İçeriğe geç

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 23 · 6 dk okuma

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 23

YİRMİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Sera iste oradaydı. Bir sonraki gün saat ikiye geldiğinde hastane kapısında test sonuçlarının çıkasını bekliyordu. Annesi işte olduğu için evden çıkması gayet rahat olmuştu. Açıklama yapmak istemiyordu bu yüzden de annesinin olmaması daha iyiydi.

Kapıya doktorun sekreteri çıktığında Sera’nın ismini seslendi. Sera kalbinin sesinden sekreterin sesini zor duymuştu ama şu anda telaşlı görünmesi çok saçmaydı. Sonuç zaten neredeyse belliydi ama yine de belki yoktur diye bir umut doktorun yanına girdi.

Doktor; Sera hanım testiniz pozitif evet hamilesiniz ama kanınızda demir eksikliği ve d vitamin eksikliği var bu yüzden çok yakın zamanda bir kadın doğum uzmanına gitmenizi tavsiye ederim. Hem bebek takibi için hem de besin takviyesi için çok yakın zamanda gidiniz.

Sera bunu duyduğunda kulağının yanından kurşun geçmiş gibi hissetmişti. Kulakları çınlıyor ve başı neredeyse zonkluyordu. Oracıkta yere kapanıp ağlayabilirdi ama bunu yapmadı. Onun yerine “Teşekkürler” deyip doktorun yanından ayrıldı. Akın artık Sera için yoktu. Bunu bilmeye de hakkı olmadığını düşünüyordu Sera. Berrak artık dayanamamış ve mesaj atmıştı ‘Eeeee sonuç ne artık meraktan öleceğim’ demişti. Sera’nın ona bir şey söylemesi gerekiyordu ama Akın’a bir şekilde bu bilgi ulaşacağı için ona doğruyu söylemeyecekti. Sesini düzeltti derin bir nefes aldı ve bir miktar da olsa kendine geldi.

Hemen yalanları sıralayabilmek için Berrak’ı aradı. Berrak hızlıca açtı ve konuşmaya başladı. Berrak “Kızım hadi anlat artık” dedi. Sera tekrar bir nefes alıp “Yok kanka test yanlış çıkmış. Demir eksikliği olduğu için başım dönüyormuş. Testin sonucunun pozitif çıkma sebebi ise idrarımda protein ve iltihap varmış bu yüzden dün yanlış çıkmış” dedi. Güzel yalandı ve Sera’yı şimdilik direkten döndürmüştü. Berrak söz verdiği üzere tabikî de bunu kimseye anlatmayacaktı ama Sera bir anlık güvenemedi. Berrak gibi bir insana yalan söylediği için de o saniye pişman olmuştu. Elbet bir gün yüz yüze geliriz ve doğrusunu anlatırım diye düşünerek içini rahatlatmaya çalışıyordu. Bu bebek çok tehlikeliydi Sera için, annesi ile tekrar arası açılabilirdi zaten Akın da yoktu, Sera daha okulunu bile bitirmemişti ki bir yerde çalışsa ancak kendisi geçinebilirdi bebeğe bakmak onun için yalnızken ultra zor olacaktı. Sera ise çoktan googleden bebek nasıl düşürülür sonuçlarına bakmaya başlamıştı.

Eve gittiğinde araştırma sonucunda kürtaj, hap, iğne gibi bir çok sonuç bulmuştu. Bebeğim kaç aylık olduğunu bile bilmiyordu. Bu yüzden bir kadın doğumdan randevu aldı. Öğrendiği bilgilere göre üç aydan büyük bebekler düşürülemiyordu. Ameliyat bile gerekebilirdi. Bir sonraki gün saat onda kadın doğum randevusu vardı. Sera tekrar tekrar her şeyi düşünüyordu. Düşürmek konusunda bile kesin değildi. Akın’a söylemek konusu zaten bir muammaydı. Ama Akın’ın bebeği öğrendikten sonra ona geri dönmesinden korkuyordu. Çünkü Sera artık sevilmediğini hissediyordu. Bir bebek için geri gelecekse hiç gelmesini istemiyordu.

Sonuç olarak ne kadar düşünürse düşünsün dayanamadı ve whatsapp’dan engeli kaldırarak ‘Sana söylemem gereken bir şey var.’ diye mesaj attı. Akın ise gözlerini zor açmıştı. Mesaja baktığında cevap vermek istemişti ama sonrasında engellediği aklına geldi. Aklından ise sanki o gitmesini istememiş gibi şu cümle geçti; ‘Gitmişti şimdi de geri gelmek istiyor. Yok öyle bir şey Sera hanım biraz sürün de aklın başına gelsin’. Ardından mesaja görüldü atıp cevap vermedi. Telefonu ise koltuğun üstüne attı.

‘Sera 1 Mesaj, 2, 3, 4, 5....’ Akın görüldüden başka bir şey atmamıştı bu mesajlara. Sera artık sıkılmıştı ve kararını verdi. Ne Akın bilecek ne de bu bebek doğacak...

***

Tekrar bir gecenin sabahı daha olmuştu. Sera sabahtan kalkmış ve annesinin gitmesini beklemişti. Annesi gittiği anda ise hemen hazırda beklettiği eşyaları giyinmiş ve evden çıkmıştı. Bu hastane şehir merkezinde olduğu için biraz uzaktı. Hastaneye geldiğinde en son kata çıktı. Hamile kadınların gideceği bir polikliniği neden sonuncu kata yaptıklarını da anlayabilmiş değildi. İçinden küfürler savurarak poliklinik önünde beklemeye başladı.

