İçeriğe geç

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 30 · 5 dk okuma

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 30

OTUZUNCU BÖLÜM

Kuvozdeki bebek gülümsüyordu. Çok güzel bir oğlan çocuğu olmuştu. Ona resmen aşkla bakıyordum. Gözleri kapalıydı uyuyordu muhtemelen. Doktor gelişimini tamamladığını söylediği için birkaç tane daha muayene yapıp annesine vereceklerdi.

Berrak’ın yanına gittim ve doktorun söylediğini söyledim. Berrak heyecan ve merakla oğlunu bekliyordu. Ben de heyecanla o koruma denen adamlardan gelecek haberi bekliyordum. Alper’in bir an önce oğlunu görmesi gerekiyordu. Neredeler nasıllar gerçekten çok merak ediyordum. Ama Berrak gerçekten de biraz fazla rahattı. Bu bombacı denen adamdan hiç korkmuyor gibi gözüküyordu.

Hata ettiğini düşünmeden edemedim. Sonuçta düşman bir karınca bile olsa onu hafife almak hataydı. “Berrak nerede bu adamlar? Hala bir ses çıkmadı. Merak ediyorum.” dedim. Berrak biraz bana baktıktan sonra haklısın dercesine kafasını salladı. Ardından tekrar telefonunu istedi. O adamı tekrar aradı. “Ne oldu niye hala haber yok?” dedi. B1 “Berrak hanım Bombacı tüm mekanlarını devretmiş. Hiçbir yerde yok. Sizi arayan numaradan yerini tespit etmeye çalışıyoruz ama hiçbir şekilde sinyal alamıyoruz. Yanınıza bilgisayarcıları göndermem ve sizin adamı tekrar aramanız lazım.” dedi. Berrak birden sinirlenmisti. Bu hastanede olmak onun elini kolunu bağlıyordu. “Sera Muğla’da benim evime geçecek. Adamlar da orada olsun. Sera adamı aradığında bulun. Onları hemen buraya hastaneye getirin. Alper’in oğlunu artık görmesi lazım. Lütfen acele edin” dedi.

Telaşlanmış ve resmen adama yalvarmıştı. İşler gerçekten şimdi ciddiye binmişti. Berrak burada yalnız kalamaz ama benim de gitmem lazım. “Sen yalnız kalacaksın ama dikişlerin var” dedim. Berrak ne kadar telaşlı da olsa gülümsedi “karnım ilk defa kesilmedi, ilk defa dikiş atılması bana merak etme. Ha bıçaklanmışım ha doğum yapmışım ben iyiyim çabuk git sen” dedi. Kafamı salladım ve hızlıca çantamı aldım. Tam çıkacakken Berrak tekrar seslendi “O adamlar benim değil Akın’ın adamları. Onu bulmak için her şeyi yaparlar. İstanbul’a gitmen gerekirse git. Beni merak etme. Bebeğimi alır almaz buradan çıkmaya çalışırım. Bende gelirim İstanbul’a. Sen adamların başında dur ve Sera olduğunu belirt. Sen onları bilmesen de onlar seni biliyor” dedi.

Akın’ın adamları, sözde artık bıraktığı işleri vardı. Ben birkaç ayda bir rüyaya kapılmıştım. Akın ilk tanıştığım adam değildi. Bunu şu anda fark etmek biraz geç olsa da Akın gerçekten çok değişmişti. Düşmanları vardı elbet ve Akın bana ayak uydurmak için onlara karşı güçsüz düşmüştü. Anlattıkları şeyler sadece bir mahalleden ibaretti. Mesela bu bombacı denen adamdan hiç bahseden olmadı. Düşmanlarının hiç birini tanımıyordum. Sadece üstten anlattıkları konular vardı. İlk defa bu kadar içine girecektim bu olayların.

Eve geldiğimde kapıyı çaldım. Adamlar gelmişti ve bilgisayarları kuruyorlardı. İri yarı, uzun boylu, sert bakışlı bir adam elini uzatıp “Yenge ben Mehmet. Korumaların başı benim. Buradaki kimse ile muhattap olmana gerek yok sadece benimle iletişime geçmeniz yeterli.” dedi. Ben kimim ki! buradaki insanlar ile muhattap olmayacak kadar değerli miyim? Ne diye tanıttılar beni bu adamlara? Gerçi evet Mehmet başında belirtti ‘yenge’ dedi. Yenge olduğum için muhatap olmayacaktım.

Adaların yanına geçtim. Hiç birisi kafasını kaldırmadı. Yüzüme bakmıyorlardı. Saygıdan mi Akın korkusundan mı bilmiyorum ama bana tuhaf geldi. Mehmet telefonumu istedi. Hemen verdim ve bir şeyler yaparken bende bekledim. “Efendim buyurun arayın bombacıyı” diyerek telefonu bana uzattı. Ne diyeceğim bu bombacıya ben. Mehmet’in yüzüne baktım birkaç saniye, anladığını belli etti “Nerede olduğunu sorun, Akın ile konuşmak istediğinizi söyleyin ve lütfen bir şey belli etmeyin” dedi. Berrak gibi olmadığımı anlamıştı. Belki de içinden Berrak gelseydi keşke diyordu.

