İçeriğe geç

İntikamın esiri

Bölüm 4 · 2 dk okuma

İntikamın esiri

Bölüm 4

4.Bölüm:Masadaki Dosya

. Bölüm: Masadaki Dosya

Bilge’nin Anlatımı

Menemenden sonra Hilmi Bey odasına çekildi. Ne geçtim ne kaldım demedi. Belirsizlik daha yorucuydu. Sevgi Anne yanığıma krem sürdü: “Doktor olacaksın, kendi eline bakamıyorsun ha?” diye gülümsedi. Rüya da yanımdan ayrılmadı. “Abim sana nasıl baktı gördün mü? Buza mı döndü, yoksa...?” “Rüya!” diye susturdum. Ama kalbim hızlanmıştı.

Öğleden sonra konak sessizdi. Hizmetliler işinde, Sevgi Anne bahçede çiçeklerle uğraşıyordu. Ben odama çekildim. Ders notlarımı açtım. Beyaz önlük, hastane, ameliyathane… Benim dünyam orasıydı. Bu konak değil.

Kapı tık tık etti. Tugay girdi. Üzerinde siyah gömlek, kol düğmeleri ilikli. Ceketini alıyordu. İşe gidiyordu.

“Akşama geç gelirim.” dedi. Bana bakmadan. “Bir şeye ihtiyacın olursa Sevgi Anne’ye söyle.”

“Teşekkür ederim.” dedim. Başka ne diyeceğimi bilemedim.

Kapıdan çıkarken durdu. Masanın üzerindeki kahverengi dosyayı gördü. Elini uzattı ama almadı. Bana baktı. “Bu… önemli. Dokunma.” dedi. Sesi emir değildi, uyarıydı. “Kimseye de söyleme.”

Sonra çıktı. Kapı kapandı.

Dosya oradaydı. Kalın, üzerinde “Yılmaz İnşaat - Özel” yazıyordu. Köşesi hafif açıktı. İçinde rakamlar, haritalar, sözleşmeler görünüyordu. Merak etmedim desem yalan olur. Tıp öğrencisiyim, merak benim işim. Ama… “Dokunma” demişti.

Bu işte test buydu. Güven testi. Masada bırakılan evrak. Bakacak mıyım, bakmayacak mıyım?

10 dakika koltukta oturdum. Dosyaya baktım. Kalktım, pencereye gittim. Boğaz’ı seyrettim. Sonra geri geldim. Parmaklarım dosyaya yaklaştı… ve durdu.

Ümit Kaya’nın kızı olduğum için değil. Bilge olduğum için. 21 yaşındayım, doktor olacağım. İnsanların hayatına dokunacağım. Güven diye bir şey varsa, oradan başlar.

Dosyayı kapattım. Köşesini düzelttim. Çekmecenin en arkasına koydum. Üstüne de not defterimi bıraktım. Görünmesin diye.

Akşam oldu. Tugay geldi. Yorgundu. Kravatını gevşetmiş, gömleğinin ilk düğmesi açıktı. İşten gelen adam yorgunluğu vardı yüzünde. Bana baktı. “Yemek yedin mi?” dedi sadece.

“Yedim.” dedim.

Gözü masaya kaydı. Dosya yoktu. Çekmeceye baktı. Dosyayı gördü, not defterimin altında. Elini aldı, tarttı. Ağır mı geldi, hafif mi geldi bilmiyorum.

Hiçbir şey demedi. Ama o gece yemekte ilk defa tabağıma kendisi ekmek koydu. Sessizce.

Hilmi Bey bunu gördü. Kaşları çatıldı. Bir şey demedi ama gözleri beni süzdü.

Gece yarısı kapım çalındı. Tugay’dı. Elinde dosya vardı.

“Çekmeceden aldım.” dedi. “Neden bakmadın?”

“Çünkü ‘dokunma’ dedin.” dedim. Basit.

Gözlerimi süzdü. “Merak etmedin mi? İçinde ne var diye?”

“Ettim.” dürüst oldum. “Ama güven daha önemli. Sen kocamsın. Düşmanım değil.”

“Kocan…” Kelimeyi ağzında yuvarladı. “Bilge, bu evde güven en pahalı şeydir. Herkes kırar onu.”

“Ben kırmam.” dedim.

Bir süre sustu. Sonra dosyayı masama bıraktı. “Bundan sonra senin çekmecende dursun. Anahtarı sende.” Anahtarı uzattı. Soğuk metaldi. Tıpkı yüzük gibi.

Aldım. “Neden?” diye sordum.

“Çünkü bakmadın.” dedi. “Bu evde bakmayan tek sensin.”

Çıktı. Kapı kapandı.

Elimde anahtar, masamda dosya… İlk defa bu konakta bana ait bir şey vardı. Güven.

Ertesi sabah kahvaltıda Hilmi Bey gazeteyi okurken mırıldandı: “Güvenilir insan az bulunurmuş.” Bana bakmadı ama cümle bana gelmişti.

Rüya masanın altında ayağımla dürttü: “Abim dosyayı sana bıraktı ha? Vay be Bilge, sen kazandın bu turu.”

Kazandım mı? Bilmiyorum. Ama en azından bu evde artık “kimin kızı” değil, “ne yaptığım”la anılıyordum.

Tugay işe gitti. Arkasından baktım. Soğuk Tugay, iş adamı Tugay… O da güven testinden geçiyor muydu ?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.