İçeriğe geç

İntikamın Bedeli

Bölüm 4 · 7 dk okuma

İntikamın Bedeli

Bölüm 4

Gizli Numara

Hayatta insanların asıl amacını bilememek ne acı bir şey!

Bu insan kimdi ve benden ne istiyordu?

Dediği gibi iyiliğimi mi istiyordu yoksa bu sadece buz dağının görünen tarafımıydı?

Aslında kafamda daha çok soru var ama bunları fazla kafaya takmak istemedim.Ne de olsa eninde sonunda numaranın kime ait olduğunu bulacaktım ama aklımda dolaşan asıl soru şu an ilgilendiğim dosyayı neden bırakmamı istediği.Bir ilgisi var da beni tehdit mi ediyordu?Eğer normal bir insan olsa benim numaramı ve ev adresimi bulmasını geçtim bana bu şekilde yazmaya bile cürret edemezdi.Çoğu insan savcılarla böyle konuşamaz.Ya konu gerçekten de abimin dediği gibi mafyalara çıkıyorsa?Kendi kendimi "Neyse Gizem,düşünme!Yarın halledersin." diye kendimi avutmaya çalışıyordum ama olmuyordu.En iyisi annemin yanına gitmekti çünkü başka şekilde kafa dağıtamazdım.

☆

Yoldaydım ama biri beni takip ediyordu.Bundan çok eminim ama ben ona gösteririm.Sırada bir dönemeç vardı.O dönemeçten döndüm ama ilerlemek yerine duvarın arkasına sığındım ve beni takip eden kişinin gelmesini bekledim.Sıradaki adımını görür görmez önüne geçip üst dudağına yumruğu geçirdim.

İnsanların zayıf noktaları:

1-Üst dudak

Adam geriye gitmeden çenesine de vurdum.

2-Çene

Adam tam afallamıştı.Ben de bu durumu fırsat bilerek adamın yakasından tuttum ve diz kapağım ile önce karın boşluğuna ardından da cinsel organına vurdum.

3-Karın boşluğu

4-Cinsel organlar

Adamı bıraktığım zaman tamamen savunmasız kalmış sadece acı ile yerde kıvranıyordu.Yanına eğildim ve tekrar yakasından tutup "Benden ne istiyorsun?!" diye bağırdım.Adam cevap vermediyince "Şimdi polisi arayım mı?" Adamın gözleri fal taşı gibi açıldı. Acılı bir ses ile "Nolur arama."

"Amacın neydi,cevap ver!" Niyeti ortadaydı.Kim bilir kaç tane kadının hayatını kararttı?Bu düşünce beni daha çok sinirlendirdi. Ayağa kalktım,adamın karnına tekme attım ve polisi aradım.

...

Genç adam çok yorgundu ama sevdiği kızı düşününce yorgunluğu bir anda kayboluyordu.Bir de ilk etkileşimi düşünürse gerçekten onun için kutsal bir şeydi.Kendisi yasa dışı işlerle uğraşıp sevdiği kız kanun için çalışınca garip geliyordu ama bu Çağatay DEMİR'e engel değildi.

Genç adam ani bir iş yüzünden bugün sevdiği kadını göremeyecekti ve o adamı sağ bırakacağından emin değildi.

Kendi gidemediği için de korumalardan birini görevlendirdi, korumanın eline bir buket siyah gül tutuşturdu ve buketi kadına vermesini söyledi. Koruması,kadının her yaptığını dakikası dakikasına haber veriyordu. Koruma,kadının dışarı çıktığını söylediği zaman Çağatay,onu takip etmesini söyledi.

Adamın,karşısındaki kadının zekasından haberi yoktu.Rahat rahat takip ediyordu takı yüzüne yumruk yiyene kadar.Neye uğradığını şaşırmıştı çünkü aynı anda çenesine de yumruk yemişti.Tam geriye doğru gidecekken karşısındaki kadın kadınına ve son darbeyi de cinsel organına yapması ile adam güçsüz duruma düşmüştü ve gerisi karakolda devam etti.

Korumasından bir haber gelmeyince genç adam,başka korumasını kontrol etmesi için gönderdi.Adam gelince "Çağatay Bey,koruma Gizem Hanım'a yakalanmış ve Gizem Hanım da önce dövmüş sonra polise teslim etmiş." Genç adam ilk başta şaşırsa da daha sonra dudakları yukarı kıvrıldı ve içinden şöyle geçirdi:İşte bu yüzden o

...

İfademi verdim ve şikayetçi olduğumu söyledim.İşim gücüm yokmuş gibi bir de bu manyakla uğraş!

