İçeriğe geç

İstanbul Katili

Bölüm 21 · 7 dk okuma

İstanbul Katili

Bölüm 21

Derin Kesik ve Yeni İpucu

Emniyetten yarı baygın bir şekilde çıktığımda Aslan hemen bana yetişti.

"Kendi evine falan gitmiyorsun. Otelde kalacaksın."

"Ağzımı bozmak istemiyorum Baş Komiser Aslan."

"Ağzın yeterince bozuk zaten Dedektif Verda."

Ters ters suratına baktım.

"İstanbul Katili seni takip etti bugün! Birkaç saat önce! Nasıl evine gidebilirsin?"

"Herif her türlü beni buluyor zaten Aslan. Daha fazla kimseye rahatsızlık vermek ve yük olmak istemiyorum. Sakın yük değilsin falan diye başlama gene. Kimse bana iyilik yapmak zorunda değil. O otelde yer işgal ediyorum. Ayrıca rahat da değilim."

Aslan sıkıntıyla derin bir nefes verdi. Motorumun yanına geldiğimde ofladı.

"Araban otelde. Onu ne yapacaksın?"

"Eşyalarımı almam gerekiyor zaten. Yarın hallederiz. Emniyete gitmeyi planlamıyorum. Sen çıkışta beni evden alabilir misin?"

"Alırım."

"Tamam. Otele geçeriz, ben eşyalarımı toplarım sonra da arabamı alır geri eve dönerim."

Aslan sıkıntıyla etrafına baktı.

"Hiç içime sinmiyor böyle."

"Sinsin o zaman. Gerçekten çok yorgunum. Bir an önce eve gitmek istiyorum. Görüşürüz Aslan Baş Komiser."

İstemeye istemeye gülümsedi.

"Görüşürüz Verda Dedektif."

Kaskımı ve eldivenlerimi taktım. Motoruma atlayıp evin yolunu tuttum. Bir andan da arkamı sürekli kontrol ediyordum. İstanbul'un beni tekrardan takip etmeyeceğini, en azından bu şekilde takip etmeyeceğini biliyordum ama yine de huzursuzdum.

Eve geldiğimde motoru otoparka bırakıp asansöre bindim. Sırtımı asansör aynasına yaslayıp gözlerimi kapattım. Nasıl da uykum vardı! Umarım İstanbul bu gece cinayet işlemezdi de uyuyabilirdim.

Asansörün kapısı açıldığında inip çantamdan anahtarımı çıkardım. Eve girip arkamdan kapıyı kapattım. Hızlıca banyoya girdim. Üstümdekileri çıkarıp kendimi sıcak suyun altına bıraktım. İşimi olabildiğince hızlı halledip çıktım. Bornozumu giyip kafama havlu sardım. Banyodan çıktığımda odama yöneldim. Yatak örtülerini ve yastık kılıfını değiştirdim. Daha sonra da kendimi yatağa attım. Şu mükemmel hissi başka hiçbir şey veremezdi.

Gözlerimi kapatmış yatakta yatarken telefonum çalmaya başladı. Acıyla inleyerek zorla yataktan kalktım.

"Ne olur cinayet işlememiş ol, ne olur!"

Telefonumu aldığımda arayan kişinin Afra olduğunu gördüm. Rahat bir nefes verdim. Mutlu olduğum şeye bak! Diğer insanlar hayatında nelere mutlu olur ben nelere mutlu olmak zorunda kalıyorum.

"Efendim?"

"Verda nasılsın? Ne yapıyorsun?"

"Hiç. Yatıyordum, sen ne yapıyorsun?"

"Ayy, uyandırdım mı?"

Kafamı iki yana sallarken bir andan da tekrardan kendimi yatağa atmıştım.

"Hayır uyandırmadın. Uzanıyordum öyle."

"İyi bari. Bu cumartesi buluşuyoruz değil mi? O kadar söz verdin bak. Hem sana anlatacaklarım var."

Afra'nın sesi o kadar heyecanlı geliyordu ki susmak zorunda kaldım. Zerre dışarı çıkasım yoktu şu sıralar. Ama onun heyecanı ve bayadır görüşemiyor olmamız elimi kolumu bağlıyordu. Sesimi hevesli tutmaya çalıştım.

"Buluşuyoruz tabi ki! Anlatacakların neymiş peki? Ne hakkında?"

"Şu yeni gelen avukat hakkında. Ama şimdi anlatmayacağım, az heyecanlan."

Güldüm.

"Gıcık."

"Evet, o benim."

İkimiz de gülmeye başlarken sohbet sohbeti açtı. Bir yandan bir an önce kapatmak istiyordum ama sürekli yeni bir konuya geçiyordu ve kestirip atamıyordum da.

"Bu arada İstanbul Katili ne oldu?"

Yeter!

"Lütfen şu psikopatı sorma bana ya! Nereye baksam İstanbul var zaten. Bunaldım."

"Tamam tamam, sustum."

