İçeriğe geç

İntikam Mevsimi

Bölüm 3 · 8 dk okuma

İntikam Mevsimi

Bölüm 3

3.BÖLÜM:KÖTÜYE YOL AÇAN İYİLİK

İyi okumalar dilerim :)

Ayşe hâla kucağımda baygındı. Ben ise öylece Ayşe’ye bakıyordum. Sonra oradan bir ses geldi. Bu ses Beden öğretmenimiz Murat Hoca’nın sesiydi. Kafamı ağır ağır kaldırdım ve Murat Hoca’ya baktım. Murat Hoca yanımıza geldi.

“Lütfen korkma Sinem bir şey yok tamam mı? Şimdi Ayşe’yi aşağıya öğretmenler odasına götüreceğim. Ambulans çağırdık hemen gelir” dedi ve Ayşe’yi kollarımın arasından kucağına aldı. O sırada hemen ayağa kalktım Murat Hoca’nın peşinden gittim yanımda Nazlı ve Pelin arkamda Berk ve sınıftan birkaç öğrenci vardı.

Aşağı öğretmenler odasına gittik. Murat Hoca Ayşe’yi koltuğa yatırdı o sıra sadece içeride ben, Ayşe, Murat Hoca, müdürümüz Mehmet Hoca ve birkaç hoca daha vardı. Diğerleri kapının önünde toplanmışlardı. Ayşe’nin yanına oturdum. O sıra sınıfımıza Murat Hoca’dan önce sınıfımıza gelen bayan öğretmen yanımıza geldi. Bana üzgün bir şekilde bakıyordu adeta. Elini omzuma koydu.

“Korkma canım arkadaşına bir şey olmayacak birazdan ambulans burada olur” dedi masadan bir kolonya aldı koltukta yatan Ayşe’nin önüne eğildi elinde ki kolonyayı Ayşe’nin boynunda gezdirdi. Sonra kolonyayı öğretmenler masasına bıraktı tekrar yanımıza geldi. O sırada Murat Hoca ve Mehmet Hoca kapıdan hızlıca çıkıp gitti.

Yaklaşık iki dakika sonra ambulansın sesini duyduk. Hemen ayağa kalktım. Murat Hoca içeri girdi ve Ayşe’nin yanına geldi onu kucağına aldı dışarı çıktı. O sıra dayanamayıp ağlamaya başladım ama yinede peşlerinden gidiyordum. Pelin ve Nazlı’da yanımdaydı. Ambulansın önüne geçtik Ayşe’yi sedyeye koydular ve ambulansın içine koydular Ayşe’yi.

Murat Hoca ambulansın ön tarafına bindi. Bende binmek istedim ama adını bilmediğim en başından beri yanımda duran bayan öğretmen benim omzumdan tuttu. Ona doğru döndüm ve hayatımda hiç ağlamadığım kadar ağlamaya başladım. Bayan öğretmen bana sıkıca sarıldı. Sonra bana,

“İstersen gel arka bahçede baş başa konuşalım olur mu? Bana her şeyi anlatarak rahatlarsın canım” dedi ve hocanın kollarından ayrıldım başımı ‘tamam’ dercesine salladım.

Nazlı ve Pelin bana endişeli bakıyorlardı. Berk’te aynı şekil bana endişeli bakıyordu. Sonra bayan öğretmenle arka bahçeye doğru yöneldik ambulans çoktan gitmişti.

Arka bahçeye geçtik ve bir banka oturduk. Bayan öğretmen hemen söze girdi,

“İstersen ilk önce tanışalım canım. Ben edebiyat öğretmeni Başak. Senin adın ne söyler misin canım?” dedi.

Titrek bir nefes aldım ve,

“Be-ben Sinem hocam” dedim. Başak hoca bana,

“Sinem’ciğim sen burada dur ben hemen geliyorum” dedi başımı salladım. Yaklaşık beş dakika sonra Başak hoca elinde bir peçete ile geldi. Elime peçeteyi verdi ve,

“Al canım gözyaşlarını sil lütfen kendini üzme” dedi başımı salladım ve peçeteyi aldım titreyen ellerimle gözyaşlarımı sildim.

