İçeriğe geç

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 7 · 7 dk okuma

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 7

YEDİNCİ BÖLÜM

Tıpkı Akın'ın dediği gibi oldu. İfademizi alıp sabaha kadar tuttular. Ardından serbest bıraktılar. Berrak ile Esra'nın mahkemesi vardı. Bizi ise bir şey yapmadığımız için saldılar. Birde tabi tuzağa düşürdüğü için Akın'ı alacaklardı ama Berrak Akın'ın gerçekten konuşmak için çağırdığını ve kendisinin dayanamadığını söyledi. Hepimiz beraber karakoldan çıktık. Berrak biraz üzgündü üzüntüsünün sebebi ise mahkemenin ona denetimli serbestlik verme ihtimaliydi. Ben birini dövmeden nasıl o kadar uzun süre dayanacağım deyip duruyordu. Hepimiz ona katıla katıla gülüyorduk ama diğer ihtimal biraz moralimizi bozuluyordu. Ya tutuklanırsa!

Hemen tekrar ofise gittik ve annem aramaya başladı. Ben annemi unutmuştum bile. Hemen hızla telefonu açtım. Akın ve Alper'e susmasını söyledim.

Anne: Kızım nereye gittin sen bakayım, Beni hiç aramadan?

Sera: Anne kız arkadaşımla iki üç günlüğüne tatile geldik. Biraz kafa dinleyecektik. Sana ulaşamayınca not bıraktım bende.

Anne: Arkadaş derken kimmiş o?

Sera: Anne Berrak diye bir kızla tanıştım çok iyi bir insan. Tatil dönüşü senle de tanıştırırım merak etme.

Annem peki öyle olsun diyerek telefonu kapattı. Pek de ikna olmuş gibi değildi ama Berrak ile tanıştırdığımda sanırım bana inanır. Alper ile Akın bir şeyler ile ilgileniyorlardı. Dışarıya çıkıp Alper'in arabasına bakmaya başladılar. Artık gerçek manada acıkmaya başladım. Bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Berrak da "Ben acıktım" deyince bir şeyler almak için markete gittik. Çocuklar arabadan kafalarını kaldırmadıkları için bizi de hiç görmediler. Markete gidip birkaç parça bir şey aldık. Kahvaltılık birkaç parça şeye neredeyse bir ton para döküp dışarıya çıktık. Bu kadarcık şey bu kadar çok para nasıl eder anlamıyorum. Ofise doğru giderken Berrak birden bire "Eyvah!" Dedi. Ne oldu diye sormama kalmadan karşıdan bize doğru koşan iki adamı görmem bir oldu. Berrak elimden tutup hızlıca beni çekti ve koşmaya başladık. Berrak bir yandan koşarken bir yandan da telefonu cebinden çıkarıyordu. Hemen Alper'i aradı. Koşarken nefes nefese konuşmaya başladı. "Alper! Esra'nın abileri peşimizde. Ofisin alt sokağındaki marketin ordayız. Çabuk gelin." deyip telefonu cebine sokmadan koşmaya devam etti. Tuhaf bir şekilde ben hiç korkmadım. İki erkek iki kıza ne yapabilir ki sonuçta. Ama sonra hangi devirde yaşadığımız aklıma geldi. Kadına şiddet, cinayet, ve tecavüz konusunda birçok ülke ile yarışır haldeydik.

Çocuklar araba ile önümüze gelip durdular. Hızlıca arabaya atladık. Ama Alper basıp gitmek yerine o iki adamın üzerine doğru sürmeye başladı. Yapma falan diye bağırdık arkadan ama ikisinin de gözü kararmıştı. Alper "Berrak'a yapılan hiçbir hatayı affetmem" diye bağırdıktan sonra sert bir şekilde adamlara çarptı. İkisi de yere düştü. Az önce bizi adamlar kovalarken kafalarını kaldırıp bakmayan insanlar şimdi telefonları ellerine almış yana yana polisi arıyorlardı.

Alper ile Akın arabadan inip adamların üzerine atladılar. Zaten yaralanmış olan adamlar pek de bir şey yapamadılar. Alper arabayı tamir ederken plakalara plakalık taktığı için plakalar yoktu arabada. Bu bize artı bir puan kazandırdı. En azından polise verebilecekleri bir plaka yoktu. Etrafı incelediğimde bu sokakta tek bir kamera bile olmadığını gördüm. Zaten yaşadığımız yerde pek de kamera yoktu. Sadece bizim sitenin etrafında birkaç tane çalışmayan kamera vardı o kadar. Polislerin geleceğini anladığım anda çocuklara seslendim. Çocuklar hemen arabaya atladı ve hızlıca oradan uzaklaştık. Ofisin bodrum katında bir depo varmış ve ben bunu yeni gördüm. Hemen arabayı oraya sokup kaybettiler. Bütün bunları yaparken aşırı rahatlardı. Sanki dokunulmazlıkları varmış gibi davranıyorlardı. Ben telaştan duvarları kemirmek üzereydim.

