İçeriğe geç

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 6 · 6 dk okuma

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 6

ALTINCI BÖLÜM

Sabah her tarafım tutulmuş şekilde zar zor kalktım. 4’ümüz de arabada otururken uyuya kalmıştık. Yada bilerek uyuduk onu da bilmiyorum. Vücudum o kadar kasılmıştı ki zar zor toparlandım. Soğuktan Akın ile bir birimize sokulduğumuzu bile fark etmedim. Kendimi yavaşça toparlayıp arabayı çalıştırdım. Hemen ısıtıcıyı açtım. Arabanın içerisindeki hava biraz da olsun yumuşamıştı. Herkes uyuduğu için telefonla uğraşmaya başladım. Instagramda takılırken o iki geri zekâlının fotoğrafına denk geldim. Beni aldatan eski sevgilim ve kahpelik yapan arkadaşım. Altına kötü bir yorum yapmamak için kendimi zor tuttum. Onun yerine beğenip geçtim. Bu onları ne de olsa daha fazla kudurtur. Bir süre sonra sıkılmaya başladım. Güneş artık tam manasıyla tepeye gelmek üzereydi. Aldatıcı bir güneşti bu hava halen buz gibiydi. Bu sene kar yağmadı ama yüksek yerlere yağan karın kokusu ve soğukluğu buralara vuruyordu.

Hafifçe öksürdüm belki duyar ve uyanırlar diye ama hiçbir şekilde tepki olmadı. Berrak ve Alper arka koltukta bir birlerine sokulmuş ve üzerlerine kaban örtmüş bir şekilde uyuyorlardı. Bu yüzden bende sessizce Akın’ı uyandırmaya karar verdim. Kulağına yaklaşıp birkaç kez Akın diyerek omzuna dokundum. Yavaşça uyandı ve bana baktı. “Sabah uyandığımda ilk gireceğin şey bir kadın yüzü deselerdi hayatım boyunca buna asla inanmazdım” dedi. Gülümsedim ve kalkmasını söyledim. Onun da her tarafı tutulmuştu. Ardından yavaşça arkasına döndü. Çocukları uyurken gördü ve birden yüksek bir sesle “Kalkın lan öğlen oldu” diye bağırdı. Çocuklar birden bire yerlerinden fırladılar. O kadar uğraşmıştım onları uyandırmamak için ama çabalarım boşa gitti. Akın sağ olsun.

Onlar da kendilerine zar zor geldikten sonra Akın arabayı harekete geçirdi. Yavaş yavaş yola çıkana kadar sürdü. Ardından hızlı bir şekilde gidip önce Berrak’ı eve bıraktı. “Çabuk hazırlan ve bir saate ofise gel” dedi. Berrak hızlıca eve doğru gitti. Ayni şekilde Alper’i de bırakıp beni de ofise kadar götürdü. Benim hazırlanacak bir şeyim yoktu. Bu yüzden aynı kombinle bu günü de geçirmeye karar verdim. Akın da üzerini değiştireceğini söyleyip evine gitti. Ofisi biraz toparladım. Dün gece biraz fazla dağıtmıştık. Ardından bulaşıkları yıkadım ve yerlerine kaldırdım. Koltukların üzerini düzeltip bir güzel süpürdüm. Eski halinden bin kat daha iyi olmuştu ve benim de biraz vakit geçirmemi sağladı.

