İçeriğe geç

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 2 · 7 dk okuma

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 2

İKİNCİ BÖLÜM

Arabanın içinde donup kaldım. Şimdi ne yapacağım ben. Bana bir şey olmamıştı ama karşıda bir şey var mıydı? Diğer arabanın içinden inen çocuk o çocuktu. Tekelde kavga eden çocuk. Arabanın camları filmli olduğu için beni göremiyordu. Yan cama kadar geldi. Korkudan o kadar titriyordum ki ne ayağa kalkmak ne de arabadan inmek aklıma gelmedi. Cama vurup “in aşağıya orospu çocuğu” diye bağırmaya başladı. Korkum ikiye katlandı. Artık hiç inemezdim arabadan. Bir an arabayı çalıştırıp kaçmak istedim ama yapamadım. Çocuk arabasına geri döndü. Gidecek zannettim ama zannettiğim gibi olmadı. Arabasından demir uzun bir çubuk aldı ve geldi. Acaba bana mı vuracak diye düşünürken arabamın camına vurmaya başladı. Birkaç darbeden sonra cam kırıldı ve içeriye ellerini soktu. O anda çığlık attım. Sesimi duyar duymaz ellerini çekti ve kafasını aşağıya indirdi. O anda göz göze geldik. Morarmış göz altları ve sinirden kıpkırmızı olmuş gözleri beni daha da korkuttu. “Sen o kızsın. Çakmakçı kız.” Dedi.

Hemen kendime gelip kırdığı camdan elimi uzattım “Merhaba ben Sera” dedim. Sabır dilenircesine bakıp “bende Akın hayatımın en muhteşem tanışması olmayı başardın” dedi. Omuzlarımı yukarıya kaldırılıp kafamı yana eğdim. “Benim içinde çok normal bir tanışma sayılmaz.”

***

Arabadan sonunda inmeyi başardım. Kendi arabamda pek fazla bir şey yoktu ama onun arabasının ön tamponu düşmüştü. İşi uzatmamak için “Polisi arayalım bir hasar tespiti yapsın. Neyse cezası ödeyeyim” dedim. Tuhaf bir şekilde bakıp “Polis olmaz. Arabada Eşya var. Hem sen de leş gibi alkol kokuyorsun. Ne polisi ceza mı yemek istiyorsun” diye çemkirdi. Cevap vermek için ağzımı açtığımda birden bire midem bulandı. Hızlıca çalılıklara doğru koştum. Öğürmeye başladım. Midemde ne varsa çıkardıktan sonra ağzımı kolumla silip geri döndüm. Çocuk arabanın tamponu sökmüş ve arabasının arkasına koymuştu. Aşırı sıkıştım ve bunlarla uğraşıyorum. Gerçekten bu gece ölüp gideceğim. Koluna dokunup “Lütfen ne yapacaksak acele edelim. Alkol beni mahvediyor şu anda başım dönüyor.” Dedim. “ Tamam işte şimdi burdan gidelim. Yarın sabah sanayiye gelirsin. Usta bakar ne kadar olduğuna” dedi. Çemkirme sırası bana gelmişti “Ay ne sanayisi. Ben gelemem oralara. Numaramı vereyim sana usta ne kadar derse söyle atayım” diye bağırdım. “Olmaz öyle sonra fazla söyledin falan dersin. Gel kendin konuş ustayla. Hadi şimdi bin arabana git. Kurtlar yemesin seni bu dağ başında. Yaz benim numaramı haberleşiriz. 05....” dedi. Bir yandan numarasını yazarken bir yandan da “Sen ne kaba adamsın ya. Kızların sanayiye gittiği nerde görülmüş” dedim. Dalga geçercesine “Niye sen araban bozulunca kuaföre mi götürüyorsun” diyip güldü. Eşek tepsin yüzüne. Gözlerimi devirdim. Daha laf yetiştirirdim ama biraz daha burada durursam altıma yapacağım için hızlıca arabaya binip eve doğru sürmeye başladım. Yarın bana Allah kolaylık versin.

