📖 BÖLÜM 5 – YAKLAŞMAYAN AMA GİTMEYENLER
Evdeki hava bugün daha yumuşaktı. Hâlâ sessizdi ama gergin değildi. Sessizlik, bazen tehditkârdır ama bazen sadece bekler.
Abim sabah kahvaltıda ilk kez bana kahve yaptı. Sütlü, az şekerli. Nasıl bildiğini sormadım. Belki tahmin etti. Belki geçmişten kalma bir bilgi. Belki de sadece şans.
“Bugün dışarı çıkalım mı?” dedi ablam.
“Biraz yürüyüş, biraz nefes...”
Teklif beklenmedikti. Hayır demedim. İçimden geçen şey, onlarla baş başa kalmak değildi ama bu evin duvarları da artık düşüncelerimi üstüme çökertmeye başlamıştı.
Yolda yürürken...
Ablam bana çocukluk parkımı gösterdi. Ben hatırlamadım ama o anlattı:
“Şu köşede düşüp dizini kanatmıştın. Sonra kimse seni avutamayınca abine sarılmıştın. Susmuştun.”
Yalan gibi geldi ama sesi titreyince doğru olduğuna inanmak istedim.
Bir kitapçıya girdik. Abim bana en sevdiği kitabı uzattı.
“İstersen birlikte okuruz,” dedi.
“Seninle kaybettiğimiz zamanı yakalayamayız ama belki bazı satırları birlikte yaşayabiliriz.”
Gülümsedim. Belki yıllar önce yapmaları gereken şeydi bu. Ama geçmişi sürekli diriltmek, bugünü öldürüyordu. Bu yüzden o günlük kabullenmek kolay geldi.
Akşam…
Ablam mutfağa girdi, beni de peşinden çağırdı.
“Elmalı turta yapalım mı?”
Başımı salladım.
İçimde küçük bir çocuk, “Hayır, güvenme,” diyordu.
Ama başka bir yanım, o çocuğu susturmak istiyordu.
Tarçın kokusu mutfağa yayıldı. Ablam mutlu görünüyordu. Birlikte hamuru yoğurduk. Kahkahalar attık değil ama birlikte sustuk. Ve bazen... sessiz uyum, en kuvvetli bağdır.
Yemek masasına oturduğumuzda, abim şaka yaptı. Ablam güldü. Ben de istemsizce katıldım. O an, küçük bir şey oldu:
Kendimi ailesi varmış gibi hissettim.
İlk kez.
O gece odama döndüğümde…
Kutu aklıma bile gelmedi.
Misafir odasının köşesindeki o sessiz karton parçası...
Bugün sadece bir kutuydu.
Çünkü ilk kez biri bana, geçmişi kazmadan da yaşanabileceğini göstermeye çalışmıştı.
Belki de o yüzden…
Bugün, gizemi değil, huzuru seçtim.
Ama huzur her zaman uzun sürmez.