Ardından ekranda ismi belli olduğunda içeriye girdi. Aile hekiminin bebek takibi yapılması gerektiğini söyledi. Kadın önceki sonuçlara bakarak vitaminin de düşük olduğunu gördü. “Kaç haftalık olduğu belirlendi mi?” diye sordu. Sera hayır manasında kafasını salladıktan sonra kadın en son ne zaman regl olduğunu sordu. Sera “Elli bir veya elli iki gün önce” dedi. Kadın ilk üç ay içinde olduğu için ultrasonla kesin bir sonuca ulaşılabileceğini söyledi. Sera ise onayladıktan sonra ultrason çektirmek için kadın doğum polikliniğinin karşısındaki ultrason alanına girdi.

Ultrason masasına uzandığında oradaki ekrana hiç bakmadı hatta bir an önce öğreneyim de gideyim diye düşünüyordu. Kadın ultrason çekerken gülümseyerek “Bak annesi kıpır kıpır maşallah yerinde duramıyor” dedi. Sera bakmak istemiyordu ama bir anlık gözü kaydı. “Oradaki küçük şey bebek mi” dedi. Kadın onaylayarak “Normalde annelerin bu aylarda karnı belli olmaya başlar ama senin hiç belli olmuyor çok tuhaf ama güzel bir şey” dedi.

Sera ultrason çekildiğinde tekrar doktorun odasına gitti. Artık gerçekten öğrenip buradan gitmek istiyordu. Elindeki kağıdı doktora uzattı ama doktor “O sizde kalması için verildi ben bilgisayardan bakarım” dedi. Sera tekrar kafasını sallayıp geri çekildi. Artık gerçekten sıkılmaya başlamıştı. İyice daralmıştı ve o daraldıkça doktorun hareketleri daha da yavaşlıyor gibi geliyordu. Doktor sonunda “Tam 8 hafta olmuş” dedi. Sera rahatlaması gerekirken daha da telaşlandı. Evet aldırılabilecek derecedeydi ama niye hala Sera kendini mutlu hissetmiyordu. “Bebeğiniz sizin duygularınızı hissedecek kadar büyümüş. Artık ne kadar heyecanlıysanız o bile yerinde duramıyor”

Sera bu cümleyi duyduğunda kendini daha da kötü hissetti. Doktor ilaçları yazarken neredeyse orada ölmek istedi. İçinden ise şu cümle geçti “Acaba annem beni öldürecek diye düşündüğü için korkudan mı duramıyor yerinde” diye düşündü. Doktordan reçeteyi aldığında kapıya çıktı. Doktor arkasından ilaçları kullandıktan sonra kontrole geliniz dedi. Sera kapıyı arkasından çekip cevap vermeden çıktı. Bir elinde ultrason görüntüsü bir elinde reçete boş bakışlarla ilerliyordu. Kendinden bir parçayı öldürerek ne kadar büyük bir yanlış yapacağını düşünerek eve kadar gitti. Aslında eve girmeden ultrason görüntüsünü atmak istedi ama kıyamadı ona. Atmak yerine çantasına koydu. Ultrason görüntüsüne bile kıyamayan Sera o görüntünün başyapıtı olan bebeğine nasıl kıyacaktı. Keşke hiç kadın doğuma gitmeseydim diye düşündü.

Annesi geldiğinde yemeği yediler ve Sera erkenden uyumaya gitti. Akın’a son bir mesaj daha attı. “Çok kötü bir şey yapacağım. Yada yapmayacağım bilmiyorum ama sana ihtiyacım var” yazdı. Akın ise acımasızca bu mesaja bile görüldü attı. Sera artık kesin karar vermişti yarın gidecek ve bu bebeği aldıracaktı.

...

Aradan dört saat geçtikten sonra Sera karnında muhteşem bir ağrı ile uyandı. O kadar çok canı yanıyordu ki eline geçirdiği bir yastığı deli gibi ısırmaya başladı. Lanet olsun ne oluyordu şimdi böyle.

Regl sancısı gibiydi ama ondan on kat daha beterdi. Sera’nın regl olması da imkansızdı bir süre ama altındaki sıcaklık öyle demiyordu. Bir sorun vardı hem de büyük bir sorun. Baktığından kanaması olduğunu gördü. Gerçekten şu anda ne oluyor diyerek kendisini duşa attı. Sıcak su belki iyi gelebilir diye düşündü.

Sıcak suyu açıp altına girmek yerine suyu bir kovaya doldurup içine kafasını soktu bağırmaması gerekiyordu ama kendini tutamıyordu. Bir süre sonra suyun içindeki o minik et parçasını gördü. Ne yani bebeği daha hiçbir şey yapmadan onun vücudunu terk mi etmişti. Hem de bu denli canını yakarak mı gitmişti.

Ağzından dökülen cümle Sera’nın canını yakmıştı “Babam beni istemediği için ben kocaman bir kızken bile intihar etmek istiyordum. Bebeğim benden daha cesaretliymiş. O ben öldürmeden önce intihar etti. Yada benim kıyamayacağımı bildiği için”

Bu sefer bağırmamak için değil hıçkırıklarını önlemek için ağzını kapatıyordu. Hala duştaydı ve dizlerini kendine çekerek öylece oturmaya devam etti suyun altında. Fiziksel olarak değil de ruhen bile bu kadar canının yanacağını bilmiyordu.

“Akın sen ne yaptın bana!”...

Bölüm sonu

1 yorum