***

Eve geldiğimde anneme bile bakmadan koşarak lavaboya gittim. Annem de hemen arkamdan koşuyordu. “Ne oldu kızım nereye?”. Lavaboya girip tüm idrarı çıkardıktan sonra rahatlamış bir şekilde dışarıya çıktım. Annem sinirli bir şekilde bakıyordu. Telaşla “Bir şey oldu zannettim. Bu acelen lavaboya gitmek için miydi?” diye sordu. Mahcup bir şekilde gülümseyerek “Ne yapayım anne çok sıkıştım” dedim. Annem usulca bana sokulup beni kokladı “içtin mi sen?” diye sordu. Yüzüne bakmaya başladım. Annem beni tanıyordu ve lüks bir restorana gidip bira içmeyeceğimi biliyordu. Yüzüne bakmaya devam ettim. Her ne kadar rahat bir annem olsa da üzerime çaktırmadan titriyordu. Deli gibi korkuyordum bazen ondan ve su an tam o anlardan birisiydi. “Şey annecim. Biraz moralim bozuktu” dedim. Yüzüme sinirli sinirli bakarken birden yumuşadı. “Ne olduğunu anlatmayacak misin?” dedi. Ona koltukları işaret ettim ve oraya doğru yürümeye başladım. Oturduk ve annem bakmaya devam etti. Uzatmadan konuşmaya başladım “Anne Arda bana evlilik teklifi falan etmedi. Oraya beni çağırmasının sebebi çok başkaymış. Arda ile Dilara sevgili olmuşlar. İkisi de bana ihanet etmiş. Bunu söylemek içinmiş bütün bunlar. İhanetlerinin bedelini ödeyecekler” dedim sinirle. Evet sinir tekrar geri yüklenmişti hücrelerime. “Kızım intikam almak basit insanların işidir. Başkasının mutsuzluğu üzerine hiçbir zaman mutluluk kurulmaz. Merak etme Allah onların cezasını verir zaten. Şimdi sana üzülme moralini bozma demeyeceğim. Çünkü biliyorum ki istemeden de olsa düşüneceksin. Sana bir iki hafta müsaade ediyorum. İstediğin gibi gez dolaş izin almana gerek yok. Kafanı dağıttığında oturup senle tekrar konuşuruz olur mu?” dedi teselli verircesine. Teşekkür ettim ve yukarıya çıkmak için müsade istedim. Annem onayladı ve tam çıkarken arkamdan “Yarın işim yok istersen beraber alışveriş yapalım anne kız” dedi. İşi olduğunu biliyordum kafamı dağıtmak için yapıyordu. Tam kabul edecekken aklıma sanayi geldi ve durdum “Anne yarın küçük bir işim var. Ondan sonra senin yanına gelirim çıkarız olur mu” dedim. İşimin ne olduğunu merak etse de bir şey demeden kafa salladı. “İyi geceler” dedim ardından.

Annem de iyi geceler dedikten sonra odama gittim. Yatağa yattığımda etrafı incelerken buldum kendimi. Bu akşamki çocuğu düşünmeye başladım. Bana ne kadar da sinirlendi. Tuhaf bir tipi vardı ama aynı zamanda yakışıklı da sayılır. Uzun boylu aşırı kaslı bir çocuktu. Bu kadar inceleyecek zamanı ne zaman buldum bilmiyorum ama bayağı da bir incelemiştim. Gözümün önündeki görüntüsü ile uykuya daldım.

Sabah uyandığımda saate baktım. Öğen saatlerine gelmişti. Yataktan kalktım ve aklıma o çocuk geldi. İsmi neydi sahi. Heh Akın. Hemen telefonu elime aldım. Numarasını bulup aradım. Birkaç kez çaldıktan sonra telefonu açtı. “Merhaba ben Sara. Kusura bakma uyanmadım” dedim. Akın “Bende bir an kaçtın zannettim. Sanayideyim gel hadi. Ama üzerine dün geceki gibi bir elbise giyme. Rahat bir şey giyin” dedi. Yine ne saçmalıyor acaba diye düşünürken bir yandan da sordum; “Neden para verip gitmeyecek miyim?” Akın “Öyle bir şey yok hanımefendi. Yardım edeceksin bana” diye cevap verdi. Oflayarak telefonu kapattım. Hemen kalkıp üzerime siyah bir pantolon giyip pembe kazağımı giydim. Orda bana tamir yaptıracak hali yok sonuçta en fazla bir şeyler tutarım.

Arabaya binip sanayiye doğru gittim. Biraz göçük de benim arabamda olmuştu hazır gitmişken onu da yaptırırım annem görmeden. Yoksa annem arabayı altımdan alır ve beni dolmuşlar mahkum bırakır. Dolmuş da kötü değil aslında ama her yere gidemiyor. Bir süre sonra yürümek zorunda kalıyoruz ve yürümeyi de hiç sevmem. Lise zamanında zaten yeterince yürümüştüm her yere.

