İçeriğe geç

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 22 · 6 dk okuma

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 22

YİRMİ İKİNCİ BÖLÜM

Zeynep hanım bir şekilde “Ayıp olur çocukluk arkadaşın sonuçta” diyerek Sera’yı ikna etmişti. Çocukluk arkadaşı olduğunu bile hatırlamadığı kızın düğününe gidecekti. Bir sonraki gün düğün saati hızlıca gelmişti. Sera’nın mide bulantısı olduğu için düğün öncesi rezil olmayayım diye eczaneye gidip bir ilaç alacaktı. En azından düğün boyunca mide bulantısı çekmek istemiyordu.

Pembe uzun bir elbisesi vardı ve bu elbise Sera’nın boyuna da tam olarak uyduğu için çok yakışıyordu. Bu elbisesini iki sene önce annesi bayram arifesinde ona hediye olarak almıştı. Elbiseyi üstüne giyip altına siyah topuklu ayakkabılarını giymişti. Elbisede siyah puantiyeler olduğu için altına bu ayakkabılar gayet de güzel olmuştu. Açık pembemsi renklerde bir makyaj yapıp siyah ve şık duran bel çantasını takmıştı. Yanına telefon, cüzdan ve tazelemek için pembe rujundan başka bir şey almayacağı için bu çanta gayet de yeterli olacaktı.

Eşyalarını da çantasına aldıktan sonra bir süre de annesinin hazırlanmasını bekledi. Ardından sürücü koltuğuna yerleşti. Annesi de yanına bindiğinde önce eczaneye uğraması gerektiğini söyledi. Annesi mide bulantısının stresten olduğunu ilaç kullanması gerekmediğini söylese de Sera düğün için diyerek bir şekilde annesini ikna etti. “Salonun ortasına kusmak istemiyorum” deyip gülümsedi. Gülecek hali yoktu hatta ağlamaktan kızarmış göz altlarını kapatıcı ile zor kapatmıştı ama annesini daha fazla üzmek istemediği için öylesine gülümsüyordu. Ardından açık bir eczane buldu yol üzerinde. Şansına nöbetçi eczaneydi ve Pazar olmasına rağmen açıktı. Bu gün şanslı bir gün müydü yoksa Sera için. Eczaneye girdiğinde çalışan kadın “Hoş geldiniz buyurun” dedi gülümseyerek. Sera da kadına gülümsediği anda gözüne bir şey ilişti.

Kadın Sera’ya ne istediğini soruyordu ama Sera ona cevap vermeden sadece gözüne ilişen şeye bakıyordu. Orada cam tezgahın üzerindeki gebelik testleri gözüne takılmıştı. Ardından aklından geçen geçti ‘Mide bulantısı, baş dönmesi....’. Bunların genel olarak neyin belirtisi olduğunu biliyordu. Ardından uzun zamandır regl olmadığını da fark etti. Annesi bunların hepsini stres ve üzüntüye yorsa da Sera’nın içine bir kurt düşmüştü bile. Ardından kadına bir saniye deyip telefonundan Regl takip takvimini açtı. Düşündüğü şey doğruydu neredeyse 50 gündür regl olmadığı yazıyordu. “Lanet olsun ben neden bunu şimdiye kadar fark etmedim ki” dedi. Kadın artık Sera’nın deli olduğunu falan düşünmeye başlamıştı ki Sera sonunda “Bir gebelik testi rica edecektim” dedi.

Kadına parayı uzattıktan sonra hemen testi çantasına attı. Fermuarı kapattı. Kadın para üstünü uzattığında Sera annesinin yaklaştığını gördü tekrar çantayı açmamak için “Kalsın” deyip çıktı. Annesi kapıda “Bir şey oldu zannettim bir ilaç alıp çıkmak bu kadar zor muydu?” dedi. Sera annesine sıra vardı bahanesini uydurduktan sonra arabaya geri bindi. Suratında donuk bir ifade vardı. En azından az önce yalandan da olsa gülen yüzü kaybolmuş ve çok boş bakan bir insan olmuştu. Annesi fark etse de bir şey demedi. Düğün salonuna geldiklerinde geç kalmışlardı. Gelin ve damadın dansı bitmişti. Aslında sera için iyi olmuştu çünkü gerçekten aşkla dans eden insanlar değil aşkla bakan insanlar bile görmek istemiyordu. Bunun için çok yanlış yere gelmişti aslında ama annesini kırmak istemediği için oturdu.

Sonrasında düğün salonunun köşesinde alkol satılan yeri gözleriyle keşfetti. Düğünün en azından alkollü olduğuna sevinmişti. Annesinden müsaade isteyip oraya gitti. Kırmızı şarapların havada uçuştuğu yerde o kendisine iki tane bira aldı. Birisini annesinin oturduğu masada içti. İkincisinin yarısına geldiğinde aklından hiç çıkmamış olan testi eve gidince değil de bir an önce yapmak istediği için ayağa kalktı. Bir elinde yarılanmış birası bir elinde içinde test olan ve sıkı sıkıya tuttuğu çantası vardı. Annesine “Lavaboya gidiyorum” deyip onun cevabını beklemeden arkasını döndü. Elindeki biranın yarısını yolda yarısını da lavabonun kapısının önünde içip biten şişeyi orada duran çöp kovasına attı. Lavabonun önünden tekrar bir u donuşu yapıp pet bardak aldı. Test için idrar örneğini sonuçta bir kaba alması gerekiyordu.

