Karşıma oturan yeşil bikinili kiza doğru döndüm.
Beni sürekli olarak boş boş sorularıyla yoran kızdi bu.
Asistanım isminin şey olduğunu söylemişti...
Şey...
Bade...
Dünyanın en boş insanlarından biriydi, belkide başına geçiyordu...
"Anlaşılan burada da rahat yok," deyip ayaklanıyordum ki sesini duydum.
"Geçenlerde asistanının yurt odasında seni gördüm. Hatta kapısını s* kiyormuşsun."
Asistanım o akşam ona dediklerimin hepsiyle dalga geçmişti.
Yerime oturup ona baktım.
"Insanların özel hayatlarına burnunu sokmayı ne kadarda çok seviyormuşsun sen böyle," dedim.
Cidden arsızın tekiydi.
******'dan...
Sahilin önünden geçerken Kıvanç ve Bade'yi gördüm.
Birşeyler konuşuyorlardı.
Kıvanç ona şry diyordu...
"İnsanların özel hayatlarına burnunu sokmayı ne kadarda çok seviyormuşsun sen öyle," diyordu.
Gözlerimi devirmeden edemedim.
Bade kimsenin özel hayatını umursamıyordu, seninkini mi umusayacak profesör?
*************
Canlarım Kıvanç'ın geçmişini sevmişsiniz diye duydum.
aslında duymadım ben sadece insanlsrın geçmişini yazmayi seviyorum heheheehhe.
bu yüzdende tekrar Kıvanç'ın geçmişini yazacağım. Eğer isterseniz 21. Bölüm sonuda ******'nınkinide yazarım.
yani eğer isterseniz.
Kıvanç'tan.
(Kıvanç 9 yaşında.)
İlk defa dışarıya çıkıp oyun oynamıştım. Ama biraz fazla abartmıştım sanki.
Akşam ezanı okunmuştu ve ben hâlâ eve dönmemiştim.
Kapıyı yavaş bir şekilde açtım ve içeriye girdim.
Tek amacım babama ya da anneme yakalanmamak şu anda.
"Kıvanç!"
Babamın gür sesiyle büyük bir şekilde yutkundum.
Ona doğru döndüm, "efendim baba?" Dedim.
Bilseydim geç kalır mıydım hiç?
"Gel buraya seni küçük piç!"
Salona babama doğru ilerledim.
"Senden başka kim vardı dışarıda?"
Bu nasıl soru be!
"Arkadaşlarım vardı baba."
"Tamam, sen ve arkadaşların dışında kim vardı?"
"Hiç kimse."
"Hayır, bir de itler vardı!" Diye hiddetlendi yine.
Aysğa kalktı ve çok güzel bir şekilde tokat attı yüzüme.
Kendimi aniden yerde buldum.
"Eğer bir daha dışarıya çıkarsan seni doğduğuna pişman ederim PİÇ!" Diye bağırdı yüzüme tükürür gibi.
Yanağımda anlatamadığım ve anlam veremediğim bir acı vardı.
Babalık bu muydu?
Ya da annelik bu muydu?
Neydi bu?
Çocuğuna bakmak mı?
Çocuğuna sevgi göstermek mi?
Çocuğuna iyi bakmak mı?
Neydi bu?
Ebevynlik mi?