Aslında asıl evimiz Karşıyaka'da ama yazın 3 aylığına Çeşme'deki müstakil yazlığımıza geliyoruz. Çeşmeyi seviyorum tabii bunda yazlığımızın denize yakın olmasının ve burada bir arkadaş gurubumun olmasının önemli bir payı var. Yazın onlarla vakit geçirmek çok eğlenceli oluyor. Eve vardığımda yandaki villaya yeni taşınan ailenin hala eşyalarını yerleştirdiğini gördüm. Yaklaşık üç gündür eşyalarını yerleştiriyorlardı. Gizem ise bu üç gün boyunca taşınan ailenin ne kadar yakışıklı bir çocuğu olduğunu anlatıp duruyordu.
Bahçede fazla oyalanmadan eve girdim. Annemle babam gündüzleri işe gidiyorlardı. Yol biraz uzak olsa da onlar da Çeşmeyi çok sevdiklerinden 3 aylığına yola katlanıyorlardı. İçeriye girdiğimde televizyonun izlediklerini gördüm.
"İyi akşamlar Seçkin ailesi."
"Hoş geldin kızım." dedi annem. Onlara yemekten sonra biraz hava almak için çıkacağımı söylemiştim.
"Ben odama gidiyorum. Çalışmam gereken birkaç konum var." Ege Üniversitesi 'Moleküler Biyoloji ve Genetik' 3. sınıf öğrencisiyim. Her ne kadar yaz tatilinde de olsam bölümümüm bitmesine yaklaştığım için konularım artıyordu. Bu yüzden tekrarlarımı biriktirmeden yapıyordum. Tam merdivenlerden çıkmaya başlamıştım ki babamın sesiyle durdum.
"Esil yarın akşam yandaki komşularımıza yemeğe gideceğiz. Tanışma mahiyetinde bizi yemeğe davet ettiler."
"Ama baba biz yarın akşam Gizemler ile bir şeyler yapacaktık."
"Başka bir zamana erteleyin."
"Ama-"
"Esil konu kapandı."
Sinirle merdivenleri çıkmaya devam ettim. Yarın arkadaşlarımla eğlenmek varken şimdi gidip sıkıcı yemek sohbetlerine katılacaktım.
'The Snap Queen💅👑' arıyor.
Gülerek telefonu açtım.
"Gizaycım ben seni ne zaman böyle kaydettim acaba?" Arayan Gizemdi onu sinirlendirmek istediğim zamanlarda Gizay diye seslenirdim.
"Gizay değil benim adım Gizem!" diyerek tiz bir şekilde bağırdı. "Ayrıca eski kaydettiğin şekli hiç beğenmedim. Yenisi çok daha iyi."
Bundan önce 'Başımı Yiyen Gizay' olarak kayıtlıydı. Gülerek cevap verdim, "Emin ol eskisinden daha kötü bir şekilde kaydedeceğim."
"Yapma etme kanks. Sonra o yakışıklı çocuğun yanında seni arayamam."
"Yakışıklı çocuk?"
"Yok mu işte sizin yanınızdakiler onlarınki işte çocuk taş taş kanka."
"Sen gördün mü?"
"Ben görmedim ama Batın görmüş. Bir de bu sabah sahilde kızlar konuşurken duydum. Öve öve bitiremediler."
"Bir ben görmedim herhalde. Ama yarın tanışacağız mecburen." diye mırıldandım.
"NE! NE DEDİN SEN?!"
"Ne dedi-"
"TANIŞMAYA MI GİDİYORSUNUZ?"
"Kankam bağırma lütfen. Ben de seni arayacaktım anlatmak için. Yarın akşam ailecek yemeğe davetliyiz. Tanışmak için çağırmışlar. Bizim buluşma yalan oldu bu yüzden, bizimkilere söylersin."
"Kanka bırak şimdi bizim buluşmayı falan. Seni yarın güzelce hazırlamamız lazım. Çocuk taşmış diyorum."
