İçeriğe geç

İstanbulamıyorum Aradığımı

Bölüm 4 · 19 dk okuma

İstanbulamıyorum Aradığımı

Bölüm 4

Olmadı Böyle Ya

17.09.2028

Dünkü karaokeden sonra Şevvalle o kadar çok mesaj aldık ki hatta aralarında canlı müzik söylememiz için teklifler bile vardı tabi reddetmek zorunda kaldık. Kim bilir belki bir gün kabul ederiz. Okuldan geldikten sonra eve geldik Şevvalle. Pek suskundu. Ne olduğuna anlam da veremedim bir türlü. Derken kapı çaldı. Gelen Berk ve Ulaştı. Ellerinde dört tane tahmin ettiğime göre davetiye vardı. İçeri geçtiler. "Ne o kimin düğünü hayırdır" diye sordum. "Yok kızım ne düğünü aslan gibi eniştemden havuz partisi daveti" Berk Şevvale bakarak söylemişti bunu. Şevval halen daha tınlamıyor halıya bakıyordu. Ezberledi galiba halının desenlerini. Berk biraz daha yüksek sesle Efeden davetiye diye bağırdı. Şevval bir anda döndü. "Şu adama enişte demeyi keser misin artık" dedi ve elinden davetiyeyi hızlıca çekip aldı. "Ne zaman verdi bunu" diye sordu. "Sen sahneye çıktın işte seni izledik sonra Ulaşım ve Rüveyda koşuşturuyordu Efe bi anda sahnenin ordan bana doğru geldi yüzü baya asıktı. Bunları verdi bana sizde davetlisiniz eğer gelmek isterseniz beklerim dedi Çok soğuk bir şekilde ve gitti. Anlam veremedim sadece bakakaldım ve sonra benim de aklımdan çıkmış organizasyonla ilgileniyordum" dedi. "Noluyo ya bu adama" diye sordu ulaş. "Ya bizim aramız iyiydi hatta sahneden indikten sonra bana doğru geldi bende onun yanına doğru gidiyordum bir anda Alp salağı çıktı karşıma. Çok iyiydin tebrik ederim dedi ve sarıldı bildiğin. Hayır bırakmadı da. Efenin gözünün içine baktım o kadar. Sonra Alpe sarılmaya bıraktım onun bırakacağı yoktu. Tekrar baktığımda Efe yoktu. Çok değişik baktı bana halen daha bakışları aklımda çıkmıyor" diye açıklama yaptı ve kendini koltuğa tekrar attı. "Galiba Alpi kıskandı Efe bey" dedim ulaş ve Berk beni onaylar gibi bakış attılar Şevval de dünyadan kopuk yaşıyordu. "Eee gidecek misiniz partiye?"dedi Ulaş. Ne demek gidecek misiniz siz gelmiyor musunuz ya diye sordum. "Bizim işlerimiz çıktı valla yoksa orda sizi bırakamazdık biliyorsunuz" diyip Berk ulaşa bakış attı. Bakışarak bir şeyler konuştular ama anlayamadım. Omuz silktim. "Şevval napalım gidelim mi ne dersin? Özel davet edilmişiz baksana hem Anıl da oradadır lütfen gidelim noluur" " kanka kimi tanıyoruz ki biz orda napıcaz sence?" "Ya ilk kez mi partiye gidiyoruz buluruz hem yenileriyle tanışırız ne dersin kanka Anılda ordadır hadi lütfen" "gidelim okey" niye bu kadar soğuk olduğunu çözememiştim. Berk Şevvalin yanına gidip "Mavi üzülme artık Alpi birazdan halledicem ben hatta Poyrazla birlikte güzel bir dayak hak ediyorlar değil mi Rüveyda?" "Ya olay bana nasıl döndü ben naptım ya" yakarışlarım boşunaydı. "Poyraz da Alp de bizim için önemli değiller sadece sümüklü gibi tam zamanında yapışıyorlar" diye açıklama yaptım. İşte biz onların bu sümük tavrından hoşnut değiliz Kirpi o yüzden gidip güzelce uyarıcaz anlamazlarsa anlayacakları dilden konuşuruz" Ulaş belki de haklıydı. Bizi koruyorlardı bu güven vericiydi. Bakış atmakla yetinip Şevvalin yanına oturdum. Hadi kalk bir şeyler bulalım. Buldum dedi bir anda. Gözleri parladı. Korkuyordum. "Bak dört tane davetiye var ve iki kişi eksiğiz bunu