İçeriğe geç

IŞIĞIN VE GÖLGENİN KİTABI

Bölüm 9 · 2 dk okuma

IŞIĞIN VE GÖLGENİN KİTABI

Bölüm 9

KAOSLAR VE BAYILMALAR

Beden eğitimi dersinin sonlarına doğru, futbol takımları nihayet kuruldu ve herkes heyecanla sahaya yerleşmeye başladı. Diğer takım kaptanı, "Hadi güzelim gel maça başlayalım" diyerek ısrarla beni takımına almak istediğinde, her şey aniden garipleşti.

Lucian’ın bakışları bir an dondu, ve sonra, birden öfkeyle rakip kaptana doğru yöneldi.

"Ne dedin?" diye sordu, sesi keskin ve tehditkar bir şekilde. Gözleri öfke ve şaşkınlıkla parlıyordu.

Rakip kaptan, hafifçe gülerek, "Sana ne Lucian? O kız benim takımımda oynayacak," dedi, alaycı bir şekilde. O an, Lucian’ın kasvetli bakışları daha da derinleşti. "Ona 'güzellik' demek ne demek, bana bunu anlat," dedi, her kelimesi bir kılıç gibi kesiliyordu.

"Yeter artık, Lucian!" dedi rakip kaptan, sinirli bir şekilde. "Lanet olası bir takım kurmak ne kadar zor olabilir?" Gözleri hala benim üzerimdeydi. "Gel, seni takımımıza alıyorum."

Lucian, bir adım atarak öfkeyle bağırdı: "Aiden!"

Lucian birden Aiden’ın üzerine doğru yürüdü, her adımında gerilim artıyordu.

Aiden, ne yapacağını bilemedi, gözleri donuklaştı. Lucian, hızla onun üzerine yürüyüp kafasını sağa çevirdi, sesini keskin bir şekilde yükselterek, "Bir daha asla ona böyle hitap etme, Aiden," dedi.

Aiden, biraz gerileyerek arkasını döndü, ama Lucian’ın gözlerindeki tehlikeyi görüyordu. Gerginlik tüm sahaya yayılmıştı, öğrenciler, öğretmenler izliyordu. Lucian’ın vücut dili, her şeyin aniden kontrolden çıkabileceğini söylüyordu.

O sırada, ortalık iyice karıştı. Konu o kadar büyümüştü ki, herkes tartışmayı izlemek için birbirine yaklaşıyordu. O an, her şeyin sesini duyuyor gibiydim. Ama bir anda sesler, kalbimin hızla atmaya başlamasıyla karıştı. Hızla nefesim daralmaya başladı, çevremdeki gürültü boğazımı sıkıştırıyordu.

"Yavaş, Aira, sakin ol," diye fısıldadım kendi kendime ama ne yazık ki, panik atağım hızla ilerliyordu. Gözlerim bulanıklaştı, nefes almakta zorlanıyordum. Lucian’ın ve Aiden’ın tartışması kulağımda yankı yapıyordu. Her ses, her kelime bir adım daha yaklaşarak kalbimi sıkıştırıyordu. Birden, etrafım kararmaya başladı ve başım dönmeye başladı.

Lucian’ın sesi, son duyduğum şeydi. “Aira, gözlerini aç, sakin ol,” dedi ama bu bile bana ulaşmıyordu. Birkaç adım attım, ama vücudum beni taşımak istemedi. Zihnimde tek bir şey vardı: sesler, karmaşa, panik. Artık her şey bulanıklaşmıştı.

Sonra, gözlerim tamamen kapanmadan önce, Lucian’ın keskin sesi son bir kez duyuldu:

“Bırak onu,” dedi, sesinde öfke vardı. “Ona elini sürme!”

Ve sonra, dünyam tamamen karanlığa gömüldü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.