İçeriğe geç

Işıltı

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Işıltı

Bölüm 2

Farklı Sesler

Okulun zili çalmıştı. Herkes sınıftan çıkıp kantine doğru koşarak gittiler. Bense sınıfta kalıp yine o düşünceyi düşünüp duruyordum. "Acaba Bunu Yapan Ben Miydim?" diyip duruyordum ama yinede bir türlü aklım almıyordu. Bu nasıl olabilirdi demeden zil çaldı. Herkes sınıfa doluştu. Çok geçmeden bir adam içeri girdi. Bu adam bahsettiğim iri yarılı,uzun boylu biriydi. Bu adam yeni gelen matematik hocamızdı. Karşımıza geçmiş sapa sağlam duruyordu. Ne bir kırığı ne de bir yarası vardı.

Önce sınıf defterine baktı. Daha sonra ise "Sanırım ilk önce kendimi tanıtmalıyım,ismim Bahri Soylu yeni matematik öğretmeninizim. Pek çok sorulmasa da 34 yaşındayım"dedi. Daha sonra bir kaç adım attıktan sonra eliyle beni işaret etti. Sen! dedi. O an korkmuş olacağım ki kötü bir şey yaptığımı sanıp bir anlığına da olsa o an ki gerginlikle her tarafım kan ter içerisinde gibiydi. Tabi neredeyse ölecek olan adamın karşınıza geçip Sen! diye bağıracak hali yok ya. O an bir şey daha düşünmüştüm.

Acaba sabah ki olayı sorar mı diye ama sadece yoklamayı alır mısın demek için kaldıracağını bende düşünmezdim. Yoklamayı aldım,yerime geçtim ve oturdum. Bir kaç şeyden bahsedip tanışma safhasını geçtikten sonra zil çaldı. Yine olduğu gibi ben tenefüse çıkmamıştım. Bu böyle bir kaç ders daha devam etti ve en sonunda tarih dersinin bitmesiyle okuldan çıktım. Ben genelde yürüyerek gittiğimden yine öyle gidecektim fakat arkadaşım Mert'in de davetini kırmak istemediğimden bir restorantta yemek yemeye gideceğim için bunu bugünlük ertelemek zorunda kaldım.

Birlikte "428" numaralı otobüse binerek İzmirin bilindik ve ünlü yerlerinden olan karşıyakaya yakın bir yer olan Bostanlı'da indik. Ardından bir kaç dakika yürüdükten sonra bir hamburgercinin karşında durduk ve girmeye karar verdik. Üst kata çıktık ve cam kenarında güzel manzaralı bir masanın yanına oturduk. Siparişlerimizi verdikten sonra yemeklerimiz gelmeden önce tuvalete gitmek için kalktım.

Ellerimi yıkıyordum. YIkadıktan sonra peçetele ile tam kurulayacaktım ki bir anda burnum kanamaya başladı. Ardından çok gecikmeden kulağım inanılmaz derecede ağrımaya başladı. Bu sırada hem burnumu silip hem de kulağıma baksam da arada bazı sesler duydum. "Kütüphane,depo ve dolap" gibi gürültülü ve şaşırtılı gıcık bir ses tonuyla "Bul" dediğini de duymuştum. Bu sefer bu gerçekten gerici ve bir hayli de ürkütücüydü.

Biraz zaman sonra kulağımdaki ağrı ve sesler gitti. Burnumu silip tuvaletten çıktım. Arkadaşım Mert ne kadardır yoksun neredeyse yemekler soğudu hadi ye de gidelim daha ödevlerimizi tamamlamamız gerek. Hızlıcana yemeklerimizi yedikten sonra hesabı bölüşüp restoranttan kalktık ve durağa doğru yürüdük. Çok geçmeden ulaştığımızda otobüste gelmişdi. Otobüse bindikten sonra koltuğa oturduk ve bekledik. Yaklaşık yarım saat sonra gideceğimiz yere ulaştık ve indikten sonra birbirimizle vedalaşıp o evin yolunu bense o duyduğum sesi merakımdan dolayı kütüphanenin yolunu tuttum.

Kütüphaneye geldiğimde kartımı okutup gişeden geçtim. Yan tarafta çalışma bölümü vardı. Bende oraya yöneldim. Bir görevli kişi görmüştüm ama birine depo nerede diye sormak çok saçma ve aptalca geleceğinden yada bir hırsızmışım gibi gözükeceğimden dolayı gizlice aramam gerekiyordu birkaç adım attıktan sonra kitaplıkların arasından uzun bir koridor ve sonunda da depo yazılı bir oda vardı.

Yanına gittiğimde kapı aralık bir şekilde açık duruyordu. İçeriye doğru yavaş ve sessiz adımlarla girdim.Karşımda bir adet masa,solumda bazı mazelmeler,sağımda ise uzun ve sıralı dolaplar vardı. Dolapların yanına gidip teker teker bakıyordum sanırım hepsi kilitliydi. Teker teker giderken son dolaba gelmiştim. Dolap kilitli değildi. Dolabı yavaşça açtım ve büyük harflerle "BULDUN" yazıyordu. Yazıyı okunur okumaz bir anda ışıklar gitti,gözüm bağlandı,ağzım bantlandı. Ve..."Boom!"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.