bahane ederek onların cafeye gidelim hem benim konuşma fırsatım olur hadi Rüveyda kalk hazırlanalım hadi geçe kalmayalım çok" "tamam da sen Efeye benim sevgilim değil Alp mi diyeceksin ne diyeceksin?" Diye sordum. Kısa bi süre sessizlik oldu. Harbiden nasıl açıklayacaktık Efeye? "Ooof onu o sıra düşünürüz işte ya" bu kızın böyle konuşması beni öldürecek umarım daha da berbat etmez. İyi o zaman biz sizi bırakalım sonra kendi işimize bakarız olur mu diye sordu Ulaş. Valla çok iyi olur diye cevapladım. Baş ucumuzda duran nikolay eline sarmadan onu kaldırmam gerekiyordu yoksa Ulaş yine alacaktı biliyordum onu. Koşarak odama gidip kapıyı kapattım ilk anlamadı ama sonra koşarak oda geldi hatta kapıyı yumrukladı. "Rüveyda söz bir daha başkasına nah çekmeyeceğim lütfen" ben içerde kıkırdıyordum Şevval ve Berk de anırıyorlardı duyabiliyordum. "Sana izin veren de kabahat öküz çık git vermem sana şah eserimizi kıymetlimiz o bizim" tam o esnada koptum tabi gülmekten. Ulaş vazgeçmeyecekti biliyordum bunu. Şuan gitti ama gelecek. Neyse hızlıca kombin yapalım. Çok güzel olmaya gerek yok ama Anıl da görebilir şimdi. Şevval dünkü olayı götünden salladı diye düşünüyorum Anıl orda olacak ve ben fark etmicem YOK ARTIK yani. Dünden beri düşünüyordum bunu. Kayıtlar gelmeden de inanmayacağım büyük ihtimal. Kot şort üstüne de beyaz crop yeterli bence. Bizi esas herkes yarın görsün bakalım. Şu anda herkese taş çıkartırım ama yarın görüşeceğiz. Makyajımı da yapıp çıktım odamdan. Ulaş kapıda değildi şaşırmıştım ama sonra içeri gittim televizyon izliyorlardı. Şevval de çıktı şimdi odasından. O da kot şort üstüne yeşil crop giymiş. Gayet uyumluyuz. Bizimkiler bizi süzdü tabi bok gibi olmuşsunuz kusucaz şimdi felan demeye başladılar. Bu onların dilinde gayet okeysiniz demekti. Alışmıştık. "Sağolun canım bizde öyle düşünmüştük" dedim ve evden çıktık. Arabayla gidiyorduk. Ulaşla klasik öne oturma kavgası yaptıktan sonra yine o öne oturdu ama gösterirdim ona ben. Şevvale döndüm "Şevval sakinleş artık hadi bak gidip açıklayacağız her şeyi hadi takma bu kadar yarın yapacağımız kombinleri düşün ne kadar çok çocuk buluruz kendimize hadii enerjin yerine gelsin" "Oha evet her şeyi halledicez tamam sakinim" dedi ve gerçekten düzeldi. Güzel şeyler bizi bekliyor inanıyordum. Cafenin önüne gelmiştik. Tanıdık iki araba oradaydı evet oradaydılar. "Şevval gördün mü" onaylarcasına başını salladı. Ulaş ve Berk e veda edip indik arabadan. Hadi bakalım. Girdik cafeden içeri. Ben Anılı göremedim. Efe elinde bir kaç dosyayla tezgaha yaslanmış onlara bakıyordu. Ben de iki tane kahve siparişi verdim. Sıra vardı biraz onu bekliyordum. Şevval Efenin yanına gitti hafiften öksürdü. "Selam" dedi. Efe tanıdı bu sesi biliyordu. Başını kaldıracaktı vazgeçti bakmaya devam etti dosyalara. "Selam" dedi soğuk bir şekilde. Nasılsın diye sordu Şevval. İyi demekle yetindi halen daha bakmıyordu şevvale. Bu kadarı yeterdi Şevvalin kafası atmaya başlıyordu bu adam kimin nesiydi de trip atıyordu. "Efe yüzüme bakacaksan bir şey konuşacağım, ya da bakma insanlık edip gelende kabahat" Efe kaldırdı hemen yüzünü önce süzdü Şevvali sonra gözlerine baktı. "Efendim" dedi sıcaktı bu sefer sesi. Öncelikle bizi davet etmişsin partiye Berk ve Ulaş özür dileyip