Aramızda kısa bir sessizlik oldu. Hemen kapatmak için hamle yapacaktım ki tekrar konuştu.

"Ee, var mı hayatında birileri? Şu Aslan mıydı neydi, nasıl gidiyor onunla aran? Beğeniyor musun?"

Gözlerimi devirdim.

"Artık kendi evimde kalıyorum. Ayrıca o benim iş arkadaşım. Böyle bir şey olması mümkün değil."

"Her şey böyle başlıyor zaten. Okulda sınıf arkadaşın, iş yerinde de ortağın."

"Beni kendinle karıştırma canım. Ben işime aşkı karıştırmam."

"Sus be!"

Birkaç dakika da konuşmaya devam ettik ve en sonunda ben telefonu kapattım. Kolumu indirdiğimde telefonla konuşamayacak kadar yorgun olduğumu fark ettim. Bir an önce uyumak istiyordum. Fakat daha dişlerimi fırçalamamıştım.

"Zıkkım olsun!"

Zorlukla ayağa kalktım. Banyoda dişlerimi fırçaladım. Kafamdan havluyu çıkarıp asarken aynada gördüğüm ıslak saçlarımla aklıma İstanbul geldi.

"Saçlarını yine kurutmamışsın dedektif. Hasta olacaksın."

Sinirle nefes verdim. Kurutma makinesini alıp saçlarımı kuruttum. Tek bir ıslak saç teli kalmayana kadar. Daha sonra kurutma makinesini yerine bırakıp banyodan çıktım.

Telefonu şarja takıp silahımı ve iki bıçağımı aldım. Silahımı ve bıçaklardan birini yastığımın altına koydum. Diğer bıçağımı da yastık kılıfının içine sakladım.

"Sakın bana bir daha dokunma! Saçlarımla da oynayıp durma!"

"Bunu sen uyurken saçlarını her okşadığımda yüzünde oluşan gülümsemeye de söyle, olur mu dedektif?"

Sen tekrar bana böyle bir cümle kur da bak ben sana ecelini göstermiyor muyum.

Yatağa yatıp örtüyü üzerime çektim. Işıkları da kapatıp rahat bir pozisyon aldım. Bu gece uykum bölünmeden uyumak istiyordum.

𝄡

Bilincim yarı açık yarı kapalıyken saçlarımda bir el hissettim. Fakat gözlerimi açmadım. Bu sefer yatmaya devam ettim. Nefes alış verişlerimi kontrol edip yatakta kıpırdandım. Nasılsa kimin geldiğini biliyordum. Bir elim yatak kılıfının içindeki bıçağımdaydı.

"Hayret, bu sefer saçlarını kurutmuşsun dedektif."

Uyuma numarası yapmaya devam ettim. Zaten benimle değil de kendi kendine konuşuyor gibiydi. İstanbul parmağını bir saç tutamını doladığında bir anda gözlerimi açtım. Bileğini tuttuğum gibi onu yatağa çektim. O yatağa düştüğünde hızlıca üstüne çıkıp bıçağı boğazına dayadım. Diğer iki elini de başının üzerinde birleştirdim. Yüzümde bir sırıtış oluştu. İşte kendi evimde kalmak istememin sebebi buydu.

Bıçağı İstanbul'un boğazına dayadığımda yeşil gözlerinden bir parıltı geçti. Bu gecenin karanlığında bile yeşil gözleri parlıyordu. Kıkırdamaya başladı.

"Vay!" dedi 'a' harfini uzatarak. "Kendini geliştirmişsin dedektif."

"Sana benimle oynamaman gerektiğini söylemiştim."

Kafasını salladı.

"Ve ensemde olduğunu da söylemiştin. Kabul, bu hamleni beklemiyordum."

Kısılan gözlerinden sırıttığını anladım. Gözlerini yüzümden çekip bedenimde gezdirdi.

"Fakat iyi ki de beklemiyordum. Eğer bekleseydim sana karşı koyardım ve üstümde oturuyor olmazdın."

Yaptığı imayı anladığımda yüzümü buruşturdum. Bıçağı biraz daha boğazına bastırdım. Öyle ki yutkunsa yaralanırdı.

"Sadece katil değil aynı zamanda bir sapıksın da."

"Hiç de bile! Rahat ol dedektif. Senden başkasında gözüm yok."

"O gözünü oyarım senin."

Tekrar kıkırdadı.

"Biliyorum, oyarsın. Hiç şüphem yok." Sırıtışı genişledi.

"Sonuçta ilk defa birini bıçaklamıyorsun. Deneyimin var."

Burnumdan nefes verdim. Nereden biliyorsun ya nereden!?

"Nereden bildiğin hakkında hiçbir fikrim yok ama eğer bir daha bu konuyu açarsan..."

Cümlem yarıda kesildi. Ben daha ne olduğunu anlamadan İstanbul bileğimi tuttu ve pozisyonlarımızı değiştirdi. Her şey o kadar hızlı olmuştu ki gözlerim irileşti. Şimdi o benim üstümdeydi ve bıçağı boğazıma dayamıştı. Ellerimi de başımın üstünde sabitlemişti.

