İçeriğe geç

ISLAH

Bölüm 9 · 3 dk okuma

ISLAH

Bölüm 9

9.Bölüm ~Büyücülerin Gecesi~

Ateş Meydanı’ndaki sınavdan geriye yalnızca ayak izlerinin bıraktığı toz bulutları ve çarpılmış ayna parçaları kalmıştı. Akşamın soluk ışığında, yorgun beş büyücü—Ahsen, Efsun, Dora, Rüzgâr ve Lorin—yavaş adımlarla yatakhanelerine doğru yöneldi. Aralarındaki sessizlik, mücadele sonrası hâlâ taze kalan heyecanı saklıyordu. Koridorun sonunda, taş duvarlara gömülü eski fenerler titreşirken Tav da onlara katıldı. Her birinin yüzünde sınavın ağırlığı vardı; ancak henüz birbirlerini tam tanımıyor, henüz sırlara değil de sadece adlara alışmaya çalışıyorlardı. Yatakhane salonuna girdiklerinde, ağır ahşap kapılar kendi kendine sessizce kapanıp kilitlendi. Masaların etrafına yerleşirken, büyü not defterleri, eski parçalı kılıç sapları ve dijital parsellerle dolu çantalar konuşulacak ilk konular olarak öne çıktı.Dora, sırtındaki kemik saplı çift kılıcı omzundan indirdi ve masaya yasladı: “Ben Dora. Ateş ve kemik büyülerine odaklanıyorum. Sınavda alev dalgalarını yönlendirmeye çalıştım ama tam hakim olamadım.” Rüzgâr, elindeki panelleri yankılayarak öne doğru eğildi:“Ben Rüzgâr. Zihin büyülerini, kodları manipüle eden sihirle harmanlıyorum. Labirentte verileri anında çözmek hoşuma gitti.” Lorin zincirini masanın ortasına bıraktı:“Lorin’im. Toprak ve mızrak büyüsüyle savunma uzmanıyım. Zincirim bir büyü sihirdir; yönünü değiştirmeyi öğrenmem gerek.” Tav, gözlüklerinin ardından bakarken kısık bir sesle tanıtımını yaptı:“Tav. Zaman ve algı sihirleri çalışıyorum. Labirentteki aynalardaki yankıları kodlayıp yansıttım. Daha test aşamasındayım.” Efsun, mor cübbesinin eteğini dikkatle düzelterek masadan bir parça ekmek aldı:“Ben Efsun. Zihin başlıkları ve bilinç büyüleri… İçimdeki büyü, duygularımı toz duman gibi dağıtmak istiyor.” Ahsen, gölge işlemeli cübbesini düzeltip sırada kendine yer açtı:“Ahsen. Gölge büyüleri… Henüz gölgeleri kontrol etmekte zorlanıyorum, ama test bana ne kadar güç olduğumu gösterdi.” Bir süre herkes kendi tabiriyle “yığılmış” bir şekilde oturdu. Masada birbirlerinin silahlarını, büyü aksesuarlarını incelerken, ilk kez göz göze geldiler. Hiçbiri derin bağ sözcüklerine ihtiyaç duymadı; sadece sıcak bir merak vardı.Koridordan yankılanan tiz bir anons geldi: “Yarın sabah 07:00’de Gölgeler Arenası’nda toplanın. Yeni ders programı yayımlandı.” Herkesin suratında beliren aynı ifade—yeni bir görev, yeni sınav… ama bu gece, biraz daha insancıldılar. Dora kılıcını hafifçe tıklattı: “Akşam ne yiyoruz peki?” dedi esprili bir tonla.Rüzgâr panellerinden bir yemek listesi çıkardı: “Kabak çorbası, incirli ekmek, baharatlı peynir.”Lorin tatlı bir gülümsemeyle “Ben de çorbayı ısıtayım,” dedi. Tav ise gözlüklerini çıkarıp “Ben masayı toplarım,” diye ekledi.Efsun ve Ahsen, masada sessizce birbirlerine baktılar. Birlikte asıl sınava adım atmadan önce, basit bir akşam yemeğinin bile bir tür ritüel, birbirlerini tanıma fırsatı olduğunu anlamışlardı. Gece ilerlerken, koridor lambalarının ışığı onların gölgelerinde dans etti. Patron’un gölgesi hâlâ uzaklardaydı, Alez’in tehdidi ise yarına saklanmıştı. Ama bu beş büyücü, ilk kez gerçek bir ekip olarak bir aradaydı—birbirlerinin güç kırıntılarını ve insan yanlarını keşfetmek üzere. Gecenin soğuğu ise ancak dostça bir sohbetle dağılıyordu.

Akşam yemeğinden sonra yatakhane salonunda kısa bir sessizlik oldu. Masadaki yağ lambalarının sarı ışığı, taş duvarların soğuğunu bir nebze olsun dağıtmıştı. Dora, kılıcını geri yerine asarken hafifçe esnedi. “Bugün aşırıydı,” dedi, sonra baktığı her yüzü tek tek süzdü. “Fakat… bir nebze rahatladım.”Rüzgâr, omzundaki panellerini kapatıp cebine koyarken gülümsedi. “Veriler bile yorulabiliyor. Bazen kod yerine… sadece konuşmak lazım.”Lorin zinciri omzuna atıp sırtını gerdi. “Doğru. Yarınki arenaya kadar en azından beş saatimiz var. Dine kadar dinlenmeliyiz.”Tav, gözlüklerinin temiz camlarına bakarak usulca başını salladı. “Bana rastgele bir köşe gösterin, birkaç kitapla baş başa kalırım.”Efsun, küçük bir tepsi getirip masaya koydu: taze meyve, süt ve kurabiye. “Bu gece meditasyon yapacağım,” dedi. “Zihin başlıklarını dengelemeliyim.”Ahsen onlara bakarken, gölgesinin zeminle dans ettiği ince bir huzur doldu içine. “Ben… gölgelerle konuşmayı öğreneceğim,” diye fısıldadı. “Böylece sabah testi biraz daha kolay olur.”Herkes sırayla kendini tanıtırken, aralarındaki mesafe biraz inceldi. Ne güçlü dostluklar ne de sıcak sarılmalar vardı; sadece beş büyücünün, sabahın getireceği yeni sınavı birlikte göğüsleme kararlılığı vardı.Yemek salonundan çıkarken Dora omzuna tıkaç taktı, Rüzgâr kulaklığı yerleştirdi, Lorin zincirini ayarladı. Tav, son bir kez gözlüklerini sıyırıp sayfa çevirdi, Efsun ise meditasyona hazırlanmak için sessiz bir köşeye çekildi.Koridorun sonuna geldiklerinde, taş duvarlardaki eski yazıtlar gölgeler arasında hafifçe parladı. Bir kapı kapanırken, hepsi kendi odalarına yöneldi. Efsun ve Ahsen yan yana yürüdü. Efsun yumuşak bir sesle, “Yarın… birlikte mi başlayacağız?” diye sordu.Ahsen başını sallayıp karanlık koridora baktı: “Evet. Ama önce uyku. ”Taş zemin ayak izlerini yutarak beş büyücüyü uykuya teslim etti. Koridorun sonunda kırmızı alarm ışığı titredi, ardından söndü—Sabahın yeni sınavına hazırlanan yürekler için son huzur ışığıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.