gelemeyeceklerini belirttiler onların adına söylemeye geldik" " bunu yarın gelince de söyleyebilirdiniz" Şevval kem küm etti orda. Haklıydı ama işte Alpi açıklamak istiyordu ama yapamadı. Tam vazgeçecekti bu küstaha laf anlatılmazdı ki "Neyse davetiye var istersen sevgilini de getirirsin" dedi. İşte bu Şevvalin işine yarardı. " Bak Efe açıkça konuşayım aslında bunu açıklamaya geldim, o gün gördüğün çocuk benim sevgilim değil olamaz zaten o an sarıldı hiçbir anlam veremedim benim hiçbir alakam yok o çocukla açıklama bile yapamadan sana gittin." Efe duraksadı bir süre. Yalan söylediğini düşündü büyük ihtimal. "Neyse eğer istersen o da gelsin yani" dedi ve dosyaya bakmaya geri döndü. "Ya gerçekten düzgünce açıklama yaptım sırf onun için geldim buraya yaptığın şeye bak gerçekten küstahsın, o çocuk sen inansanda inanmasanda benim sevgilim değil umrumda değil anladın mı? Al hatta bu davetiyeleri kanıt olsun sana burda bırakıyorum Rüveyda harici de kimseyle gelmiyorum umarım yeterince açık olmuştur" sinirle solumaya başladı. Efe yumuşamıştı hatta bu açıklamayı beklediğini fark etti ama anlam da veremedi. Uzun süre bakışmakla yetindiler. Sonra Şevval Efenin bir şey demesine izin vermeden kalkıp yanıma doğru geliyordu ki bir şey gördü bana kaş göz yaptı ve dışarı çıkıp kaldırıma oturdu. Ben anlamadım ama umarım düşündüğüm kişi değildir umarım Anıl değildir ya da lütfen Anıl olsun bilmiyorum çok heyecanlandım. "Selam" selam mı hayali sesler duyuyorum ya, ne selamı. Hem de ezbere bildiğim bir ses. Hayal olma olasılığı çok yüksek ya ama Şevval kaş göz yaptı. Bence sese doğru dönmem gerekiyor. KIZIM NE SAÇMALIYORSUN ANIL YANINDA OLABİLİR. derince nefes aldım ve döndüm evet Anıldı. Sesim titreyerek "Selam" dedim. "Biraz geç tepki verdin" dedi. "Ben şey ee biraz kafam dalgındı ondan" diyip mal gibi sırıttım Allah'ım noluyor ağlamak istiyorum. "Demek Anıllar kapı dışarı"diyip hafifçe kahkaha patlattı. "Bu arada dün Şarkıyı çok güzel söyledin ayrıca seçimin beni çok şaşırttı çok güzeldi. Efe bir anda apar topar gitmek istedi ama kalsaydım yanına gelecektim" lan ne diyon Anıl valla rüya bunlar amk bak hep böyle oluyor kesin rüya. Neyse rüyaysa da devam ettirelim bakalım. Anıllar kapı dışarıyı duymuş adam tam delirmelik ya ooof rezil olduk bugün de neyse onu unutabilir miyiz lütfen." Beğenmene sevindim bende şarkılarınızı çok severek dinliyorum o yüzden onu seçmek istedim" gülümsedi ama o güzel gülümsemesiyle. Sonra kahvelerimiz geldi. Onları aldım artık burdan gitmem gerekiyordu. Ne vardı birini Anıla versem de oturup karşılıklı içsek oooof rezil oldum zaten yeter artık gitmem lazım. Sonra Anılın da kahvesi geldi. O da iki tane almıştı. İçimden lütfen kıza almamış olsun diye geçirdim. "Ee nereye " diye sordu "dışarıda Şevval var yani arkadaşım eve gidicez birazdan" mal, çocuk Şevvali nerden bilecek niye söylüyorsam neyse 'battı balık yan going' hesabı rezilliğe devam ediyoruz. "İyi o zaman dikkat edin de saat de geç olacak görüşürüz" dedi. Yok artık. Allah'ım lütfen hayal olmasın bunlar lütfen. Bende sıcak bir gülümsemeyle "görüşürüz" dedim ve gittim. Kahveyi Efeye bıraktı ona almış. Bende Şevvali aradım gözümle kısa bir süre dışarıda oturuyordu. Yanına gidip kahvesini verdim. Onu yerden