İçeriğe geç

İntikamın esiri

Bölüm 8 · 3 dk okuma

İntikamın esiri

Bölüm 8

8.Bölüm: Üç Ay Sonra

Bilge’nin Anlatımı

Nikâhtan beri tam 3 ay geçti. 90 gün. İlk gün parmağımdaki yüzük zincir gibi gelirken, şimdi tenime yapışmıştı.

Konağa alıştım. Sabah 7’de kalkış, Sevgi Anne’nin “kızım kahvaltı hazır” sesi, Cerrahpaşa’daki nöbetler. Rüya her gece “abla” deyip odamı basıyor. Hilmi Bey… o da buzları eritmeye başladı.

Kahvaltı masası. 4 kişiyiz: Hilmi Bey, Sevgi Anne, Tugay, ben. Rüya geç kalır hep.

Hilmi Bey gazeteyi kapattı. Gözlüğünü çıkardı. Bana baktı. 3 aydır ilk defa gözlerimin içine baktı.

“Bilge kızım, dün gece Rüya yine sende mi uyudu?”

“Kızım” demişti. 3 aydır “o kız”, “Kaya’nın kızı” demişti. İlk defa “kızım”.

“Evet baba.” dedim. Dilim sürçtü. “Baba” dedim Hilmi Bey’e. Çünkü Rüya ona “baba” diyordu. Ben de öyle dedim. “Kabus görmüş. Yalnız yatamadı.”

Hilmi Bey kaşlarını çattı. Sonra yumuşadı. “İyi yapmışsın.dedi.

Sevgi Anne gülümsedi. “Bilge’nin eli şifalı Hilmi. Çocuğu da, evi de ısıttı.”

Tugay kahvesini bıraktı. Bana baktı. 3 ayda bakışları hep mesafeliydi. Bugün farklıydı. “Baba, Bilge acil serviste 1 aylık gece stajına başladı. Gece nöbeti var.”

Hilmi Bey kaşlarını çattı. “Gece mi? Gelin kız gece dışarıda mı kalacak?”

“Ben bırakırım.” dedi Tugay. Sade. “Gider alırım da. Sorun yok.”

Rüya masanın altından elimi sıktı. “Baba, yengem doktor olacak. Gurur duy.dedi.

Sevgi Anne’nin gözleri doldu. “Doğru söylüyor kızım. Doktor ol Bilge. Ama eve gelmeyi unutma.”

Hilmi Bey uzun baktı bana. Sonra başını salladı. “Ol. Ama Yılmaz adını taşıdığını unutma. O kadar.”

3 ayın ilk onayıydı. Küçüktü ama büyüktü.

Kahvaltıdan sonra Tugay beni kapıda yakaladı. “Ben bırakıyorum.”

“Metro var…”

“Metrobüs yok.” dedi. Gözlerimin içine baktı. 3 ayda ilk defa uzun baktı. “90 gündür her sabah bıraktım. Bugün mü vazgeçeceğim?”

Bindim. 40 dakika. 90. gün.

İlk 15 dakika sessizlik. Sonra o bozdu:

“3 ay oldu Bilge.”

“Biliyorum.” dedim.

“Alıştım sana.” dedi. Gözü yoldaydı. “Eve geldiğinde Rüya gülüyor. Sevgi Anne börek yapıyor. Baba sana ‘kızım’ dedi. Sen gelmeden önce ev… sessizdi. Şimdi ses var.”

Kırmızı ışıkta durdu. Bana döndü. Çelik gözleri yumuşaktı.

“Hiç pişman oldun mu?” diye sordu. Alçak sesle. “Zorla evlendik. Benimle, bu evle.”

Dürüst olmalıydım. “İlk ay oldum Tugay. Yabancı yatak, yabancı yüzük… Pişmandım. Ama ikinci ay Rüya ‘abla’ dedi. Üçüncü ay Sevgi Anne elimi tuttu. Bugün baban ‘kızım’ dedi. Pişmanlık geçti.”

“Şimdi ne var peki?” diye sordu.

“Saygı var.” dedim. “Rüya’ya abla olabildiğim için gurur var. Ve korku yok. İlk ay her ayak sesinde irkiliyordum. Şimdi senin ayak sesini duyunca… rahatlıyorum.”

Işık yeşile döndü. Araba hareket etti. O devam etti:

“Ben de korktum biliyor musun? 27 yıldır kimseye güvenmedim. Babam güç ister, Rüya küçük… Sen geldin. Kırmadan dik durdun. ‘Beton çatlar’ dedin. Çatladı Bilge. Senin yüzünden.”

Boğazım düğümlendi. “Kırmak istemedim.”

“İyi ki kırdın.” dedi. Elini vitesin üstüne koydu. Benim elime 2 cm kala durdu. Değmedi. Ama ısısı geldi. “3 ay oldu. Sözleşme 1 yıllıktı. Ama ben süreyi saymıyorum artık.”

Üniversitenin kapısına geldik. İnmeden elimi tuttu. Sadece 3 saniye. Parmakları sıcaktı. 3 ayın ilk teması.

“Gece nöbeti bitince ara. Ben alırım. Söz.”

“Söz.” dedim.

Gece 03:40. Nöbet bitmişti. Ayaklarım ağrıyordu. Aradım. 2 çalışta açtı.

“Geliyorum.” dedi. Soru yoktu. “15 dakika.”

Gerçekten 15 dakikada geldi. Yorgun gözler ama dik duruş.

“Zor muydu?” diye sordu.

“Zordu.” dedim. “Ama 6 yaşında bir çocuğu kurtardık. Ateşi 40’tı. ‘Şansı var’ dedim. Kurtuldu.”

Gülümsedi. 3 ayda 3. gülüşü.

“Annen gurur duyardı.” dedi.

“Sen de dedin.” dedim.

“Ben de duyuyorum Bilge Yılmaz.” dedi. Adımı söyledi. Soyadımla. Yabancı gelmedi.

Konağa vardık. Rüya kapıda bekliyordu. “Abla geldin mi?” Sarıldı. Vanilya kokuyordu.

“Geldim.” dedim.

Odasına bıraktım. Dönüşte koridorda Tugay’a çarptım. Omzumu tuttu. Düşmemi engelledi. Elleri sıcaktı. Bırakmadı hemen.

“Dikkat et.” dedi. 2 saniye fazla tuttu.

“Sen de dikkat et.” dedim. “Beton çatlarsa tamir eden olmaz.”

“Sen varsın.” dedi fısıltıyla. “3 aydır varsın. Yeter.”

Odama gittim. Aynaya baktım. “Bilge Yılmaz” dedim. Yabancı gelmedi.

Yatağa uzandım. 3 ayda ilk defa “evim” dedim içimden. Bu konak. Bu aile. Bu adam.

Hilmi Bey sevmeye başlamıştı. Sevgi Anne elimi tutmuştu. Rüya abla diyordu. Tugay 3 ay sonra elimi tutmuştu.

Beton çatlamıştı. Ve çatlağın içinden ışık giriyordu. Benim ışığım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.