“Sinem’ciğim şimdi bana güzelce olanları anlat” dedi Başak hoca derin bir nefes aldım ve anlatmaya başladım.

Tüm olanları anlattım ve gözlerimin dolduğunu hissettim.

Başak Hoca bunu fark etmiş olmalı ki bana hemen,

“Hayır canım ağlamak yok sakin ol tamam mı?” deyiverdi.

Başak hoca beni elinden geldiğince teselli etti bir derse girmemiştim tam kırk dakika boyunca Başak Hoca’yla konuşmuştuk. Zil çaldı ve teneffüs oldu. Başak Hoca yerinden yavaşça kalktı ve bana,

“Merak etme canım giremediğin ders için müdürden izin alacağım. Benimle konuşmanı ben istedim çünkü. Seninle sohbet çok güzeldi canım, bir sıkıntın olduğunda benimle konuşabilirsin. Ve bu olanları kafana çok takma olur mu? Yoksa böyle kendine zarar vermiş olacaksın. Hadi bakalım üzülmek yok arkadaşlarının yanına git” dedi. Başak Hoca’ya,

“Her şey için çok teşekkür ederim hocam” dedim hoca bana gülümsedi ve yanımdan gitti.

Biraz olduğum yerde oturup düşündüm sonra bir baktım Pelin’le Nazlı yanımda belirdi. Pelin bir yanıma Nazlı bir yanıma oturdu ve ikisi de bana sarıldı.

Pelin, “Sinem lütfen kendini üzme canım bizde üzülüyoruz sen hiçbir şey yapmadın” dedi. Nazlı oradan söze girdi,

“Evet canım lütfen kendini üzme Zeynep’in dediği gibi senin hiçbir suçun yok Ayşe galiba çok stresliydi galiba onun için tüm bunlar oldu lütfen kendini suçlama” dedi. Sonra ikisine de sıkıcı sarıldım çok güçsüz hissediyordum bu günün hemen bitmesini istiyordum. Bugün benim için bir kâbus gibiydi.

Zilin çalmasıyla üçümüz teneffüs boyunca arka bahçede ki oturduğumuz banktan kalktık. Sınıfa girdik ve herkesin gözü benim üzerimdeydi. Yerime oturdum ve bazıları gelip nasıl olduğumu sordu, “İyiyim” dedim hepsine. Oysaki hiç iyi değildim tüm bunlar benim yüzümden olmuştu. En son Berk yanıma çekingen bir tavırla geldi ve,

“Sinem senin hiçbir suçun yok kendini suçlama” dedi ve yanımdan gitti. Dersimiz matematikti. Ceren Hoca bizim matematik hocamızdı. Hoca sınıfa adımını attı herkese bakarak, “Merhaba gençler” dedi, eşyalarını masasına indirdi ve yanıma geldi.

“Olanlardan haberim var kendini suçlu hissetme tamam mı canım?” dedi kafamı salladım.

Tüm dersler geldi geçti ama hiçbir hoca ders işlemedi okulların kapanmasına iki hafta kaldığı için.

Nihayet son derse geldik. Hemen eve gidip sadece yatmak istiyordum. Evet bu dersimizde boş geçti hoca ders işlemedi. Kızlar benle sohbet etmeye, bana bu olanları unutturmaya çalıştı ama onları üzmemek için onlarla zorda olsa sohbet ettim.

“Sinem seni arayacağım unutma” dedi Pelin.

“Bende seni arayacağım Sinem aklım sende kalacak yoksa” dedi Nazlı.

İkisine de ayrı ayrı sarıldım kendimi ağlamamak için zor tutuyordum. Onlara sarıldım sonra okuldan çıktık ve üçümüz de kendi yolumuzda evimize gitmeye koyulduk. Evlerimiz farklı noktalarda olduğu için beraber gidip gelmiyorduk okula.