kaldırdım. Yürümeye başladık. "KANKA İNANAMAYACAKSIN" diyip Anılla olan tüm diyoloğumuzu anlattım. İki dakika sevinç çığlığı felan attık. "O yüzden ben kaş göz yaptim gelmedim yanına" dedi. "Zamanlaman harika be Mavi" dedim. "Tabi olm ne sandın" yaptı. Sonra Efeyi sordum. "Kanka fazla olan davetiyeyle Alpi çağırmamı söyledi" ağzım açık kalmıştı "Ne ne nasıl ya kanka açıkça kıskanmış Efeyi baksana, ohaa Efeyi cidden kıskanmış vaay" gerçekten şaşırmıştım. " Hayır bide inanmadı açıkladım iyice Kendi bilir fazla olan davetiyeyi ona bıraktım kanıt olarak götüne soksun diye. Küstah dedim bide suradına ama haketti." Orda gülmeye başladım "küstah iyiymiş" o da güldü. "Kanka hevesim kaçtı gitmesek mi ya yatalım evde ne dersin" "Şevval saçmalama yarın iki üç katı çok güzel olup gidicez ve Anıl da orda olabilir hem Efeye inat her şeyi yaparız eğleniriz lütfen gidelim hadi lütfen beni de düşün" diyip meşhur bakışımdan attım ona kıyamazdı biliyordum. " Ooof gidelim tamam" dedi. Eve baya yaklaşmıştık. Saat de geç oluyordu. Yine geçen günkü gibi olmasın diye hızlıca yürüdük eve. Şevval gider gitmez uyudu hemen. Ben de yüz maskelerimi yapıp yattım. Bakım önemliydi. Yarına güzel olacaktık. Anıl da vardı. Efeye de gösterecektik gününü. İnanmıyormuş paşaya bak görsün bakalım bizi kimler istiyormuş da biz yüz vermiyoruz be. Neyse bakalım. İyi geceler Istanbul, iyi geceler Anılım..

Bugün büyük gün ben hemen yataktan kalkıp giyiniyorum. Elbise de cuk oturdu he. Kimse yok evde. Neyse ben de aynada son kez tipine baktıktan sonra kapıyı acıyorum. Karşımda ANIL. Anıl karşımda duruyo. Kapıyı geri kapatacakken yüzüne kapatmıyorum Allah'tan. "Senin ne işin var burda" diye soruyorum. "Senin için geldim" ne ne yüzümde kocaman gülümseme Tam Anılın boynuna atlayacakken birisi beni dürtüyo. Noluyo yaaa. Rüya olduğunu o sırada anlıyorum. Başımda Şevval beni dürtüyo. "Rüveyda kaaaalkk kaaaaallk Nolduğunu tahmin edemezsin kalk" "APTAL ANILA SARILIYORDUM NİYE UYANDIRIYORSUN" diyip yüzüne yastığı geçirdim. Galiba sert olmuştu. Şimdi naneyi yemiştim ben. Ama rüyamı sindiremeden bir yere de kalkamadım halen daha etkisindeydim. Şevval ya kızmadı ya da intikam için güzel planları var bilmiyorum ama halen daha saldırmadı bana."Sen bana kızmadığına göre güzel bişey olmuş olmalı, noldu" hala sırıtıyordu salak. "Bana kim istek atmış sence, tahmin eeett" " Lütfen Nuri hoca olmasın lütfen" bu aralar eliyle çok oynuyorduk artık rüyalarımıza giriyordu. Bana kitlenen bir bakış attıktan sonra "köpek hevesim kursağımda kaldı" diyip telefonunu eline aldı. "Lan yoksa Efe mi attı istek, Şevval yok artık Efe değil demi" o sırada bana ekranı çevirip gösterdi. Efeydi. İstek atmıştı. "Napcam kabul edeyim mi" diye sordu. "Tabi kabul et olm manyak mısın" "onay vermeden kabul etmek istemedim. Rüveyda kabul ettim Aaa çok heyecanlı laaan ay dur tamam sakinim şimdi geri takip etcem" diyip geri takip isteği gönderdikten sonra telefonu fırlatıp odada bir iki tur attı. İki dakika geçmeden bildirim sesi geldi. "Kabul etmiş isteği" "ne ne nasıl bu kadar çabuk. Paşa'nın elindeymiş telefonu" biz oda da sevinç çığlıkları atarken saate bakmayı unutmuşuz. Hemen giyinip çıktık. Okula yetişecektik. Çıkışta artık eve gelip hazırlanıp doğruca partiye. Saat