Tabii abim bana biraz kızmış olabilir.Doğru eve git demiş te olabilir ama ben neredeyim?Mezarlığın kapısının önünde. Bu saatte içeri girmek yasaktı bu yüzden önce etrafıma baktım daha sonra içeri girdim.Annemin mezarlığı giriş kapısına o kadar da uzak değildi ve mezarı bulmam çok da zor olmuyordu.Annemin mezarını görür görmez koşarak yanına gittim ve mezarının yanına oturdum.Önce biraz baktım sonra toprağına sarılıp ağlamaya başladım.

Zoruma gidiyordu işte.Yaşıtlarım koşarak annesine sarılırken benim koşarak annemin mezarına sarılmam zoruma gidiyordu.

Orada ne kadar o şekilde durduğumu bilmiyorum ama ağlamam biraz kesilince sarılmayı bıraktım ve annemin isminin yazılı olduğu taşın üstünde elimi gezdirdim.Buruk bir gülümseme bıraktım ardından konuşmaya başladım:"Annem,ben savcı oldum.Sana verdiğim sözü tuttum ama sen yoksun yanımda." konuşmayı kesip tekrar ağlamaya başladım.Derin bir nefes aldım ve yine annemle konuşmaya başladım:"Ben sana sadece altı yıl doyabildim annem. Etrafıma bakıyorum,herkes annesine koşarak sarılıyor ve başarılarını anlatırken benim mezarına sarılarak başarılarımı anlatmam zoruma gidiyor.Bazenleri sana o kadar çok ihtiyacım oluyor ki,saatleece sana sarılıp ağlamak istiyorum. Senin yokluğun kalbimde öyle bir boşluk oluşturuyor ki,on sekiz senedir bu boşlukla yaşamak beni yıpratıyor." daha fazla dayanamayıp tekrardan annemin toprağına sarıldım ve daha da şiddetli bir şekilde ağlamaya başladım.

☆

Telefonuma art arda gelen bildirim ile gözlerimi araladım.Etrafıma göz geçirdiğimde odamda olduğumu fark ettim.Nasıl yani ben en son mezarlıktaydım ve eve gelmediğimden eminim.Kim getirmiş olabilr ki?İçime düşen korku ile telefonumu elime aldım ve gözüme ilk saat çarptı.Alarmımın çalmasına daha iki dakika var ve bir yanı kırık yüzünden iki dakika erken uyanıyorum.Sinirle mesajlara girdim.Mesaj bilinmeyen numaradandı:

Bilinmeyen Numara:Güzel Savcım,günaydın

Bilinmeyen Numara:O kadar güzel uyuyordun ki uyandırmaya kıyamadım ama seni orada bırakmaya da gönlüm el vermedi.

Siz:Gene mi sen?Yanı kırık.

Siz:Sen kimsin beni alarmımdan önce uyandırıyosun?

Siz:Hem sen değil misin gönülün her istediği olmuyor diye?

Bilinmeyen Numara:Yani bunca şeyin arasından takıldığın tek şey seni alarmından önce uyandırmam ve iyiliğini mı düşünmem mi?

Bilinmeyen Numara:Gerçekten çok garipsin.

Siz:Sensin garip,değişik.

Siz:Engellememe rağmen arsız gibi tekrar yazan sensin ama garip olan benim.

Siz:Bak seni bulurum madem savcı olduğumu biliyorsun boşu boşuna hapse girme.

Bilinmeyen Numara:Ben seni tanıyorum.Geçmişini en ince ayrıntısına kadar biliyorum ama sen beni tanımıyorsun.Sen beni asla bulamazsın ama ben seni istediğim zaman bulurum,Güzel Savcım;)))

Siz:Kimsin sen?Mafya falan mı?Seninle uğraşamayacağım.

Siz:Bir daha yazarsan sonuçlarına katlanırsın.

*Bilinmeyen Numara kişisini engellediniz.Kaldırmak için dokunun*

Adama atar yaptım ama korkmadı değilim.Bu beni tehdit mi etti? En önemlisi,gerçekten geçmişimi biliyor mu?Benim ev adresimi biliyor,odamı biliyor,gelsin evi temizlesin o zaman!Böyle yazsam mı?Yok ya,rezil olmaya gerek yok.

Ve bence bu adam abimden başkası değil çünkü bir savcıyla kimse böyle konuşamaz, savcıyı takip edemez. İnsanlar korkar çünkü cezası ağır ama abim olursa işler değişir. Bugün mutlaka abime sormalıyım ama amacı beni kandırmaksa söylemez tabii ki!