Sera: Siz ne yaptınız. Ya polisler bulursa bizi ne olacak o zaman.

Alper: Bulurlarsa bulsunlar. Kimse benim hatunumu kovalayamaz. Onların insanlığını sikerim. Ayrıca onlar bizi şikayet edemez. Sevgililerimizi kovalarlar anca korkaklar. Orda duran adamların da polisi aradıklarını zannetmiyorum. Eğer bizim yüzümüzü gördülerse kimse buna cesaret edemez.

Sera: Nesiniz siz mafya falan mı?

Alper: Biz bu mahallenin çocuklarıyız. Işıksız sokağın çocuklarıyız. Ve buradaki kimse bize bulaşmaz. Yapabileceklerimizin bir sınırı yok. Onları dakikasında yok ederiz.

Berrak: Merak etme Sera yakında bizim kim olduğumuzu ve kimlerin içine girdiğini anlarsın. Bende ilk zamanlar sen gibiydim. Korkardım, çekinirdim. Sonra alıştım. İçlerine karıştım. Bu mahallenin çocuğu olmasam da bu mahallenin tüm çocuklarının biricik ablası ve yengesi oldum. Sende yakında anlarsın buranın nasıl bir yer olduğunu. Işıksız sokağa hoş geldin prenses.

***

Polis sirenleri, kaçmalar, yakalanmalar, uyuşturucu, şiddet, alkol, hırsızlık, çete...

Ve sayabileceğim yüzlerce şey vardı bu mahallede. Işıksız sokağın tüm çocukları karanlıktı. Işıksız sokaktan bile karanlık. Tüm bunları nereden mi biliyorum? Berrak sağ olsun kahvaltı hazırladığımız süre boyunca burada dönen şeylerin yarısını anlatmış bulundu. Yarısı da zaten bizim çocukların yaptıkları şeylermiş. Bazıları hariç.

Akın’ın nasıl bu kadar çok arkadaşı olduğu şimdi anlaşılmış oldu. Çalışmadan parayı başka türlü kim kazanabilir ki? Uyuşturucu satan bir insanın yanındaymışım günlerdir. Bunun farkına bile varmamak beni biraz üzdü. Ama asla çocuklara satmadıklarını aklı başında olan yetişkinlere sattıklarını söyledi. Umarım dediği gibidir. Berrak kafamdaki tüm düşünceleri yıktı geçti ama yapacak hiçbir şey yok. Artık bende buradayım ışıksız sokakta. Ve Akın’ın yanında cehenneme bile gitmeye razıyım. Ona karşı olan güvenim sonsuz. Onun yanında hissettiğim huzur ve güvende olmak hissi de benim için sonsuz. Bu yüzden onun yani benim evim gibi bir şey oldu. Ben yıllardır mutluluk ne onu bile bilmiyormuşum. Annem araba aldı istediğim her şeyi önüme serdi, okuttu, ehliyetimi aldı, tatillere yolladı beni ama Akın’ın yanında karakolda sabahlamak kadar mutlu etmedi beni hiçbir şey şimdiye kadar.

***

Sonunda güzel bir kahvaltı edebildik. Ne gündü ama daha ne gelecek acaba başımıza.

Sera: Bence bu gün ofisten çıkmayalım. Bu gün uğursuz günümüz olabilir.

Akın: Bence de! Ben bir kez daha polisten kaçamam.

Polisten sadece bir kere kaçabildik. İlkinde çok da güzel yakalandık. Ama yine de hepimiz ortak karar verip ofiste kalmayı tercih ettik. Aslında çocuklar evlerine de gidebilirlerdi ama onar beni yalnız bırakmamayı tercih ettiler. Hep birlikte oturduk televizyon izlemeye başladık. Kadın programlarından, saçma yaz dizilerine kadar neredeyse hepsini kısa kısa aralarla izledik.

***

Saat akşam 9’a geldiğinde Akın “Şu televizyonu birisi artık susturacak mı yoksa ben yere fırlatıp kırayım mi?” dedi. Yere atıp kırması fikri cidden hoşuma çok gitti. Ben hayatım boyunca bu kadar saçma şeyler izlemedim. Berrak da “Televizyondan daha güzel bir fikri olan varsa söylesin” dedi. Alper “okey oynayalım” derken Akın “soru sorma oyunu oynayalım hem biraz daha tanırız bu prenses görünümlü suçluyu” dedi.