Sanayiye girdiğinde onun arabasını aramaya başladım. Telefonu açmıyordu. Sonunda arabayı buldum. Bu arabayı bir daha asla unutamam. Arabadan indim ve Akın’ın arabasının arkasındaki yazıyı okumaya çalıştım ‘SENDE SEV AMA SEVİLME’ yazıyordu. Güldüm tam bir keko olduğu belli oluyordu. Neyse ki böyle insanlar ile hayatım boyunca hiç muhatap olmamıştım. Akın dükkanın içinden çıktı. “Daha fazla orada duracak mısın?” diye bağırdı. “Ay ne var beee geldim işte” dedim. Gözlerini devirip “Akşam oldu akşam” diye söylene söylene içeriye girdi. Hemen arkasından koşarak içeriye girdim. Usta ile konuşuyordu. Usta bana dönüp hoş geldin dedi ve bir çay söyledi. Ardından koltuğa oturdu. “Kızım tampon kopmuş ve kırılmış. Şimdi yeni tampon sipariş edeceğim. Oda 300 lira falan ustalık işinin parasını almayayım Akın yabancı değil. Arabayı iki hafta sonra falan alırsınız. Anca gelir” dedi. Akın sanki anasından araba ile çıkmış gibi “Usta ben ne yapacağım iki hafta arabasız” diye sordu. Usta da içimi okudu vesselam “Oğlum anneden araba ile mi çıktın. Bu cici kız gezdirir seni ceza olarak” dedi. İlk cümle içimin okumuş haliydi ama ikinci cümle değildi. “Ne ben mi?”. Akın “tabikî de sen başka kim olacaktı. İki hafta mecbur benle takılacaksın. Çarpmadan önce düşünecektin” dedi. Sinirle “Ya sen ne öküz bir insansın. Tamam tamam nereye istersen oraya götürürüm ama benzini sen koyarsın” dedim. Böyle bir şeye öküz falan diyorum ama inşallah beni bıçaklamaz sanayiden çıkınca. “O kolay merak etme” dedi. Güldü ve ardından usta ile konuşmaya devam etti. Bende çayımı içtim yavaş yavaş. Ardından kendi arabam aklıma geldi. “Ustam benim de arabada hafif bir çökme var. Ona bakar mısın? Onu annem görmeden yaptırmam lazım” dedim.

Usta kafası ile onaylayıp kalktı ve dışarıya çıktı. Ben bir muhabbet açar belki diye Akın’a bakmaya başladım. Ama o bırak muhabbet etmeyi yüzüme bile bakmıyordu. Elindeki teşbih ile ilgileniyordu. Usta bir süre sonra içeriye geri döndü. Bende çantadan 300 lira çıkardım. Ustaya uzattım. “Bu ne kızım 20 lira yeter hiç mi araba yaptırmadın” dedi. Bende geri koyup parayı 20 lira uzattım. Nerden bileyim sanayide mi büyüdüm ben. Ustaya tamponun parasını da verdikten sonra dışarıya çıktım. Akın arabasına biraz hüzünlü bir şekilde baktı. “Ah kızım ne oldu sana” dedi eli ile üzerini sıvazlayıp arkamdan geldi. “Bizi şu kadar seven olmadı hayatta” dedim iç çekerek. Akın “Ben de insanları sevmem zaten. Tek sevgilim bu” dedi. Tamam anladık sevgilin yok diye içimden geçirdim. Sanki anlamamış gibi “Sevgilin yok mu senin?” dedim. Akın “Yok dedim ya. Eğer sevgilim olsaydı onun yanında olurdum. Böyle şeyler de yaşamazdım” dedi. Tipine göre yargılayıp “İki gün sonra da aldatırdın kızı” dedim. Evet pişman değilim. Palavra sıkmaya başladı “Ben eğer birini gerçekten seversen öyle bir şey aklımdan bile geçmez. Aldatanlar yeterince sevmeyenler. Bende sevmediğim bir insanla olmam zaten” dedi palavracı. “Ay tamam kapatalım bu konuyu ne yapıyoruz şimdi?” diye sordum. Gülüp “Seni ortamlara sokacağım kızım bekle sen. Ama gördüklerin ve göreceklerini sadece ikimiz bileceğiz” dedi. “Ne ortamı?” diye sordum. “Sabret göreceksin” dedi. Asıl şimdi yandım. Akın gibi birkaç kişi daha varsa bittiğim gün geldi demektir.

Allah sabır versin...

Bölüm sonu

1 yorum