İçeriğe geç

İntikamın esiri

Bölüm 3 · 3 dk okuma

İntikamın esiri

Bölüm 3

3.Bölüm: Kahvaltıdaki Test

Bilge’nin Anlatımı

Geceyi nasıl geçirdiğimi bilmiyorum. Yabancı bir yatak, yabancı bir ev, parmağımdaki yabancı bir yüzük… Saat 5’te uyuyabildim. Saat 8’de kapı çaldı.

“Bilge Hanım, kahvaltı hazır.” Hizmetçi kadın. Adını söylemedi. Ben de sormadım. Sesim çıkmazdı zaten.

Aynaya baktım. Gözlerim şiş. Beyaz gömlek, kot giydim. Dünden kalan 2 tişörtümden biri. Makyaj yok, süs yok. 21 yaşında tıp öğrencisi Bilge Kaya… yok, Yılmaz. Artık Bilge Yılmaz’dım.

Merdivenlerden inerken kalbim boğazıma geliyordu. Yemek salonundan sesler geliyordu. Çatal-bıçak sesi, kısık konuşmalar.

Masanın başına Hilmi Bey oturmuştu. Sağında Sevgi Anne, solunda Rüya. Tugay ayaktaydı, telefonda biriyle konuşuyordu. Beni görünce sustu. Göz göze geldik. 1 saniye. Sonra gözlerini kaçırdı.

“Günaydın.” dedim. Sesim kısık çıktı.

Kimse cevap vermedi. Rüya gülümsedi ama Hilmi Bey gazeteye gömüldü. Sevgi Anne: “Gel kızım otur.” dedi sadece.

Tabaklar geldi. Simit, peynir, zeytin, menemen. Her şey vardı ama sofra soğuktu. Tıpkı dün geceki gibi.

Hilmi Bey gazeteyi indirdi. Gözlüğünün üstünden bana baktı. O bakış… Ümit Kaya’nın kızına bakış. Düşman evladına bakış.

“Ümit Kaya’nın kızı menemen yapmayı bilir mi acaba?” dedi. Sesi sakindi ama iğne gibiydi. “Konağın kadını yemek yapmalı. Gelin öyle yapardı eskiden.”

Çatal elimde kaldı. Test buydu işte. Aile testi. “Kayanın kızı bize yemek bile yapamaz” diyeceklerdi. Rüya kaşlarını çattı: “Baba, Bilge daha dün geldi. Tıp okuyor, doktor olacak o.”

“Doktorsa doktor.” dedi Hilmi Bey. “Ama bu evin kuralı var. Mutfak kadının yeridir. Bakalım Ümit’in kızı ne kadar kadınmış.”

Tugay konuşmadı. Sadece bana baktı. Gözlerinde “Rolünü oyna” vardı yine.

Sevgi Anne araya girdi: “Hilmi, yeter. Kız dün evlendi. Bugün mutfağa sokulmaz.”

“Sokulur Sevgi.” dedi. Sertçe. “Kızım değilse, gelinimse kuralları öğrenecek. Mutfak orada. 10 dakikaya kahvaltı bitsin. Sonra menemen istiyorum. Yapamazsa… demek ki bu evde yeri yok.”

Oda buz kesti. 10 dakika. Menemen. Yapamazsam “yeri yok”. Yani kovulmak mı? Asaf’ın intikam planı çöpe mi gidecekti?

Kalktım. Bacaklarım titriyordu. Mutfağa yürüdüm. Dev mutfak. Paslanmaz çelik, her şey lüks. Ama ben evde tek başıma yemek yapmamıştım ki. Annem öldükten sonra Asaf yapardı, ben okurdum.

Domates, biber, yumurta buldum. Ellerim titreyerek doğradım. Tava ısındı, yağ sıçradı elime. “Ah!” diye ses çıkardım. Canım yandı. Ama ağlamadım. Ümit Kaya’nın kızı ağlamazdı.

Arkamda ayak sesi. Tugay gelmişti. “Yapamıyorsan söyle.” dedi alçak sesle. “Babam zaten seni istemiyor. Zorlama kendini.”

Tavayı karıştırdım, dönmedim. “Sen ‘oyna’ dedin Tugay. Ben oynuyorum. Ama ben Ümit Kaya’nın kızıyım. Teslim olmam.”

Arkamdan gelen nefesini duydum. Sinirli miydi, başka bir şey miydi anlamadım.

Menemeni tabağa koydum. Ellerim yanık, gözlerim yaşlı ama dik durdum. Salona geri yürüdüm. Tabağı Hilmi Bey’in önüne koydum.

“Buyurun Hilmi Bey. Menemen. Ümit Kaya’nın kızı yaptı.” dedim. Sesim titremedi.

Hilmi Bey tabağa baktı. Çatalla aldı, ağzına götürdü. Yedi. Çiğnedi. Yüzünde ifade yoktu.

Salonda nefes alan yoktu. Rüya dua eder gibiydi. Sevgi Anne elimdeki yanığı gördü, kaşları çatıldı.

Hilmi Bey tabağı itti. “Tuzsuz.” dedi. “Ama… yanmış. Demek ki elin yandı. Ümit’in kızı acıya dayanırmış.”

Kalktı. Arkası dönük gitti. Hiçbir şey demedi. Geçtim mi, kaldım mı belli değildi.

Ama Sevgi Anne yanıma geldi. Elimi tuttu. “Gel kızım, yanığına bakalım.” dedi. “Tuzsuz olsun, ne olacak. Önemli olan dik duruşun.”

Rüya da geldi, koluma girdi: “Baba herkese yapar bunu. Merak etme. Sen geçtin bence.”

Tugay kapıda duruyordu. Bana baktı. İlk defa gözlerinde buz değil, başka bir şey vardı. Şaşkınlık mı? Saygı mı?

O anladım. Hilmi Baba beni kırmak istedi. Ama ben kırılmadım. Ümit Kaya’nın kızıydım. Ve Yılmazların geliniydim artık.

Ama bu sadece ilk testti. İkincisi ne olacaktı? Sadakat mı? Güven mi?

Ve Tugay… O beni neden izliyordu öyle?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.