda "ATEEEEEEEŞ" diye bağırıp art arda balonlar atmaya başladılar. "lan tamam yeter özür dileriz hadi bak BERK ULAŞ MAHVOLDU HER YER YETER DİYORUM HADİ BURAYI SİZ TEMİZLEYECEKSİNİZ" o an anladılar ki gerçekten ortalık batmıştı. Yerler tezgah her yer suydu. Önce berke kıyafet bulmamız gerekiyordu. Neyseki genelde bizde kaldıkları için kıyafeti vardı. Rüveyda getirip verdi kıyafeti. Berk hızlıca banyoya girdi giyinmek için giderken her yerinden şıpır şıpır su damlıyordu. Gerçi bizimde öyleydi. Bir Ulaş sağlamdı çok az ıslanmıştı. Biz de üstümüzü değiştirip ortalığı temizlemeye koyduk. Halıları balkona serdik. Bir ara balon çöplerini Rüveyda Ulaşa yedirmeye çalışıyordu orda ona iki saat güldük ve ortalığı temizlemiştik. Sonra çok yorulmuş vaziyette kendimizi koltuklara attık biraz dinlendikten sonra "bugün bir şey oldu onu anlatacaktım ben size" hepsi bana döndü dinlemeye başladı. "Alp geldi" o anda Berk lafımı kesti. "Evet gelmiş hatta kolunu felan tutmuş biliyoruz yarın onunla ayrı görüşücez biz hatta yanına Poyrazı da alıp öyle görüşücez merak etmeyin çok kaşındı onlar" "ya siz nerden biliyorsunuz hem poyraz naptı be" hepimiz Rüveydaya döndük bu sefer. "Sen niye Poyrazı savundun" Berk haklıydı bende "harbi kirpi sen niye Poyrazı korudun şimdi" "hayır be ne koruyacakmışım ben onu şimdi daha çok başımıza saracaklar hiç olmadığı anlarda gerek yok diye dedim ayrıca Berk siz nerden biliyorsunuz Alp olayını" "bizim bilmeme gibi imkanımız varmı sence" havalara bak paşadaki ama haklılardı genelde olan biten her şeyi ilk onlar öğrenirdi. "Efe mi anlattı" dedim. Hayır dediler. Neyse daha fazla zorlamayacaktım yeter konu kapansın artık salsınlar bizide mümkünse. Televizyonu açıp seyrettik. Saat geç olmuştu artık hepimizin uykusu geliyordu. "Burda kalsanıza bu gece" bende Rüveydaya katıldım. Onlar da kabul ettiler zaten. Nevresim takımlarını getirip yataklarını hazırladık. Sonra iyi geceler diyip herkes yatağına girdi. Çok yorucu ama eğlenceli gündü. İyi geceler İstanbul..
Gün kombini




Bölüm şarkısı: Neyin Nesi