Düşüncelerimden sıyrılıp banyoya girdim.Elimi yüzümü yıkadım ardından dolabıma yönelip kendime kıyafet aramaya başladım. Siyah ceketimi ve kumaş pantolonumu elime aldım ve giymeye başladım.Göz altlarım ağlamaktan morardığı için hafif bir makyaj yaptım.Takı olarak ise kelebekli kolyemi ve saatimi taktım.Son olarak parfüm sıkıp evden çıktım,arabama binip adliyenin yolunu tuttum.

☆

Odamda otururken telefonuma Ömer Savcı'dan bir mesaj geldi:

Ömer Abi:Savcım,odama gelirmisin?

Siz:Hemen savcım

Odamdan çıktım ve Ömer Savcı'nın odasının önüne gelip kapısını tıkladım."Gel" komutunu duymam ile içeri girdim."Günaydın başsavcım."

"Günaydın savcım.Al bu dosyayı.Şu an emniyete ifade alman için git.Sana anlatamaya dilim varmıyor.En iyisi sen oku.Başarılar."

"Teşekkür ederim savcım" dedim ardından odadan çıktım.Kapının önünden ayrılmadan önce dosyayı açtım ve göz gezdirdim. Dosyayı okumam ile gözlerimin sonuna kadar ayrılması bir oldu. Bir ilkokul hademesi iki tane kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmuş.Gözlerim doldu.İki kız çocuğumuzun daha hayatı karadı. Kan beynime sıçradı.Dosyayı kapattım ve koşarak adliyeden çıktım.

☆

Karakola girdim ve hemen abimin odasına girdim.Abim de mahvolmuş gibiydi çünkü kız çocukları onun zaafıydı.

Beni görünce hemen ayağa kalktı."Buyrun savcım,pislik sorgu odasında." Kafam ile onay verdim ve ikimiz de daha fazla zaman kaybetmeden o varlığın bulunduğu sorgu odasına girdik.O pislik sandalyede hiçbir şey olmamış gibi oturuyordu.Karşısındaki sandalyeye oturdum ve birkaç dakika o varlığa tiksinerek baktım. Daha sonra derin bir nefes alıp "Hiç utanmıyorsun değil mi?Sekiz yaşındaki çocuklar seni nasıl azdırabilir!" Sinirden nefes alış verişlerim odada yankılanıyordu.Pislik -adam demeye dilim varmıyor- ilk başta cevap vermedi.En sonunda duruşunu dikleştirdi ve "Ben hiçbir şey yapmadım.Ben temizlik yaparken gelip yanağımdan öptüler.Ben de kucağıma aldım.Benim bir suçum yok. Onlar suçlu bu yüzden onlara ağaç dikme cezası verilmesini isti-" şeref yoksununun sözünü kesen şey abimin yumruğuydu:"Al sana ağaç dikme cezası."Şerefsiz yere düştü ama abim yakasından tuttup havaya kaldırdı ardından duvara yapıştırıp boğazını kavradı. "Sen nasıl bir pezevenksin?!Hiç mi utanman yok senin bok suratlı!O ağaçları senin götüne dikerim götelek herif!" Polisler geldi ve o pisliği abimin elinden aldılar.İfadesinin yazılı olduğu kağıdı elime aldım ve polislere dönüp "Bu salağı nezarethaneye götürün." ardından abimin kolundan çekiştirerek "Hadi komiserim,gidelim" dedim.Abim fazla uzatmadan benimle gelirken o varlığın önünde durdu ve kulağına bir şeyler fısıldadı.Daha sonra ise sorgu odasından önce abim,sonra ben en son ise diğer polis arkadaşlar olmak üzere dışarı çıktık.

Önden abim,arkasından ben abimin odasına girdik.Abim sinirden burnundan soluyordu.Sinirle sandalyesine oturdu ve bana bakmadan "O orusbu çocuğunun dediklerini duydun mu?Bir de gelmiş diyor ki 'O çocuklara ağaç dikme cezası verilsin'Sinir krizi geçireceğim!"

"Abi,sakin ol!Zaten o sıçılık,gereken cezayı alacak. Ben şimdi gidiyorum,sen de sakınmış lütfen." dedim ve kapıya yöneldim. Elim tam kapı kolunu kavramıştı ki o an kapıyı biri benden önce açmıstı:

"Savcım,sizin de burada olmanız iyi oldu.Ayçiçek ERGÜN'ün otopsi sonuçları açıklandı da,haber vermek istedim"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.