Tesadüflere inanır mısınız? Aslında şu ana kadar ben de inanmazdım. Alnına dökülen sarıya yakın kumral saçlarına eşlik eden ela renginde gözleriyle tam karşımdaydı. O gece O'na dikkatli bakmadığımı farkettim. İtiraf etmek gerekise gerçekten yakışıklıydı.
Anın şaşkınlığıyla, "Parktaki yabancı..." diye fısıldadım.
Büyükler dediğimi duymadı, ama O duydu yüzünü buruşturarak, "Parktaki yabancı mı? Benim bir adım var." Büyükler çoktan masaya oturmuşlardı. Tam adını bilmediğimi söylemek için ağzımı açmıştım ki
"Buğra oğlum sofraya gelsenize hadi."
"Buğra... güzelmiş ismin." diye mırıldandıktan sonra önünden geçerek verandaya çıktım.
Yemeğimizi yerken genel olarak büyükler sohbet ettiler. Asıl evlerinin Alsancak'ta olduğundan bahsetti adının Dilek olduğunu öğrendiğim kadın, yani Buğra'nın namıdiğer annesi.
"Esil kızım sen hangi üniversitede okuyorsun? Hangi bölümdesin? Kaç yaşındasın?"
"Dilek dur Allah aşkına Esil'i darlama lütfen." dedi Vedat Bey, yani Buğra'nın namıdiğer babası.
"Estağfurullah, Ege Üniversitesinde okuyorum, Moleküler Biyoloji ve Genetik 3. sınıf öğrencisiyim ve 21 yaşındayım efendim."
"Aaa Esil kızım efendim demene gerek yok, Dilek teyze de bana lütfen."
"Tamam efe- Dilek teyze."
"Buğra oğlum sen hangi bölümü okuyorsun?" Annemin sorusuyla Buğra'nın hafifçe güldüğünü işittim. Sanki isteme merasimindeydik aileler karşılıklı 'Oğlumuz-kızımız ne iş yapar?' diye soruyorlardı. Bunun üzerine anneme ters bir bakış attım.
"Efendim ben-"
"Buğra oğlum bana Serra teyze de lütfen."
"Serra teyze ben Dokuz Eylül Üniversitesinde 4. sınıf Endüstiri Mühendisliği okuyorum ve 22 yaşındayım."
"Daima başarı sizinle olsun çocuklar." dedi Vedat amca ve babam.
Biraz daha sohbet ettikten sonra sofradan kalktık. Büyükler terasa kahve içmeye çıkarken,
"Hadi Buğra Esil ile sahilde dolaşın. Biraz biz büyükler oturalım." dedi Dilek teyze ve biz bir şey diyemeden merdivenlerden çıktı.
Kısa bir an afalladıktan sonra evden çıktık. Evlerimiz sahile çok yakın olduğu için kısa sürede kumsala varmıştık. Dolunay'ın ışığı karanlık gecede denizin üzerine müthiş bir yansıma yaratıyordu. Kumların üzerinde yürümeye başladık. Şu anda kendime Gizem'i dinlemediğim için çok minnettardım. Topuklu ayakkabı giymem konusunda bana oldukça uzun bir nasihat çekmişti ama ben gene de çıkarken beyaz spor ayakkabılarımı giymiştim. Aramızdaki sessizliği bozan Buğra'nın sesi oldu,
"İsmimi beğendin yani?" diye sordu muzip bir ses tonuyla. Mırıldandığım o cümleyi duyacağını hiç düşünmemiştim.
"Evet güzelmiş. Anlamı ne?"
"Birden fazla anlamı var ama ben turna kuşu anlamını anlatıyorum."
"Neden peki?"
"Çünkü turna kuşları duygusal bağlarına çok önem veren hayvanlar. Tarihte her ne kadar iletişimi sağlayan bir kuş türü olarak görülse de aslında o hasret, özlem ve güzellik gibi kavramların sembolü. Bu yüzden turna kuşu anlamını anlatıyorum, ilgimi çekiyorlar."
"Daha önce turna kuşları hakkında bir bilgi okumuştum. Turna kuşları eşleri öldüğünde üzüntü ve yas sürecinden geçiyorlarmış. Ne kadar doğru bilmiyorum ama yine de çok tatlı bir şey bu."
