"Anne,sonunda seni gururlandırıyorum" diye geçirdim içimden.Bu yaşıma kadar istetidiğim tek şey annemi gururlandırmaktı ve bu a macıma sadece birkaç basamak kalmıştı.
Abim "tamam geliyoruz." dedi ve beraber abimin odasından çıkıp Adli Tıp Şube Müdürlüğü'ne gitmek için karakoldan çıktık ve ben kendi arabama,-adliyeden getirmişlerdi- abim ise kendi arabasına bindi ve arabanın motorunu çalıştırdık.
☆
Adli Tıp Raporu'num yapıldığı odadaydık ve cesedi inceliyorduk. Otopsiyi yapan kadın eldivenlerini taktı ve hemen yanımıza gelip anlatmaya başladı:"Öncelikle hoş geldiniz savcım.Lafı fazla uzatmadan anlatmaya başlıyorum.Kadın zehirlenerek ölmüş ya da öldürülmüş.Dünya'da hükümetin ulaşamadığı liquid poison zehri ile zehirlenmiş.Belki duymuşsunuzdur.Kişinin vücuduna enjekte edildiğinde otuz saniye içinde kişi hayatını kaybeder.Kadının üzerinde bir tane bile parmak izi yok bu onun öldürülmüş olma ihtimalini düşürüyor yani intihar ihtimali çok yüksek."
"İyi ama seneler önce kaybolmuş bir kadın neden AVM garajında intihar etsin?Hem de hükümetin bile ulaşamadığı bir zehirle!" Soruyu yönelten abimdi.Kısa süren bir sessizlik olmuştu.Sessizliği bozan ben olmuştum:"Komiser haklı,bunun intihar olma olasılığı yüzde ellinin altında bir olasılık.Bu zehri bulması bile bir çelişkiyken 'intihar' demek haksızlık olur."
"Haklısınız savcım.Ben raporu vereyim,sizin doğru olanı bulacağınızdan eminim." dedi ve raporu bana uzattı.Elinden raporu alırken "Ayak izinin otopsisini yaptın mı?" sorusunu yönelttim. Kadın elini aklıma götürdü ve "Ah,çok özür dilerim savcım.Az daha unutuyordum."
"Önemli değil,insanlık hali sonuçta ama bir daha böyle bir şey olmaması ikimiz için de daha iyi olacak.Sen başla lütfen." dedim ve abim ile kadına dikkatimizi verdik.Kadın,eline aldığı başka bir dosyayı aldı ve açtı."Savcım,bu iz kırk iki numara giyen büyük ihtimal bir adama ait.İz zengin birine ait çünkü taban izi ünlü ve pahalı bir markaya ait." dedi ve o dosyayı da uzattı.Teşekkür ettim ve en sonunda Adli Tıp Müdürlüğü'nden çıkıp arabaya bindik.
☆
Arabada derin bir sessizlik vardı ta ki siyah bir araba önümüzü kesene kadar.Daha doğrusu arabalar.Hepsi arabadan indi ve bize silah doğrulttu.Panikle abime döndüm:"Abi ne oluyor?"
"Bilmiyorum Gizem,sakin ol." Tekrar önümüz döndüğümüzde en büyük arabadan kırk yaşlarında bir adam indi ve bize arabadan inmemiz için işaret verdi.Direnmenin bir manası yoktu bu yüzden ikimizde yavaşça arabadan indik.Arabanın önüne geçtiğimiz anda abim beni arkasına aldı ve "Ne istiyorsunuz?!" diye karşısındaki adama bağırdı.Adam önce güldü sonra bize iki seçenek sundu:
"İki seçeneğiniz var.Ya adam gibi zorluk çıkarmadan arabaya binersiniz ya da bagajda yolculuk yaparsınız.Seçim sizin."
☆
Arabanın içinde oturuyorduk.Kaçırılıyorduk bu yüzden sanırım benim ağlamam gerekiyordu ama abim de ben de kahkaha atıyorduk çünkü göz göze gelmiştik.Adam bize deli görmüş gibi bakıyordu:"Susun artık!Siz iyimisiniz?"diye bağırdığında abim ciddileşti ve adama biraz ters ters baktıktan sonra "Kuduruyorsun değil mi?Geberiyorsun kıskançlığından."