***

“Hoş geldin kızım yemek hazır üzerini değiştir gel baban işten geç dönecek” dedi annem sonra anneme,

“Anne ben aç değilim sen ye ben odamda uzanacağım” dedim ve odama doğru ilerledim odama girdim sonra ayak sesleri duydum evet annem buraya geliyordu. Annem yanıma geldi ve endişeli bir şekilde,

“Kızım bir şey mi oldu? Hadi gel yemek ye yalnız yemek yemeyeyim” dedi ve o an dayanamayıp ağlayarak anneme sarıldım.

***

“Öyle işte anne. Anne Ayşe’ye bir şey olmaz değil mi?”

“Kızım orasını bilemiyorum ama kendini suçlu hissetme seni çok iyi anlıyorum ama bu olanlar senin yüzünden olmadı belli ki Ayşe’nin psikolojisi bozuk veya da ailevi sorunu vardır. Kendini suçlu hissetme kızım şimdi yemeğini bitir git güzelce uzan odanda. Sana ıhlamur yapacağım önce onu içeceksin şimdi tabağını bitir bayılacaksın diye korkuyorum.”

“Tamam anne zorlayacağım kendimi ıhlamurumu da odamda içerim.”

“Tamam kızım sen nasıl istersen, yeter ki kötü hissetme.”

Yemeğimi zarzor bitirdim ve odama geçtim. Annem on beş dakika sonra yanıma bir bardak ıhlamurla geldi.

“Al kızım bunu iç sonra uzan yatağına.”

“Teşekkür ederim anne” dedim ve annemin elinden ıhlamurumu aldım annem gülümseyerek kapıyı kapatıp gitti.

***

Ihlamurumu çoktan içmiş kulaklığımı takmış müzik dinleyerek yatağıma uzanmıştım. Kaç saattir böyleydim bilmiyorum. Babam işten gelmişti dizi izliyorlardı televizyonun sesi geliyordu. Telefonumdan saate baktım saat 18.30’du.

Uykum çok geliyordu bir o yana bir bu yana döndüm ama uyuyamıyordum. Yatağımdan kalktım bir ileri bir geri odanın içerisinde dolandım. Sonra çalışma masamda duran yarıladığım okuma kitabımı gördüm. Elime aldım ve koltuğa oturdum. Okumaya başladım ama bir türlü kitaba odaklanamıyordum. Aklım hâla Ayşe’deydi. Kitabı tekrar masama bıraktım.

Odamdan çıktım annemlerin yanına gittim. Annem beni görür görmez,

“Ah kızım acıkmışsındır şimdi ben mutfağa gidiyorum hepimize yemek hazırlıyorum” deyip yanıma geldi bana gülümsedi yanağıma bir öpücük kondurup mutfağa yöneldi.

Babam, “Kızım hadi gel seninle biraz konuşalım” dedi gülümseyerek. Ağır adımlarla yanına gittim oturdum.

Elini omzuma koydu saçlarımı öptü.

“Benim güzel kızım bugün mutsuzmuş söylesin de ben de anlayayım neden mutsuzmuş” dedi. Babama baktım olanları bu sefer de babama anlattım. Babam beni dikkatlice dinledi.

“Öyle işte baba” deyip konuşmamı bitirdim. Babam sıcacık gülümsemeyle,

“Her şeyin bir çaresi vardır kızım. Hem senin hem de arkadaşın Ayşe için bir çare elbet ki var. Sen sadece sabret Ayşe iyi olacak tamam mı? Sende iyi ol yoksa ben de iyi olmam” dedi. Kafamı salladım. Annem oradan seslendi.

“Yemek hazır!”

Babam tekrar bana o sıcak gülümsemesiyle bakmaya devam etti.

“Hadi bakalım şimdi yemeğini yiyorsun ardından yeni çıkan dizinin ilk bölümünü hep beraber izliyoruz inkâr etmek yok.” Kafamı salladım ve babamla birlikte mutfağa yöneldik.

***

Yemeğimi yemiş aileme katılıp yeni çıkan diziyi izliyordum kendimi aileme iyiymiş gibi gösteriyordum. Biliyorum ben üzülsem annem ve babam da üzülür.

