İçeriğe geç

Işıltı

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Işıltı

Bölüm 3

Sömürgenler

Karanlık,sadece bir karanlık vardı her iki gözümde de,ağzım bantlıydı,sesim çıkmıyor,çıksada dışarıdan duyulmuyordu. O karanlık beni ölmüş gibi hissettiriyordu. Bir anda o önümdeki karanlık bembeyaz ışıklara döndü. Gözlerim açıldı. Ağzımdaki bant çıkarıldı. Karşımda 2 tane maskeli birileri vardı. Söyle seslendiler: "Sen ışıltılardan mısın?". Ne dediklerini anlamamıştım. "Işıltı da ne demek,o nedir?" diyince maskelerini çıkartıp önüme oturdular. Bu maskeli kişiler biri en yakın arkadaşım Mert,diğeri ise sınıf arkadaşım Pelin'di. Ellerinden hiç ışıltılı tozumsu şeyler çıktı mı, dediler.

Bende o anki gerginlikle bir anda "Hayır" demiştim. Sonra beni tekrar bağlayacaklardı ki bağlayamadan evet,evet onları gördüm. Bir adama yardım ederken çıkmıştı,dedim. Mert,hangi renkti diye sorunca ilk başta hatırlamasam da sonradan "Yeşil!" dedim. "Sen doğadansın." dediler. Sonra tek tek sınıfları anlattılar.

Doğadan Gelenler,İyileştirme gücüne,Havadan Gelenler,telekineziye,Ateşten Gelenler,yüksek duyu organ gelişimi gücüne,Sulardan Gelenler ise suda tüm fiziksel özellikleri gelişimi gücüne sahipmiş. Tabi bazı alt gruplarda varmış.

Işık,Şimşek,Evrimleştirici olmak üzere sırasıyla,ışık,ışığ kontrol etmeye,Şimşek Hava olaylarını kontrol etmeye,Evrimleştirici ise maddeler arasında geçiş yapabilme güçlerine sahiplermiş. Fakat en güçlüleri ise Mutantlar mış mutantlar birden fazla güce sahip olabilirmiş. Bir de son olarak bu hayatta bir rakibimiz varmış."Sömürgenler"insanların güçlerini çalabilir ve onları kendi lehine kullanabilirmiş.

Sanırım bu yeni hayatım pek de güzel geçeceğe benzemiyor. Biz Soydan Gelenleriz,soydan gelenler,insanları sömürgenlerden korurmuşuz. Çünkü sömürengenler,insanların enerjisi ile beslenirlermiş. Bu yüzden daha gücüme yeni fark bile edememişken nasıl böyle bir savaşın içine düştüğü hâla anlamıyordum. Eklemeyi unuttuğum şey ise Mert,in ateşten Pelinin ise sudan gelen olduğunu söylemeyi unutmuş olabilirim. Bunları söyledikten sonra beni odadan çıkarttılar. Burası eski püskü yıkık bir evdi. Ne bir insan ne de bir canlı vardı.

Mert,burası eğitim için çok uygun değince,elime bir bıçak fırlattılar ve savaşmamı istediler. Ben daha lise son sınıf öğrenciydim nasıl birini bıçaklayabilirdim ki? Ardından Mert bana saldırmaya başladı ben de hızlı kaçış darbeleriyle kaçmaya çalıştım bir kaç adım atıp uzaklaştıktan sonra bıçağı Mert'e fırlattım ve bıçak Merttin kolunu kesip gitti. Mert bir anda acılar içerisinde yere düştü. Bende hemen yardım etmek için koştum ve yarasına bastırıp kanın çıkmasını engelledim. Sonra ne mi oldu? Yine aynı şey oldu,ben yarasına bastırdığım sırada yine o yeşil ışıltı çıktı.

Bende korkudan elimi çekince baktık ki Mert'in yarası iyileşmişti. Pelin ve Mert sanırım bunu nasıl yaptığıma şaşırmış olmalılar ki "Daha ilk eğitimde nasıl bu kadar geliştin,Eğitimi tamamladın,artık sen Işıltılardansın!" deyince ilk başta bir sevinçle birlikte gönlümde çiçekler açıyordu. İlk defa bir şeyi doğru düzgün yapmış ve başarmıştım.

Çok geçmeden benimle birlikte bu eski evden çıktılar ve çıktığımda ise buranın okulumuzun arka binasındaki eski bir bina olduğunu fark ettim. Neyseki çok uzaklaşmamışız. Binadan çıktıktan sonra yemek yemeğe karar verdik. Bir çorbacının önüne oturduk. Kendimize terastan güzel manzarlı,açık hava içerisinde bir masanın yanına oturmuştuk. Bir şiddetli rüzgar esti. Pelin bana "Bunu Yapabilecek misin?" dedi.

O an her şey benim için daha da güzel geliyordu. O an ki dalgınlığımla Pelin'e bakakalmıştım ki neyseki garsonun ne istersiniz demesiyle tekrar eski halime döndüm. Bir Mercimek çorbası istemiştim. Mert ve Pelin de benimle aynı karardaydılar. Pelin hava çok soğuk üşüyorum,diyince ben kendi ceketimi vermek istedim. Fakat Mert benden önce davranıp Pelin'e ceketini vermişti.

O an çok kıskanmıştım çünkü ben... ben.... ben... Pelin'den hoşlanıyordum. Şuan bile söyleyemesem de vakit geldiğinde yine söyleyememiştim. O an ki kıskançlık duygusuyla çorbamı hemen bitirip kalktım parayı da garsona verip çıktım. Hızlı adımlarla sinirli sinirli adımlarla uzaklaştım ve bir köprünün altına oturdum.

Hâla onu düşünüyordum acaba tam o anda benimle çıkmasını falan mı teklif etseydim. Ama unuttuğum bir şey vardı. Sanırsam Mert'te ondan hoşlanıyordu. Çünkü tenefüslerde hep onunla takılıyor,bir şey oldu mu,Pelin'den yardım istiyor. Pelin'e bir şey olunca,hemen ilk o koşup o yardım ediyordu. Bunu nasıl fark edememişim yine ve yine hâla anlamıyordum.

Bu düşünceleri bir kenara bırakıp telefonumdan Pelin ve Mert'e mesaj attım ve erken ayrıldğım için üzgünüm anneme yardım etmek gerek,diyerek telefonu kapattım. Oturduğum yerden kalktım ve yavaş adımlarla o serin ve sakin havanın ruhuyla aklımı boşaltıp yoluma devam ettim. Bir kaç adım attıktan sonra önüme bir siyah adam çıktı. Ve bana "Senin tadın çok güzel,Mutant" dedi. Mutant mı,yoks... diyemeden bir kaç adım geri attım ve hemen arkama bakmadan koştum. Koşarken duyduğum tek şey ise...

"Benden Saklanmazsın..." dedi ve ardından Aşırı hızlı ayak seslerini duydum bir anda şu sesin duyulmasıyla gözlerim kapandı."Hrr.."

Ve..."Boom"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.