"Sebep?"
"Senin gülecek bir kardeşin olmadığı için değil mi?Yazık lan,üzüldüm.İstersen benim kardeşimi verebilirim." dediği zaman abimin koluna yumruk attım ve "Ben sana ne yaptım lan göt!?" dedim.Abim sanki çok hızlı vurmuşum gibi kolunu tutmuş kıvranıyordu."Daha ne yapacaksın,bok suratlı?Bana kurban ol sen." ardından adama döndü:"Sayın ismini bilmediğim beyefendiciğim, gördün değil mi?Kolumun mosmor olduğuna yemin edebilirim.Bu yüzden eğer bizi öldürecekseniz ilk onu öldürün.Abiye şiddet affedilir şey mi?" dediğine göz devirdim.Adam derin bir iç çekti: "Millet deliye hasret,biz akıllıya haster!" ardından yanındaki adama döndü ve "Bayıldın şunları!Daha yarım saatimiz varken bir de bunları mı çekeceğim?" dedi.Abim "Yalnız bana şu demen ayıp-" sözünü yarıda kesen kokladığı bayıltıcıydı.Gerçekten bir insan anca bu kadar mal olabilir.
Abimi bayılttıktan sonra beni de bayıltmaya çalıştılar ama ven koklamadım -zeki kadınız sonuçta- ama kafama yediğim darbeyle başım dönmeye başladı.Gerisi karanlıktı...
☆
Gözlerim,şiddetli bir baş ağrısı ile aralandığında sandalyeye bağlı olduğumu anlamam fazla uzun sürmedi.Kafam çok ağrıyor ve hiçbir şey algılayamıyorum.Biraz düşündüğüm zaman neler olduğunu anlamış ve hemen gözlerim abimi aramaya başladım. Bulmam fazla uzun sürmedi çünkü tam yanımdaydı:"Abi,abi uyan!" elimden geldiğince bağırmaya çalışıyordum ama olmuyordu.Ona ulaşmaya çalıştım ama olmadı çünkü ipler çok sıkıydı.Bir kez daha tüm gücümle bağırdığında abimin gözlerinin aramadığını fark ettiğimde tekrar seslendim:"Abi,iyimisin?"
"Gizem,ne oluyo?Bak şakaysa gerçekten hoş değil.Yeter artık. Başım çok ağrıyor güzelim,hadi abiciğim."
"Malesef abi,şaka değil ama sen aç şu gòzlerini artık." dedim ve kafamı geriye atıp etrafı incelemeye başladım.Burası depo gibi bir yerdi ve yoğun kan kokusundan dolayı midem bulanmaya başlamıştı.Oda sarı,loş bir ışıkla aydınlatılmıştı ve odanın sağ tarafında büyük bir masa ve üstünde işkence aletleri vardı ve duvara da balta,testere gibi bir sürü şey asılmıştı.
Masanın üstündeki aletlerini incelerken duyduğum yüksek ses ile kafamı sesi geldiği yere doğru çevirdiğimde kapının açıldığını anladım.İçeriye o adam girmişti.Yanımıza yaklaşırken sırıtarak "Uyandınız demek,sayın savcım ve komiserim." dedi ve kahkaha atmaya başladı.Abim,adam yaklaşana kadar adamın yüzüne dik dik baktı ve adam durduğunda abim,adamın yüzüne tükürdü. Pardon,balgam attı ve "Ne istiyorsun lan şerefsiz?" diye bağırdı. Adam çok sinirlenmişti ve abime bi anda yumruk atmasıyla çığlık attım ama onun umrunda değildi.Abimin yakasına yapıştı ve abime kükremeye başladı:"Sen kimsin benim yüzüm tükürüyorsun?" Ayaz'ın cevabı fazla gecikmedi"Ben benim,Sen kimsin?"
Biliyormusunuz?Bence abim bu hayatta ciddi durmamaya yemin etmiş bir varlıktı...