biz eve girdiğimizde 17ydi. Bizi partiye Berkler bırakacaktı. Kısa süre ne gideceğimizi düşündük. İkimiz de elbise yani başka n3 giycez bakışı attıktan sonra giyinmeye başladık. Bende krem ve bej renk karışımı mini boy bir elbise altına aynı renk topuklularım vardı. Gayet şık durmuştu. Acaba abartı mı diye düşündüm. En kötü yedek kıyafet alırız bir şey olmaz dedim. Tam o sıra da Şevval çıkmıştı odasından. O giymeye kıyamadığı lacivert elbisesini giymişti. Aynı renk bir topuklu. Kısaca birbirimizi süzdük. Mükemmeliz bakışı attıktan sonra "Şevval biz partiye gidiyoruz çok mu abartıyız ya" diye sorgulamaya başlamıştım. "Kirpi saçmalama bu adamların hepsi zengin tamam en kötü bizim B planına başvururuz ama herkes böyle olacak bak gör" bizim B planı yedek kıyafetti. Küçücük çantalarımıza sokuyorduk kıyafetleri. "İyi bakalım görelim partiyi" dedim. Parti 19.00 da başlayacaktı. Biraz daha assolist gibi geç girecektik. O yüzden aceleye gerek yoktu. Saat 18.30 du neredeyse hazırdık. Son bir iki dokunuş yapıyorduk. Kapı çaldı. Açtım. Gelen bizimkilerdi. Kapıdan girer girmez ıslık çalmaya başladılar. "Üfff bu sefer zorbalayamayacağımız kadar taş olmuşsunuz bu nee" "Ya kanka çok mu abartı değiştirelim mi?" Aslında değiştir dese de değiştirmezdim. Tam o sıra Şevval de geldi içeriden. Onu da süzüp aynı tepkiyi verdiler. " Size bir şey diyim mi bu gece partideki tüm erkekler size yürüyecek o kadar eminim ki, iyi ki gelmiyoruz sizin yanınızda sönük kalırdık he" cidden o kadar iyi miydik ya. "İyi o zaman bu gecenin hakkını verelim" evet Şevval haklıydı. Bu gece manyak eğlenecektik. Biz Berke dünkü olayı ve bu sabahki isteği anlatırken içerden bir anda bağırma sesi geldi. Ulaş benim odam da bağırıyordu. Çok tınlamadık biz anlatmaya devam ettik ama Şevvalle aynı anda göz teması kurup koşmaya başladık. NİKOLAYIN ELİ. Umarım ona bir şey olmamıştır. Gittiğimizde Ulaş ayakta eliyle poposunu tutuyordu. "Rüveyda salak mısın oturacaktım şuraya eşyalarının altında kalmış görmedim götüme girdi ya" "Ulaş yemin ederim geberticem seni" biz o sıra kahkahayı bastık zaten. Yere oturduk yerde gülüyoruz. Umarım el kırılmamıştır. Ben sormaya çalışıyorum ama o kadar çok anırıyorum ki soramıyorum. Yaklaşık beş dakika güldükten sonra Bizi zorla kaldırdılar. Allah'tan nikolayın eline zarar gelmemişti. Yoksa mahvederdim Ulaşı. Arabaya bindik ve gitmeye başladık. Partiye geldiğimizde saat 19.30 du. Güzel yarım saat ideal dedik. Arabadan inmeden bir kaç kişiyi de süzmeyi ihmal etmedik. Onlar da biz gibiydi. Yani kıyafetleri değiştirmeye gerek kalmamıştı. Bizimkilerden şans dilemelerini istedikten sonra indik arabadan. Girişte güvenliğe davetiyeleri gösterdik. Hızlıca içeriyi süzdüm. Ne Efeyi ne Anılı gördük. Neyse bakalım derken arkamızdan tanıdık bir ses hoş geldin Şevval yani şey hoş geldiniz" dedi. Gülmemek için zor duruyordum ama Şevval dürtünce sustum. Arkamızı döndük. Evet Efeydi. Bu sefer elini de uzatmıştı. İlginçti. Şevval garipsedi bana bakış attı sonra adamın eli havada kalmasın diye nazikçe sıktı. "Hoş Bulduk" Maşallah Efe bey gözlerinizi arkadaşımın üzerinden çekecekseniz izninizle gidicez de biz. Tabi bunları sesli söylesem sonum olurdu herhalde. "Keyfinize bakın" dedi ve gülümsedi. Şevval de nazikçe