Lavaboya girip testi yaptı ve lavabonun içindeki küçük pencerenin önüne koydu. Hızlı test olduğu için üç dakika sonra sonuç vereceği yazıyordu ama o üç dakika sonra bile onu eline alıp bakamadı. Bu cesareti bir türlü kendinde bulamamıştı. Bunun yerine Instagrama girip daha yüklenmesini bile beklemeden aşağıya hızlı hızlı kaydırıyordu. Bu Sera için stres yönetme şekliydi. Aradan yedi dakika geçtikten sonra ise bakmak zorunda olduğunun farkına vardı çünkü annesi onu bekliyordu ve merak edip gelebilirdi. Ardından testi gözleri kapalı bir şekilde eline aldı. Gözlerini hiç açmak istemiyordu ama derin bir nefes alıp gözlerini açtı.

Gözünden düşen yaşlar yere damlarken ağzından tek bir kelime titrek bir biçimde çıktı “KAHRETSİN!”....

**

Sera tir tir titreyen elleriyle telefonu elinde tutmaya çalışıyordu. Hemen bunun fotoğrafını çekip Berrak’a atmak istiyordu. Ne yapacağını bilemez durumdaydı ama burada biraz daha durursa annesinin bakmaya geleceğine de emindi. Fotoğrafını çeker çekmez testi alıp çöpe attı. Ardından sanki yakalanacakmış gibi hissettiği için Testin üzerine de rasgele çekip koparttığı peçeteleri doldurdu. Ardından lavabodan çıkıp aynada makyajını düzeltti.

Annesinin yanına indiğinde aşırı gergindi. Ortamdaki gürültü ise gerginlik seviyesini artırıyordu. Normalde yüksek sesli müzikleri severdi ama bundan sonra yüksek sesli müzikler bu olayı ona hatırlatacağı için büyük ihtimalle dinleyemeyecekti. Yüksek sese maruz kaldığında ise başım ağrıdı diyerek oradan kaçacaktı. Çünkü bazı şeyler, bazı büyük travmaları hatırlatır ve akıllardan silinmemesine neden olur. Berrak’a küçük bir mesaj attı. ‘Sana bir şey söyleyeceğim ama Alper de dahil kimse bilmeyecek.’

Bu mesajı attıktan sonra hemen testi attı. Sonradan pişman oldu Berrak sonuçta Akın’ın önceden beri yakın arkadaşıydı. Alper’in karısıydı böyle bir şeyi tabikî de onlardan saklamazdı. Hemen mesajları sildi ama geç kalmıştı. Berrak üstten mesajı okumuş ve son saniye fotoğrafı görmüştü.

Niye sildin diye sormadı, ne sildin diyerek görmemiş gibi yapacağı bir mesajda değildi bu yüzden sadece ‘Sen ciddi olamazsın’ diyebildi.

Sera mesajı gördüğüne üzüldü ama bir yandan da sevindi en azından o kafayı yemeden yardımcı olabilecek birisi vardı. Sera ise ‘Bu testlerde yanlış çıkma ihtimali de var ama, hem ben biraz alkol aldım etkisi olmuştur belki bilmiyorum ne yapmam lazım’ diye mesaj attı. Birkaç saniye sonra ‘Hemen doktora git bir test yaptır. Orada çıkar neyin ne olduğunu ve lütfen her şeyden beni haberdar et. Merak etme aramızda’ diye mesaj geldi. Doktor iyi bir fikirdi.

Sera mesaja görüldü attı. Annesi ise takısını takmış geliyordu. Sera daha fazla burada durmak istemediği için annesinin de kendisinin de çantasını alıp bekledi. Annesi masaya geldiğinde çantasını uzatıp “Takıyı taktın hadi gidelim” dedi. Annesi ise zaten bu düğüne onun için gelmişti bu yüzden laf etmeyip kafasını salladı ve kızının peşine takıldı.

Sera eve geldiğinde saat neredeyse altı olmuştu. Sağlık ocakları ve hastaneler kapanmıştı bile. O kadar merak ediyordu ki utanmasa acilde yaptıracaktı gebelik testini. Ama ne yazık ki bir sonraki günü beklemek zorundaydı.

Sera bu kadar duyguyu bir arada yaşarken Akın o kadar çok alkole vermişti ki kendini bir ara ne için içtiğini bile unutmuştu. Biraz daha içerse ya tekel bayisi zengin olacaktı yada kendisi alkol komasına girip ölecekti. Bu yüzden o daha fazla içmeyi değil bir gün daha işleri aksatıp yatıp uyumayı tercih etti.

Ortada bir bebek var mıydı yok muydu belli değildi ama ortada büyük bir sorun vardı ve iş içinden çıkılacak gibi değildi. Zaman her şeyin ilacı mıydı değil miydi? Bunu

bile zaman gösterecekti...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.