İçeriğe geç

⋆⁺₊⋆ Işıklar Sönünce ⋆⁺₊⋆

Bölüm 4 · 3 dk okuma

⋆⁺₊⋆ Işıklar Sönünce ⋆⁺₊⋆

Bölüm 4

Kaan’ın İddiası ve Dörtlü Date

Rehberlik servisinden çıktığımda beynim adeta pelteye dönmüştü.

Hoca, İstanbul’un tarihi mekânlarını inceleyeceğimiz devasa bir İstanbul Kültür Mirası projesi vermişti ve tahmin edin partnerim kimdi? Tabii ki Ege. Üstelik proje notu ortalamanın %40’ını etkiliyordu. Yani rezil olma şansım sıfırdı.

Rehberlik kapısının önünde bekleyen Sıla ve Kaan’ı gördüğümde ikisi de duvara yaslanmış, hararetli bir şekilde tartışıyordu. Daha doğrusu Kaan gülerek Sıla’yı gıcık ediyordu.

"Bak diyorum sana," diyordu Kaan, kolunu duvarın üstüne dayayarak. "Ege hayatta öyle her projeye asılmaz. Ama Alara’yla olunca projeyi kütüphanede değil, Boğaz kenarında bir kafede yapacaklar. Bahse girerim."

"Kaan, sen kendi projene odaklansana!" dedi Sıla gözlerini devirerek. Ama Kaan’ın o gamsız, sempatik tavrı karşısında gülmemek için dudaklarını ısırıyordu. "Hem Alara gayet disiplinlidir, Ege’yi de çalıştırır."

"Gördüm ben o disiplini cuma gecesi," dedi Kaan sırıtarak. Tam o sırada bizi fark etti. "Ooo, proje ortakları çıkmış!"

"Gülme Kaan," dedim yanlarına varıp çantamın askısını sıkarak. "Rehberlik hocası konuyu haftaya kadar teslim etmemizi söyledi. Yandık."

Ege arkamdan çıkıp ellerini ceplerine soktu. "Yandık derken? Benimle çalışmak o kadar mı kötü, sakar?"

"Konu seninle çalışmak değil, senin projeyi son güne bırakacak tipte biri olman," dedim kendimden emin bir şekilde.

"İddiaya var mısın?" dedi Ege anında. Gözleri muzipçe parlıyordu. "Bu projeyi okulun en iyi projesi yapacağız. Eğer hoca bize en yüksek notu vermezse, bir ay boyunca senin kantin çaylarını ben ısmarlıyorum."

"Ya verirsek?" diye sordum kaşlarımı kaldırarak.

"O zaman..." Ege hafifçe bana doğru eğildi. "Bu hafta sonu dördümüz bir şeyler yapıyoruz. Proje araştırması bahanesiyle. Sen, ben, Sıla ve Kaan."

"Saniye düşünmem, kabul!" diye atıldı Kaan anında. Sonra Sıla’ya dönüp gülümsedi. "Sıla Hanım, hafta sonu planınızı bana göre ayarlayın lütfen."

Sıla bir an afalladı, yanaklarının hafifçe kızardığını gördüm ama hemen toparladı. "Önce Alara’nın kabul etmesi lazım Kaan Bey, atlama hemen!"

Bütün gözler bana döndü. Ege’nin o meydan okuyan ama bir o kadar da tatlı bakışlarına karşı koymak imkânsızdı.

"İyi," dedim derin bir nefes alarak. "Ama cumartesi günü sırf gezmek yok, gerçekten çalışacağız!"

Cumartesi Öğleden Sonra – Kadıköy Moda Sahili

Cumartesi günü hava tam bir sonbahar güneşiyle parıldıyordu. Moda’daki o tarihi kafelerden birinde, denize karşı büyük bir masaya kurulmuştuk.

Ancak "çalışacağız" sözüm tam olarak 15 dakika geçerli kalabildi.

Çünkü Kaan, masaya oturduğumuz andan itibaren Sıla’yı laf bombardımanına tutmuştu. Sıla’nın en sevdiği müzik gruplarından tutun da izlediği dizilere kadar her şeyi bir şekilde biliyor ve onunla tatlı tatlı atışıyordu.

"Yani diyorsun ki," dedi Sıla, önündeki tatlıdan bir çatal alıp Kaan’a doğru sallayarak. "Sen basketbol antrenmanlarından sonra indie rock mu dinliyorsun? Hiç tipin değil!"

"Tipime bakıp karar verme Sıla’cım," dedi Kaan derin bir edayla. "Dışım sert basketbolcu, içim hassas bir sanatçı."

Sıla kahkahayı bastı. "Hassas sanatçı mı? Geçen hafta kimya laboratuvarında tüpü patlatan sensin Kaan!"

İkisinin bu halini izlemek o kadar eğlenceliydi ki, Ege ile ikimiz laptopun başında ders çalışmayı tamamen unutmuştuk. Ege yanımda oturuyordu, omzu omzuma değecek kadar yakındı.

"Görüyorsun değil mi?" dedi Ege kulağıma doğru fısıldayarak. Sesi o kadar yakındı ki nefesini tenimde hissettim. "Kaan günlerdir Sıla’yla konuşmak için fırsat kolluyordu. Proje bahane oldu."

"Ne?" dedim şaşkınlıkla Ege’ye dönerek. "Sıla’dan mı hoşlanıyor?"

"Kaan iki aydır Sıla’nın attığı her story’yi analiz ediyor Alara," dedi Ege gülerek. "Siz sadece fark etmiyordunuz."

Tam o sırada Ege’nin eli masadaki proje notlarını düzeltirken benim elimin üzerine geldi. İkimiz de bir an duraksadık. Ege elini çekmedi. Gözlerinin içine baktığımda, cuma gecesi o kilitli odadaki havanın aynısı Moda sahiline kadar gelmiş gibiydi. Kalbim yine o rezil ritmini yakalamıştı.

"Eee..." dedi Kaan aniden masaya vurarak. İkimiz de sıçradık ve ellerimiz hızla ayrıldı. "Proje ortağım ve onun partneri! Tatlılar bittiğine göre sahilde yürüyüş yapıp fotoğraf çekelim mi? Proje için tabii, tamamen bilimsel!"

Sıla bana bakıp gizli bir 'imdat' işareti yaptı ama gözlerindeki heyecanı görebiliyordum.

Ege ayağa kalktı, bana elini uzattı. "Gidelim mi, sakar?"

…

Bölüm sonu

1 yorum