gülümsedikten sonra biz bar tarafına yürüdük. Alkol pek tercihimiz değildi ama hafif içkilerden bir şey olmazdı. İçeceklerimizi aldıktan sonra oraya oturduk etrafı kesiyorduk. Evet herkes bizimki gibi abartılıydı. Bu arada okulun yarısı burdaydı yani çok samimi değildik ama çoğuyla tanışıyorduk. Ve evvet kapıdan asıl assolist bey giriyordu. Tabiki de Anıl. Efe hemen karşıladı. Bunlar baya iyi dostlar işimize gelecek baya. Ben tabi biraz daha baksam Anılın içine düşeceğim için Şevval beni dürttü. "Salak 32 diş sırıtıyorsun düzelt kendini bak bu tarafa doğru bakıyorlar" "ne buraya mı" hemen kendimiz muhabbet ediyormuşuz gibi önümüze döndük. Anılla Efe eve girdiler. Neyse artık onlar için gelmedik sonuçta eğlenmeye bakalım.(Onlar olmasa gelmezdik) Şevval bir kaç tanıdık görmüş selam veriyordu. Ben de ona katıldım. Baya kişiyle konuştuktan sonra eski yerimize geri oturduk. Parti sıktı sanki biraz ve sahipleri de meydanda yok. "Rüveyda sen dün bana Anıl benim şarkımı beğendi demedin mi kanka fırsat bu fırsat kalk hadi rica edelim şarkıyı sen söyle hadi lütfen" "Şevval manyak mısın adam çakar o zaman her şeyi. Hem ben mutluyum şuan Anıl gelsin de biz onu dinleyelim." "Peki tamam" bu cevap beni hiç tatmin etmedi ya. Kesin gıcıklık yapacaktı emindim buna. "Dur birini gördüm selam vereyim" diye ayağa kalktı. Çok sorgulamadım. Derken Efe çıkmıştı. Anıl yoktu halen daha. Bir kaç erkeğin yanına doğru gitti sohbet ediyorlardı. Gözleriyle etrafı taradı. Sonra beni gördü yanım boştu. Etrafına tekrar baktı. Şevvali göremedi büyük ihtimalle çünkü şuan bende göremiyordum. Tamam gördüm şimdi. Salak karşıdan podyum yürüyüşü yapar gibi geliyordu. Eşek ama yakışıyor. Efe de görmüş olmalı ki hafiften gülüp önüne döndü. Şevval bunu duysa delirirdi. Geldi yanıma oturdu. "Eşek nerdesin sen kimmiş bu tanıdık ya" gülmemek için zor durduğu belliydi."he bu arada Efe seni aradı baya haberin olsun" diye de ekledim. "Ne nasıl aradı ne aradı nasıl ya" afallamıştı beklemiyordu. "Valla kankacım bildiğin iki saat sana bakındı sonra gördü seni ve gülüp önüne döndü." "Oha" iki dakika tepkisiz kaldı olayı sindiriyordu. Derken bir ses. Sahneye Rüveyda Güveni davet ediyorum. "Ne ne sahnesi ben mi?" Şevvalin kurtuluşu yoktu yemin ederim yoktu. Herkes bir anda beni alkışlamaya başladı. Gerçekten sahneye çıkmamı bekliyorlardı. "Hadi Kirpi bu fırsatı kullanmamız lazım" kulağıma doğru eğilip "Anıl için hadi" dedi. Gazi vermişti. Hadi bakalım kızım yaparsın. Sahneye geldiğimde "ama ben daha ne söyleyeceğimi bilmiyorum ki" dedim. Adam bana "İstediğiniz her şeyi söyleyebilirsiniz" diyip nazikçe gülümsedi. Heyecandan titriyordum. Şevvale baktım bu sefer Anıl yoktu oralarda tek başına oturuyordu. Hızlıca Efeye baktım Şevvale doğru gidiyordu. Güzel. O zaman bu şarkı benden size gelsin. Şevvale kimse görmeden kalp yapıp şarkıya başladım. "Yana yakıla hep kendine kızıyo'sun 'Maksadımı aştım' diye" ben kendimi kaptırmıştım. O sırada içeriden Anıl da çıktı. Efeyle Şevvalin yanına doğru yürümüş ve orda beni dinlemeye başlamış. Yani bunları Şevval sonradan anlattı tabi. Şevval bana aşık aşık bakıyordu o an sadece onu hatırlıyorum. Şarkının tam nakaratı geliyordu artık sahneye hakimdim ve kendimi iyice kaptırmıştım."Bir yalan buldum