"Dikkatin çabuk dağılıyor dedektif. Kontrolü tekrar benim elime kendin veriyorsun."

"Sahtekarsın!"

"Doğrudur."

Gözlerinde öyle keyifli bir ifade vardı ki sinirden kafayı yiyecektim. Bıçağı boğazıma dayamıştı ama benim ona yaptığım gibi baskı yapmıyordu. Sadece tutuyordu.

"Ee, yok mu başka planın? Açıkçası tekrardan kontrolü eline almanı istiyorum. Az önceki şekilde."

Sırıtmaya devam ettiğinde artık canıma tak etmişti. Hızlıca elimi yastığımın altına soktum ve diğer bıçağımı elime aldım. Silahı tercih ederdim ama elime bıçak denk gelmişti. Çevik bir hareketle eline derin bir kesik attım. Yanık izinin tam üstüne. Eldiveni yırtılıp kan akmaya başladığında İstanbul hızlıca üstümden kalktı.

"Kurnaz dedektif!"

Bunu hem sinirle hem de hayranlıkla söylemişti. Hızlıca üstüne yürüyüp bıçakla saldırdım. Ama aynı şekilde bana karşılık verdi. Elindeki bıçağımla kendini koruyordu. Tekme atmayı denedim ama kaçtı. Bıçağı hiddetle savurdum ve bu sefer de koluna denk geldi. Kolundan da kan akmaya başladığında ağzından bir küfür yuvarlandı. Bir anda üstüme yürüdü ve karşılık vermeme izin vermeden kollarımı tuttu. Bıçağı elimden alıp bir köşeye fırlattığında dizine tekme attım. Sendeledi ama ellerimi bırakmadı. Bu sefer karnına attım.

"Rahat dur yerinde!"

Bağırmasıyla havalanmam bir oldu. Ben daha beni omzuna aldığını idrak edemeden yatağa fırlattı. Daha sonra açık pencereye koştu. Ben de peşinden koşmaya çalıştım ama ayağım takılıp yere düştüm. Kafamı eğip baktığımda iki ayağımı da yorgana bağladığını fark ettim. Bunu ne zaman nasıl yapmıştı!?

Kafamı pencereye çevirdim. Ayakta durmuş omzunun üzerinden bana bakıyordu.

"Ödeşeceğiz dedektif. Ve bu çok yakın zamanda olacak."

Ve aşağıya atladı.

Aşağıya atladı!

"Siktir!"

Sürüne sürüne pencereye gittim. Zar zor düşmeden ayağa kalkıp aşağıya baktım. Yoktu. Sokağa, yola, bahçeye... görebildiğim her yere baktım. Ama yoktu.

"Psikopat!"

Geriye çekildim. Şaşkınlıkla pencereyi kapattım.

"Ruh hastası!"

Kendini aşağıya atmıştı! Yerle pencere arasında kaç metre vardı? Normal bir insan için intihar yoluydu. Aşağıya atlayan kesin ölürdü. Sakat ya da felç kalmazdı. Direk ölürdü.

Eğilip ayaklarıma dolanan örtüyü çözdüm. Daha sonra odamın ışığını açtım. Yatağım darmadağındı. Örtüye az da olsa kan bulaşmıştı. Yer de aynı şekilde. Ucunda kan olan yerdeki bıçağımı aldım. Artık bir ipucum daha vardı.

Hem koluna hem de eline attığım o kesik kesinlikle iz bırakırdı. Kolundan pek de emin değildim ama elinden emindim. Derin bir kesik atmıştım. Eğer İstanbul etrafımdaysa artık onu bulmam daha kolaydı. Yanık izini bir şekilde kapatabilirdi ama yeni açılmış yarayı kapatamazdı. Ya da kabuk bağlamış yarayı. Pütürlü görünürdü ve hemen anlardım.

İşte bu yüzden evim daha güvenliydi. Evimde daha rahattım. Her şeyim buradaydı. Belki de daha en başından bu evden ayrılmamam gerekiyordu.

"İstediğin zaman, istediğin yerde seve seve ödeşebiliriz İstanbul. Sen hapisteyken de olur."

𝄢𝄢𝄢

Selam yivrılarrr! Nasılsınız?

Biliyorum, bir tık bölüm kısa oldu ama telafi edeceğim. Zaten yavaş yavaş meşhur güne yaklaşmaya başladık, aşırı heyecanlıyım hshshshshs!

Aslında sizin de düşüncelerinizi merak ediyorum. Bazı teorilerinizi görüyorum ve diyorum ki "Vay be!" emin olun çok eğlenceli oluyor hshshshshs.

O yüzden şuraya o meşhur gün hakkında ve kitapla alakalı bütün tahminlerinizi, teorilerinizi alayım 👉🏻👉🏻👉🏻

Seviliyorsunuz!!!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.