Kendimi toparladım. Madem bu adam bana küçümseyici bu bakışı istemeden de olsa atmıştı bende gerekeni yapacaktım. Belki bu işlerin içinde değildim ama bende aksiyon filmi izledim yani olduğu kadar.

Bombacı denen adamı aradım. Telefon çalmaya başladı. Bu sefer Alper’in telefonunu arıyordum. Akın’ın telefonundan iletişim kurduğumuz için onu çoktan korunmaya almışlardır bunu en azından almadılarsa takip edebiliriz dediler bende öyle yaptım. Açmayacak korkusu ile telefonun ekranına bakarken aranıyor kısmı birden saniyeye dönüştü. Yani telefon açıldı. “Sera!” dedi Alper’in sesi. “Alper, neredesiniz?” dedim. Ardından bombacı telefonu aldı. “Sera hanım neden sorulmayacak olan soruları soruyorsunuz. Sizce ben söyletir miyim nerede olduklarını.” dedi.

Sinirle “Bırak onları” dedim. Bombacı tekrar güldü “Bırakacağım tabikî ben istediğimi aldım” dedi. Telefon kapandı. Adamlar bana bakıyordu bende adamlara. Ne demek alacağımı aldım.

Ardından tekrar telefonum çaldı. Gelen arama bu sefer Akın’dan dı. Adamlar tekrar bilgisayara bakmaya başladılar. Telefonu açtım. “Konuş!” dedim. Artık tir tır titriyordum. “Sera konum atacağım adamları yolla bizi alsınlar. Sakın kendin gelme. Adamlar gitti buradan dağın başındayız. Ne oluyor kafam almıyor ama ben istediğimi aldım dedi ve gitti. Acele edin bir sorun var.” dedi. Akın konuşuyordu. Kafam artık gerçekten algısını kapatmış gibiydi. E ne oldu şimdi dememek için zor tutuyordum kendimi. Önce kaçırdı sonra bıraktı ben istediğimi aldım dedi. Ne demek oluyor bu?

Akın’a benim yerime Mehmet cevap verdi “Hemen geliyoruz Akın bey” dedi. Benim cevap veremeyeceğimi anlamış olmalıydı. Ardından aklıma Berrak geldi. Yüzüm hayretle Mehmet’e döndüğüne “Ne oldu Sera hanım?” dedi. Konuşmak istedim ama konuşmuyor bağırıyordum “Bebek! Bombacı bebeği istiyordu” dedim.

Hemen fırladım. Kapıya çıktığımda yine hayrete düştüm. 5 araba dolgusu adam kapıda bekliyordu. Hızlıca kendi arabama bindim. Adamların yarısı Akın’ı almaya giderken yarısı da beni takip ediyordu.

***

Hastaneye girdim. Merdivenlerden koşarak yukarıya çıktım. Mehmet de hemen arkamdan geliyordu. Berrak’ın odasının kapısını sertçe açtım. İçeriye girdim. Berrak “Ne oluyor Sera” diye bağırdı. “Bebek nerede?” diye sordum. “Emzirmem için bana getirdiler sonra da çıkmak istediğimi söyleyince son bir kontrol için aldılar. Ne oldu?” dedi.

Ben bunu Berrak’a nasıl söyleyeceğim. “Akın ve Alper geliyor” dedim. Berrak gülümsedi “Demek buldunuz” dedi. Kafamı hayır anlamında salladım merakla yüzüme bakıyordu. Mehmet de o sırada bebeğe bakmak için odadan çıkmıştı. “Bombacı ben istediğimi aldım deyip onları bıraktı” dedim. Berrak anlamaya çalışır gibi yüzüme birkaç saniye baktıktan sonra “Oğlum!” diye bağırarak yerinen kalktı. Canı yanığı için karnını tutarak tekrar bağırdı. Yanına gidip tekrar yatırmaya çalıştım ama yapamadım. Hızlıca kapıya doğru gitti. Duvarları tutarak yürümeye başladı.

Yanından bir hemşire geçiyordu ki hemşirenin kolundan tuttu “Bebeğim nerede?” diye bağırdı. Hemşire şaşkınca “Odanıza gönderdik” dedi. Ben gittim yanına, sakince “Hemşire hanım son bir kontrol için almışsınız bebeği” dedim. Hemşire hayır dercesine kafasını salladı. Berrak “Kaçırdılar oğlumu!” diye bağırdığında hemşire insanlarla iletişime geçmeye başladı ve bana Berrak’ı yatırmamı söyleyip güvenliklerin yanına doğru koştu.

Asansör kapısından Alper çıkmıştı. Berrak ile karşı karşıya geldiğinde “Neden yatakta değilsin?” dedi. Berrak o anda yere yığıldı. Ortalık tam manası ile karışırken köşede Mehmet ve Akın’ın konuştuğunu gördüm. Akın ona emirler verir gibi gözüküyordu. Berrak odaya alınırken Alper de bana bakarak odaya geçti. Odaya girdiği ile çıktığı bir olmuştu yüzüme bakıp “Oğlum nerede?” diye sordu. Cevap vermeden yüzüne baktım. Akın arkama geldiğinde daha da gerildim. Her şeyin daha da karışacağı belli olmuştu.

***

IŞIKSIZ SOKAK ŞİMDİ BAŞLlYOR

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.