Akın kapıya gelip seslendi. Hemen kapıyı açtım. Elindeki poşeti bana fırlatıp 3 dakikan var hemen giyin bir dakika bile beklemem içeriye dalarım dedikten sonra dışarıya çıktı. Hemen poşeti açtım. Yeni alınmış bir kışlık içi polar tayt ve kullanılmış devasa boyda bir erkek switi vardı. Tabi ki de bu swit Akın’ın dı. Parfümün kokusu hala üzerinde duruyordu. Ama tuhaf bir şekilde temizdi. Yoksa kokusunu almam için temiz kıyafetin üzerine parfümünü mu sıktı. Aman neyse sonuçta giyecek ve sıcak tutan bir şeyler getirmiş. Bu da bir şey. Hemen hızlıca üzerime geçirdim. Koltuğa oturdum ve içeriye girmesini bekledim. İki dakika sonra içeriye daldı. “Kızım giyindin de niye çağırıyorsun dondum soğuktan” dedi içeriye girer girmez. Bende omuzlarımı silkip “Nasıl olsa üç dakika sonra girersin diye bir şey demedim. Ayrıca teşekkür ederim bunlar için.” Dedim. Isıtıcının ayarını yükseltip hemen yanı başıma oturdu. O kadar koltuk varken yanıma oturmayı tercih etti. Ardından kafasını bacaklarıma koyup uzandı ve televizyonu açtı. Bir an orada öyle robot gibi kaldım. Neden bunu yaptı şimdi? Ardından bir süre daha aynı şekilde kaldım ve ona baktım. Kafamı tekrar televizyona çevirdim.

Akın: neden bu kadar kastın kendini, alt tarafı bacağına yattım ne var bunda?

Sera: Yooo kasmadım. Tabi ki de bir şey yok. Normalim ben merak etme.

Akın: Şimdi inandık evet.

Gözlerimi devirip birde onu yere ittim. Düştü ve poposunu ovalamaya başladı. Hemen ayağımdan tutup beni sert bir şekilde yere çekip üzerime çıktı. “İntikam almayı sevmem, ama ödeşmek adettendir” deyip beni gıdıklamaya başladı. Kahkaha atmamak için kendimi zor tuttum ama yanaklarımın yanmasından kıpkırmızı olduğumu fark ettim. Ardından bastım kahkahayı. Tam o anda kapı açıldı ve bizim muhteşem ikili içeriye girdi. Bizi öyle görür görmez dışarıya çıkıp tekrar kapıyı kapattılar. Hemen ikimiz de toparlandık. Gerçekten çocukça davranmıştık. Akın onlara seslenip hiç bir şey olmamış gibi yerine oturdu.

Alper: Kanka rahatsız ettiysek bir saat sonra geliriz biz sıkıntı yok.

Akın: Saçmalama lan. Beni itti düştüm o yüzden onu da düşürdüm sonra öyle bir şeyler oldu işte. Yanlış anladınız.

Alper: Kıza ne yaptın da itti seni?

Berrak: Sana ne Alper iki arkadaş(!) Arasındaki olaydan.

Berrak güldükten sonra ikimizin de utançtan yüzümüz kızardı. Berrak bunu fark etmiş olacak ki hemen konuyu değiştirdi.

Berrak: Eee şimdi ne zaman dalıyoruz. Ben eşofmanımı giydim de geldim.

Alper: önce kızları düşürmemiz lazım sen çağırınca geleceklerini falan mı zannediyorsun?

Berrak: O aptal kızı düşürmekte ne var. Akın yazıyor kıza akşam hava kararınca gel biraz konuşalım seninle diye. Parkta buluşuyor bunlar. Akın kızı oyalarken bizde arkadan çöküyoruz.

Bu fikri herkes onaylarken bende güldüm ve “Bir suç çetesi kursak, cidden çok para kaldırırız” dedim. Aralarında alayla güldüler. Berrak konuyu tekrar kızlara getirdi. Biraz vakit geçirmek için çay demleyip bir şeyler atıştırdık. Kahvaltı bile etmedik bu yüzden bu biraz iyi geldi.