ben artık gerçeğe doydum" ne noluyo. Yanıma döndüğümde Anılın da elinde mikrofon bana eşlik ettiğini gördüm. Şevvale döndüm hemen çok iyisin diye işaret yaptı video çekiyordu. Demekki gerçekti. Bozuntuya vermeden birlikte devam ettik. "Hüzünleri dehlizlere boğdum, sana geri dönemem. Değersiz kalplere hiç kendini yorma." Ve ve ve en güzel kısmı ikimiz de aynı anda birbirimize döndük ve "bütün bunlar neden diye sorma" kalbim çıkacaktı. ANIL ERDEM CEVİZCİYLE BİRLİKTE SÖYLÜYORDUK YOK ARTIK. herkes eşlik ediyordu bize. Şarkıyı bitirdikten sonra çok büyük bir alkış geldi. Şevval en başlarında herkesi coşturuyordu hatta. Ağlamak istiyordum ama mutluluktan. Allah'ım bugün hayal olmasın başka bir şey istemiyorum lütfen. Sonra birlikte sahneden indik. Ben o söylemeye devam eder diye düşünmüştüm. Şevvale koştum hemen çok umursamadan sarıldım rezil olmak çok umrum değildi o an. "Rüveyda harikaydın Anıl bile sana düştü yemin edebilirim buna" kulağıma fısıldamıştı. Kalbim çıkacaktı benim. Efe ve Anıl birilerini görüp bizden özür dileyip gittiler. Vay centilmen beyler vay. Bizde eski yerimize oturduk. Bir kaç kişi geldi beni tebrik etmeye. Hepsine teşekkür ettikten sonra okulun züppe erkek tipleri bizim yanımızda geldi. Bildiğin yavşıyorlardı. Çok yüz vermeden bizde ayak uydurduk yoksa bize yapışacaklardı biliyorduk. Efeyle Anıl bize doğru geliyordu görmüştüm ama önümdeki çocukla sohbet ediyordum Şevvale bir şey diyemedim. O da fark etmedi büyük ihtimalle. Arkada 'ben sende tutuklu kaldım' çalıyordu. Gerçi söyleyen bok etmişti şarkıyı ama yine de çoğu çift dans ediyordu. Anıl ve Efe solumuzdaydı. Benim onları görmediğimi düşünüyorlardı. Sonra önümüzdeki çocuklar daha adlarını bile bilmeden Şevvale dans teklif etti. Elini uzattı. Efenın kırarım o elini dediğini duydum. Ardından benim önümdeki çocuk bana elini uzattı. Şevval ilgilenmiyorum teşekkür ederim diyip içecek almaya kalktı. Bende aynısını yaptım. Çocuklar göt gibi kalmıştı gülmemek için zor duruyorduk. Sonra Efeyle Anıl onların yanına gitti. Biz tabi uzaktan izliyoruz. "Şevval Efeyle Anıl yanımızdaydı ve her şeyi duydular" dedim. "Ne sen ciddi misin" tam o sırada kavga etmeye sesler yükselmeye başladı. "Sarkıntılık yapacaksan siktir git burdan" Efe atarlıydı. Ama böyle partilerde normaldi bunu o da biliyordu. Anıl sinirlerini kontrol etmeye çalışıyor gibiydi. Bana asılan çocuğa gidip "rahatsız etme lan kızı sanane amk" dedi. Sonra Efe bir anda "siktirin gidin partimden istemiyorum sizi" diye bağırdı herkes duymuştu.Çocuklar ne olduğunu anlamadan gitmek zorunda kaldılar. Ben olsam okula gelemezdim bir daha. Ama çok yavşamışlardı ne yalan söyliyeyim iyi de oldu yani. Saat epey geç olmuştu. Ben bir kaç arkadaşımı görüp yanlarına gittim. Şevval götünde kurt olduğu için yarışmalara katılıp milletle yarışıyordu. Ve tabi beni de peşinde sürükledi. Yarışma tabuya benziyordu iki kişilik gruplar birbirlerine kelime anlatıyorlardı. Herkesi bir bir eliyorduk. Biz zaten leb demeden leblebiyi anlayan türden çifttik çok zor olmadı bizim için. Aferin eşeğe beceriyoruz he. Anıl ve Efe de katılmıştı. Elenen herkes havuza atılıyordu. Güzelim elbiselerimizle ıslanamazdık o yüzden kazanmak zorundaydık. Ve son iki çift. Biri biz. Öbürü de Anıl ve