İçeriğe geç

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 15 · 5 dk okuma

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 15

ON BEŞİNCİ BÖLÜM

Sera kendi odasına kilitlenmişti. Akın da kendini odasına kilitlemişti. Ama Seranı babası bilmiyordu ki artık eski kızı yoktu. Her şeye susacak, her hatasında dayak yiyip odasına kilitlenecek kız yoktu artık onun karşında. Babası Sera’yı bırakıp gittiğinde Sera daha 14 yaşındaydı. Şimdi ise 24 yaşına girmesine az kalmıştı. Yaklaşık 10 senedir yoktu. Sera cezaevinde bile onca insana başına gelecekleri bile bile kafa tutmuştu. Babası onun için bir hiçten farksızdı. Sera’nın içi intikam ateşiyle yanıp tutuşurken sesini kimse kısamazdı. Son bir kez daha bağırdı. “Anne eğer hatanı anlayıp bu hatadan dönmezsen seni de asla affetmem. Sen biliyorsun babam için olan hırsımı. Sana da bu saatten sonra aynı hırs intikam ateşi ile yaklaşırım. Kaldıramazsın.”

Annesi mutfakta ağlamaya başladı. Yaptığı hatanın farkına varmıştı zaten birde Sera bunları söyleyince daha kötü oldu. Eski hayatlarından kurtulmak için onca çaba harcamışlardı anne kız. Simdi annesi bu kadar çabaya ve kızına ihanet etmiş gibi hissediyordu. Sera’nın babası mutfağa gelip “Ben karımın yanına gidiyorum. Sera’nın odasının kapısını açma sakın” dedi. Ardından annesi şaşkınca ona baktı. “Sen evli değilsin ki” dedi. Adam güldü “Sadece nikah yok. Ama benim birlikte yaşadığım bir kadın var” dedi.

Sera’nın bağırışları, bu adamın umursamazlığı her şeyi kendi elleriyle yaptığını fark etti. Sözde Sera’ya seni mutlu edeceğiz demişti. Annesi “Tamam git ama geri gelme. Ben hata ettim. Seni hiç bu işe karıştırmayacaktım.” dedi. Adam sinirlendi, sanki ben gelmek istedim diye düşündü. “İyi kızın da sen gibi sürtük olur” dedi. Annesi sinirle ayağa kalktı. “Çık git bu evden” dedi. Adam kovulduğu için sinirlenmişti “Çıkacağım çıkacağım! Kızını da seni de kestikten sonra çıkacağım” dedi.

Adam eline bıçak aldı. Kadın önce kızının odasına doğru koştu. Dışarıda duran anahtarı o odaya giremesin diye aldı. Adam kadının peşinden koşarken kadın son anda kendisini diğer odaya atmayı başardı. Sera’nın odasından “Acele et” diye bir ses geldi.

Adam kadının kapısını tekmelemeye başladı. Kapıyı kırmak istiyordu. O kadını ve kızını öldürmek istiyordu. Adam kapıyı zorlarken evin camı kırıldı ve içeriye 4-5 tane çocuk girdi. Çocuklardan birisi Akın’dı. Sera daha odaya kilitlenir kilitlenmez Akın’a mesaj atmıştı. Akın tam evin önündeyken tekrar arayıp “anneme bir şey yapacak acele et” diye bağırmıştı.

Akın elinde bıçak olan adamın üzerine doğru yürümeye başladı. “Demek benim sevdiğim kadının travmalarının sebebi sensin öyle mi? Birde yetmemiş gibi kızımı odasına kilitleyip annesine de bıçak mı çektin? Sen hayatının en büyük hatasını yapmışsın fark ettin mi?” dedi.

Adam çocuklar yanına yaklaşamasın diye elindeki bıçağı savurup duruyordu. Sera’nın annesi sessizce odanın kapsını açtı. Adamın tüm dikkati çocuklarda olduğu için fark etmedi bile. Ardından Zeynep hanım elindeki sürahiyi adamın kafasına geçirdi. Adam elindeki bıçağı o acı ile yere attığı anda Akın adama yumruğu indirdi. Akın hayatı boyunca hiç kimseye atmadığı dayağı “Bir daha Sera’ya da Zeynep’e de yaklaşmayacağım yemin ederim” diye bağıran adama attı. Zeynep de kızını kilitlendiği odadan çıkardı. Akının yanında ki çocuklar adamı polise götürürken Akın da Sera’ya sımsıkı sarıldı.

Sera: Başın belaya girecek keşke polise götürmeselerdi.

Akın: Ben dövmedim ki Mehmet dövdü (!). Sonra da polise götürdü. Siz de şahitsiniz. O adam da zaten şikayetçi olamaz. Zeynep hanım siz de gidin ifadenizi verin. Verin ki o adam size bir daha yaklaşamasın bende katil olmayayım. Annesi kafasını salladıktan sonra pişmanlıkla kızının yanına gitti “Özür dilerim. Hata ettim” dedi. Sera’ya sarılmaya çalıştı ama kızı onu itti. “Anne uzunca bir süre bana yaklaşmazsan sevinirim” dedi. Ardından evden çıktı. Akın da hemen arkasından çıktı “Nereye gidiyorsun?” diye sordu. “Araba ile biraz turlayıp bir otele geçeceğim. Yarın da iş bulmaya gideceğim. Kendime bir ev tutmam lazım. Sonra da okulun kaydını tekrar açıp okulumu bitireceğim” dedi.