***

Akşam saatleri yaklaştığında hepimiz kendimize ikişer bira aldık. Biraları yudumlarken muhabbete devam ettik. Berrak birden bire muhabbeti kesip “Zamanı geldi hadi Akın yaz artık” dedi. Bir an o kıza acıdım. Ben de birini deli gibi sevsem bende aynısını yapar mıyım bilmiyorum ama en azından buna yakın bir şey yapardım. Tamam şiddet çözüm değil ama en azından kızla konuşurdum uzak durması için. Akın Esra’ya yazdı ve Esra da hemen cevap verdi tabi ki kaçırır mı? Bir saat sonra buluşmak için sözleştiler. Esra büyük bir ihtimalle şu anda güzel bir şey giyinip hazırlanacak ama Berrak onun o giyeceği şeyi paramparça etmek için hazırda bekliyor. Birden bire içimdeki insani duygu ortaya çıktı. Bir şekilde buna engel olmam gerekiyordu. Tamam kız biraz beni hırpalanmış olabilir ama sonuçta bu şekilde çağırmak ona haksızlık. O ümitli bir şekilde gelecek o parka ama karşılaştığı manzara hayallerini yıkacak. Kavgayı bilerek gelse bu kadar acımam. Bu düşüncemi çocuklara söyledim ama Berrak reddetti. Akın bana hak verdi Alper ile birlikte ama Berrak hepimize karşı çıktı. Beni kalabalık gelip dövdükleri için yapacakları her şeyi hak ettiklerini düşünüyordu ve bir şekilde hepimizi ikna etti.

***

Ofisten çıktık ve parka gittik. Kız orada oturmuş bekliyordu. Berrak koşarak kızın üzerine gitti. Kız birden bire panikleyip ayağa kalktı. Telefona birden sarıldı ama kimseyi aramasına müsaade etmeden Berrak telefona vurdu ve yere düşürdü. Ardından kızı tutup üzerine çıktı. Bir yandan bağırıyor bir yandan da kızı hırpalıyordu. Gözüm birden yere düşen telefona takıldı. Kız kedes uygulamasına girmişti. Ben tam çocuklara haber verecekken işin işten çoktan geçtiğini gördüm. Kırmızı mavi ışıklar parkı birden bire aydınlattı. Berrak hızla kızın üzerinden kalkıp bize doğru geldi kaçmaya çalıştık ama Polisler arkanızı da tutmuştu. Mecburen teslim olduk. Akın “Lanet olsun” diyebildi sadece. Dördümüzü de emniyet arabasına bindirdikten sonra hepimizi bir pişmanlık kapladı ama artık yapacak hiçbir şey yoktu.

Berrak: Lanet olası korkak polise ne ara haber verdi. Yada hangi komşu aradı bu polisleri. Geberteceğim bu kızı.

Sera: KADES uygulamasına girip butona basmış.

Alper: KADES de ne oluyor.

Sera: Kadın destek programı şiddet gören kadınlar için tasarlanmış bir uygulama girip butona bastığın zaman konumdan yerini tespit edip hemen geliyorlar. Telefonu kapatsan hatta kırsan bile yerini söylemeye devam ediyor. Size haber verecekken polisler geldi. Geç kaldım yani.

Akın: Bırakın şimdi bunları şimdi ne yapacağız.

Alper: Ne olacak oğlum bu devlet neleri salıyor bizi mi salmayacak. Bir gece nezarette yatar ifade verip çıkarız. Merak etme adalet sistemi böyleyken bize hiçbir şey olmaz.

Hepimiz aynı anda kafamızı salladık. Berrak bana dönüp “Biz alışkınız da bu kız ne yapacak. Nerden bilsin nezareti ifadeyi falan. Kıyamam kız sana ben. Korkma tamam mı?” Dedi. Daha önce içeriye girdiğimden haberleri yoktu tabi ki de. “Merak etme kanka ben 6 ay yattım ceza evinde bende alışkının yani” dedim. Hepsi şaşkın bir şekilde bana bakarken karakola gelmiştik bile. Berrak “Surdan bir çıkalım seninle oturup konuşmamız gereken çok konu olacak Sera” dedi. Akın ve Alper de aynı şekilde Berrak’ı onayladı. Bende güzelce bir iç çekip “konuşalım yapacak bir şey yok” dedim.

Polisler bizi alıp karakola soktular. Hadi bakalım Sera eski hayatına nasıl dönüyorsun izle ve gör...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.