Efe. Sıra bize geldi iki dakika da Şevvale 9 tane kelime anlattım tam onuncu kelimeyi anlatıyordum. Kelime arıydı. Gerizekalıya Snapchat diyip kitlenen bakış atıyorum. Ama tam yapamadım rezil olmamak adına. Evde olsak o bakışı kesinlikle yapardım. Travma yaratacak cinsten. Ve anlamadı tabi arı yı. Böylece 9 kelimede bitti. Anıl ve Efe bizi geçmesin diye dua ederken insanların yarısi evlerine gitmişti. Parti bitmek üzereydi zaten. yess beeee onlar 8 kelimede tıkandılar. Kelimeleri maket eldi. Anlatamadı salak Efe. Biz olsak amma anlatırdık he. Sonra süre bitti ve biz kazanmış olduk. "Evet cezanız beyler buyrun atlayın havuza" Şevval gayet keyifliydi. "Ya ev sahibi benim noluyo atlamıyorum ben" "Valla ağlayacaksan oynamasaydık keşke Efe hadi atla o havuza" Şevval umarım bir delilik yapmazdı. Ben de anıla "eee hadi boşuna mı kazandık biz atla" dedim. İkisi de oflaya puflaya gittiler havuzun başına ve Efe çocukluk yapıyordu Anıl da tam o sıra suya atlamıştı. Şevval arkadan Efeyi ittirdi. Efe bir anda suya düştü. Biz tabi anırmaktan öldük o sıra. Ne olduğunu anlayamadan sudan çıktı efe. "Şevval manyak mısın" diye o da gülmeye başladı. Tabi onların havuz keyfini izlemek eğlenceliydi baya dalga geçtik orda onlarla. Ulaş aradı sonra beni geliyoruz 10 dakikaya dedi. Tamam dedim. O sıra da efe ve Anıl havuzdan çıkmıştı. Hemen üstümüze bir şeyler giyip geliyoruz dediler. Geldiklerinde iki dakika bile olmamıştı. Son bir kaç kişi kalmıştı. Biz ve tanımadığımız kaşar bir iki kız. Efeyi kesiyorlardı. Ve şevvale kitlenmişlerdi. Efe ve Anıl karşıdan bize doğru geliyorlardı. Bizde çantamızı almak için masaya yönelmiştik tam çantamızı alıyorduk ki o kızlardan biri Efenin yanına gitti. Hatta baya gülerek konuştular. Baya baya kız kahkaha atıyordu. Efe de gayet samimiydi. Kız "ben gidiyorum Efecim" dedi sarıldı Ve YANAĞINDAN ÖPTÜ. Efe kız öperken geriye çekildi bir yandan da gözleri Şevvadeydi. Şevval olduğu yerde kalmış onları izliyordu. Anıl bizim yanımızdaydı. Tam o sıra da Ulaş geldi. Zamanlaman harika be oğlum. Anıl bana görüşürüz dedi ben de ona görüşürüz dedim. Şevvale baktığımda Efeye son bir kez bakış atıp hızlıca çıktı kapıdan. Koşarak ona yetiştim. Efenin bu yaptığına gerçekten ayıp denirdi. Sarılmak nedir diyeceğim kız birde yanağından öptü ya tam delirmelik. Şevval ağlamamak için çok zor duruyordu büyük ihtimal. Tanıyordum onu. Hemen arabaya bindik. Efe arkamızdan seslendi ama duymamazlıktan geldi Şevval. Haklıydı. Tek bir kelime bile etmeden eve gittik. Berk ve ulaş çok sıkıştırdı ama onlar da bir sürü olay yaşamışlar. Yarın konuşalım diye onları yarın bize çağırdım. Bugün olmazdı. Tüm yol Şevvali teselli ettim ama ağlıyordu. Kırılmıştı ve haklıydı. Eşek Efe bir elime geçsin yolucam saçlarını. Eve geldik ben Şevvali dizime yatırdım hep öyle sakinleşir uyurdu. "Yarın bir hal çaresisine bakarız hadi uyu" dedim. İstemiyorum ben hiçbir şey dedi. Ve sonra uyuyakaldı. Çok karmaşık bir gündü. Ben sevinçten yerimde duramayacakken şu anda duruyordum. Galiba artık Anıla alıştım. Artık onunla tanışıyoruz. Vay be hayat çok ilginç. Derken benimde gözlerim kapanmaya başladı. İyi geceler İstanbul..

Gün kombini

Bölüm şarkısı: Neden Diye Sorma🎵

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.