Adam,ellerini abimin yakasından çekti ve konuşmaya başladı: "Lafı fazla uzatmayalım.Benim kim olduğumu iki dakika sonra ölecek kişilerin bilmesine gerek yok.Çok bekledim savcım,belki bir akıllılık yapar da 'Ayçiçek ERGİN' dosyasını bırakırsın diye ama düşündüğüm kadar zeki değilmişsin.Ayçicek'in katili benim ve bu dosyaya kimsenin devralmaması gerekiyordu ama Ömer Savcı,ne düşündü bilemiyorum.Neyse hadi başlayalım." dedi ve belinden silahını çıkardı ve bir bana bir abime tutmaya başladı.Abim acıyla inledi:"Öldüreceksen ilk beni öldür,kardeşimi bırak." dedi. Ağlamıyordum,hâlâ bir umudum vardı ta ki adam "Büyük zevkle" diyip abimi kafasından vurana kadar...
O an,büyük bir çığlık attım ve gözümden yaşlar teker teker dökülmeye başladı.Abimin kafası geriye düştü ve kafasından kanlar akmaya başladı.
Bağıra bağıra ağalıyor ve olduğum yerde çırpınıyordum.
Hayatımdaki tüm siyahların arasındaki beyazım,kanlar içindeydi...
Hayatımı aydınlatan ışığım sönmüştü ve ben o derin karanlığın içinde kaybolmuştum...
Göremezdim,ben abimi,canımı benim yüzümden ölmüş, kafasından kanlar akan bir şekilde göremezdim.
Ağamıyordum çünkü elimden sadece bu geliyordu ve bu da en zoruydu.Abim orada kanlar içinde yatarken hiçbir şey yapamıyor olmam...
Ben hıçkırarak ağlamaya devam ederken silahı benim kafama dayadı.Tetiği çekeceği esnada dışarıdan silah sesleri yükseldi ve içeriye başka bir adam geldi ve o adamın kulağına bir şeyler fısıldadı,Daha sonra oradaki herkes -toplam beş veya altı kişilerdi- dışarı çıktı ve sadece ikimiz kalmıştık:
Ben ve abimin kanlar içindeki bedeni...
Abime bakıp ağlıyordum.Başka bir yere bakmaya çalışıyordum ama olmuyordu.Gözlerim gene ona ilişmiyordu.Gözlerime daha fazla karşı çıkmadım ve abimin cesetine odaklandık.Hala gözlerimden yaşlar süzülüyordu.Baktıkça aklıma annem geliyordu ve o gün abimin birbirine verdiği söz...
"Hani beni bırakmayacaktın?Hani ay,güneşi asla yalnız bırakmayacaktı?"
Ağalamam şiddetlenmişti çünkü güneş artık hep yorulacaktı.
Güneş artık hep yanlız kalacaktı...
Ben bunları düşünürken o lanet kapı tekrar açıldı ve içeriye koşarak başka bir adam girdi.Hemen arkama geçip beni çözmeye başladı.Yorgun sesimle "Sen kimsin?" sorusunu yönelttim.Biraz bekledi ve "Yakında öğrenirsin Güzel Savcım,şimdi kendini yorma."
dedi ve ipleri çözmeye devam etti.
Sessiz kaldım,konuşmadım,konuşamadım.Sadece abime bakıyordum.Hayatımdan bir renk daha çıkmak zorunda kalmıştı.
Adam,beni çözdükten sonra eli ile gözlerimi kapattı.Ellerini çekmeye çalıştım ve o an tekrar ağlamaya başladım."Çek elini. N'olur,çek elini." Bağıramıyordum,tüm gücüm tükenmişti.Adam beni dinlemedi "Savcım,lütfen.Yapma bunu kendine.Senin acını anlıyorum ama yapma bunu kendine." dedi ellerini gözlerimden çekmesi ile gözlerimi bağlaması bir oldu.Daha sonra beni kucağına aldı ve ilerlediğimizi hissettim.Çırpınamıyordum,gücüm kalmamıştı.Ben de kendimi onun kollarına bıraktım.Bunun nedeni ise o adamın sesinden güven duymamdı.
Beni arabaya bindirdiğini gözlerimi açmasıyla anladım.Arka koltuğa otururdu ve siyah ceketini çıkartıp üstüme örttü ve kapıyı kapattı.Daha sonra ön koltuğa oturdu ve araba hareket etmeye başladı.
Kafamı cama yasladım ve sessiz sessiz ağlamaya devam ettim. Gözlerim kapanmaya başlayınca daha fazla direnmedim ve kendimi uykunun kollarına teslim ettim.