Akın biraz düşündü ardından “Annem babam geldi hem de temelli. Bende ev tutmayı düşünüyordum. İstersen bizim mahalleden bir tane tutalım ikimiz” dedi. Sera’ya fikir mantıklı geldi. Hem sevdiği adam yanında olacaktı, hem bir işi olacaktı. Okul bittiğinde de Berrak ve Alper gibi bir nikah yapıp belki de buradan giderledi. Evet bu planlar için çok erkendi ama hayali bile güzeldi.

İkili beraber otele gittiler. Artık akın da ofisi düzenleyip bir araba galerisi yapacağını söyledi. Planlar hazırdı, peki hayat bu planlara izin verecek miydi?

***

BİR SÜRE SONRA;

Evet çok mutlulardı. Evi tutmuşlar ve içerisine yerleşmişlerdi. Akın’ın annesi gitmesine üzülmüştü. Oğullarına haksızlık ettiğini geç de olsa fark etmişlerdi ama iş işten çoktan geçmişti. Annesi Sera’yı sürekli arayıp geri dönmesi için yalvarıyordu ama Sera’nın da artık böyle bir niyeti yoktu.

Her şeye geç kalmış ebeveynler her zaman insanların hayatında olurdu. Çocukluklarında, ergenliklerinde vermedikleri sevgiyi yetişkin olunca vermeye çalışan ama yetişkin çocuklarından asla geri dönüş alamayan ailelerle doluydu her yer. Şiddetle büyümüş, tonlarca travmaları olan ama her şeye rağmen içinde olanları dışarıya yansıtmayan, sürekli gülümseyen ama gece odalarında hüngür hüngür ağlayan insanlarla dolu bir dünyamız varken, mutluluk diye peşinde koştuğumuz o lanet duyguyu bulamadan ölüp gidiyoruz. Sera için mutluluk para, aile değildi artık. Onun için mutluluk şu anda mutfağında menemen yapmaya çalışan o çocuktu. Sera için mutluluk stajlarda giymek için diktirdiği ve asla dolabından çıkarmadığı o avukat cübbesiydi. Sera’nın artık içinde yaşamaya değer bir hayatı vardı. Küçük bir kafede garson olarak girdiği iş bile onun için mutluluktu. Artık kimseden para almasına gerek yoktu.

Önce ev arkadaşı sonrasında ise hayat arkadaşı olacak çocuk ona her yerde yeterliydi. “Evet efenim. Parmaklarınızı da beraberinde yiyeceğiniz menemen hazır” sesiyle Sera tüm düşüncelerinden arınıp mutfağa gitti. “Mmm leziz görünüyor” dedikten sonra Akın’ın hazırladığı masaya oturdu. “Güzel bir haberim var. İzinler geldi ofis artık bir araba galerisi” dedi Akın. Bu konuda biraz konuşarak kahvaltılarını ettiler. Ardından Sera’nın işe gitme saati geldiği için evden çıktı. Akın masayı toparladıktan sonra yeni galerisini düzenlemek ve açılışını yapmak için evden çıktı. Arkadaşlarının yardımıyla çoğu şeyi ayarlamıştı zaten. Bir sonraki gün de ufak çaplı bir açılış yapıp her şeyi düzenine oturtacaktı.

Hayat ikisi içinde çok sıradan olmaya başlamıştı. 1 ay olmuştu neredeyse olaydan sonra ama yaptıkları şeyler hep aynı kaldı. Sabah kahvaltı ardıdan iş, sonrasında yemek ve yatak. Aktivite olarak yaptıkları tek şey ise yatakta yaptıkları ufak tefek yaramazlıklar. İkisi de düzenli bir hayata geçmenin ne kadar sıkıcı olduğunu anlamışlardı. Neredeyse artık Allahım lütfen bir şeyler olsun diye yalvarır duruma gelmişlerdi. Ve sonunda bir şey oldu. Arda Sera’ya yazmıştı sosyal medya üzerinden. Arda seranın onu yakın arkadaşı ile aldatan eski sevgilisiydi. Ne yazık ki mesajı Sera’dan önce Akın gördü.

Arda: Prenses biraz konuşalım mı?

Akın: Sen kimsin?

Arda: Hadi ama prenses naz yapma. Kim olduğumu gayet iyi biliyorsun. Bu tür tripleri ergenliğinde bırakmadın mı.

Akın buna fena halde kızdı. Bu kimdi şimdi nereden çıktı? Kıskançlıktan ve sinirden damarları şişmeye başladı. Ardından o sinirle “.... ‘daki parka gel orada konuşalım” diye mesaj attıktan sonra Sera mesajları görmesin diye mesajları sildi. Ardından parka doğru yola çıktı. Bakalım kim bu Arda denen lavuk...

Bölüm sonu

1 yorum