"Bence de. Peki senin isminin anlamı ne 'dilek dileyen yabancı kız' ?" Kaşlarımı çatıp cevap vereceğim sırada,
'The Snap Quenn💅👑' arıyor
Gördüğüm isimle gülerek telefonu açtım. Bu Buğra'nın gözünden kaçmadı.
"Naber kanks? Gizem'ciğin arıyor." her zamankinden daha kısık sesle konuşuyordu.
"İyiyim Gizay'cığım, sen nasılsın?" Gizay ismini duyunca Buğra'nın kaşları çatıldı.
"Şu an seninle uğraşırdım ama yaptığımız plana dua et sen." bunları daha da kısık sesle söylemişti.
"Evet Gizay'cığım müsaitim."
"Evet Esil'ciğim biliyorsun yarın sabah sahilde buluşacağız bizim tayfa. Sen de o 'Taş' çocuğu çağırır mısın lütfen?"
"Hı hı evet ben bir sorayım kendisine." diyerek Buğra'ya baktım. Bu hareketim onun kaşlarının daha da çatılmasına sebep oldu.
"Görüşürüz Esil'ciğim, hadi yaparsın sen kanks ikna et çocuğu."
"Görüşürüz, iyi geceler." Telefonu kapattıktan sonra derin bir nefes aldım, şimdi en zor kısım başlıyordu.
"Buğra sana bir şey sormak istiyorum. Şimdi bizim bir arkadaş grubumuz var. Genelde yazın beraber vakit geçiririz. Yarında sabah denize girmek için plan yapmışlar ve seni de davet etmemi istediler. Gelmek ister misin bizimle?" Alnımda boncuk boncuk terler oluşmuştu bunun bu kadar zor bir şey olacağını hiç tahmin etmemiştim.
"Beni davet etmeni Gizay mı istedi?"
"Evet-hayır, Gizem istedi-Gizay...yani Gizem"
"Esil?"
"Telefonda konuştuğum Gizem'di benim en yakın arkadaşım. Onu sinirlendirmek istediğim zamanlarda Gizay derim." Zaten oldukça zorlanıyordum bir de Gizay'ı neden karıştırmıştım ki?
"Anladım, benim için uygun, saat kaçta sahilde olacaksınız?"
"Saat 9 gibi sahilde oluruz, istersen beraber gidebiliriz." Boş bulunup böyle bir teklif daha yapmıştım. Daha tanışalı 2 gün olmuştu. Tanrım dışarıdan gerçekten de bir sapık gibi gözüküyorum.
Gülerek, "Ahh tabii ki seninle baraber sahile gitmeyi çok isterim Esil." dedi. Sinirle arkamı dönüp dönüş yolunu yürümeye başladım. Arkamdan adım seslerini duyuyordum. Yol boyunca konuşmadık. Tam kendi evimize gireceğim sıra da elimden tutup beni kendine çevirdi,
"Beraber gideceğiz beni unutma lütfen." dedi yüzünü üzgün bir hale sokarak, bunu bilerek yapmıştı ama daha deminin aksine ciddiyette söylemişti. Dayanamayıp surat ifadesine güldüm.
"Sensiz sahile gideyim de gör sen gününü." Elimi bıraktı ve birkaç adım geri çekildi,
"Kalbimi kırdın Esil'ciğim, iyi geceler."
"İyi geceler."
Eve girdiğimde bizimkinler çoktan gelmişti. "Benim çok uykum var yatıyorum. İyi geceler Seçkin ailesi."
"İyi geceler kızım." "İyi geceler Esil."
Gönderilen: 'The Snap Quenn💅👑'
E: Kabul etti kanka.
G: E çok iyi haber kanks ben hemen bizimkilere haber vereyim.
E: Tamam canım. İyi geceler😽
G: İyi gecelerr😻
Gizem, Buğra'yı çok merak ettiği için ve de bizimle beraber eğleneceğini düşündüğü için onu davet etmemi istemişti. Biz de tesadüfen sanki planmamış bir davet gibi gözükmesi için böyle bir yol bulmuştuk. Ve görüyorum ki işe yaramıştı. Yorgunlukla kendimi yatağa attım. Yarın çok yorucu ve zor bir gün olacağa benziyordu...








