Yavaş adımlarla eve doğru son adımlarımı atmaya başladım.
Ne yapalım.
Bir kankimizde yok ki beraber dedikodu yapa yapa gidelim eve.
Bu da bizim kaderimiz.
Pardon.
Benim.
Anahtarı deliğe koyup çevirdim, kapıyı açıp içeriye girdim.
Ailemle yaşamayı bırakalı çok oldu.
Çünkü beni fena halde boğuyorlardı.
Temizlik yapıyorum annem;
"Ay yok bu kız evde kalacak kör olasıca!"
"Kendin gibi temizlemişsin."
"Elalemin çocuğu herşeyi yapıyor! Sende daha kendi sıçtığın tuvaleti temizleyemiyorsun!"
Sizde bunları yaşadığınız için pek söylememe gerek yok.
Yemek yiyorum;
"Anca ye! Sonrada camış gibi yat!"
"Öküz gibi oldun! Kes artık yemek yemeği!"
"Elalemin çocukları günde bir salatalık, dometesle doyuyorlar! Ya sen? Ye,iç,yat!"
Yani anlayacağınız pek anormal bir hayatım yok.
Benim annemde sizin anneniz gibi hiçbirşeyden memnun olmaz.
Bende kurtuluşu kendi başıma bir eve çıkarak bulmuştum.
Sizde benim gibi belli bir yaşa geldiğiniz zaman kurtulun ebeveynlerinizden.
Ebeveynler bana göre en saçma insanlardır.
Tabii siz ebeveynlerinizle mutlu ve huzurluysanız kalın o sıcak yuvada.
Annemle hiç iyi anlaşamazdık.
O'da beni pek sevmezdi.
Bu yüzdende kendi evimi kurmama en çok o destek verdi.
Tamam belki burada bir aile sıcaklığı yoktu ama burasıda gayet güzeldi.
Elimdeki kitaplarla dolu olan poşeti girişteki vestiyelin önüne bıraktım ve yavaş adımlarla evi gezmeye başladım.
Baba evindeyken evde kimse yokken derhaneden döndüğüm zaman kapıyı açıp içeriye girmiştim.
Bir süre sonrada giyinirken evin içinde takır tokur sesler gelmeye başlamıştı.
Evet!
Eve hırsız girmişti.
Bende de böyle bir travma kaldı işte.
Her eve yeni gelsem bütün evi dolaşıyordum.
Odama girip dar kotumu indirdim.
Dar kottan kurtulan bacaklarım rahatlığa kovuştuklarını belli edercesine tepkiler veriyordu.
Siyah eşofmanımı giyip üzerinede siyah polar ve kopüşonlu bir swaet giydim.
Çoraplarımıda çıkartıp banyodaki kirli sepetine attım.
Kirli sepetinin yanındaki çamaşır makinesine evden çıkmadan ilk önce beyazları koymuştum.
Çamaşırları makineden çıkartıp kurutmaya koydum.
Banyadon çıkıp vestiyelin oraya koyduğum kitap poşetlerini aldım ve evimin en sevdiğim kısmı
na yani kütüphaneme gidip poşetleri masanın üzerine koydum.
Yemekten sonra kütüphaneyi temizleyip yeni aldığım şekerlerime yer bulucaktım.
Kitaplarım üst üste gelmekten ölüceklerdi artık.
Onlar benim tek dostumdu.
Tek sırdaşım.
Tek ailem.
Ve de en sevdiğim şeylerlerdi.
Tekrar banyoya girip saçımı toparlayıp işe koyuldum.
Bornoz, havlu, diş fırçası ve cilt temizleme cart curtlarının hepsini bir leğene koyup banyonun kapısının önüne koydum.
Temizlik eşyalarını çıkarttım ve duşa kabine girdim.
Kovanın içine sıcak suyu doldurmaya başladım ve aynı zamanda da malzemeleride içine koyuyordum.
Karışım olduktan sonra tekrar çıktım kabinden.
Bir spreyin içine çamaşır suyu koyup kapağını kapattım.
Duşa kabinin içine ve dışına sıktım.
Klozetin içine ve etrafınada sıkıp çıktım banyodan.
Onlar biraz beklesin.
Çamaşır suyunu bu sefer alaturka tuvaletede sıktım ve tekrar odama girip bu sefer daha eski ve beyaz kıyafetler giydim.
***********
Kendimi koltuğa atarken derin bir nefes bıraktım. Canım çıktı resmen!
Banyo ve tuvaleti baştan yarattım resmen.
Karnında acıkmıştı haa.
Bornozumun ipini biraz daha gevşettim.
Çok zayıf değildim.
Çokta şişko değildim.
Balık etliydim diye biraz fazla kilom varmış gibi gözüküyordu.
Mutfağa girip yemek için malzemeleri çıkartım ve odama girip giyindim.
Siyah iç çamaşırlarımın üzerine uzun beyaz kapüşonlu ve ipli sweatimi giydim.
Onun altınada mini, siyah tayt şortumu giydim.
Siyah terliklerimide giyip çıktım odadan.
Mutfağa girip yemek yapmaya başladım.
*************
Kurabiyelerim için hamuru yoğururken kapı çaldı.
Elimi yıkayıp kapıyi açmaya gittim.
Kapıyı açtığımda da karşımda elindeki kutulardan gözükmeyen kuryeye baktım ve gülümsedim.
Bugün yeni kitaplıklarımda gelidi.
Tabii sadece kitaplık değil ki.
Yeni sipariş ettiğim raflar tam olarak 5 tane sipariş vermiştim.
Mumlar 85 adet.
Kitaplık 2 adet.
Kahve makinesi.
Yeni kupalık.
Siyah kupa.
Lacivert kupa.
Sarı kupa.
Beyaz kupa.
Kırmızı kupa.
Ve bir tanede çalışma masası koltuğu.
Geçen abim geldiğinde üzerinde zıplayıp kırmıştıda.
Adam kodları verip eşyaları aldım ve hepsini yine kütüphaneye attım.
Mutfağa geçip yemeğimi yapmaya devam ettim.
*******
Yemeğimi yiyip bulaşığı temizledim ve artık doyduğuma göre kütüphaneye giriştim.
Elimde küçük kovayı bırakıp yine leğenlere kitaplarımı doldurmaya başladım.
Banyadaki kişisel bakım eşyalarına bile bu kadsr itinalı davranmıyordum yani.
Kitapları ve masayı odadan çıkartıp kitaplık ve raf pekatlerini açtım.
********
Bu lanet kitaplığı birleştirene kadar anlım çatlamıştı resmen!
Ve başarı!
Halletmiştim.
Rafları duvara montelemiştim kitaplığıda duvara dayadım.
Tabii biraz zor oldu ama değdi.
Kovanın içindeki elbezi alıp suyunu sıktım.
Ve bütün rafları temizledim.
Çalışma masasınıda getirip koydum.
Koltuğuda birleştirdim ve onun yanına koydum.
Çalışma masasınıda temizleyip kitaplarımı koymaya başladım.
O kadar iş yaptım ama en çok vaktimi bu aldı resmen!
Son olarak vitrinide getirip çalışma masasının yakınlarındaki bir duvar dayadım.
Üzerine kahve makinesini koydum.
Yanına kahvelerle dolu olan kutuyu koydum.
Kupalığıda koyup askılıklarınada yeni aldığım kupaları astım.
Bir kavanozu vitrine zar zor yerleştirerek içine tahta çubuktan olan ayraçlarımı koydum.
Geriye çekilip derin bir nefes vererek ellerimi belime koydum.
Sonunda.
Sonunda bitmişti.