Ama ben bunu yapmak gerçekten istemiyordum. Geçmişimi ben kapattım ve kapattığım gibi kalsın istiyorum. Onlar benim için kötü günlerdi. Karakollar, cezaevi, nezaretler, hastaneler artık gerçekten o kadar bıkkınlık gelmişti ki bunların adına bile tahammül edemez hale gelmiştim. Akın’ın bu önerisini “Akın zamanı ve yeri geldiğinde ben size her şeyi anlatırım şu anda kendimi buna hiç hazır hissetmiyorum” diyerek kibarca reddettim. O da bunu anlayışla karşıladı. Berrak ise “Aslında güzel fikir ama bunu şu şekilde yapalım. Doğruluk cesaret oynayalım ama sadece cesaret olsun” dedi. Bu fikir aklıma yatmıştı. Benimle birlikte herkesin aklına yattığı için ortaya koyduğumuz gazoz şişesini çoktan çevirmeye başladık bile. İlk olarak Alper ile Akın’a geldi. Akın Alper’e masanın üzerine çıkıp oradan ters takla atarak yere atamasını söyledi. Alper dakikasında masaya çıkarken ben birden ayağa kalkıp bir şey olacağından endişelendiğim için “hayır” dedim. Hayır dememe kalmadan Alper yapmıştı bile. Hareketini hayranlıkla izledikten sonra yerime oturdum ve onu yavaş yavaş alkışladım. Cidden şaşırtıcı bir şey yapmıştı. Ardından Ben ve Berrak arasında durdu şişe bende Berrak’a bir yeteneğini göstermesini söyledim. Berrak ize dirseğin yaladı. Normalde dirseğine dilinin uzanması mümkün değil ama o yapabilmişti. Biz bunu da alkışladık. Güzel bir şeydi bu. Herkes yapamaz.

***

Oyun bu şekilde devam etti ama artık sıkılmaya başladık. Alper “son bir kez daha çevirelim sonra bırakalım” dedi. Hepimiz onayladık zaten iyice sıkılmıştık. Son kez çevirdiğinde şişe Berrak ile Akın arasında kaldı. Berrak söylüyor Akın da yapıyordu.

Berrak: Sera’yı öp!

Alper: Oooo iddialı.

Akın: Arkadaş olduğumuzu söylemiştim ama sana Berrak!

Berrak: Arkadaş olduğumuzu biliyorum ama oyun bu. Sonuç olarak denileni yapmak zorundasın hadi ama oyun bozanlık yapma.

Akın: Hadi ben öptüm. Sera izin verecek mi buna?

Herkes bana baktığında cevap vermek zorunda kaldım “Sonuç olarak bir oyun ve biz arkadaşız. Aramızda bir şey olmadığı sürece bu benim için bir sorun değil.” Dedim.

Akın bana yaklaştı. Resmen kalbim şu anda durmak üzereydi. Alper “5 saniye yeterli” dedi. Kalbim ağzımdan çıkacakken Akın kalbim çıkmasın diye ağzımı duydukları ile kapattı.

Berrak-Alper: 5-4-3-2-1-0 bitti.

Onlar bitti demişti ama bizim için bitmedi. Resmen tüm sesler ve görüntüler gitmişti o anda bizim için. Orada sadece biz vardık. Sadece ikimiz. Dudaklarımız birbirinden yapışmış gibi ayrılmadı. Kendimizi birbirimizden geri çekemedik. Sonrasında hemen ayrıldık. Berrak ve Alper köşede tatlı tatlı bizi izliyorlardı. Alper “iyi ki 5 dedik kanka” dedi. Akın da bende biraz utandık. Ne oldu böyle birden bire bize.

***

Oyun bittiği için Berrak ve Alper gitti. Sadece Akın ile ben kaldım. Akın da birazdan gidecekti. Bana olan için binlerce kez özür diledikten sonra çıkarken de özür diledi ve öyle çıktı. Hemen arkasından kapıyı kilitleyip kapıya yasladım. Kalbim halen hızla atıyordu. Biraz sakinlik ve biraz uyku iyi geleceği için yorganları serdim ve içine girdim. Huzurlu bir uyku çekme zamanı gelmişti.

***

Berraktan:

Artık aralarına zehri salmıştık. O öpüşmeden sonra halen birbirlerine karşı bir şeyler hissetmiyorlarsa bir anormallik vardır bu durumda. Ama öyle olduğunu zannetmiyorum bunlar zaten birbirlerinden hoşlanırlar ama belli etmiyorlar.

Berrak: Bence bunlar çok güzel olacaklar.

Alper: Biz yapacağız aşkım iyi olacaklar

tabi ki de. Bizim yaptığımız hangi iş kötü oldu şimdiye kadar...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.