Saatler geçti saate baktım 22.38’di. Ayağa kalktım zorla gülümseyerek anneme ve babama bakarak, “Ben uyumaya gidiyorum iyi geceler” dedim ve odama yöneldim.

Kulaklığımı aldım yatağıma geçtim yorganımı iyice üzerime çektim ve müzik açıp dinlemeye başladım. Yatağımda öylece oturmuş müzik dinliyordum. Birden telefonum çalmaya başladı. Kimin aradığına baktım ama sadece numara vardı. Kaşlarımı çattım kulaklıklarımı çıkardım ve telefonu açtım.

“Alo” diye bir ses geldi ama tanımadığım bir ses sonra,

“Sinem iyi misin?” dedi biraz durdum ve tekrar “alo” dedi sonra ben de,

“Alo kimsiniz? Sizi çıkaramadım.” Karşıda ki kişi hafif bir şekilde güldü ve,

“Sinem ben sınıfından Berk” dedi. Benim numaramı nasıl buldu ki?

Biraz düşüncelere daldım ve “Sinem orada mısın?” deyince düşünmeyi bıraktım ve konuşmaya başladım.

“Buradayım Berk. İyiyim ama numaramı nasıl buldun?” Berk hafif bir kahkaha attı.

“Sınıf grubumuz var ya. O kadar ders notlarını istediğin sınıf grubu oradan buldum” dedi. O an çok dalgın olduğumu fark ettim. Evet bir sınıf grubumuz vardı. Hemen Berk’e,

“Kusura bakma aklımdan geçmemişti” dedim.

“Yok ne kusuru sadece seni merak ettim onun için aradım seni, rahatsız olduysan kapatabilirim.”

“Hayır rahatsız olmadım kapatmana gerek yok. Ben iyiyim aradığın için teşekkür ederim.”

“Sinem gerçekten iyisin değil mi? Çok dalgınsın her halinden belli.”

“Evet dalgınım biraz. Ayşe’yi düşünüyorum acaba ne yapıyor?”

“Eminim ki Ayşe iyi bu kadar dalgın olma Sinem kendine zarar veriyorsun.”

“Umarım iyidir.”

“Umarım. Peki hâla suçlu hissediyor musun?”

“Evet bunların hepsi benim yüzümden oldu çünkü.”

“Hayır senin yüzünden olmadı sen sadece iyilik yapmak istedin”

“Evet iyilik yapmak istedim ama kötülüğe yol açtı.”

“Hayır Sinem senin hiçbir suçun yok. Bak saat geç oldu şimdi bu günü unut ve uyu. Yarın okula uykulu uykulu gelme” dedi. Telefonu hızlıca kulağımdan çekip saate baktım ve saat 23.08’di. Telefonu tekrar kulağıma koydum ve konuşmaya başladım.

“Evet saat geç olmuş sende yat istersen. Bende uyumaya çalışacağım.”

“Her şeyi unut ve uyu, bugün senin için zor geçti. İyi geceler Sinem.”

“İyi geceler Berk” dedim ve telefonu kapattım. Berk’i telefonuma kaydettim. ‘Berk Sınıftan’ diye kaydettim evet çok saçma bir şekilde kaydetmiştim onu.

Aradan yirmi dakika geçti Nazlı beni görüntülü aramaya başladı. Berk’le konuştuktan sonra ağladığım için gözyaşlarımı hemen sildim ve aramayı açtım. Aramamıza Pelin’i de ekledi Nazlı. Sanırım yirmi dakika kadar kızlarla konuşmuştum. Konuşmamız biter bitmez yatağıma yattım. Kulaklığımı taktım ve müzik dinlemeye başladım.

Yatağıma yatmış müzik dinlemeye devam ediyordum ve gözlerimin yavaş yavaş kapanmaya başladığını anladım. Aradan hemen sonra gözlerim karanlığın içine gömüldü.

Bugün benim için kâbus gibi bir gündü ben sadece iyilik yapmak istemiştim. İnsan bazen iyilik yapmak ister ama o iyilik bazen kötüye dönüyor. Bazen ise insanın bu nedenden dolayı hiç iyilik yapası gelmiyor.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.