"Gizem abartma alt tarafı bir yemek."
"Hayır hayır ben seni yarın için hazırlayacağım. Hiç merak etme, Gizem'in bu günler için kankacancım. Şimdi benim kapatmam lazım öpüyorum canım."
"Tamam canım, iyi geceler."
Telefonu kapattıktan sonra derin bir nefes aldım. Yarın zor bir gün olacaktı ama şimdi bunları düşünmeden bir an önce ders çalışmaya başlamam gerekiyordu.
~ ~ ~
Sabah uyandığımda her yerim tutulmuştu çünkü sandalyede uyuya kalmıştım. Tutulan eklemlerimi açmak için gerinirken bugün akşam yemeğe gideceğimiz aklıma geldi ve yüzümü buruşturdum. Gerçekten o yemeğe gitmek istemiyordum. Aslında bu kadar övdükleri çocuğu merak etmiyor değildim ama Gizem'in hazırlıkları işi zorlaştırıyordu. Ne olurdu ki bir kot şort ve t-shirt giysem? Yine de onun hevesini kırmak istemiyordum. O benim en yakın arkadaşım. Kalabalık bir arkadaş grubumuz var fakat Gizem hem Çeşme'de hem Karşıyaka'da görüştüğüm tek arkadaşım aynı zamanda da sınıf arkadaşım. Bu yüzden uzun zamanlı bir arkadaşlığımız var. Onu her ne kadar sinirlendirmekten hoşlansam da çok seviyorum.
Aşağı indiğimde annemlerin çoktan işe gitmiş olduklarını gördüm. Kahvaltı yapmayı pek sevmediğim için kendime kahve yapıp bahçeye çıktım. Bahçeye çıktığım anda Ares'in yanıma gelmesi bir oldu. Ares köpeğimin adı. Golden cinsinde. Biz aldığımızda minicikti ama şu an iki ayağının üstünde neredeyse benim boylarıma geliyor. Topunu elime aldım. "Ares oğluşum, nasılsın bakalım? Dün akşam geldiğimde uyuyordun, seni uykucu." diyerek onu sevmeye devam ettim. Sonra bir süre topuyla onu oynattım. Gizem'in sesiyle kapıya baktım.
"Kankacan nasılsın bakalım? Heyecanlı mıyız akşam için?" diyerek her zamanki neşesiyle bahçeye girdi.
"Kızım sussana, duyan yanlış anlayacak?" Bağırdığı için yandakilerin bizi duyması an meselesiydi. Daha görmediğim taş çocuğa rezil olmam da öyle. Yanıma geldiğinde
"Hadi hadi daha çok işimiz var kalk bakalım." diyerek beni içeri sürükledi. Biraz sohbet ettikten sonra akşamüstüne doğru beni hazırlamaya başladı. Üzerinde lila çiçekleri olan beyaz mini bir elbise giymiştim.


(Elbisenin temsili fotoğrafları)
Saçlarımı da hafif dalgalı bir şekilde açık bırakmıştık. Bir de Gizem elbiseyle uyumlu olsun diye lila alt tonlu hafif bir makyaj yapmıştı ve sonrasında da gitmişti. Babam ile annem geldikten kısa bir sonra evden çıktık. Onların evleriyle bizim evimizin şekli çok benzerdi. Bahçelerimiz ise bitişikti arada sadece sarmaşık sarılı bir çit vardı.
"Hoş geldiniz Serra Hanım."
"Hoş geldiniz Bilal Bey. Sen de hoş geldin kızım."
"Hoş bulduk efendim."
İçeriye girdikten sonra bizi verendaya yönlendirdiler. Merdivenlerden birisinin indiğini işittim. Gelen 'Taş' oğulları olmalıydı. Sonra ise o tanıdık sesi tekrar duydum,
"Merhaba efendim."
Parktaki yabancı onların oğluydu.








